Ta-Ha Suresi 110. Ayet — Elfaz
O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahman'ı kuşatamaz.
1يَعْلَمُyeǎ'lemuO bilirMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
2مَاmāolanıİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3بَيْنَbeynearasında (önlerinde)Mekan Zarfıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
5وَمَاve māve olanıBağlaç+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6خَلْفَهُمْḣalfehumarkalarındaMekan Zarfı+Zamirخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek
7وَلَاve lāveHaliye Edatı+Harf-i Nefi
8يُحِيطُونَyuHīTūneonlar ise kavrayamazlarMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.
9بِهِbihiO'nuHarf-i Cer+Zamir
10عِلْمًاǐlmenbilgiceİsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname