Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
ve enƶirhum yevme l-Hasrati iƶ ḳuDiye l-emru ve hum fī ğafletin ve hum lā yu'minūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onları hasret günüyle korkut; iş olup biter o zaman ve onlar, şimdi gaflettedir ve onlar, inanmazlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onları hasret günüyle korkut; iş olup biter o zaman ve onlar, şimdi gaflettedir ve onlar, inanmazlar.
Adem Uğur
(Resûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir.
Ahmed Hulusi
Onları, olayın sonucunun yaşanacağı, hasret süreci hakkında uyar! Onlar kozaları içinde ve iman etmemiş bir haldeyken (iş bitirilecek).
Ahmet Tekin
İnsanlar gaflet içinde yaşarlarken, ansızın ilâhî plan gerçekleşmeden, kıyamet kopmadan, herkesin, pişmanlıktan vah, eyvah diyeceği gün gelmeden önce, onlara sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatarak uyar, onlar gene de iman etmeyecekler.
Ahmet Varol
Onları işin hükme bağlanacağı hasret günüyle uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler ve onlar hâlâ inanmıyorlar.
Ali Bulaç
İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.
Ali Fikri Yavuz
(Ey Resûlüm, Mekke’li) kâfirleri, iş bitirildiği (hesap görüldüğü) zamanın dehşeti ile, pişmanlık günü ile korkut. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmiyorlar.
Ali Rıza Safa
Her şey için yargının verilmiş olacağı Pişmanlık Günü'yle onları uyar. Onlar, aymazlık içindeler; çünkü inanmıyorlar.
Bayraktar Bayraklı
Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar. Çünkü onlar gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitmiştir.
Bekir Sadak
Hala gaflet icinde bulunanlari ve hala inanmayanlari isin bitmis olacagi o hasret gunu ile uyar.
Celal Yıldırım
Onlar gafletteyken ve onlar imân etmezken işin bitirilmiş olduğu o hasret günü ile kendilerini uyar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar; o gün onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitecektir.
Diyanet İşleri
Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
Diyanet İşleri (eski)
Hala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar.
Diyanet Vakfi
(Resûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar gaflet içinde iken, onlar iman etmezlerken, o hasret gününün, o işlerin bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar gaflet içinde iken, onlar iyman etmezlerken, o hasret gününün, o iş bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver,
Erhan Aktaş
Gaflet içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Gaflet içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gaflet içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.
Fizilal-il Kuran
Ey Muhammed, onları o hayıflanma ve pişmanlık günü hakkında uyar. Hani o gün onlar halâ gaflet içinde yüzerken ve inanmazlıklarını sürdürürlerken haklarındaki hüküm kesinleşiverir.
Gültekin Onan
Buyruğun bitirileceği / yerine getirileceği (kaza), hasret gününe karşı onları uyar. Onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.
Hamdi Döndüren
Onları şu hasret (pişmanlık) gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur!
Hasan Basri Çantay
(Habibim) sen onları bulacağı vakt ile, emr (-i ilahi) nin yerini hasret (ve nedamet) günü ile korkut. Onlar gaflet içindedirler, onlar haala iman etmiyorlar.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bitmiştir.
Hayrat Neşriyat
(Ey Resûlüm!) Onları pişmanlık günü ile korkut! O zaman (onlar için) iş bitirilmiştir! Hâlbuki onlar (dünyada bundan) gaflet içindedirler ve onlar (bu güne) îmân etmezler.
İbni Kesir
Sen, onları hasret günü ile korkut. O gün, onlar gaflet içinde inanmamakta iken, iş bitirilmiş olur.
Mehmet Okuyan
Hükmün kesinleştiği o pişmanlık günü hakkında onları uyar! Onlar gaflettedir ve (ahirete) inanmazlar.
Muhammed Esed
bunun içindir ki, her şeyin hükme bağlanmış olacağı o onmaz pişmanlıklar Günü('nün gelip çatması konusunda) onları uyar, çünkü onlar hala umursamazlık gösteriyor ve (o Gün'ün geleceğine) inanmıyorlar.
Mustafa İslamoğlu
O halde, her şeyin hükmünün kesinleştiği an olan o derin pişmanlık günü konusunda onları uyar, zira onlar gaflet içindedirler; dahası onlar (dirileceklerine) hala inanmış değiller.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onları hasret günü ile, her emrin bitirilmiş olduğu vakit ile korkut. Onlar ise gaflettedirler ve onlar imân etmezler.
Ömer Öngüt
Resulüm! Hâlâ gaflet içinde bulunanları ve hâlâ inanmayanları, işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar.
Suat Yıldırım
Sen o hasret ve pişmanlık gününü, o haklarında ilâhî hükmün yerini bulacağı günü anlatarak uyar onları! Ama onlar gaflet içindeler, hâlâ iman etmiyorlar onlar.
Süleyman Ateş
Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık).
Süleymaniye Vakfı
İş bitirilip yürek acısı çekecekleri güne dair sen onları uyar. Onlar umursamazlık içindeler. Onlar inanıp güvenmiyorlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İş bitirildiğinde korumasız kalacakları güne karşı onları uyar. Onlar, olacakların farkında değillerdir. Onlar (söylenenlere) inanmıyorlar.
Şaban Piriş
-Sen, onları hasret günü ile korkut. Onlar gaflet içinde iman etmezken iş bitirilmiş olur.
Tefhim-ul Kuran
İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.
Ümit Şimşek
Onları, hükmün verileceği pişmanlık gününden sakındır. Çünkü onlar hâlâ gaflet içindeler ve inanmıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Sen onları, o hasret günü ile ilgili olarak uyar. Çünkü onlar gaflet içindeyken, iman da etmemişken iş bitirilmiş olacaktır.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sən onları işin bitmiş olacağı peşmançılıq günü ilə qorxut! İndi onlar hələ qəflətdədirlər və iman gətirmirlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Qəflətdə olanları və iman gətirməyənləri işin bitmiş olacağı (haqq-hesab çəkilib möʼminlərin Cənnətə, kafirlərin isə Cəhənnəmə girəcəyi) peşmançılıq günü (insanın pis əməllərinə görə peşman olacağı, lakin bu peşmançılığın heç bir fayda verməyəcəyi qiyamət günü) ilə qorxut!
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Warne sie vor dem Tag der höchsten Wehklage, wenn die Entscheidung bereits gefallen ist! Sie waren im Diesseits unachtsam und ungläubig.
Almanca — Der Edle Quran
Warne sie vor dem Tag der gramvollen Reue, wenn die Angelegenheit entschieden sein wird, während sie (all dessen) unachtsam sind, und während sie (noch) nicht glauben.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und warne sie vor dem Tag der Selbstanklage, wenn die Angelegenheit beschlossen wird, während sie in Achtlosigkeit sind und keinen Iman verinnerlichen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Warn them O Muhammad –the wrongful of actions- of the Day when long shall they sigh as the die is cast, being already convicted by reason of their negligence of Allah's statutes and their disbelief in Him and in His Messengers.
Abdul Haleem
for they are heedless and do not believe.
Abdullah Yusuf Ali
But warn them of the Day of Distress, when the matter will be determined: for (behold,) they are negligent and they do not believe!
Abul A'la Maududi
(O Muhammad), warn those who are steeped in heedlessness and are obstinately rejecting the truth that the Day shall come when things will be finally decided and they shall be left with utter remorse.
Aisha Bewley
Warn them of the Day of Bitter Regret when the affair will be resolved. But they take no notice. They have no iman.
Al-Hilali & Khan
And warn them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) of the Day of grief and regrets, when the case has been decided, while (now) they are in a state of carelessness, and they believe not[1].
Ali Quli Qarai
Warn them of the Day of Regret, when the matter will be decided, while they are [yet] heedless and do not have faith.
Amatul Rahman Omar
Warn them of the day of intense regret when the matter is decided and it is all over, and they are (still) steeped in ignorance and negligence and they do not believe.
Arthur John Arberry
Warn thou them of the day of anguish, when the matter shall be determined, and they yet heedless and unbelieving.
Bijan Moeinian
Warn them about the coming of the Day that they have to face a judgment against them. What a shame that they are careless and that they choose the disbelief.
E. Henry Palmer
And warn them of the day of sighing, when the matter is decreed while they are heedless, and while they do not believe.
Edip-Layth
Warn them of the day of remorse. When the matter is decided while they are oblivious, and they do not acknowledge.
George Sale
And do thou forewarn them of the day of sighing, when the matter shall be determined, while they are now sunk in negligence and do not believe.
Hamid S. Aziz
How plainly will they see and hear on the day when they shall come to Us; but today the evildoers are in manifest error!
Mahmoud Ghali
And warn them of the Day of regret, as the Command is decreed, and they are in a state of heedlessness, and they do not believe.
Marmaduke Pickthall
And warn them of the Day of anguish when the case hath been decided. Now they are in a state of carelessness, and they believe not.
Mohamed Ahmed - Samira
Warn them of that day of pining when all matters will have been settled, though they would still be unaware and unbelieving (of the truth).
Muhammad Asad
hence, warn them of [the coming of] the Day of Regrets, when everything will have been decided-for as yet they are heedless, and they do not believe [in it].
Mustafa Khattab
And warn them ˹O Prophet˺ of the Day of Regret, when all matters will be settled, while they are ˹engrossed˺ in heedlessness and disbelief.
Progressive Muslims
And warn them of the Day of remorse. When the matter is decided while they are oblivious, and they do not believe.
Sahih International
And warn them, [O Muúammad], of the Day of Regret, when the matter will be concluded; and [yet], they are in [a state of] heedlessness, and they do not believe.
Sam Gerrans
And warn thou them of the Day of Regret, when the matter will be concluded; but they are in heedlessness, and they do not believe.
Shabbir Ahmed
Hence, warn them of the Day of Regrets, when the case will be decided. Being negligent of their duty to investigate with reason, they do not believe in the reality as yet.
Syed Vickar Ahamed
But warn them of the Day of regrets and sorrow, when the matter will be determined: For they are negligent and they do not believe!
Taqi Usmani
Warn them of The Day of Remorse when the whole thing will be settled, while they are heedless and do not believe.
The Monotheist Group
And warn them of the Day of Remorse. When the matter is decided while they are oblivious, and they do not believe.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et avertis-les du jour du Regret, quand tout sera réglé; alors quʹils sont (dans ce monde) inattentifs et quʹils ne croient pas.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Ya Muhemmed!) Wan (ji erjengiya ezabê) roja poşmanî û kulan hişyar bike; ew roja ku hesabdîtin bidawî dibe. Rewş ev e ku ew di nav xefletê de ne û ew baweriyê bi wê (rojê) nayînin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En waarschuw hen voor de dag van wroeging wanneer de beslissing is gevallen, terwijl zij in onoplettendheid verkeren en niet geloven.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarschuw hen voor den dag der zuchten, als de zaak zal worden bepaald, terwijl zij thans in achteloosheid zijn verzonken en niet gelooven.
Hollandaca — Siregar
En waarschuw hen voor de Dag van spijt, wanneer de zaak bepaald is; zij zijn onachtzaam en zij geloven niet.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И предупреди их (о, Посланник) о Дне Сожаления, когда дело будет уже решено [после расчета обитатели Рая отправятся в Рай, а обитатели Ада в Ад, и смерти уже не будет, и будут они вечно пребывать там], а они (в этом мире) (пребывают) в беспечности, и не веруют.
Rusça — Osmanov
Извещай их о дне горестей. Ведь решение [об их наказании] принято, но они не ведают [об этом] и не веруют.