Bakara Suresi 76. Ayet — Elfaz
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"
1وَاِذَاve iƶāzamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2لَقُواleḳūrastladıklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerleİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4اٰمَنُواāmenūinananMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
5قَالُواḳālūderlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
6اٰمَنَّاāmennāinandıkMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
7وَاِذَاve iƶāzamanBağlaç+Zaman Zarfı
8خَلَاḣalāyalnız kaldıklarıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibخ ل وBoş/müştak/metruk/muhtaç/meşgul olmayan, kabahat veya bir şey veya meseleden azade, suçlama veya kuşkudan uzak, yalnız veya refakatsiz, biri ile müştak/meşgul olmayan bir yerde karşılaşmak, geçmek, serbest bırakmak veya bir şeyi salmak, izin vermek veya bir şeye müsaade etmek, bir şeyi terk etmek/vazgeçmek/terketmek/bırakmak, bir şeyden uzak olmak, boş vakitli, işsiz
10اِلٰىilā-naHarf-i Cer
12قَالُواḳālūderlerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
13اَتُحَدِّثُونَهُمْe tuHaddiṧūnehumonlara haber mi veriyorsunuzSoru Eki+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmak
14بِمَاbimāşeyleriHarf-i Cer+Masdar Harfi
15فَتَحَfeteHaaçtığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.
16اللّٰهُ(a)llahuAllah'ınLafza-i Celal
17عَلَيْكُمْǎleykumsizeHarf-i Cer+Zamir
18لِيُحَاجُّوكُمْli yuHāccūkumsizin aleyhinizde delil olarak kullansınlarTa'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Mufâ'ale Bâbıح ج جDelil getirmek, kanıt göstermek, tartışmak, münazara etmek, yönelmek, ziyaret etmek, hac yapmak, kastetmek, amaçlamak, niyetlenmek
19بِهِbihionuHarf-i Cer+Zamir
20عِنْدَǐndekatındaMekan Zarfıع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.
21رَبِّكُمْrabbikumRabbinizİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
22اَفَلَاe fe lāSoru Eki+Zaid Harf+Harf-i Nefi
23تَعْقِلُونَteǎ'ḳilūneAklınızı kullanmıyor musunuz?Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.