Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.

فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا

fe eşārat ileyhi ḳālū keyfe nukellimu men kāne fī l-mehdi Sabiyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَشَارَتْfe eşāratش و رToplamak, çıkarmak, sergilemek, göstermek, teşhir etmek, incelemek, danışmak, tartışmak, öğüt vermek, tavsiye etmek, duyurmak, bildirmek, kumanda etmek, emir vermek, emretmekbunun üzerine işaret etti
2اِلَيْهِ۠ileyhiona
3قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
4كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
5نُكَلِّمُnukellimuك ل مKonuşmak, ifade etmek.konuşuruz
6مَنْmenkimseyle
7كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolan
8فِي
9الْمَهْدِl-mehdiم ه دbeşik, uyku yeri, yatak, hazırlık, yerleşim yeri, temelleri atmak, yer açmakbeşikte
10صَبِيًّاSabiyyenص ب وÇocukluğa meyletmek, gençliğe özenmek, aşık olmak, tutulmak, yönelmek, eğilmek, özlem duymak, meyletmek, çocukça davranmak, sabiilik dinine mensup olmakçocukla

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Meryem, çocuğuna işâret etti. Nasıl olur da dediler, beşikteki çocuk konuşur?

Abdulkadir Gölpınarlı

Meryem, çocuğuna işâret etti. Nasıl olur da dediler, beşikteki çocuk konuşur?

Adem Uğur

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?"

Ahmed Hulusi

Meryem oruçlu olduğundan konuşmayıp, çocuğu işaret etti (ona sorun gibisinden). . . "Kundaktaki bebekle ne konuşabiliriz ki!" dediler.

Ahmet Tekin

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. 'Biz beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?' dediler.

Ahmet Varol

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. 'Beşikte bulunan bir bebekle nasıl konuşuruz?' dediler.

Ali Bulaç

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?"

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine Meryem, (kendilerine cevap vermek için) çocuğu işaret etti. Onlar: “- Biz, beşikteki çocukla nasıl konuşuruz” dediler.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Onu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?"

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki bir bebek ile nasıl konuşuruz?"dediler.

Bekir Sadak

Meryem cocugu gosterdi. «Biz besikteki cocukla nasil konusabiliriz?» dediler.

Celal Yıldırım

Bunun üzerine Meryem çocuğa işaret ederek onu gösterdi. Onlar : Henüz beşikteki bir çocukla nasıl konuşalım ? dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine Meryem çocuğu işaret etti. “Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?” dediler.

Diyanet İşleri

Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Meryem çocuğu gösterdi. 'Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?' dediler.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; «Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine ona işaret etti, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz dediler

Erhan Aktaş

Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine Meryem, eli ile oğlunu göstererek onunla konuşmalarını önerdi. Onlar da «Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?» dediler.

Gültekin Onan

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?"

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar dediler ki: “Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?”

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine (Meryem) ona (isaya) işaret etdi. "Biz, dediler, henüz beşikde bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz"?

Hasib Asutay

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: 'Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?'

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine (Meryem konuşmayarak) ona (çocuğa) işâret etti. (Onlar:)'Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?' dediler.

İbni Kesir

Bunun üzerine o, çocuğu gösterdi: Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.

Mehmet Okuyan

(Meryem) ona (çocuğa) işaret etmişti. Onlar da “Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Bunun üzerine (Meryem) çocuğa işaret etti. "Daha beşikteki bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz ki!" diye çıkıştılar.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine (Meryem) çocuğa işaret etti. Onlar; "Biz, daha dünkü bir beşik bebesiyle nasıl muhatap oluruz!?" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: «Biz daha beşikte bir çocuk bulunan ile nasıl konuşabiliriz?»

Ömer Öngüt

Bunun üzerine çocuğu gösterdi. “Biz beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?” dediler.

Suat Yıldırım

Meryem, (bana değil, çocuğa sorun dercesine) çocuğu gösterdi: "Nasıl olur da, dediler, beşikteki bebekle konuşuruz?"

Süleyman Ateş

(Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"

Süleymaniye Vakfı

Bunun üzerine Meryem bebeği işaret etti. Dediler ki: "Biz beşikteki bebekle nasıl konuşalım?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun üzerine Meryem çocuğa işaret etti. Dediler ki "Beşikteki çocukla nasıl konuşalım?"

Şaban Piriş

Bunun üzerine çocuğu işaret etti. - Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.

Tefhim-ul Kuran

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: «Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?»

Ümit Şimşek

Meryem çocuğu işaret etti. 'Beşikteki çocukla nasıl konuşalım?' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Meryem, çocuğa işaret etti. Dediler: "Beşikteki bir sabiyle nasıl konuşuruz?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məryəm ona işarə etdi. Onlar dedilər: “Beşikdə olan körpə ilə necə danışaq?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Məryəm onun özü ilə danışın, deyə) ona (uşağa) işarə etdi. Onlar: ″Beşikdə olan uşaqla necə danışacaq?″ – dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie deutete auf ihn. Da sagten sie: ʺWie können wir mit einem Kind im Wiegenalter sprechen?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Da zeigte sie auf ihn. Sie sagten: ʺWie können wir mit jemandem sprechen, der noch ein Kind in der Wiege ist?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Da zeigte sie auf ihn. Sie sagten: ʺWie sollen wir zu einem reden, der noch ein Kind in der Wiege ist?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Daraufhin zeigte sie nur auf ihn. Sie sagten: ʺWie sollen wir mit jemandem sprechen, der noch in der Wiege liegt?ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

She simply pointed her finger at him -the babe- with an intimation, as it were, that they ask or speak to him. But they exclaimed: "How in Allah's Name can we discourse with a new born babe?"

Abdul Haleem

She pointed at him. They said, ‘How can we converse with an infant?’

Abdullah Yusuf Ali

But she pointed to the babe. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle?"

Abul A'la Maududi

Thereupon Mary pointed to the child. They exclaimed: "How can we speak to one who is in the cradle, a mere child?"

Aisha Bewley

She pointed towards him. They said, ‘How can a baby in the cradle speak?’

Al-Hilali & Khan

Then she pointed to him. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle?[1]"

Ali Quli Qarai

Thereat she pointed to him. They said, ‘How can we speak to one who is yet a baby in the cradle?’

Amatul Rahman Omar

Thereupon she pointed to him (- her son Jesus meaning thereby that he will answer them). They said, `How should we speak to one who was (till recently) a child in the cradle?'

Arthur John Arberry

Mary pointed to the child then; but they said, 'How shall we speak to one who is still in the cradle, a little child?'

Bijan Moeinian

She pointed at the baby (meaning: Ask him. ) They said: "How can we talk to a new born baby?"

E. Henry Palmer

And she pointed to him, and they said, 'How are we to speak with one who is in the cradle a child?'

Edip-Layth

So she pointed to him. They said, "How can we talk to someone who is a child in a cradle?"

George Sale

But she made signs unto the child to answer them; and they said, how shall we speak to him, who is an infant in the cradle?

Hamid S. Aziz

"O sister of Aaron! Your father was not a bad man, nor was your mother a harlot!"

Mahmoud Ghali

So she pointed to him. They said, "How shall we speak to one who is (still) in the cradle, a young boy?"

Marmaduke Pickthall

Then she pointed to him. They said: How can we talk to one who is in the cradle, a young boy?

Mohamed Ahmed - Samira

But she pointed towards him. "How can we talk to one, " they said, "who is only an infant in the cradle?"

Muhammad Asad

Thereupon she pointed to him. They exclaimed: "How can we talk to one who [as yet] is a little boy in the cradle?"

Mustafa Khattab

So she pointed to the baby. They exclaimed, "How can we talk to someone who is an infant in the cradle?"

Progressive Muslims

So she pointed to him. They said: "How can we talk to someone who is a child in a cradle"

Sahih International

So she pointed to him. They said, "How can we speak to one who is in the cradle a child?"

Sam Gerrans

Then she pointed to him. They said: “How can we speak to one who is in the cradle a child?”

Shabbir Ahmed

Then she pointed to him. They said, "How can we talk to one who is in the cradle, a young boy?" (In the cradle, idiomatically means a young person. Mary and Joseph had stayed in Bethlehem for several years).

Syed Vickar Ahamed

Then, she pointed to the baby (Jesus). They said: "How can we talk to one who is (only) a child in the cradle?"

Taqi Usmani

So, she pointed towards him (the baby). They said, "How shall we speak to someone who is still a child in the cradle?"

The Monotheist Group

So she pointed to him. They said: "How can we talk to someone who is a child in a cradle?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Elle fit alors un signe vers lui (le bébé). Ils dirent: ʺComment parlerions-nous à un bébé au berceau?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Meryemê zarok destnîşan kir (ku ji wî bipirsin). Gotin: Em ê bi zarokekî dergûşê re çawa bipeyivin?

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij wees naar hem. Zij zeiden: ʺHoe kunnen wij spreken met iemand die nog een kind in de wieg is?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar zij maakte teekenen tot het kind om hun te antwoorden. En zij zeiden: Hoe kunnen wij tot hem spreken, die nog een kind in de wieg is?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А она [Марьям] указала на него [на своего сына Иису] (чтобы они говорили с ним). Они сказали: «Как мы можем говорить с тем, кто еще является ребенком (лежащим) в колыбели?»

Rusça — Osmanov

Она показала на младенца, и они спросили: ʺКак мы можем разговаривать с дитятей в колыбели?ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Då pekade hon på barnet. (Men) de svarade: ʺHur skulle vi kunna tala till ett spädbarn (som ligger) i sin linda?ʺ