Enbiya Suresi 31. Ayet — Elfaz
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
1وَجَعَلْنَاve ceǎlnāve yarattıkBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
2فِيfīHarf-i Cer
3الْاَرْضِl-erDiyerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
4رَوَاسِيَravāsiyeyüksek dağlarİsimر س وDemir atmak, demirlemek, sabit olmak, sabitlenmek, sağlam durmak, kararlı olmak, yerleşmek, durmak, yanaşmak, limana varmak
5اَنْendiyeMasdar Harfi
6تَمِيدَtemīdesarsarMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeم ي دSarsılmak, hareket ettirilmek, çalkalanmak, yayılmak, yemek vermek. Hareket halinde veya karışıklık içinde olmak/olmaktı. Çalkalandı/Heyecanlandı: şiddetli hareket veya karışıklık halinde; veya şiddetle çalkalandı. Dönmek/Kıvrılmak. Büküldü ve kasıldı. Titredi, sarsıldı. Karıştırmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek. Yandan yana eğilmek. Fayda/lar veya iyilik/ler bahşetmek, vermek.
7بِهِمْbihimonlarıHarf-i Cer+Zamir
8وَجَعَلْنَاve ceǎlnāve açtıkBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
9فِيهَاfīhāoradaHarf-i Cer+Zamir
11سُبُلًاsubulenyollarİsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep
12لَعَلَّهُمْleǎllehumumulur kiHarf-i Nasb+Zamir
13يَهْتَدُونَyehtedūneyollarını bulurlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.