Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

وَجَعَلْنَا فِي الْاَرْضِ رَوَاسِيَ اَنْ تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

ve ceǎlnā fī l-erDi ravāsiye en temīde bihim ve ceǎlnā fīhā ficācen subulen leǎllehum yehtedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve yarattık
2فِي
3الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerde
4رَوَاسِيَravāsiyeر س وDemir atmak, demirlemek, sabit olmak, sabitlenmek, sağlam durmak, kararlı olmak, yerleşmek, durmak, yanaşmak, limana varmakyüksek dağlar
5اَنْendiye
6تَمِيدَtemīdeم ي دSarsılmak, hareket ettirilmek, çalkalanmak, yayılmak, yemek vermek. Hareket halinde veya karışıklık içinde olmak/olmaktı. Çalkalandı/Heyecanlandı: şiddetli hareket veya karışıklık halinde; veya şiddetle çalkalandı. Dönmek/Kıvrılmak. Büküldü ve kasıldı. Titredi, sarsıldı. Karıştırmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek. Yandan yana eğilmek. Fayda/lar veya iyilik/ler bahşetmek, vermek.sarsar
7بِهِمْbihimonları
8وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve açtık
9فِيهَاfīhāorada
10فِجَاجًاficācenف ج جGeniş aralıklı, bir şeyi geniş açmak, geniş açmak, iki şey arasında aralık/boşluk bırakmak, iki dağ arasındaki geniş yol, çukur yol, geniş ve göze çarpan yol, açıklık/ara boşluk, düzensiz/çok konuşma/gevezelik, vadi, geniş vadi, yarık zemin, derin vadi.geniş
11سُبُلًاsubulenس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyollar
12لَعَلَّهُمْleǎllehumumulur ki
13يَهْتَدُونَyehtedūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yollarını bulurlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnsanlarla berâber çalkalanmasın diye yeryüzünde metin dağlar yarattık ve yollarını bulsunlar, maksatlarına ersinler diye de orada geniş yollar açtık.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnsanlarla berâber çalkalanmasın diye yeryüzünde metin dağlar yarattık ve yollarını bulsunlar, maksatlarına ersinler diye de orada geniş yollar açtık.

Adem Uğur

Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.

Ahmed Hulusi

Arzda, kendilerini sallayıp sarsmasın diye sabit dağlar (vücutta organlar) oluşturduk. . . Dağlar arasında geniş yollar oluşturduk ki doğru yolu bulsunlar.

Ahmet Tekin

Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. İstedikleri yerlere gide-bilsinler diye orada dağlar arasında geniş açık geçitler, yollar açtık.

Ahmet Varol

Yeryüzü onları sarsmasın diye üzerinde sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye orada geniş yollar açtık.

Ali Bulaç

Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.

Ali Fikri Yavuz

Yeryüzünde, insanları çalkalamamak için sabit dağlar yarattık; dağlar arasında pek çok yollar yaptık ki, doğru gidebilsinler.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünün onları sarsmaması için, sarsılmaz dağlar yaptık ve geniş yollar oluşturduk; belki doğru yola erişirler diye.

Bayraktar Bayraklı

İnsanları sarsmaması için yerin üstüne sabit dağlar yerleştirdik. Dağlar arasında geçitler ve yollar açtık ki yollarını bulabilsinler.

Bekir Sadak

Yeryuzune, insanlar sarsilmasin diye sabit daglar yerlestirdik; rahat gidebilsinler diye aralarinda genis yollar varettik.

Celal Yıldırım

Yeryüzü, insanları sarsıp çalkalar diye onda sabit dağlar oluşturduk (da sarsıntıyı önledik); doğru hareket edebilsinler (şaşırmadan varacakları yere varsınlar) diye onda yollar geçitler meydana getirdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yeryüzüne onları sarsmasın diye sağlam dağlar yerleştirdik; kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler, yollar açtık.

Diyanet İşleri

Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.

Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik.

Diyanet Vakfi

Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeryüzünde de onları çalkalar diye, baskılar oturttuk (sabit dağlar yerleştirdik), doğru gidebilsinler diye orada bol bol açıklıklar (yollar) yaptık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk, hem onda bol bol açıklıklar yaptık ki doğru gidebilsinler

Erhan Aktaş

Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve Biz, onlar sarsılmasınlar diye yeryüzüne dağlar yerleştirdik. Orada yollarını bulsunlar diye bolca yollar yaptık.

Fizilal-il Kuran

Yeryüzü dengede dursun da insanları sarsmasın diye orada köklü dağlar yarattık ve istedikleri yere gidebilsinler diye o dağlarda geçit veren yollar açtık.

Gültekin Onan

Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.

Hamdi Döndüren

Biz, kendilerini sarsmaması için, yere sabit dağlar yerleştirdik ve onların istedikleri yerlere ulaşabilmeleri için de geçitler, yollar var etttik.

Hasan Basri Çantay

Yer (yüzün) de, onları (insanları) çalkalar diye, sabit sabit dağlar yaratdık. Aralarında da bol bol yollar açdık. Taki (maksadlarına) ersinler.

Hasib Asutay

Onları sarsmasın diye yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulsunlar diye orada geniş yollar açtık.

Hayrat Neşriyat

Onları sarsar diye yeryüzünde (buna mâni' olacak) sâbit dağlar yaptık ve orada genişce yollar açtık. Tâ ki doğru gidebilsinler!

İbni Kesir

Onlar sarsılmasın diye yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdik. Doğru yoldan gitsinler diye orada geniş yollar açtık.

Mehmet Okuyan

Onları sarsmasıyla ilgili yerin içinde ağır baskılar yarattık. Yol bulsunlar diye orada geniş yollar yarattık

Muhammed Esed

Ve (görmüyorlar mı ki,) onları sarsmasın diye arz üzerine sapasağlam dağlar yerleştirdik; ve kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler açtık;

Mustafa İslamoğlu

Ve yeryüzünde kendilerini sarsar diye kalkmaz kımıldamalar dağlar var ettik; ve onların aralarında, yollarını bulabilsinler diye vadiler açtık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yeryüzünde onları çalkalar diye sabit dağları yarattık ve onlara geniş yollar açtık, tâ ki maksatlarına erebilsinler.

Ömer Öngüt

Yer onları sarsmasın diye, onun üstünde sâbit dağlar yarattık ve doğru gidebilmeleri için orada geniş yollar açtık.

Suat Yıldırım

Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.

Süleyman Ateş

Yer, onları sarsar diye, onun üstünde yüksek dağlar yarattık. Ve istedikleri yere gidebilmeleri için orada geniş yollar açtık.

Süleymaniye Vakfı

Yer kabuğu onları sarsar diye yerde sabit dağlar oluşturduk. Gidecekleri yere ulaşsınlar diye de geniş yollar oluşturduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları çok sarsmasın diye yerin içinde sabitleyen (oturaklı) dağlar oluşturduk. Hedefledikleri yere ulaşsınlar diye de derin vadiler, yollar oluşturduk.

Şaban Piriş

Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar, yollarını bulabilsinler diye orada geniş yollar yaptık.

Tefhim-ul Kuran

Yer onları sarsmasın diye onun üstünde dağlar yarattık. Ve orada iniş yolları açtık. Ta ki (maksatlarına) ulaşabilsinler.

Ümit Şimşek

Sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar diktik; gidecekleri yere ulaşsınlar diye onda geniş yollar açtık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yerin onları yırğalamamasından ötrü orada möhkəm dağlar yaratdıq. Onlar istədikləri yerə gedə bilsinlər deyə, orada geniş yollar saldıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yer onları silkələməsin (atıb-tutmasın) deyə, orada möhkəm (durmuş) dağlar yaratdıq; onlar (istədikləri yerə) rahat gedib çata bilsinlər deyə, orada geniş yollar əmələ gətirdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben auf der Erde feste Berge geschaffen, damit sie nicht mit ihnen wankt und darauf weite Wege gebahnt, damit sie sich zurechtfinden.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir haben auf der Erde festgegründete Berge gemacht, daß sie nicht mit ihnen wanke. Und Wir haben auf ihr breite Durchgänge als Wege gemacht, auf daß sie rechtgeleitet werden mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und feste Berge haben Wir in der Erde gegründet, auf daß sie nicht mit ihnen wanke; und Wir haben auf ihr gangbare Pässe angelegt, damit sie sich zurecht finden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR setzten auf der Erde Felsengebirge, damit sie mit ihnen nicht schwankt, und WIR machten darin breite Wege, damit sie Rechtleitung finden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We furnished the earth with firm stays Mountains* placed in a certain setting, fixed as with an anchor, to stabilize it lest it should sway you from side to side or in all directions and We furnished it with paths, roads, channels, routes by land and water and between mountains so that they may be guided in their journeys between the different places.

Abdul Haleem

And We put firm mountains on the earth, lest it should sway under them, and set broad paths on it, so that they might follow the right direction,

Abdullah Yusuf Ali

And We have set on the earth mountains standing firm, lest it should shake with them, and We have made therein broad highways (between mountains) for them to pass through: that they may receive Guidance.

Abul A'la Maududi

And We placed firm mountains on earth lest it should sway with them, and We made wide paths in them that they may find their way;

Aisha Bewley

We placed firmly embedded mountains on the earth, so it would not move under them, and We put broad valleys as roadways in it, so that perhaps they might be guided.

Al-Hilali & Khan

And We have placed on the earth firm mountains, lest it should shake with them, and We placed therein broad highways for them to pass through, that they may be guided.

Ali Quli Qarai

We set firm mountains in the earth lest it should shake with them, and We made broad ways in them so that they may be guided [to their destinations].

Amatul Rahman Omar

And We have made firm mountains on the earth so that they may be a source of benefit and provision for the people and lest it should quake with them. And We made on it wide pathways that people may find right guidance to reach the goal.

Arthur John Arberry

And We set in the earth firm mountains lest it should shake with them, and We set in it ravines to serve as ways, that haply so they may be guided;

Bijan Moeinian

I firmly established the mountains on earth to turn with them. I have also put highways on them so that they may travel.

E. Henry Palmer

And we placed on the earth firm mountains lest it should move with them, and He made therein open roads for paths, haply they may be guided!

Edip-Layth

We made on the earth stabilizers so that it would not tumble with you, and We made in it wide paths that they may be guided.

George Sale

And We placed stable mountains on the earth, lest it should move with them; and We made broad passages between them for paths, that they might be directed in their journeys:

Hamid S. Aziz

Do not those who disbelieve see that the heavens and the earth were of one piece, and We parted them; and We made every living thing from water. Will they then not believe?

Mahmoud Ghali

And We have made in the earth anchorages (i. e., the mountains) so that it should not reel with them, and We made therein ravines (Or; passageways) as ways, that possibly they would be guided.

Marmaduke Pickthall

And We have placed in the earth firm hills lest it quake with them, and We have placed therein ravines as roads that haply they may find their way.

Mohamed Ahmed - Samira

We placed stabilisers in the earth so that as it revolved with them you lived undisturbed; and We provided passageways between them so that men may find their way;

Muhammad Asad

And [are they not aware that] We have set up firm mountains on earth, lest it sway with them, and [that] We have appointed thereon broad paths, so that they might find their way,

Mustafa Khattab

And We have placed firm mountains upon the earth so it does not shake with them, and made in it broad pathways so they may find their way.

Progressive Muslims

And We made on the Earth stabilizers so that it would not tumble with you, and We made in it wide paths that they may be guided.

Sahih International

And We placed within the earth firmly set mountains, lest it should shift with them, and We made therein [mountain] passes [as] roads that they might be guided.

Sam Gerrans

And We made in the earth firm mountains lest it sway with them; and We made therein mountain passes as ways, that they might be guided;

Shabbir Ahmed

And We have set firm mountains on the earth, lest it sway with them (16:15). And We have made therein broad roadways so that they might find their way.

Syed Vickar Ahamed

And on the earth we have set mountains standing firm, in case it should shake with them, and in there We have made wide roads (between mountains) for them to pass through: That they may receive guidance.

Taqi Usmani

And We created mountains on the earth, lest it should shake with them, and We have made therein paths and ways, so that they are guided.

The Monotheist Group

AndWe made on the earth stabilizers so that it would not tumble with you, and We made in it wide paths that they may be guided.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me di erdê de çiyayên mikûm çêkirin da ku erd xwe pê bigire û neheje. Me rêkên fireh tê de vekirin da ku ew (di rêwîtiyên xwe de) bi ser mebestên xwe ve bibin (û bigihîjin armancên xwe).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben op de aarde stevige bergen gemaakt dat zij hen niet aan het wankelen zou brengen en Wij hebben er passen in gemaakt als wegen; misschien zullen zij zich de goede richting laten wijzen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij plaatsten vaste bergen op de aarde, opdat zij zich niet met hen zou bewegen, en wij maakten breede doorgangen er tusschen, voor paden, opdat zij op hunne reizen zouden geleid worden.

Hollandaca — Siregar

En Wij maakten stevige bergen op de aarde, zodat zij niet met hen schudt. En Wij maakten daarin brede passen als wegen. Hopelijk zullen zij Leiding volgen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы устроили на Земле устойчивые [горы], чтобы она [Земля] не колебалась (вместе) с ними [с ее обитателями]. И устроили на ней [на Земле] (широкие) проходы (служащие) дорогами, чтобы они [люди] находили путь (как к своим житейским потребностям, так и к Истине)!

Rusça — Osmanov

[Неужели они не знают], что Мы воздвигли на земле прочные горы, чтобы благодаря им она утвердилась прочно, что Мы проложили на ней широкие дороги в надежде, что они пойдут верным путем?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och (ser de inte att) Vi har sänkt ned i jorden fast förankrade berg, så att den inte svajar under deras fot, och banat vägar över den för att de skall kunna komma fram