Bakara Suresi 194. Ayet — Elfaz
Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O halde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
1اَلشَّهْرُş-şehruayıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimش ه رDikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata veya benzeri, büyük ve hantal, saygın/seçkin
2الْحَرَامُl-HarāmuharamMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.
3بِالشَّهْرِbi ş-şehriaya karşılıktırHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimش ه رDikkat çekici/tanınır/belirgin/kamusal/kötü şöhretli yapmak (iyi veya kötü anlamda), bir aylığına kiralamak/sözleşme yapmak, bir ay kalmak, bir aylık, ay, yeni ay, dolunay, yazarını utandıran kötü bir şey, kusur/hata veya benzeri, büyük ve hantal, saygın/seçkin
4الْحَرَامِl-HarāmiharamMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.
5وَالْحُرُمَاتُve l-Hurumātuve yasaklarBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimح ر مYasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan mahrum bırakmak, talihsiz kılmak, inatla ısrar etmek, tartışma veya davada veya çekişmede ısrar etmek, asi veya inatçı olmak, bir şeyi sıkıca bağlamak, bir şeyden uzak durmak, kumar oyununda bahis veya iddia için yarışmada birini yenmek, yasaklama durumunda olmak, kendini korumak veya savunmak.
7فَمَنِfe menikimİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
8اعْتَدٰىǎ'tedāsaldırırsaMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek
9عَلَيْكُمْǎleykumsizeHarf-i Cer+Zamir
10فَاعْتَدُواfe ǎ'tedūsiz de saldırınSonuç Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek
11عَلَيْهِǎleyhionaHarf-i Cer+Zamir
12بِمِثْلِbi miṧligibiHarf-i Cer+İsimم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.
13مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
14اعْتَدٰىǎ'tedāsaldırdığıMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek
15عَلَيْكُمْǎleykumsizeHarf-i Cer+Zamir
16وَاتَّقُواve tteḳūkorkunİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi
17اللّٰهَ(a)llaheAllah'tanLafza-i Celal
18وَاعْلَمُواve ǎ'lemūbilin kiBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
19اَنَّennegerçektenHarf-i Nasb
20اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
21مَعَmeǎberaberdirMekan Zarfı
22الْمُتَّقِينَl-mutteḳīnemuttakilerleMarife (Belirlilik Takısı)+İsimو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi