Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

فَرَجَعُوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَ

fe raceǔ ilā enfusihim fe ḳālū innekum entumu Z-Zālimūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Birbirlerine dönüp de gerçekten de zâlimsiniz siz dediler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Birbirlerine dönüp de gerçekten de zâlimsiniz siz dediler.

Adem Uğur

Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler.

Ahmed Hulusi

Şöyle bir düşündükten sonra: "Muhakkak ki siz, evet siz zalimlersiniz" dediler (birbirlerine).

Ahmet Tekin

Bunun üzerine akılları başlarına gelerek mantıklı düşündüler. Birbirlerine dönüp: 'Siz, evet siz bu cansız putlara kulluk ve ibadet etmekle kendilerine haksızlık eden zâlimlersiniz' dediler.

Ahmet Varol

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurarak: 'Şüphesiz sizsiniz asıl zalimler, siz' dediler.

Ali Bulaç

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: “- Doğrusu siz haksızsınız.” dediler.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, kendilerine geldiler; "Demek ki, gerçekten haksızlık yapmışsınız!" dediler.

Bayraktar Bayraklı

- Kendi kendilerine dönüp birbirlerine, "Doğrusu siz zalimlerdensiniz" dedikten sonra, gönüllerindeki eski inançları depreşerek, "Ey İbrahim! Sen bunların konuşmayacağını bilirsin" dediler.

Bekir Sadak

(64-65) Kendi kendilerine: «Dogrusu siz haksizsiniz", sonra kafalarinda olan eski inanclarina donerek: «Ey Ibrahim! Bunlarin konusmayacagini, and olsun ki, bilirsin» dediler.

Celal Yıldırım

Bunun üzerine kendi vicdanlarına dönüp: «Şüphesiz ki siz haksızlarsınız» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra kendi kendilerine dönüp, “Asıl haktan ayrılanlar sizlersiniz!” dediler.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

(64-65) Kendi kendilerine: 'Doğrusu siz haksızsınız', sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: 'Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin' dediler.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) «Zalimler sizlersiniz, sizler!» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: «Doğrusu siz haksızsınız.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: "Doğrusu siz haksızsınız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de dediler: doğrusu siz haksızsınız

Erhan Aktaş

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Haksızlık ediyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine vicdanlarına başvurarak birbirlerine «asıl zalimler sizlersiniz» dediler.

Gültekin Onan

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; "Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)" dediler.

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine, birbirlerine dönerek, “Gerçekten haksız olan, sizsiniz, siz!” diye aralarında söylendiler.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine vicdanlarına dönüb (birbirlerine) dediler ki: "Hiç şübhesiz (asıl) zaalimler sizsiniz, siz"!

Hasib Asutay

Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) gerçekten 'Zalimler sizlersiniz, sizler!' dediler.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (orada bulunanlar) kendi vicdanlarına döndüler de (kendi kendilerine): 'Gerçekten zâlim olanlar, ancak sizlersiniz' dediler.

İbni Kesir

Bunun üzerine kendilerine dönüp dediler ki: Hiç şüphesiz zalimler sizsiniz siz.

Mehmet Okuyan

Kendilerine (birbirlerine) dönüp “Zalimler sizsiniz, siz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Bunun üzerine birbirlerine dönüp: "Doğrusu, asıl zalim olan sizlermişsiniz!" dediler.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine kendi iç dünyalarına döndüler ve (kendi kendilerine) "Siz var ya, siz" dediler, "işte asıl haddini bilmezin ta kendisisiniz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun üzerine kendi nefislerine döndüler de dediler ki: «Siz şüphe yok ki, zalimlersiniz.»

Ömer Öngüt

Kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine): “Hakikaten sizler zâlimlersiniz!” dediler.

Suat Yıldırım

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp içlerinden: "Asıl zalim İbrâhim değil, bu âciz putlara ibadet edip bel bağlayan sizler, biz müşriklermişiz!" dediler.

Süleyman Ateş

Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine kendilerine geldiler ve şöyle dediler: "Biz, gerçekten yanlış yoldayız!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine kendilerine geldiler de "Biz, gerçekten yanlış yoldayız" dediler.

Şaban Piriş

Bunun üzerine kendilerine gelip: -Siz, gerçekten haksızsınız dediler.

Tefhim-ul Kuran

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da: «Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz» dediler.

Ümit Şimşek

Vicdanlarının sesini dinlediklerinde, 'Gerçekten zalim olan biziz' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine kendi benliklerine döndüler de şöyle dediler: "Siz, zalimlerin ta kendilerisiniz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar öz-özlərinə müraciətlə: “Həqiqətən də, siz zalımlarsınız”– dedilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bunun nəticəsində onlar (ağıllarını başlarına yığıb) öz-özlərinə müraciətlə: ″Siz, doğrudan da, zalımlarsınız (dilsiz-ağılsız, heç özlərini belə qorumağa qadir olmayan bütlərə tapınmaqla özünüz özünüzə zülm edirsiniz)″, - dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie dachten darüber nach. Einige sprachen: ʺIhr seid die Ungerechten.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Da kamen sie wieder zu sich und sagten: ʺIhr seid ja die Ungerechten.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da wandten sie sich einander zu und sagten: ʺWir selber sind wahrhaftig im Unrecht.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann wandten sie sich zueinander, dann sagten sie: ʺGewiß, ihr seid selbst die Unrecht-Begehenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there, they blamed themselves saying: "You are indeed the wrongful of actions"

Abdul Haleem

They turned to one another, saying, ‘It is you who are in the wrong,’

Abdullah Yusuf Ali

So they turned to themselves and said, "Surely ye are the ones in the wrong!"

Abul A'la Maududi

Thereupon they turned to their (inner) selves and said (to themselves): "Surely it is you who are the wrong-doers."

Aisha Bewley

They consulted among themselves and said, ‘It is you yourselves who are wrongdoers. ’

Al-Hilali & Khan

So they turned to themselves and said: "Verily, you are the Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

Thereat they came to themselves and said [to one another], ‘Indeed it is you who are the wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

Then they turned to their leaders and to one another and said, `You, yourselves are surely in the wrong. '

Arthur John Arberry

So they returned one to another, and they said, 'Surely it is you who are the evildoers. '

Bijan Moeinian

They consulted among themselves and arrived to the conclusion that they, themselves, were the real unjust people (worshipping the kind of gods who were good for nothing. "

E. Henry Palmer

Then they came to themselves and said, 'Verily, ye are the wrong-doers. '

Edip-Layth

So they turned and said to themselves: "It is indeed ourselves who have been wicked!"

George Sale

And they returned unto themselves, and said the one to the other, verily ye are the impious persons.

Hamid S. Aziz

Said he, "Nay, it was this largest of the idols. But ask them, if they can speak."

Mahmoud Ghali

So they returned one to another (Literally: returned to themselves) (and) then said, "Surely you yourselves are the unjust. "

Marmaduke Pickthall

Then gathered they apart and said: Lo! ye yourselves are the wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust. "

Muhammad Asad

And so they turned upon one another, saying, "Behold, it is you who are doing wrong. "

Mustafa Khattab

So they came back to their senses, saying ˹to one another˺, "You yourselves are truly the wrongdoers!"

Progressive Muslims

So they turned and said to themselves: "It is indeed ourselves who have been wicked!"

Sahih International

So they returned to [blaming] themselves and said [to each other], "Indeed, you are the wrongdoers. "

Sam Gerrans

And they returned to themselves and said: “It is you who are the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

They were taken aback, withdrew themselves, thought and said to one another, "Verily, you yourselves are the wrongdoers. " (You disregarded the security of the powerless idols).

Syed Vickar Ahamed

So they turned amongst themselves and said, "Surely, you are the ones in the wrong!"

Taqi Usmani

So they turned to one another and said, "In fact, you yourselves are the wrongdoers."

The Monotheist Group

So they turned and said to themselves: "It is indeed ourselves who have been wicked!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Se ravisant alors, ils se dirent entre eux: ʺCʹest vous qui êtes les vrais injustesʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij kwamen weer tot zichzelf en zeiden: ʺJullie zijn het die de onrechtplegers zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij kwamen tot zich zelven en zeiden tot elkander: Waarlijk, gij zijt de goddeloozen.

Hollandaca — Siregar

Toen kwamen zij tot zichzelf, en zeiden (tegen elkaar): ʺVoorwaar, jullie zijn zelf de onrechtplegers.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [люди] обратились к самим себе [задумались] и сказали: «Поистине, вы ведь (сами) злодеи (то что поклонялись тем, кто не говорит)».

Rusça — Osmanov

Они, поразмыслив, стали говорить [друг другу]: ʺВоистину, вы - грешникиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då återgick de till att diskutera inbördes och (några) sade (till de andra): ʺDet är ni som har gjort orätt!ʺ