Bakara Suresi 68. Ayet — Elfaz
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."
1قَالُواḳālūdedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2ادْعُd'ǔdu'a etEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
3لَنَاlenābizim içinHarf-i Cer+Zamir
4رَبَّكَrabbekeRabbineİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
5يُبَيِّنْyubeyyinaçıklasınMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
6لَنَاlenābizeHarf-i Cer+Zamir
7مَاmāne olduğunuSoru Eki
8هِيَhiyeonunZamir
9قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
10اِنَّهُinnehuşüphesiz OHarf-i Nasb+Zamir
11يَقُولُyeḳūludiyor kiMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
12اِنَّهَاinnehāgerçekten oHarf-i Nasb+Zamir
13بَقَرَةٌbeḳaratunbir inektirİsimب ق رKesmek, yarmak, açmak, delmek, araştırmak, incelemek, akıl erdirmek, bakara (sığır), inek, öküz
14لَاlāolmayanHarf-i Nefi
15فَارِضٌfāriDunyaşlıSıfatف ر ضYasa uygulamak, emretmek, buyurmak, yürürlüğe koymak, yerleştirmek, sabitlemek, onaylamak, atamak, uyulmasını ve itaat edilmesini emretmek, yaptırım uygulamak, tayin etmek, yaşında olmak. Faridzun - yaşlı inek. Faridzatun - kararname, yerleşim, belirlenmiş pay, mehir şartı. Mafrudz - atanmış, belirlenmiş, yerleşmiş kişi, tahsis edilmiş.
16وَلَاve lāve olmayanBağlaç+Harf-i Nefi
18عَوَانٌǎvānunorta yaşlıİsimع و نOrta yaşlı olmak. yu'inu (4. kalıp fiil) - yardım etmek/destek olmak/yardımcı olmak. ta'awana (4. kalıp fiil) - birbirine yardım etmek/yardımlaşmak. ista'ana (10. kalıp fiil) - yardım dilemek, yardım aramak, dönüp yardım istemek. musta'an - yardımı dilenilen/kendisinden yardım istenen.
19بَيْنَbeynearasındaMekan Zarfıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
20ذٰلِكَƶālikebununİşaret Zamiri
21فَافْعَلُواfe f'ǎlūhaydi yapınİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum
22مَاmāşeyiİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
23تُؤْمَرُونَtu'merūnesize emredilenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak