İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
كَذٰلِكَ وَقَدْ اَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا
ke ƶālike ve ḳad eHaTnā bimā ledeyhi ḣubran
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Böyleydi işte bu, gerçekten de nesi var, nesi yoksa bilgimiz hepsine şâmildir, hepsinden de haberdarız.
Abdulkadir Gölpınarlı
Böyleydi işte bu, gerçekten de nesi var, nesi yoksa bilgimiz hepsine şâmildir, hepsinden de haberdarız.
Adem Uğur
İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
Ahmed Hulusi
İşte böyle. . . Biz Onu, ondaki ile ihata etmiştik.
Ahmet Tekin
Zülkarneyn burada da, önceki gibi, ihtiyaçlara cevap vererek sorumluluğunu yerine getirdi. Biz, onun sahip olduğu bilgiyi, medeniyet araçlarını, imkânlarını, gücünü, kudretini, tecrübesini biliyorduk.
Ahmet Varol
İşte böyle. Biz, onun yanında ne tür bilgi ve tecrübe varsa [3] (ilmimizle) kuşatmıştık.
Ali Bulaç
İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
Ali Fikri Yavuz
İşte Zü’l-karneyn’in kudret ve saltanatı böyleydi. Halbuki onun yanında (asker ve harp vasıtaları gibi daha) neler vardı ki, biz, tamamını ilmimizle kuşatmışızdır.
Ali Rıza Safa
İşte böyle. Kendisinde olan her şeyi bilgimizle kaplamıştık.
Bayraktar Bayraklı
İşte onun durumu böyledir. Onun bilgi olarak sahip olduğu her şeyi biz biliriz.
Bekir Sadak
Iste bunun gibi, onun yaptiklarinin hepsini bastanbasa biliyorduk.
Celal Yıldırım
İşte böylece onun yanında olan her şeyi kuşatıp biliyorduk.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
İşte böyle oldu! Biz onunla ilgili her şeyi ayrıntısıyla biliyorduk.
Diyanet İşleri
İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
Diyanet İşleri (eski)
İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştanbaşa biliyorduk.
Diyanet Vakfi
İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte böyle. Halbuki Biz, onun yanında nelerin bulunduğunu tamamen biliyorduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
Böyle, halbuki onun yanında neler vardı temamını biz biliyorduk
Erhan Aktaş
İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.
Fizilal-il Kuran
İşte böyle, onun serüveni, bütün ayrıntıları ile bilgimizin kapsamı içindedir.
Gültekin Onan
İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
Hamdi Döndüren
İşte, Zülkarneyn’in gücü böyleydi! Onun yanında daha nice bilgi ve yetki bulunduğunu biliyorduk.
Hasan Basri Çantay
İşte (Zülkarneynin işi) böyle idi. Halbuki onun yanında (neler vardı) ki biz hepsini ilm (imiz) le kuşatmışızdır.
Hasib Asutay
İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmen kuşatmışızdır.
Hayrat Neşriyat
İşte (Zülkarneyn’in işi) böyledir! Ve onun yanında olan şeyleri, gerçekten(hepsinden) haberdâr olarak kuşatmıştık.
İbni Kesir
İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştan başa biliyorduk Biz.
Mehmet Okuyan
İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
Muhammed Esed
(Biz onları) işte böyle (bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hallerine bıraktı;) ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden geçenleri kuşatmış bulunuyorduk.
Mustafa İslamoğlu
onların yaşam tarzı da işte böyleydi; fakat doğrusu Biz, onun sahip olduğu tasavvuru derin bir bilgiyle kuşatmışızdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte böylece. Ve şüphe yok ki, onun yanında neler olduğunu Biz ilmen ihata etmişizdir.
Ömer Öngüt
İşte böylece onunla ilgili baştan başa her şeyden haberdar idik.
Suat Yıldırım
İşte Zülkarneyn, böyle yüksek bir hükümranlığa sahip idi. Onun yanında ne var, ne yoksa Biz hepsine vakıf idik.
Süleyman Ateş
İşte (Zu'l-Karneyn) böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice bilgi ve yetki bulunduğunu biliyorduk.
Süleymaniye Vakfı
İşte böyle; Biz onun (Zülkarneyn'in) yanında olan her şeyi tam olarak biliyorduk.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İşte böyle; Biz o topluğun her şeyini biliyorduk.
Şaban Piriş
İşte böyle, onun yanındakilerin hepsini baştan başa biliyorduk.
Tefhim-ul Kuran
İşte böyle, onun yanında «özü kapsayan bilgi olduğunu» (veya yanında olup biten her şeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
Ümit Şimşek
İşte Zülkarneyn'in hali böyleydi; ve Bizim ilmimiz, onun herşeyini kuşatmış bulunuyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
İşte böyle! Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Bax belə! Biz onun başına gələnlərin hamısından xəbərdarıq.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Zülqərneynin qüdrət və səltənəti, səyahəti) belə idi. Biz hələ onun yanında daha nələr olduğunu da bilirik. (Zülqərneynin qüdrətini, nə qədər əsgərlə səfərə çıxdığını Allahdan başqa heç kəs dəqiq bilməz).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir wußten genau, wie er mit diesen verfuhr.
Almanca — Der Edle Quran
So war es. Und Wir haben ja umfassende Kenntnis von dem, was ihn betrifft.
Almanca — M. A. Rassoul
Und so war es; und Wir umfaßten mit Wissen, wie es um ihn bestellt war.
Almanca — Muhammad Zaidan
Solcherart war es. Und bereits hatten WIR umfassendes Wissen über das, worüber er verfügte.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
For thus We knew his thoughts and feelings as well as his mode of action.
Abdul Haleem
And so it was: We knew all about him.
Abdullah Yusuf Ali
(He left them) as they were: We completely understood what was before him.
Abul A'la Maududi
Thus was the state of those people, and We encompassed in knowledge all concerning Dhu al- Qarnayn.
Aisha Bewley
Our knowledge encompasses all that happened to him.
Al-Hilali & Khan
So (it was)! And We knew all about him (Dhul-Qarnain).
Ali Quli Qarai
So it was, and We comprehended whatever pertained to him.
Amatul Rahman Omar
That is how (it was). As for him, We alone had full knowledge of all that he had with him.
Arthur John Arberry
So; and We encompassed in knowledge what was with him.
Bijan Moeinian
I (God) know well what he was doing (therefore, this is a true story. )
E. Henry Palmer
So! And we comprehended the knowledge of what (forces) he had with him.
Edip-Layth
So it was, and We knew ahead of time about what he intended.
George Sale
Thus it was; and we comprehended with our knowledge the forces which were with him.
Hamid S. Aziz
Until when he reached the rising of the sun (furthest East), he found it rising upon a people to whom We had given no shelter there from.
Mahmoud Ghali
Thus it was, and We already encompassed in cognizance what was close to him.
Marmaduke Pickthall
So (it was). And We knew all concerning him.
Mohamed Ahmed - Samira
It was so, for We were fully informed about him.
Muhammad Asad
thus [We had made them, and thus he left them; and We did encompass with Our knowledge all that he had in mind
Mustafa Khattab
So it was. And We truly had full knowledge of him.
Progressive Muslims
So it was, and We knew ahead of time about what he intended.
Sahih International
Thus. And We had encompassed [all] that he had in knowledge.
Sam Gerrans
Thus! — and We have encompassed what is with it in knowledge —
Shabbir Ahmed
So it was, and We knew all about him and his resources. (He helped that nation with his abundant resources that We had given him).
Syed Vickar Ahamed
(He left them) as they were, (and) We completely understood what was before him.
Taqi Usmani
Thus it was, and Our knowledge fully comprehends whatever (wealth and equipment) he had with him.
The Monotheist Group
So it was, and We knew ahead of time about what he intended.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il en fut ainsi et Nous embrassons de Notre Science ce quʹil détenait.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ev a te bihîst wisa bû û teqez bi her tiştê li balê (û ya dihate kirin) me agahî hebû.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zo was het. En Wij omvatten met Onze kennis wat er bij hem was.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zoo was het, en wij begrepen, door onze kennis, de krachten die met hem waren.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Так [он судил людей, которые были на восходе солнца, также как тех, которые были на западе]! И ведь Мы объяли знанием все, что (было) у него [знали о его войске и оружии].
Rusça — Osmanov
Так [оно было], и Мы объяли знанием все, что с ним случилось.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Så som (han fann dem, så lämnade han dem); Vi hade kännedom om allt som rörde honom och (Vi stödde honom i allt).