Meryem Suresi 71. Ayet — Elfaz
(Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.
1وَاِنْve inve yokturBağlaç+Harf-i Nefi
2مِنْكُمْminkumiçinizdenHarf-i Cer+Zamir
3اِلَّاillāhiç kimseHasr Edatı
4وَارِدُهَاvāriduhāoraya gitmeyecekİsim+Zamirو ر دMevcut olmak, (içmek için herhangi bir suya) ulaşmak, inmek, (bir yere) yaklaşmak
5كَانَkāne(bu)Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
7رَبِّكَrabbikeRabbininİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
8حَتْمًاHatmenbir borçturİsimح ت مİlham vermek, zorunlu/gerekli kılmak, bir şeyi sağlam bir şekilde yerleştirmek, kararlaştırmak/emretmek/ilan etmek, kurmak/tesis etmek, kaçınılmaz olmak, bir şeye adli olarak karar vermek, bir şeyi zorunlu kılmak, birine iyilik dilemek, yumuşak/uysal/dağılabilir/kolay kırılabilir olmak, ufalanmak veya küçük parçalara ayrılmak, parçalara ayırmak, neşeli/canlı/dinç/hareketli olmak, bir şeyi kesmek veya koparmak