"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."

اَمَّا السَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَاكِينَ يَعْمَلُونَ فِي الْبَحْرِ فَاَرَدْتُ اَنْ اَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَاءَهُمْ مَلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

emmā s-sefīnetu fe kānet li mesākīne yeǎ'melūne fī l-baHri fe eradtu en eǐybehā ve kāne verā'ehum melikun ye'ḣuƶu kulle sefīnetin ğaSben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَمَّاemmā
2السَّفِينَةُs-sefīnetuس ف نGemi, gemi yapmak, denizde yüzmek, yolculuk etmek, yol almakO gemi
3فَكَانَتْfe kānetك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidi
4لِمَسَاكِينَli mesākīneس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekyoksulların
5يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatçalışan
6فِي
7الْبَحْرِl-baHriب ح رDeniz, göl, büyük su birikintisi, bol, geniş, çok, deniz gibi cömert olan, bilgindenizde
8فَاَرَدْتُfe eradtuر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istedim
9اَنْenki
10اَعِيبَهَاeǐybehāع ي بKötü, hasarlı, kusurlu/arızalı/sağlam olmayan/kullanılamaz durumda, lekesi olmakonu kusurlu yapmak
11وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinçünkü vardı
12وَرَاءَهُمْverā'ehumو ر يAteş yakmak/üretmek, dolaylı/belirsiz şekilde ima etmek, bir şeyi kastederken başka bir şeyi kastetmiş gibi yapmak, saklamak/gizlemek/örtmek, gizleyen/örten bir şeyin arkasında, yardımcı/takipçi.onların ilerisinde
13مَلِكٌmelikunم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.bir kral
14يَأْخُذُye'ḣuƶuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalan
15كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
16سَفِينَةٍsefīnetinس ف نGemi, gemi yapmak, denizde yüzmek, yolculuk etmek, yol almakgemiyi
17غَصْبًاğaSbenغ ص بHaksız/zorla/izinsiz almak; birisini bir şey yapmaya zorlamak veya mecbur bırakmakzorla

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi, onu kusurlu bir hale getirmek istedim, çünkü ilerde bir padişah var, bütün gemileri zaptetmede.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi, onu kusurlu bir hale getirmek istedim, çünkü ilerde bir padişah var, bütün gemileri zaptetmede.

Adem Uğur

Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.

Ahmed Hulusi

"O tekneden başlayalım: O tekne, denizde çalışan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmayı diledim. . . (Çünkü) onların karşılaşacağı, her tekneye el koyan bir Melik var idi" (yaralı tekneyi almayacağı için tekneyi kurtardım, onlara iyilik olsun diye).

Ahmet Tekin

'Gemi, çevresi, çaresi olmayan bir kısım yoksul insanlarındı. Denizde taşımacılık yaparak, çalışarak nafakalarını kazanıyorlardı. O gemiyi, ayıplı, kusurlu hale getirmek istedim. Daha ilerde, her sağlam gemiye el koymayı alışkanlık haline getiren zâlim zorba bir kral vardı.' dedi.

Ahmet Varol

Gemi, denizde çalışan birtakım yoksullara aitti. Ben onu kusurlu yapmak istedim. (Çünkü) arkalarında her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı.

Ali Bulaç

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

Ali Fikri Yavuz

Evvelâ gemi, denizde çalışan bir takım yoksullarındı. Ben, o gemiyi kusurlu yapmak istedim. (Çünkü) ötelerinde, her sağlam gemiyi zorla alan bir padişah vardı.

Ali Rıza Safa

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü biraz ileride, tüm gemileri zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı!"

Bayraktar Bayraklı

"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere aitti. Ona hasar vermek istedim. Çünkü arkasında her sağlam gemiyi zorla gaspeden bir kral vardı."

Bekir Sadak

«emi, denizde calisan birkac yoksula aitti; onu kusurlu kilmak istedim, cunku peslerinde her saglam gemiye zorla el koyan bir hukumdar vardi.»

Celal Yıldırım

Gemiye gelince, o, denizde iş gören birkaç yoksulundu, onu kusurlu kılmak istedim ki arkalarında (veya önlerinde) her (sağlam) gemiyi zorla alan bir hükümdar bulunuyordu.

Diyanet İşleri

"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."

Diyanet İşleri (eski)

'Gemi, denizde çalışan birkaç yoksula aitti; onu kusurlu kılmak istedim, çünkü peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.'

Diyanet Vakfi

«Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Önce gemi, denizde çalışan birtakım zavallılarındı. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim; çünkü ötelerinde bütün sağlam gemileri gaspedip alan bir hükümdar vardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evvela gemi, denizde çalışan bir takım biçarelerin idi, ben onu ayıblandırmak istedim ki: ötelerinde bir Melik vardı, her sağlam gemiyi gasben alıyordu

Erhan Aktaş

"O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

" O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların arkasında bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı."

Fizilal-il Kuran

O gemi var ya, yoksul deniz işçilerinin malı idi. Onda bir kusur meydana getirmek istedim. Çünkü bu denizcileri, rastladığı her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar kovalıyordu.

Gültekin Onan

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı."

Hamdi Döndüren

“Gemiye gelince; o, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu hale getirdim; çünkü onların ilerisinde her gemiyi zorla alan bir kral vardı.”

Hasan Basri Çantay

"Gemiye gelince: (o,) denizde iş yapan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmak istedim (ki) arkalarında her (sağlam) gemiyi zorla almakda olan bir hükümdar vardı".

Hasib Asutay

'O gemi var ya, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü onların arkasında her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı. '

Hayrat Neşriyat

'O gemi var ya, işte (o,) denizde çalışan yoksul kimselere âid idi; bu yüzden onu kusurlu kılmak istedim; çünki onların ilerisinde bir hükümdar vardı; her (sağlam) gemiyi zorla alıyordu.'

İbni Kesir

Gemi; denizde çalışan yoksullara aitti. Onu kusurlu kılmak istedim. Zira arkalarında, her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.

Mehmet Okuyan

“Gemi var ya o, denizde çalışan yoksul kişilerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında her (sağlam) gemiye el koymakta olan bir hükümdar vardı.

Muhammed Esed

O tekne, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti; ona hasar vermek istedim, çünkü peşlerinde her (sağlam) tekneye zorla el koyan bir hükümdar oldu(ğunu biliyordum).

Mustafa İslamoğlu

"Gemiden başlayalım: O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksullara aitti. Hal böyleyken onu hasarlı hale getirmek istedim, çünkü onların peşinde her gemiye zorla el koyan bir yönetici bulunuyordu."

Ömer Nasuhi Bilmen

Şöyle ki: «Gemi, denizde çalışan birtakım zayıflara ait idi. Artık ben onu kusurlu yapmak istedim ve onların ötesinde bir hükümdar vardır ki, her (sağlam) gemiyi zulmen alıvermektedir.»

Ömer Öngüt

“Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula âit idi. Ben onu (tamire muhtaç) ayıplı göstermek istedim. Çünkü gideceği yerde her güzel gemiyi zorla alan bir kral vardı. ”

Suat Yıldırım

Evvela, o gemi, denizde çalışan birtakım fakirlere ait idi. Ben onu kasden bir miktar zedeledim. Zira öte yanında, sağlam olan bütün gemileri gasbeden zalim bir hükümdar vardı.

Süleyman Ateş

"O (yaraladığım) gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü onların ilerisinde her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı."

Süleymaniye Vakfı

O gemi, denizde çalışan, yapacak başka işleri olmayan kişilere aitti. Onu hasarlı hale getirmek istedim; çünkü önlerinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gemi, denizde çalışan miskinlere aitti, yolları üstünde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim.

Şaban Piriş

Birincisi gemi, denizde çalışan fakirlere aitti. Onun kusurlu görünmesini istedim. Çünkü arkalarında, her sağlam gemiyi gasp eden bir kral vardı.

Tefhim-ul Kuran

Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.»

Ümit Şimşek

'O gemi, denizde hayatını kazanan yoksullara aitti. Onu kusurlu hale getirmek istedim; çünkü peşlerinde, bulduğu her gemiyi gasp eden bir hükümdar vardı.

Yaşar Nuri Öztürk

"Gemiden başlayayım: O gemi, denizde işçilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim. Çünkü biraz ötelerinde bir kral vardı; tüm gemilere zorla el koyuyordu."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Gəmiyə gəlincə, o, dənizdə çalışan kasıb adamlara məxsus idi. Mənim onu korlamağımın səbəbi, onların önündə hər bir yararlı gəmini zorla ələ keçirən hökmdarın olması idi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Belə ki, gəmi dənizdə çalışıb-vuruşan bir dəstə yoxsula mənsub idi. Mən onu xarab etmək istədim, çünki həmin adamların arasında (yaxud qabağında) hər bir saz gəmini zorla ələ keçirən bir padşah var idi.

Almanca (2)

Almanca — Der Edle Quran

Was das Schiff angeht, so gehörte es Armen, die auf dem Meer arbeiteten. Ich wollte es schadhaft machen, denn ein König war hinter ihnen her, der jedes Schiff mit Gewalt wegnahm.

Almanca — M. A. Rassoul

Was das Schiff anbelangt, so gehörte es armen Leuten, die auf dem Meer arbeiteten, und ich wollte es beschädigen; denn hinter ihnen war ein König, der jedes Schiff beschlagnahmte.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"As to the boat", said the teacher, "it belonged to poor people –seamen- making a living, and I intended to make it defective to prevent their king, who pursues boat-owners, from capturing their boat".

Abdul Haleem

the boat belonged to some needy people who made their living from the sea and I damaged it because I knew that coming after them was a king who was seizing every [serviceable] boat by force.

Abdullah Yusuf Ali

"As for the boat, it belonged to certain men in dire want: they plied on the water: I but wished to render it unserviceable, for there was after them a certain king who seized on every boat by force.

Abul A'la Maududi

As for the boat it belonged to some poor people who worked on the river, and I desired to damage it for beyond them lay the dominion of a king who was wont to seize every boat by force.

Aisha Bewley

As for the boat, it belonged to some poor people who worked on the sea. I wanted to damage it because a king was coming behind them, commandeering every boat.

Al-Hilali & Khan

"As for the ship, it belonged to Masâkîn (poor people) working in the sea. So I wished to make a defective damage in it, as there was a king behind them who seized every ship by force.

Ali Quli Qarai

As for the boat, it belonged to some poor people who work on the sea. I wanted to make it defective, for behind them was a king seizing every ship usurpingly.

Amatul Rahman Omar

`As for the boat it belonged to (certain) poor people who worked on the river, and in their rear there was a (brutal) king who seized every (good) boat by force, so I chose to damage it (the boat).

Arthur John Arberry

As for the ship, it belonged to certain poor men, who toiled upon the sea; and I desired to damage it, for behind them there was a king who was seizing every ship by brutal force.

Bijan Moeinian

"The ship [that I made defective] belonged to a bunch of poor fishermen. There was a king passing by his army who was confiscating every boat [for the use in his army.]"

E. Henry Palmer

As for the bark it belonged to poor people, who toiled on the sea, and I wished to damage it, for behind it was a king who seized on every bark by force.

Edip-Layth

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force."

George Sale

The vessel belonged to certain poor men, who did their business in the sea: And I was minded to render it unserviceable, because there was a king behind them, who took every sound ship by force.

Hamid S. Aziz

Said he, "This is the parting between me and you. I will give you the interpretation of that with which you could not bear with me.

Mahmoud Ghali

As for the ship, then it belonged to (certain) indigent persons who did (their business) upon the sea. Then I willingly damaged it, (and) beyond them was a king who was taking away every ship by force.

Marmaduke Pickthall

As for the ship, it belonged to poor people working on the river, and I wished to mar it, for there was a king behind them who is taking every ship by force.

Mohamed Ahmed - Samira

That boat belonged to poor people who used to toil on the sea. I damaged it because there was a king after them who used to seize every ship by force.

Muhammad Asad

"As for that boat, it belonged to some needy people who toiled upon the sea -and I desired to damage it because (I knew that] behind them was a king who is wont to seize every boat by brute force.

Mustafa Khattab

"As for the ship, it belonged to some poor people, working at sea. So I intended to damage it, for there was a ˹tyrant˺ king ahead of them who seizes every ˹good˺ ship by force.

Progressive Muslims

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force. "

Sahih International

As for the ship, it belonged to poor people working at sea. So I intended to cause defect in it as there was after them a king who seized every [good] ship by force.

Sam Gerrans

“As for the boat: it belonged to poor people working on the sea, and I desired to damage it, for there was behind them a king taking every boat by force.

Shabbir Ahmed

"As for the boat, it belonged to poor people working on the river, and I wished to make it defective. For, behind them was a king who was taking every (good) boat by force.

Syed Vickar Ahamed

"As for the boat, it belonged to certain men who were in great need: They used (it) for working the sea: I only wished to make it useless (temporarily), because, after them was a certain king who took over (seized) every boat by force.

Taqi Usmani

As for the boat, it belonged to some poor people who worked at sea. So I wanted to make it defective, as there was a king across them who used to usurp every boat by force.

The Monotheist Group

"As for the boat, it belonged to some poor people who were working the sea, so I wanted to damage it as there was a king coming who takes every boat by force."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Pour ce qui est du bateau, il appartenait à des pauvres gens qui travaillaient en mer. Je voulais donc le rendre défectueux, car il y avait derrière eux un roi qui saisissait de force tout bateau.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Heçîka keştî ye, ew a çend xizanan bû ku ew di deryayê de dixebitîn. Min xwest wê eybdar bikim, (lewra;) li pêşiya wan hukimdarek hebû ku her keştî(ya saxlem) bi zorê ji wan distand.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wat het schip betreft, dat was van arme mensen die op zee werken en ik wenste het te beschadigen. Hun stond namelijk een koning te wachten die elk schip met geweld nam.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het vaartuig behoorde aan zekere arme menschen, die hunne zaken op zee deden, en ik wilde het onbruikbaar maken, omdat er een koning achter hen was, die ieder goed schip met geweld nam.

Hollandaca — Siregar

Wat betreft de boot: zij was van arme mensen, die op zee werkten, en ik wilde haar onbruikbaar maken, want na hen kwarn een koning, die elke boot met geweld zou nemen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Что касается судна, то оно принадлежало беднякам, которые работали в море. Я же хотел его испортить (сделав пробоину), ибо за ними был царь, отбиравший все (исправные) суда насильно.

Rusça — Osmanov

Что касается корабля, то он принадлежал беднякам, труженикам моря. Я хотел [временно] испортить его, поскольку [владельцам корабля] угрожал царь, силой отбиравший все суда.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vad båten beträffar tillhörde den några fattiga män som hämtade sitt levebröd ur havet, och jag ville göra åverkan på den därför att de hotades av en kung, som med våld bemäktigade sig alla båtar han kunde få tag i.