Bakara Suresi 193. Ayet — Elfaz
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
1وَقَاتِلُوهُمْve ḳātilūhumonlarla savaşınBağlaç+Emir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · Mufâ'ale Bâbıق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
2حَتّٰىHattākadarHarf-i Cer
3لَاlāHarf-i Nefi
4تَكُونَtekūnekalmayıncayaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
5فِتْنَةٌfitnetunfitneİsimف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.
6وَيَكُونَve yekūneve oluncaya (kadar)Bağlaç+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
7الدِّينُd-dīnudinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.
8لِلّٰهِli (a)llahiAllah'ınHarf-i Cer+Lafza-i Celal
9فَاِنِfe inieğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
10انْتَهَوْاntehev(saldırılarına) son verirlerseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak
11فَلَاfe lāartık olmazSonuç Edatı+Harf-i Nefi
13اِلَّاillābaşkasınaHasr Edatı
14عَلَىǎlā-denHarf-i Cer
15الظَّالِمِينَZ-Zālimīnezalimler-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak