Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.

وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا نَحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى

ve 'mur ehleke bi S-Salāti ve STabir ǎleyhā lā neseluke rizḳan neHnu nerzuḳuke ve l-ǎāḳibetu li t-teḳvā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَأْمُرْve 'murا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakve emret
2اَهْلَكَehlekeا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarhalkına
3بِالصَّلٰوةِbi S-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranile+Namaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
4وَاصْطَبِرْve STabirص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.ve dayan
5عَلَيْهَاǎleyhāona
6لَا
7نَسْـَٔلُكَneselukeس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmekbiz senden istemiyoruz
8رِزْقًاrizḳanر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızık
9نَحْنُneHnubiz
10نَرْزُقُكَnerzuḳukeر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.seni rızıklandırıyoruz
11وَالْعَاقِبَةُve l-ǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.ve akıbet
12لِلتَّقْوٰىli t-teḳvāو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişitakva(sahipleri)nindir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ehline, namaz kılmalarını emret ve sen de devâm et namaza. Senden bir rızık istemiyoruz biz, biziz sana rızık veren ve sonuç, çekinenlerindir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ehline, namaz kılmalarını emret ve sen de devâm et namaza. Senden bir rızık istemiyoruz biz, biziz sana rızık veren ve sonuç, çekinenlerindir.

Adem Uğur

Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.

Ahmed Hulusi

Yakınlarına salatı (rabbine yönelişi) yaşamalarını emret; kendin de onda devamlı ol! Senden bir yaşam gıdası istemiyoruz; (aksine) senin yaşam gıdan bizden! Gelecek korunanındır.

Ahmet Tekin

Ailene, akrabalarına, halkına, ümmetine namaz kılmayı öğret, namazı muntazam kılabilecekleri bir düzen kur, namaz kılmalarını emret, namazlarını kıldır, onlara rehberlik, imamlık et. Kendin de namaza sabırla, metanetle devam et. Senden ekmek, aş istemiyoruz. Aksine biz sana rızık, ekmek, aş veriyoruz. Güzel âkibet takvâ esaslarını-Kur’ân esaslarını tavizsiz hayata geçirenlerindir, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minlerindir.

Ahmet Varol

Ailene namazı emret. Kendin de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva (sahipleri)nindir.

Ali Bulaç

Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), ailene ve ümmetine namazı emret. Kendin de ona devam eyle. Biz senden bir rızık (ailenin geçimini temin için çalışmanı) istemiyoruz. Seni, biz rızıklandırırız. Güzel akıbet takva sahiblerinindir.

Ali Rıza Safa

Halkına namazı zorunlu yap ve onun üzerinde kararlı davran. Senden geçimlik istemiyoruz. Senin geçimini, Biz sağlıyoruz. Sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır.

Bayraktar Bayraklı

Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva sahiplerinin olacaktır.

Bekir Sadak

Ehline namaz kilmalarini emret, kendin de onda devamli ol. Biz senden rizik istemiyoruz, sana rizik veren Biziz. Sonuc Allah'a karsi gelmekten sakinanindir.

Celal Yıldırım

Ehline (=Ümmetine ve yakınlarına) namazı emret! Kendin de sabır gösterip devam et; biz senden rızık (için çalışmanı) istemiyoruz. (Senin çok daha önemli görevlerin, hizmet amaçların vardır). Biz seni rızıklandırırız. İyi sonuç, Allah'tan korkup fenalıklardan sakınmaya mahsustur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Aile fertlerine namazı emret, kendin de bunda kararlı ol. Senden rızık istemiyoruz; asıl biz seni rızıklandırıyoruz. Mutlu gelecek, günahlardan sakınanların olacaktır.

Diyanet İşleri

Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınmanındır.

Diyanet İşleri (eski)

Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.

Diyanet Vakfi

Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takvâ iledir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem ailene (ümmetine) namazı emret, hem de kendin ona sabırla devam et! Biz, senden bir rızık istemiyoruz, seni Biz rızıklandırırız; güzel sonuç takvanındır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem ehline de namaz ile emret hem de kendin ona sabrile devam eyle, biz senden bir rızk istemiyoruz. Biz seni merzuk ederiz ve akıbet takvanındır

Erhan Aktaş

Ehline salatı buyur. Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva içindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ehline salatı buyur. Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva içindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ehline salatı buyur. Kendin de onun üzerinde sabırlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Seni, Biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takva içindir.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed, yakınlarına namaz kılmayı emret, kendin de onu sürekli olarak kıl. Senden geçim peşinde koşmanı istemiyoruz. Biz geçimini sağlarız. Mutlu son, kötülüklerden sakınanların olacaktır.

Gültekin Onan

Ehline namazı buyur ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık veriyoruz. Sonuç da takvanındır.

Hamdi Döndüren

Ailene namazı emret; sen de bu konuda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz; ama seni Biz besliyoruz. Sonuç korunanlarındır.

Hasan Basri Çantay

Ehline (ve ümmetine) namazı emret. Kendin de ona sebat ile devam eyle. Biz senden bir rızk istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. (Güzel) aakıbet takvaa (erbabı) nındır.

Hasib Asutay

Ailene namazı emret ve kendin de ona sabırla devem et. Senden rızık istemiyoruz, (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç takva iledir.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Âilene namazı emret, (kendin de) ona sabırla devâm et! Senden rızık istemiyoruz. (Bil'akis) seni biz rızıklandırıyoruz. (Güzel) âkıbet, takvâ (sâhibleri)içindir.

İbni Kesir

Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana Biz rızık veririz. Akibet takvadadır.

Mehmet Okuyan

Ailene (destekçilerine) ibadeti (namazı) emret! Kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; seni de biz rızıklandırıyoruz. (Mutlu) son, takvâlı (duyarlı) olanlar içindir.

Muhammed Esed

Yakınlarına da salatı emret ve sen de bunda devamlı, sebatlı ol. (Fakat unutma ki) Biz senden (Bizim için) rızık sağlamanı istemiyoruz; (tersine,) senin rızkını veren Biziz. Ve gelecek, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin olacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Öyleyse yakınlarına namazı emret ve sen de bunun üzerinde kararlı ol! Biz senden rızık istemiyoruz; seni Biz doyuruyoruz: ve mutlu son (kişinin) sorumluluk bilincine bağlıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ehline namaz ile emret, ve sen de onun üzerine sabret, Biz senden bir rızk istemiyoruz, seni Biz merzûk ederiz. Akibet ise takvâ içindir.

Ömer Öngüt

Âilene namaz kılmalarını emret, kendin de onda sebat ile devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana rızık veren biziz. Güzel âkibet takvâ sahiplerinindir.

Suat Yıldırım

Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret, kendin de namaza devam et! Biz senden rızık istemiyoruz, bilakis senin rızkın Bize aittir. Güzel âkıbet, takvâdadır, yani Allah’ı sayıp haramlardan korunmaktadır.

Süleyman Ateş

Ailene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuç takva(sahipleri)nindir.

Süleymaniye Vakfı

Ailene namazı emret, sen de onu sebatla kıl. Senden bir rızık istemeyiz, sana rızık veren biziz. Mutlu son, kendini yanlışlardan koruyan içindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ailene namazı emret, sen de namaza devam et. (Rızkı bahane etme) Senden rızık istemez, sana rızık veririz. Mutlu son, Allah'tan çekinerek kendini korumanındır (takvanındır).

Şaban Piriş

Ailene namazı emret. Sen de onda devamlı ol. Senden rızık istemiyoruz. Biz seni rızıklandırıyoruz. Akibet takvanındır.

Tefhim-ul Kuran

Ehline (ümmetine) namazı emret ve onda kararlı davran. Biz senden rızık istemiyoruz, biz sana rızık vermekteyiz. Sonuç da takvanındır.

Ümit Şimşek

Ailene namazı emret; sen de onda sebat et. Biz senden rızık istemiyoruz; seni rızıklandıran Biziz. Hayırlı son ise takvâdadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ailənə namaz qılmağı əmr et, özün də onu səbirlə yerinə yetir. Biz səndən ruzi istəmirik, əksinə sənə ruzi verən Bizik. Gözəl aqibət təqvaya bağlıdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əhlinə (əhli-beytə və ümmətinə) namaz qılmağı əmr et, özün də ona (namaza) səbirlə davam et (yaxud məişət çətinliklərinə döz). Biz səndən ruzi istəmirik, (əksinə) sənə ruzi verən Bizik. (Gözəl) aqibət təqva sahiblərinindir (müttəqilərindir)!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Halte deine Angehörigen zum Gebet an und befleißige dich dabei der Geduld!. Wir verlangen von dir keinen Unterhalt. Wir sind es, Die dich versorgen. Der Frömmigkeit gebührt das gute Ende.

Almanca — Der Edle Quran

Und befiehl deinen Angehörigen, das Gebet (zu verrichten), und sei beharrlich darin. Wir fordern keine Versorgung von dir; Wir versorgen dich. Und das (gute) Ende gehört der Gottesfurcht.

Almanca — M. A. Rassoul

Und fordere die Deinen zum Gebet auf und sei (selbst) darin ausdauernd. Wir verlangen keinen Unterhalt von dir; Wir Selbst sorgen für dich. Und der Ausgang ist durch Gottesfurcht vorgegeben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gebiete deiner Familie das rituelle Gebet und übe dich darin in Geduld. WIR bitten dich nicht um Rizq. WIR gewähren dir Rizq. Und das Anschließende ist für die Taqwa.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And enjoin your family to observe the act of worship and you persevere in observing it and in maintaining your piety. We do not expect you to provide sustenance. It is We Who provide for you and for all, and the happy ending is the conclusion of piety.

Abdul Haleem

Order your people to pray, and pray steadfastly yourself. We are not asking you to give Us provision;We provide for you, and the rewards of the Hereafter belong to the devout.

Abdullah Yusuf Ali

Enjoin prayer on thy people, and be constant therein. We ask thee not to provide sustenance: We provide it for thee. But the (fruit of) the Hereafter is for righteousness.

Abul A'la Maududi

Enjoin Prayer on your household, and do keep observing it. We do not ask you for any worldly provision; rather, it is We Who provide you, and ultimately the pious will end up the best.

Aisha Bewley

Instruct your family to do salat, and be constant in it. We do not ask you for provision. We provide for you. And the best end result is gained by taqwa.

Al-Hilali & Khan

And enjoin As-Salât (the prayer) on your family, and be patient in offering them [i.e. the Salât (prayers)]. We ask not of you a provision (i.e. to give Us something: money): We provide for you. And the good end (i.e. Paradise) is for the Muttaqûn (the pious - See V.2:2).

Ali Quli Qarai

And bid your family to prayer and be steadfast in its maintenance. We do not ask any provision of you. It is We who provide for you, and the outcome will be in favour of Godwariness.

Amatul Rahman Omar

And bid your people to Pray and be constant and steadfast therein. We do not ask you to provide sustenance (for Us). It is We who provide sustenance for you. The good future is for guarding against evil.

Arthur John Arberry

And bid thy family to pray, and be thou patient in it; We ask of thee no provision, but it is We who provide thee and the issue ultimate is to godfearing.

Bijan Moeinian

Encourage your folk to Worship God on regular basis and strictly observe it. I am asking no offering (as the pagans were offering jewels to their idols) from you. On the contrary, I am the one who provides for you. Know that, at the end, it is the righteous who will have the upper hand.

E. Henry Palmer

Bid thy people prayer, and persevere in it; we do not ask thee to provide. We will provide, and the issue shall be to piety.

Edip-Layth

Instruct your family with the contact prayer, and be patient for it. We do not ask you for provision, for We provide for you. The good end is for the righteous.

George Sale

Command thy family to observe prayer; and do thou persevere therein. We require not of thee that thou labour to gain necessary provisions for thyself and family: We will provide for thee; for the prosperous issue shall attend on piety.

Hamid S. Aziz

And do not strain after what We have provided a few of them - the splendours of the life of this world, through which We test them; but the provision of your Lord is better and more lasting.

Mahmoud Ghali

And command your (extended) family to (observe) the prayer and constantly (endure) patiently in it. We do not ask of you (any) provision. We, Ever We, provide you, and the end is to (the ones having) piety.

Marmaduke Pickthall

And enjoin upon thy people worship, and be constant therein. We ask not of thee a provision: We provided for thee. And the sequel is for righteousness.

Mohamed Ahmed - Samira

Enjoin on your people service to God, and be yourself constant in it. We do not ask you to provide: It is We who provide for you. The reward is for piety and fear of God.

Muhammad Asad

And bid thy people to pray, and persevere therein. [But remember:] We do not ask thee to provide sustenance [for Us]: it is We who provide sustenance for thee. And the future belongs to the God-conscious.

Mustafa Khattab

Bid your people to pray, and be diligent in ˹observing˺ it. We do not ask you to provide. It is We Who provide for you. And the ultimate outcome is ˹only˺ for ˹the people of˺ righteousness.

Progressive Muslims

And instruct your family with the contact-method, and be patient for it. We do not ask you for provision, for We provide for you. And the good end is for the righteous.

Sahih International

And enjoin prayer upon your family [and people] and be steadfast therein. We ask you not for provision; We provide for you, and the [best] outcome is for [those of] righteousness.

Sam Gerrans

And enjoin thou upon thy people the duty, and be thou steadfast therein. We ask thee not for provision; We provide for thee. And the final outcome is for those of prudent fear.

Shabbir Ahmed

Enjoin upon your family and followers that their central duty remains the establishment of the Divine System. We do not ask you to provide for Us, We provide for you. (The Divine System will take care of everyone's needs). And the future belongs to those who walk aright.

Syed Vickar Ahamed

And enjoin prayer on your family, and be constant in (insisting upon) it. We ask you not to provide livelihood: We provide it for you. And the (gift of) the Hereafter is for righteous.

Taqi Usmani

Bid your family to perform Salāh, and adhere to it yourself. We ask no provision from you. We give provision to you. And the ultimate end is in favour of Taqwā (God-fearing, and piety).

The Monotheist Group

And instruct your family to the contact prayer, and be patient for it. We do not ask you for provision, for We provide for you. And the ending will be for righteousness.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et commande à ta famille la Salât, et fais-la avec persévérance. Nous ne te demandons point de nourriture: cʹest à Nous de te nourrir. La bonne fin est réservée à la piété.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Emrê ehlê xwe bike bi kirina nimêjê û li ser kirina wê xwe ragire! Em, rizqekî ji te naxwazin; em risqê te didin. Encama xêrê teqez ji ehlê teqwayê re ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En leg jouw mensen de salaat op. Volhard jij er ook in. Wij vragen van jou geen levensonderhoud. Wij zijn het die jou levensonderhoud geven en het (goede) uiteinde komt de godvrezendheid toe.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Beveel uw gezin het gebed in acht te nemen, en gij, volhard er in. Wij verlangen niet van u, dat gij zult arbeiden om voedsel voor ons te verwerven; wij zullen u voorzien; want voor de vroomheid is eene goede belooning weggelegd.

Hollandaca — Siregar

En beveel jouw familie de shalât te verrichten en volhard daarin. Wij wagen van jou geen voorziening (te geven), Wij geven jou voorziening. Het (goede) einde is voor degene die (Allah) vreest.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вели (о, Пророк) своей семье (совершать) молитву и сам будь терпелив в ней [совершении ее]. Мы [Аллах] не просим у тебя (о, Пророк) удела, Мы (Сами) пропитаем тебя, а (благой) исход (как в этом мире, так и в Вечной жизни) – для (тех, кто обладал качеством) остережения (от наказания Аллаха).

Rusça — Osmanov

Вели членам своей семьи совершать обрядовую молитву и будь терпелив при ее [совершении]. Мы не требуем от тебя удела, Мы сами наделим тебя уделом, а [добрый] исход - [тем, кто] благочестивʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Uppmana ditt folk att förrätta bönen och förrätta den du (Muhammad) utan att förtröttas. Vi begär inga gåvor av dig; det är Vi som sörjer för dina behov. Den slutliga segern tillhör dem som fruktar Gud.