(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."

وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ اٰيَةً اُخْرٰى لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰى

ve Dmum yedeke ilā cenāHike teḣruc beyDā'e min ğayri sū'in āyeten uḣrā / li nuriyeke min āyātinā l-kubrā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاضْمُمْve Dmumض م مÇekmek, koymak, getirmek, bir araya toplamak. Bir şeyi başka bir şeye toplamak veya birleştirmek. Nazik, kibar, uyumlu veya uysal olmak.ve sok
2يَدَكَyedekeي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitelini
3اِلٰىilā
4جَنَاحِكَcenāHikeج ن حYan, eğilmek, meyletmek, bükülmek, çömelmek.böğrüne
5تَخْرُجْteḣrucخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıksın
6بَيْضَاءَbeyDā'eب ي ضBeyaz olmak, beyazlamak, yumurtlamak, ağarmak, beyaza çalmak, beyazlaştırmakbembeyaz olarak
7مِنْmin
8غَيْرِğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmadan
9سُوءٍsū'inس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekbir hastalık
10اٰيَةًāyetenا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir mu'cize olarak
11اُخْرٰىuḣrāا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımayrı
1لِنُرِيَكَli nuriyekeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.sana göstermek için
2مِنْminbazılarını
3اٰيَاتِنَاāyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.mu'cizelerimizden
4الْكُبْرٰىl-kubrāك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.en büyük

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Böylece de en büyük delillerimizden bir kısmını gösterelim sana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Böylece de en büyük delillerimizden bir kısmını gösterelim sana.

Adem Uğur

Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.

Ahmed Hulusi

"Sana en büyük mucizelerimizden gösterelim böylece!"

Ahmet Tekin

'Sana kudretimizin ve peygamberliğinin delili olan en büyük mûcizelerimizden bazılarını gösterelim istedik.'

Ahmet Varol

Böylece sana, büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım.

Ali Bulaç

"Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım."

Ali Fikri Yavuz

Bunları, sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık.

Ali Rıza Safa

"Büyük mucizelerimizden sana göstermiş olalım!"

Bayraktar Bayraklı

"Ta ki, sana en büyük ayetlerimizden bazılarını gösterelim."

Bekir Sadak

(21-23) Allah: «Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna cevirecegiz. Daha buyuk mucizelerimizi sana gostermemiz icin elini koltugunun altina koy da, diger bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz ciksin» dedi.*

Celal Yıldırım

Tâ ki, bununla sana en büyük mu'cizelerimizi gösterelim.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Böylece sana büyük mûcizelerimizden bir kısmını göstermiş olalım.

Diyanet İşleri

(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."

Diyanet İşleri (eski)

(21-23) Allah: 'Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın' dedi.

Diyanet Vakfi

Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana en büyük mucizelerimizden bir kısmını gösterelim diye.

Elmalılı Hamdi Yazır

ki sana en büyük ayetlerimizden gösterelim

Erhan Aktaş

"Bununla daha büyük ayetlerimizden bazılarını sana gösterelim."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bununla daha büyük ayetlerimizden bazılarını sana gösterelim."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bununla daha büyük ayetlerimizden bazılarını sana gösterelim.

Fizilal-il Kuran

Böylece sana birkaç büyük mucizemizi göstermek istedik.

Gültekin Onan

"Öyle ki, sana büyük ayetlerimizden (birini) göstermiş olalım."

Hamdi Döndüren

“Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını gösterelim.”

Hasan Basri Çantay

"Taki sana en büyük ayetlerimizden (birini daha) gösterelim".

Hasib Asutay

Tâ ki sana en büyük mucizelerimizden bazılarını göstermiş olalım.

Hayrat Neşriyat

'Tâ ki sana en büyük mu'cizelerimizden bazılarını gösterelim!'

İbni Kesir

Bununla sana daha büyük mucizelerimizi gösterelim.

Mehmet Okuyan

"Elini koltuğunun altına koy; en büyük ayetlerimizden (mucizelerimizden) birini sana göstermemiz için bir başka ayet (mucize) olarak elin kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıkacaktır” (demişti).

Muhammed Esed

ki böylece sana büyük mucizelerimizden bir kısmını göstermiş olalım.

Mustafa İslamoğlu

ki bu sayede, sana en büyük mucizelerimizden birini gösterebilelim..."

Ömer Nasuhi Bilmen

«Tâ ki, sana en büyük âyetlerimizden gösterelim.»

Ömer Öngüt

“Bununla sana en büyük âyetlerimizden (mucizelerimizden) bazılarını göstermiş olalım. ”

Suat Yıldırım

Böylece sana en büyük mûcizelerimizden birini göstermek istiyoruz.

Süleyman Ateş

"Ki sana en büyük mu'cizelerimizden bazılarını göstermiş olalım"

Süleymaniye Vakfı

Bunlar, en büyük mucizelerimizden bazısını sana gösterelim diyedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunları yapmamız, en büyük belgelerimizden (ayetlerimizden) bazısını sana gösterelim diyedir.

Şaban Piriş

Sana büyük mucizelerimizden gösterelim.

Tefhim-ul Kuran

«Öyleki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım.»

Ümit Şimşek

'Böylece sana en büyük âyetlerimizden birini gösterelim.

Yaşar Nuri Öztürk

"Böylece sana en büyük mucizelerimizden bazılarını göstereceğiz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Belə etdik ki, sənə ən böyük möcüzələrimizdən bir neçəsini göstərək.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və Biz də (bununla) sənə ən böyük möʼcüzələrimizdən (bir neçəsini) göstərək.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So zeigen Wir dir einige Unserer größten Zeichen.

Almanca — Der Edle Quran

auf daß Wir dich etwas von Unseren größten Zeichen sehen lassen.

Almanca — M. A. Rassoul

auf daß Wir dir etwas von Unseren größten Zeichen zeigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

damit WIR dir manche von Unseren großen Ayat zeigen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"This is just to make you witness personally Our Omnipotence as featured in what We show you of Our signs so that you satisfy your reason, have peace of mind and rest assured and be capable of carrying the great responsibility of fulfilling your obligation".

Abdul Haleem

We do this to show you some of Our greatest signs.

Abdullah Yusuf Ali

"In order that We may show thee (two) of our Greater Signs.

Abul A'la Maududi

for We shall show you some of Our greatest Signs.

Aisha Bewley

In this way We show you some of Our greatest Signs.

Al-Hilali & Khan

"That We may show you (some) of Our Greater Signs.

Ali Quli Qarai

that We may show you some of Our great signs.

Amatul Rahman Omar

`(We have given you these signs) so that we may show you some of Our greater signs.

Arthur John Arberry

So We would show thee some of Our greatest signs.

Bijan Moeinian

"This is the second miracle that I let you perform. "

E. Henry Palmer

to show thee of our great signs!

Edip-Layth

"This is to show you Our great signs."

George Sale

That we may shew thee some of our greatest signs.

Hamid S. Aziz

"But press your hand to your side, it shall come forth white without harm, as another sign.

Mahmoud Ghali

That We may show you (some) of Our greatest signs.

Marmaduke Pickthall

That We may show thee (some) of Our greater portents,

Mohamed Ahmed - Samira

That We may go on showing you Our greater signs.

Muhammad Asad

so that We might make thee aware of some of Our greatest wonders.

Mustafa Khattab

so that We may show you some of Our greatest signs.

Progressive Muslims

"This is to show you Our great signs. "

Sahih International

That We may show you [some] of Our greater signs.

Sam Gerrans

“That We might show thee some of Our greater proofs.

Shabbir Ahmed

We will show you some of Our great Signs (witness how the strength of the Truth can bring about great Revolutions (17:1), (79:20)).

Syed Vickar Ahamed

"That We may show you (two) of Our Greater Signs.

Taqi Usmani

so that We may show you some of Our great signs.

The Monotheist Group

"This is to show you Our great signs."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

afin que Nous te fassions voir de Nos prodiges les plus importants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Daxwaza me ji vê ev e) da ku em hin ayetên xwe yên herî mezin nîşanî te bidin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

om jou iets van Onze grootse tekenen te laten zien.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Opdat wij u eenige onzer grootste teekenen zullen doen zien.

Hollandaca — Siregar

Zodat Wij jou iets te laten zien van Onze gmte Tekenen.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Мы сотворили это], чтобы явить тебе кое-что из Наших величайших знамений.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har nämligen velat låta dig se några av Våra stora tecken.