"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."

وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا اَيْنَ مَا كُنْتُ وَاَوْصَانِي بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَيًّا

ve ceǎlenī mubāraken eyne mā kuntu ve evSānī bi S-Salāti ve z-zekāti mā dumtu Hayyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَعَلَنِيve ceǎlenīج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve beni kıldı
2مُبَارَكًاmubārakenب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmakbereketli
3اَيْنَeynenerede
4مَا
5كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolursam
6وَاَوْصَانِيve evSānīو ص يBirleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak.ve bana emretti
7بِالصَّلٰوةِbi S-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranile+Namaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
8وَالزَّكٰوةِve z-zekātiز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatve zekat ile
9مَا
10دُمْتُdumtuد و مDevam etmek, dayanmak, ısrar etmek, kalmak, sebat etmek, sürmek, hareketsiz durmak, hayatta kalmak.olduğum sürece
11حَيًّاHayyenح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmeksağ

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve nerede olursam olayım kutlamıştır beni ve diri oldukça namaz kılmamı, zekât vermemi emretmiştir bana.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve nerede olursam olayım kutlamıştır beni ve diri oldukça namaz kılmamı, zekât vermemi emretmiştir bana.

Adem Uğur

Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.

Ahmed Hulusi

"Nerede olursam olayım beni bereketli kıldı. . . Salatı (sürekli Rabbime yönelik yaşamayı) ve safiyeyi hükmetti, Hayy olduğum sürece!"

Ahmet Tekin

'Nerede olursam olayım, beni, hayırlı bilgileri öğreten kullarına faydalı biri haline getirdi. Yaşadığım müddetçe bana namaz kılmayı, kıldırmayı, imamlık etmeyi, vicdanı, serveti ve sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekât vermeyi, zekâtı tahsil etmeyi ve gerekli yerlere harcamayı emretti.'

Ahmet Varol

Her nerede olursam (olayım) beni mübarek kıldı. Bana yaşadığım sürece namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti.

Ali Bulaç

"Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."

Ali Fikri Yavuz

Beni, her nerede olsam mübarek (hayır öğreten) kıldı ve hayatta bulunduğum müddet, bana, namazı ve zekâtı emretti.

Ali Rıza Safa

"Nerede bulunursam bulunayım, beni kutsadı ve yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı buyruk verdi!"

Bayraktar Bayraklı

"Nerede olursam olayım O, beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti."

Bekir Sadak

(30-33) Cocuk: «Ben suphesiz Allah'in kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yapti, nerede olursam olayim beni mubarek kildi. Yasadigim muddetce namaz kilmami, zekat vermemi ve anneme iyi davranmami emretti. Beni bedbaht bir zorba kilmadi. Dogdugum gunde, lecegim gunde, dirilecegim gunde bana selam olsun» dedi.

Celal Yıldırım

Ve nerede olursam olayım beni mübarek eyledi. Yaşadığım sürece bana namaz kılmamı ve zekât vermemi tavsiye etti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(31-32) Nerede olursam olayım, o beni kutlu ve bereketli kıldı; yaşadığım sürece bana namazı, zekâtı ve anneme saygılı olmayı emretti; beni zorba ve isyankâr yapmadı.

Diyanet İşleri

"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."

Diyanet İşleri (eski)

(30-33) Çocuk: 'Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun' dedi.

Diyanet Vakfi

«Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Beni her nerede olursam mübarek kıldı ve hayatta kaldığım müddetçe bana namazı ve zekatı tavsiye buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat olduğum müddetçe bana namaz ve zekat tavsıye buyurdu

Erhan Aktaş

"Ve beni bulunduğum her yerde mübarek kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı tavsiye etti."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ve beni bulunduğum her yerde mübarek kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı tavsiye etti."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve beni bulunduğum her yerde mübarek kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı tavsiye etti.

Fizilal-il Kuran

Nerede olursam olayım, beni insanlara yararlı kıldı. Bana sağ oldukça namaz kılmamı ve zekatı emretti.

Gültekin Onan

"Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."

Hamdi Döndüren

“Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.”

Hasan Basri Çantay

"Beni her nerede olursam mübarek kıldı. Bana, hayatda bulunduğum müddetçe namaz (kılmam) ı, zekat (vermem) i emretdi".

Hasib Asutay

Nerede olursam olayım, (O,) beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.

Hayrat Neşriyat

'Hem nerede olsam beni mübârek kıldı; hayat sâhibi olduğum müddetçe de bana namazı ve zekâtı emretti.'

İbni Kesir

Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.

Mehmet Okuyan

Beni bulunduğum her yerde bereketli kıldı. Yaşadığım sürece salâtı (Allah’a desteği, namazı) ve zekâtı bana emretti.

Muhammed Esed

ve nerede bulunursam bulunayım beni kutlu ve erdemli kıldı; yaşadığım sürece bana salatı, arınmak için vermeyi emretti;

Mustafa İslamoğlu

nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı; ve bana hayatta olduğum sürece ibadeti diriltmeyi ve arınmak için verilmesi gerekeni vermeyi emretti;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve beni nerede olsam mübarek kıldı ve bana berhayat olduğum müddetçe namaz ile ve zekât ile emretti.»

Ömer Öngüt

“Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namaz kılmamı, zekât vermemi emretti. ”

Suat Yıldırım

"Nerede olursam olayım beni kutlu, mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe bana namazı ve zekâtı farz kıldı."

Süleyman Ateş

"Beni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti!"

Süleymaniye Vakfı

Bulunduğum her yerde beni mübarek kıldı /çok faydalı bir kişi yaptı; yaşadığım sürece bana namaz ve zekat görevi yükledi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nerede olursam olayım, beni bereketli kılacaktır. Hayatta olduğum sürece bana namaz ve zekat görevi yükleyecektir.

Şaban Piriş

Nerede olursam olayım beni bereketlendirdi ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.

Tefhim-ul Kuran

«Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekâtı vasiyet (emr) etti.»

Ümit Şimşek

'Bulunduğum her yerde beni mübarek kıldı. Hayatta olduğum müddetçe bana namazı ve zekâtı öğütledi.

Yaşar Nuri Öztürk

"Beni, bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı, zekatı önerdi."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Harada oluramsa olum, məni mübarək etdi və nə qədər ki sağam, mənə namaz qılıb zəkat verməyi əmr etdi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, harada oluramsa olum, məni mübarək (həmişə hamıya xeyir verən, dini hökmləri öyrədən) etdi və mənə diri olduqca namaz qılıb zəkat verməyi tövsiyə buyurdu.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er hat mich, wo immer ich bin, gesegnet und mir befohlen, zu beten und die Zakat-Abgaben zu entrichten, solange ich lebe.

Almanca — Der Edle Quran

Und gesegnet hat Er mich gemacht, wo immer ich bin, und angeordnet hat Er mir, das Gebet (zu verrichten) und die Abgabe (zu entrichten), solange ich lebe,

Almanca — M. A. Rassoul

Und Er gab mir Seinen Segen, wo ich auch sein möge, und Er befahl mir Gebet und Zakah, solange ich lebe

Almanca — Muhammad Zaidan

ER machte mich auch zu einem mit Baraka Erfüllten, überall wo ich bin. Und ER hat mir das rituelle Gebet und die Zakat geboten, solange ich lebe.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

" He conferred on me benediction that I will be blessed wherever I may be, and He has enjoined me, for as long as I live, the practice of praying to Him and of Zakat (almsgiving), -for alms are but the vehicles of prayer-",

Abdul Haleem

made me blessed wherever I may be. He commanded me to pray, to give alms as long as I live,

Abdullah Yusuf Ali

"And He hath made me blessed wheresoever I be, and hath enjoined on me Prayer and Charity as long as I live;

Abul A'la Maududi

and has blessed me wherever I might be and has enjoined upon me Prayer and Zakah (purifying alms) as long as I live;

Aisha Bewley

He has made me blessed wherever I am and directed me to do salat and give zakat as long as I live,

Al-Hilali & Khan

"And He has made me blessed wheresoever I be, and has enjoined on me Salât (prayer), and Zakât, as long as I live."

Ali Quli Qarai

He has made me blessed, wherever I may be, and He has enjoined me to [maintain] the prayer and to [pay] the zakāt as long as I live,

Amatul Rahman Omar

`And He has made me blessed wherever I may be, and He has enjoined upon me prayer and alms-giving so long as I live.

Arthur John Arberry

Blessed He has made me, wherever I may be; and He has enjoined me to pray, and to give the alms, so long as I live,

Bijan Moeinian

"God has blessed me wherever I walk. He has ordered me to worship Him regularly and be charitable as long as I live."

E. Henry Palmer

and He has made me blessed wherever I be; and He has required of me prayer and almsgiving so long as I live,

Edip-Layth

"He made me blessed wherever I was, and He charged me with the contact prayer and towards betterment as long as I am alive."

George Sale

And He hath made me blessed, wheresoever I shall be; and hath commanded me to observe prayer, and to give alms, so long as I shall live;

Hamid S. Aziz

He (the baby) said, "Verily, I am a servant of Allah; He has brought me the Book (revelation), and He has made me a prophet,

Mahmoud Ghali

And He has made me blessed wherever I may be, and He has enjoined upon me prayer and Zakat (The poordues) as long as I am alive.

Marmaduke Pickthall

And hath made me blessed wheresoever I may be, and hath enjoined upon me prayer and almsgiving so long as I remain alive,

Mohamed Ahmed - Samira

And blessed me wherever I may be, and enjoined on me worship and zakat for as long as I live,

Muhammad Asad

and made me blessed wherever I may be; and He has enjoined upon me prayer and charity as long as I live,

Mustafa Khattab

He has made me a blessing wherever I go, and bid me to establish prayer and give alms-tax as long as I live,

Progressive Muslims

"And He made me blessed wherever I was, and He charged me with the contact-method and towards betterment as long as I am alive. "

Sahih International

And He has made me blessed wherever I am and has enjoined upon me prayer and zakah as long as I remain alive

Sam Gerrans

“And made me blessed wherever I be — and enjoined upon me the duty and the purity as long as I live —

Shabbir Ahmed

"He has made me blessed wherever I may be. He has enjoined upon me to establish the Divine System and help set up the Just Economic Order as long as I live."

Syed Vickar Ahamed

"And He (Allah) has made me blessed where ever I be, and has commanded for me prayer and charity as long as I live;

Taqi Usmani

and He has made me a blessed one wherever I be, and has enjoined Salāh and Zakāh upon me as long as I am alive,

The Monotheist Group

"And He has made me blessed wherever I am, and He has charged me with the contact prayer and purification as long as I am alive."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Où que je sois, Il mʹa rendu béni; et Il mʹa recommandé, tant que je vivrai, la prière et la Zakât;

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ez li ku dibim bila bibim, Xwedê ez pîroz gerandime û heta ku ez li jiyanê bim ferman li min kiriye ku nimêj bikim û zekatê bidim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij heeft mij gezegend gemaakt waar ik ook ben en Hij heeft mij de salaat en de zakaat opgelegd zolang ik leef

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij heeft gewild, dat ik gezegend zou zijn, overal waar ik mij ook zou mogen bevinden; hij heeft mij bevolen, het gebed in acht te nemen en aalmoezen te geven, zoo lang ik zal leven.

Hollandaca — Siregar

En Hij heeft mij gezegend waar ik ook ben en Hij heeft mij bevolen de shalât te verrichten en de zamt (te betalen), zolang ik leef.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сделал Он меня благодатным [от которого исходит благо и польза], где бы я ни был, и заповедал мне (совершать) молитву и (отдавать) (обязательную) милостыню, пока я живу,

Rusça — Osmanov

И где бы я ни был, Он сделал меня благословенным [для людей], вменил мне в обязанность молитву и искупительную милостыню, пока я буду жив;

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han har välsignat mig, var jag än befinner mig, och befallt mig att så länge jag lever förrätta bönen och ta mig an de fattiga