Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

وَاِذْ اَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَاءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ اَنْفُسَكُمْ مِنْ دِيَارِكُمْ ثُمَّ اَقْرَرْتُمْ وَاَنْتُمْ تَشْهَدُونَ

ve iƶ eḣaƶnā mīṧāḳakum lā tesfikūne dimā'ekum ve lā tuḣricūne enfusekum min diyārikum ṧumme eḳrartum ve entum teşhedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶhani
2اَخَذْنَاeḣaƶnāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalmıştık
3مِيثَاقَكُمْmīṧāḳakumو ث قBirine güvenmek, dayanmak, bağlanmak.sizden kesin söz
4لَا
5تَسْفِكُونَtesfikūneس ف كDökmek, kan akıtmak, akan kan, akıtmak, kan dökmekdökmeyeceksiniz
6دِمَاءَكُمْdimā'ekumد م وKan akmak, Kanamak, Kan gelmek, Kanatmak, Kan dökmek, Yaralamak, Kanını akıtmakbirbirinizin kanını
7وَلَاve lā
8تُخْرِجُونَtuḣricūneخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkarmayacaksınız
9اَنْفُسَكُمْenfusekumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunanbirbirinizi
10مِنْmin-dan
11دِيَارِكُمْdiyārikumد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurtlarınız-
12ثُمَّṧummesonra, ayrıca
13اَقْرَرْتُمْeḳrartumق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.kabul etmiştiniz
14وَاَنْتُمْve entumve siz
15تَشْهَدُونَteşhedūneش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidsiniz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir zaman birbirinizin kanını dökmemek, yerinizden yurdunuzdan çıkmamak hususunda kesin söz almıştık sizden. Sonra siz de bunu ikrar etmiş, siz de buna tanık olmuştunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir zaman birbirinizin kanını dökmemek, yerinizden yurdunuzdan çıkmamak hususunda kesin söz almıştık sizden. Sonra siz de bunu ikrar etmiş, siz de buna tanık olmuştunuz.

Adem Uğur

(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.

Ahmed Hulusi

Hani sizden, birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yaşadığı yerden uzaklaştırmayın diye söz almıştık. Siz de buna şahitlik eder halde ikrar (kabul) etmiştiniz.

Ahmet Tekin

Bizim sizden, birbirinizin kanını dökmeyeceğiniz, içinizden bir kısmını zorla ve zulmederek yurtlarınızdan çıkarmayacağınız konusunda kesin sözünüzü, taahhüdünüzü aldığımızı hatırlayın. Sonra siz Tevrat’taki Allah’ın emrini bilerek, kendiniz ve birbiriniz aleyhine şâhit olacak şekilde buna ikrar da vermiştiniz.

Ahmet Varol

Yine sizden, kanlarınızı akıtmayacaksınız ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız, diye kesin söz aldık. Siz bunu aynen kabul etmiştiniz ve bizzat kendiniz buna şahitlik ediyorsunuz.

Ali Bulaç

Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hala (buna) şahitlik ediyorsunuz.

Ali Fikri Yavuz

Yine bir vakıt sizden şöyle kesin söz almıştık: “ Birbirinizin kanlarını dökmiyeceksiniz, birbirinize zulüm yaparak bir kısmınızı yurdlarınızdan çıkarmıyacaksınız.” Sonra, siz de bunları ikrar ve kabul ettiniz. Bununla beraber geçmişlerinizin bu ahdine siz de şâhitlik edersiniz (ve bu ahitleri Tevrat’da da görüyorsunuz.)

Ali Rıza Safa

Oysa sizden kesin söz almıştık: "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!" Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.

Bayraktar Bayraklı

Hatırlayınız ki, sizden,"Birbirinizin kanını akıtmayınız, birbirinizi yurtlarınızdan çıkartmayınız"diye sağlam söz almıştık. Sonra siz bunu kabullendiniz ve birbirinize karşı şahitlik ettiniz.

Bekir Sadak

Kaninizi dokmeyin, birbirinizi yurdunuzdan surmeyin diye sizden soz almistik, sonra bunu boylece kabul etmistiniz, buna siz sahidsiniz.

Celal Yıldırım

Ve hani birbirinizin kanlarını dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın, diye sizden söz almıştık. Sonra siz de bunu ikrar etmiştiniz ve buna hâlâ da şâhidlik ediyorsunuzdur.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Vaktiyle sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair de söz almıştık. Siz de kabullene geldiniz. Hâlâ da (buna) şahitlik ediyorsunuz.

Diyanet İşleri

Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

Diyanet İşleri (eski)

Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.

Diyanet Vakfi

(Ey İsrailoğulları!) Birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Her şeyi görerek sonunda bunları kabul etmiştiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine bir vakit kesin sözünüzü almıştık: "Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız." Sonra siz bunu ikrar da ettiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine bir vakit misakınızı aldık; biribirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, ve nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız, sonra siz buna ıkrar da verdiniz ve ıkrarınıza şahit de oldunuz

Erhan Aktaş

Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Bir zamanlar sizden, birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair kesin söz almıştık. Bu sözümüzü kabul ettiğinizin tanıkları sizlersiniz.

Fizilal-il Kuran

Hani birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceksiniz diye de sizden söz almıştık. Kendi tanıklığınızla bunu kabul etmiştiniz.

Gültekin Onan

Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan (diyariküm) çıkarmıyacaksınız diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız (akrertüm). Hala da buna tanıklarsınız.

Hamdi Döndüren

Hani yine sizden, “Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız.” diye kesin söz almıştık. Sonra siz bunu kabul ettiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz!

Hasan Basri Çantay

Hani sizden (ey Yahudiler,) "(Birbirinizin) kanlarını (haksız) yere) akıtmayın, kendinizi kendi yurdlarınızdan çıkarmayın" diye kat'i söz almışdık. Sonra siz de (buna karşı) ikraar vermişdiniz ve haala (bu yolda aleyhinizde) şahidlik edib duruyorsunuz da.

Hasib Asutay

(Yine) hatırlayın ki, 'Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız' diye sizden kesin söz almıştık. Sonra (bunu) kabul etmiştiniz. Kendiniz de (hâlâ) şahitlik etmektesiniz.

Hayrat Neşriyat

Bir zaman da: 'Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!' diye sağlam sözünüzü almıştık, sonra (bunu açıkça) kabûl ettiniz. Ve siz(buna) şâhidlik etmektesiniz.

İbni Kesir

Hani; bir de kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye söz almıştık, sonra bunu ikrar ettiniz ve şahid de oldunuz.

Mehmet Okuyan

Hani birbirinizin kanlarını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair sizden söz almıştık. Sonunda siz de şahit olarak (bunları) kabul etmiştiniz.

Muhammed Esed

O zaman, birbirinizin kanını dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan sürmeyeceğinize dair kesin söz almıştık sizden, siz de kabul etmiştiniz; ve (şimdi de) buna şahitlik yapıyorsunuz.

Mustafa İslamoğlu

Yine sizden "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız" diye de söz almıştık; üstelik siz de bunu ikrar etmiştiniz; hala da buna şahitsiniz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve bir vakitte Biz, «Kendi kanlarınızı dökmeyeceksiniz ve nefislerinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız,» diye bir ahdinizi almıştık. Sonra ikrar da etmiştiniz. Ve siz (bu ikrarınıza) şehâdet de edersiniz.

Ömer Öngüt

Bir zamanlar da sizden: “Birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. ” diye söz almıştık. Sonra da bunu kabul etmiş, (bu ikrarınıza) şâhit de olmuştunuz.

Suat Yıldırım

Hani sizden, "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi ülkenizden çıkarmayın!" diye söz almıştık, siz de bunu kabul etmiştiniz. Buna siz de şahitlik edersiniz.

Süleyman Ateş

"Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz,birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız?" diye sizden kesin söz almıştık; göre göre bunu kabul etmiştiniz.

Süleymaniye Vakfı

"Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, sizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye de söz almıştık. Bunu da kabul etmiştiniz. Siz bunu (Tevrat'ta) görüyorsunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün sizden yine "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye söz aldık. Bunu kabul etmiştiniz; siz de buna şahitsiniz.

Şaban Piriş

Sizden "boş yere kanınızı akıtmayınız, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız" diye söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve hala buna şahitlik ediyorsunuz.

Tefhim-ul Kuran

Hani sizden «Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın» diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ da (buna) şahitlik etmektesiniz.

Ümit Şimşek

Yine hatırlayın ki, sizden, 'Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz; birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız' diye söz almıştık; siz de şahitsiniz ki, bu ahdi kabul etmiştiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizden şu sözü de almıştık: Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz. Birbirlerinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız. Bunu kabul etmiştiniz. Hala da buna tanıklarsınız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman Biz sizinlə: “Bir-birinizin qanını tökməyəcəksiniz, bir-birinizi yurdlarınızdan çıxarmayacaqsınız!”– deyə əhd kəsdik. Sonra da siz özünüz şahidlik edərək bu əhdi təsdiqlədiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Xatırlayın ki, yenə bir zaman sizinlə: ″Bir-birinizin qanını tökməyin, bir-birinizi yurdunuzdan çıxarmayın!″ – deyə razılığa gəldik. Sonra siz (həmin əhd-peymana) şahid olub (onu) təsdiq etdiniz.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Gedenkt der Zeit, als Wir mit euch einen Bund schlossen und euch ermahnten: ʺIhr sollt einander nicht töten und einander nicht aus euren Häusern vertreiben! ʺ Ihr habt das bekräftigt und bezeugt.

Almanca — Der Edle Quran

Und als Wir mit euch ein Abkommen trafen: Vergießt nicht (gegenseitig) euer Blut und vertreibt euch nicht selbst aus euren Wohnstätten! Hierauf habt ihr euch dazu bekannt und ihr seid dafür Zeugen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Wir mit euch einen Bund schlossen: ʺIhr sollt weder euer Blut vergießen noch euch gegenseitig aus euren Häusern vertreibenʺ, habt ihr es dann zugesagt und es bezeugt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Again, We entered into another Covenant declaring thus: "Do not shed your own blood", We said, "nor expel each other from your dwellings," and you sanctioned it and bore witness to its validity as stated in your own AL-Tawrah.

Abdul Haleem

We took a pledge from you, ‘Do not shed one another’s blood or drive one another from your homelands.’ You acknowledged it at the time, and you can testify to this.

Abdullah Yusuf Ali

And remember We took your covenant (to this effect): Shed no blood amongst you, nor turn out your own people from your homes: and this ye solemnly ratified, and to this ye can bear witness.

Abul A'la Maududi

And recall when We made a covenant with you, that you shall not shed one another’s blood, and shall not turn out one another from your homelands; you confirmed it, and you yourselves are witnesses to it.

Aisha Bewley

And when We made a covenant with you not to shed your blood and not to expel one another from your homes, you agreed and were all witnesses.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We took your covenant (saying): Shed not the blood of your (people), nor turn out your own people from their dwellings. Then, (this) you ratified and (to this) you bear witness.

Ali Quli Qarai

And when We took a pledge from you: ‘You shall not shed your [own people’s] blood, and you shall not expel your folks from your homes,’ you pledged, and you testify [to this pledge of your ancestors].

Amatul Rahman Omar

And (recall) when We took a covenant from you, `You shall not shed each other's blood and you shall not expel your people from your homes. ' Then you confirmed it (promising to abide by it) and you witnessed (the covenant).

Arthur John Arberry

And when We took compact with you: 'You shall not shed your own blood, neither expel your own from your habitations'; then you confirmed it and yourselves bore witness.

Bijan Moeinian

I also took a solemn pledge from you that you should not shed your own people’s blood and deport each other from their land. You promised and bore witness.

E. Henry Palmer

And when we took covenant from you, 'shed ye not your kinsmans blood, nor turn your kinsmen out of their homes:' then did ye confirm it and were witnesses thereto.

Edip-Layth

We have taken a covenant with you, "You shall not spill each other's blood, nor drive each other out from your homes." You agreed to this while bearing witness.

George Sale

And when We accepted your covenant, saying, ye shall not shed your brothers blood, nor dispossess one another of your habitations. Then ye confirmed it, and were witnesses thereto.

Hamid S. Aziz

And remember when We took a covenant from you, "shed not your kinsman's blood, nor turn your kinsmen out of their homes:" then did you confirm it and were witnesses thereto.

Mahmoud Ghali

And (remember) as We took compact with you (that), "You shall not shed your blood, (Literally: bloods) nor drive out yourselves (i. e., your own people) from your residences." Thereafter you ratified (that), and you yourselves bore witness.

Marmaduke Pickthall

And when We made with you a covenant (saying): Shed not the blood of your people nor turn (a party of) your people out of your dwellings. Then ye ratified (Our covenant) and ye were witnesses (thereto).

Mohamed Ahmed - Samira

And remember, when We made a covenant with you whereby you agreed you will neither shed blood among you nor turn your people out of their homes, you promised, and are witness to it too.

Muhammad Asad

And lo! We accepted your solemn pledge that you would not shed one another's blood, and would not drive one another from your homelands - whereupon you acknowledged it; and thereto you bear witness [even now].

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when We took your covenant that you would neither shed each other’s blood nor expel each other from their homes, you gave your pledge and bore witness.

Progressive Muslims

And We have taken a covenant with you: "You shall not spill each other's blood, nor drive each other out from your homes. " And you agreed to this while bearing witness.

Sahih International

And [recall] when We took your covenant, [saying], "Do not shed each other's blood or evict one another from your homes. " Then you acknowledged [this] while you were witnessing.

Sam Gerrans

And when We took your agreement: “Shed not your blood, and turn not your own out of your homes,” then you affirmed and bore witness;

Shabbir Ahmed

And, We made a Covenant with you saying, "Desist from feuds and mutual bloodshed, and do not expel your own people from your towns and dwellings. Then you agreed and you were witnesses thereof.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, We took your Promise (that you will) shed no blood among yourselves, and not turn out your own people from your homes: And to this you truly agreed, and to this you (yourselves) can bear witness.

Taqi Usmani

When We took a pledge from you: "You shall not shed the blood of one another, and you shall not drive one another out of your homes." Then you agreed, being yourselves the witnesses.

The Monotheist Group

And We have taken a covenant with you: "You shall not spill the blood of each other, nor expel each other from your homes." And you agreed to this while bearing witness.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et rappelez-vous, lorsque Nous obtînmes de vous lʹengagement de ne pas vous verser le sang, (par le meurtre) de ne pas vous expulser les uns les autres de vos maisons. Puis vous y avez souscrit avec votre propre témoignage.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelî zaroyên Îsraîl!) Bênin bîra xwe; wê dema we bi me re soz dabû (û me ji we re got:) “Xwîna hev nerêjin û hev ji cih û warên hev dernexin, paşê we ev qebûl kir û hûn bi xwe jî şahidiya vê dikin.”

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Wij het verdrag met jullie aangingen: ʺJullie zult elkaars bloed niet vergieten en elkaar niet uit jullie woningen verdrijven.ʺ Toen bevestigden jullie het met jullie getuigenis.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen wij een verbond met u sloten, geen bloed te vergieten, niemand uit zijne woning te verdrijven, hebt gij verklaard daaraan vast te houden.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Wij jullie verbond aanvaardden: ʺVergiet elkaars bloed niet en verdrijft elkaar niet uit jullie woonplaatsen.ʺ Daarop bevestigden jullie (dat) en jullie getuigden (daarvan).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот взяли Мы договор [завет] с вас (в Торе) (о, потомки Исраила): «(Что) вы не будете проливать вашей крови [одни из вас не будут убивать других из вас], и (что) вы не будете изгонять друг друга из ваших жилищ [родных мест]». Потом вы (о, иудеи Медины) подтвердили [признали] (это), сами же свидетельствуя (что это есть в вашем вероучении).

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как Я заключил с вами завет о том, что вы не будете проливать вашей крови и изгонять друг друга из жилищ. Вы признали [этот договор] и сами засвидетельствовали его.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och i det förbund Vi slöt med er lovade ni att inte spilla en broders blod och att inte jaga bort honom från hans hem; sedan bekräftade ni (förpliktelserna enligt) förbundet och har vittnat om detta.