O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahman'ı kuşatamaz.

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِ عِلْمًا

yeǎ'lemu mā beyne eydīhim ve mā ḣalfehum ve lā yuHīTūne bihi ǐlmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَعْلَمُyeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameO bilir
2مَاolanı
3بَيْنَbeyneب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinarasında (önlerinde)
4اَيْدِيهِمْeydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitellerinin (önlerinde)
5وَمَاve māve olanı
6خَلْفَهُمْḣalfehumخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkalarında
7وَلَاve lāve
8يُحِيطُونَyuHīTūneح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.onlar ise kavrayamazlar
9بِهِbihiO'nu
10عِلْمًاǐlmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgice

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Önlerinde ne varsa onu da bilir, artlarında ne varsa onu da ve onların bilgisi, bunu ihata edemez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Önlerinde ne varsa onu da bilir, artlarında ne varsa onu da ve onların bilgisi, bunu ihata edemez.

Adem Uğur

O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların ilmi ise bunu kapsayamaz:

Ahmed Hulusi

Onların önlerindekini de, arkalarındakini de (geçmiş ve geleceklerini) bilir. . . O'nun ilmini ihata edemezler.

Ahmet Tekin

Allah onların âşikare, saklı gizli yaptıklarını da, gelecekte yapacaklarını da bilir. Onların hiçbirinin ilmi, onu anlamaya, kavramaya yetmez.

Ahmet Varol

O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlarsa O'nu bilgi bakımından kuşatamazlar.

Ali Bulaç

O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar.

Ali Fikri Yavuz

Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Kulların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.

Ali Rıza Safa

Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. Oysa onlar, O'nu, bilgiyle kavrayamazlar.

Bayraktar Bayraklı

"O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onlar, bilgi olarak Allah'ı kuşatamazlar."

Bekir Sadak

Allah onlarin gecmislerini de, geleceklerini de bilir. Onlarin hicbirinin ilmi ise O'nu kusatamaz.

Celal Yıldırım

Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir; onların ilmi ise, O'nu kuşatamaz, kavrayamaz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların önlerinde ve arkalarında olanı O bilir. Onların bilgisi ise O’nu kuşatamaz.

Diyanet İşleri

O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahman'ı kuşatamaz.

Diyanet İşleri (eski)

Allah onların geçmişlerini de, geleceklerini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi ise O'nu kuşatamaz.

Diyanet Vakfi

O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların ilmi ise bunu kapsayamaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O, onların geleceklerini de bilir geçmişlerini de. Fakat onların bilgisi O'nu kapsayamaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir, onlar ise onu ılmen ihata edemezler

Erhan Aktaş

Onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Ama onlar, O'nu bilgice kavrayamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Ama onlar, O'nu bilgice kavrayamazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Ama onlar, O'nu bilgice kavrayamazlar.

Fizilal-il Kuran

Allah, insanların geçmişlerini ve geleceklerini tümü ile bilir,

Gültekin Onan

O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar.

Hamdi Döndüren

O, insanların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgice O’nu kuşatamazlar.

Hasan Basri Çantay

O, onların önlerindekileri de, arkalarındakilerini de bilir. Onların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.

Hasib Asutay

(Allah,) onların önlerindekini de, arkalarındakileri de bilir. (25) Onlar ise bilgice onu kavrayamazlar. (25. Geçmişlerini de geleceklerini de bilir.)

Hayrat Neşriyat

'(O) onların önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; ve (onlar) bunu ilmen kuşatamazlar.'

İbni Kesir

O, onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onların hiç birinin ilmi asla bunu kavrayamaz.

Mehmet Okuyan

(Allah şefaat bekleyenlerin) önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, bilgi bakımından O’nu kuşatamazlar.

Muhammed Esed

(Çünkü) O, insanların gözleri önünde olanı da, onlardan saklı tutulanı da bütünüyle bilmektedir, ama onlar O'nu bilgice asla kuşatamazlar.

Mustafa İslamoğlu

O onların bildiklerini de, bilmediklerini de biliyor; fakat insan bilgi (kapasitesinin sınırlılığı) sebebiyle bunu asla kavrayamaz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onların ilerisinde olanı da, gerilerinde olanı da bilir. Onlar ise O'nu ilmen ihata edemezler.

Ömer Öngüt

Allah onların geçmişlerini de geleceklerini de bilir. Kulların ilmi ise bunu kavrayamaz.

Suat Yıldırım

O, onların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Kulların ilmi ise bunu asla kavrayamaz.

Süleyman Ateş

O, onların önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar ise bilgice O'nu kavrayamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Allah, önlerinde olan ve arkalarında kalan ne varsa hepsini bilir. Ama onlar bilgileriyle Allah'ı kavrayamazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. Ama onlar (şefaat edecekler) bunları bilemezler.

Şaban Piriş

Allah, önlerindekini de; arkalarındakini de bilir. Onların ilmi bunu kavrayamaz.

Tefhim-ul Kuran

O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatmazlar.

Ümit Şimşek

Allah onların geçmişini de bilir, geleceğini de. Onların bilgisi ise Allah'ı kuşatamaz.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların önden gönderdiklerini de arkada bıraktıklarını da bilir, ama onlar O'nu ilimle kuşatamazlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allah onların gələcəyini də, keçmişini də bilir. Onların elmi isə Onu ehtiva edə bilməz!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Rəbbin) onların keçmişini də, gələcəyini də bilir. (Allah insanların nə etdiklərini, nə edəcəklərini, qazanacaqları savabları və günahları, dünyada və axirətdə aqibətlərinin necə olacağını Öz əzəli elmi ilə bilir). Onların elmi isə Onu (Allahın zatını) əhatə edib qavraya bilməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er weiß um ihre Vergangenheit und ihre Zukunft, aber sie umfassen Ihn nicht mit ihrem Wissen.

Almanca — Der Edle Quran

Er weiß, was vor ihnen und was hinter ihnen liegt, sie aber umfassen es nicht mit (ihrem) Wissen.

Almanca — M. A. Rassoul

Er kennt alles, was vor ihnen ist und was hinter ihnen ist; sie aber können es nicht mit Wissen umfassen.

Almanca — Muhammad Zaidan

ER kennt das, was vor ihnen und was hinter ihnen liegt. Sie jedoch haben kein umfassendes Wissen über Ihn.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He knows fully well what they have brought of doings or handiwork into His presence and He knows their past which they do not presently comprehend with their minds nor do they know what Allah has for them in store.

Abdul Haleem

He knows what is before and behind them, though they do not comprehend Him-

Abdullah Yusuf Ali

He knows what (appears to His creatures as) before or after or behind them: but they shall not compass it with their knowledge.

Abul A'la Maududi

He knows all that is ahead of them and all that is behind them, while the others do not know.

Aisha Bewley

He knows what is in front of them and behind them. But their knowledge does not encompass Him.

Al-Hilali & Khan

He (Allâh) knows what happens to them (His creatures) in this world, and what will happen to them (in the Hereafter) but they will never compass anything of His Knowledge.

Ali Quli Qarai

He knows that which is before them and that which is behind them, but they cannot comprehend Him in their knowledge.

Amatul Rahman Omar

(God the Almighty) knows all that is before (-the people - their future) and all that is behind them (-their past); they cannot encompass Him with (their) knowledge.

Arthur John Arberry

He knows what is before them and behind them, and they comprehend Him not in knowledge.

Bijan Moeinian

He knows their past and their future and none has His knowledge.

E. Henry Palmer

He knows what is before them and what is behind them, but they do not comprehend knowledge of Him.

Edip-Layth

He knows their present and their future, and they do not have any of His knowledge.

George Sale

God knoweth that which is before them, and that which is behind them; but they comprehend not the same by their knowledge:

Hamid S. Aziz

On that day shall no intercession be of any avail, save from such as the Beneficent permits, and who is acceptable to Him.

Mahmoud Ghali

He knows whatever is before (Literally: between their hands) them, and whatever is behind them, and they do not encompass Him in knowledge.

Marmaduke Pickthall

He knoweth (all) that is before them and (all) that is behind them, while they cannot compass it in knowledge.

Mohamed Ahmed - Samira

He knows what is before them and hidden from them, but they cannot grasp it with their knowledge.

Muhammad Asad

[for] He knows all that lies open before men and all that is hidden from them, whereas they cannot encompass Him with their knowledge.

Mustafa Khattab

He ˹fully˺ knows what is ahead of them and what is behind them,[1] but they cannot encompass Him in ˹their˺ knowledge.[2]

Progressive Muslims

He knows their present and their future, and they do not have any of His knowledge.

Sahih International

Allah knows what is [presently] before them and what will be after them, but they do not encompass it in knowledge.

Sam Gerrans

He knows what is before them and what following them, and they do not encompass it in knowledge.

Shabbir Ahmed

This information is given by Him Who knows their past and their future, while none encompasses His Knowledge.

Syed Vickar Ahamed

He knows what is before (them now), or after or behind them (in the Hereafter): And what they shall not understand it with what they know.

Taqi Usmani

He knows what is in front of them and what is behind them, and they do not encompass Him in (their) knowledge.

The Monotheist Group

He knows their present and their future, and they do not have any of His knowledge.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il connaît ce qui est devant eux et ce qui est derrière eux, alors quʹeux-mêmes ne Le cernent pas de leur science.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê, bi kiryarên ku mirovan kirî û yên ku dikin jî dizane û ew tu car bi ser zanîna wî ve nabin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij weet wat vóór hen is en wat achter hen is terwijl zij Hem met hun kennis niet bevatten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

God kent wat vóór hen en wat achter hen is, maar ze begrijpen dat niet.

Hollandaca — Siregar

Hij weet wat vôôr hen is en wat achter hen is, en zij kunnen Hem met kennis niet omvatten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Знает Он то, что будет впереди их [будущее] и что было позади их [прошлое], а они [творения] не объемлют этого знанием.

Rusça — Osmanov

[Аллах] знает их прошлое и будущее, но [сами они] не ведают об этом ничего.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han vet allt vad (människor) kan veta och allt som är dolt för dem, men de kan inte nå Honom med (sin) kunskap.