Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَاتَّخَذَ سَبِيلَهُ فِي الْبَحْرِ سَرَبًا
fe lemmā beleğā mecmeǎ beynihimā nesiyā Hūtehumā fe tteḣaƶe sebīlehu fī l-baHri seraben
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
İki denizin kavuştuğu yere vardıkları zaman balıklarını unutmuşlardı; balık, denize atlamış, dalıp bir yol tutmuş gitmişti.
Abdulkadir Gölpınarlı
İki denizin kavuştuğu yere vardıkları zaman balıklarını unutmuşlardı; balık, denize atlamış, dalıp bir yol tutmuş gitmişti.
Adem Uğur
Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.
Ahmed Hulusi
Vaktaki iki denizin arasının birleştiği yere vardılar, balıklarını unuttular. . . Bunun üzerine o (balık) da o denizde yolunu bulup gitmişti!
Ahmet Tekin
İki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bu arada, balık denizde canlanarak yolunu bulup bir kanala girmişti.
Ahmet Varol
Böylece iki (deniz)in birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir delik (menfez) bulup yolunu tuttu.
Ali Bulaç
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Ali Fikri Yavuz
Bunun üzerine, ikisi de iki deniz kavşağına varınca (tuzlanmış olarak getirdikleri ve canlandığı zaman Hızır ile buluşmuş olacakları) balıklarını unuttular. (Allah’ın vaadı ve izniyle balık canlanmış ve) denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu.
Ali Rıza Safa
İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında, balıkları akıllarından çıkmıştı. Bu arada, denizin içine doğru yolunu tuttu.
Bayraktar Bayraklı
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unuttular. Derken balık da yolunu bulup denize dalarak gözden kayboldu.
Bekir Sadak
Ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasinca, baliklarini unutmuslardi, balik bir delikten kayip denizi boyladi.
Celal Yıldırım
ikisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca balıklarını unuttular. Balık ise, denize bir delikten girip yolunu bulmuştu.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını (yoklamayı) unuttular. Balık denizde yolunu tutup gitmişti.
Diyanet İşleri
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Diyanet İşleri (eski)
İkisi, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unutmuşlardı, balık bir delikten kayıp denizi boyladı.
Diyanet Vakfi
Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O zaman balık denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine ikisi bir vaktaki iki deniz arasının cemolduğu yere vardılar balıklarını unuttular o vakıt o, denizde bir deliğe yolunu tutmuştu
Erhan Aktaş
İkisinin arasının birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
İkisinin arasının birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
İkisinin arasının birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
Fizilal-il Kuran
İki denizin birleştiği yere vardıklarında yanlarındaki balığı bir kenarda unuttular, o da bir yeraltı deliğinden kayarak denize kaçtı.
Gültekin Onan
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Hamdi Döndüren
Ancak, onlar iki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Balık da denizde yolunu bulup gözden kaybolmuştu.
Hasan Basri Çantay
Bunun üzerine onlar bu iki (deniz) arasının birleşik yerine ulaşınca balıklarını unutdular. (Balık) denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuşdu.
Hasib Asutay
Derken onlar (yürüyüp), ikisinin (iki denizin) birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular, (balık) sıyrılıp denizde yolunu tuttu.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet ikisi, (o iki denizin) aralarının birleştiği yere varınca, (o yerin alâmeti olarak, canlanıp orada denize atlayacak olan) balıklarını unuttular, hâlbuki (balık, atlamış da) denizde bir iz bırakarak yolunu tutmuştu.
İbni Kesir
İkisi, iki denizin birleştiği yere gelince; balıklarını unuttular. O, bir delikten kayıp denizi boyladı.
Mehmet Okuyan
İki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unutmuşlardı. Balık da denizde bir yol tutmuştu (gözden kaybolup gitmişti).
Muhammed Esed
Fakat iki (denizin) birleştiği yere vardıklarında balıkları bütünüyle akıllarından çıktı ve denize dalıp gözden kayboldu.
Mustafa İslamoğlu
Fakat iki (denizin) birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unutmuşlardı bile; nitekim o (balık) da kendi yoluna koyulup denizde gözden kayboldu.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki, iki denizin birleştikleri yere ulaştılar, balıklarını unuttular. O vakit (o balık) denizde bir yarığa doğru yolunu tutmuştu.
Ömer Öngüt
Her ikisi böylece iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık ise denizde bir deliğe doğru yol tutup gitmişti.
Suat Yıldırım
Onlar iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unutmuş bulundular. Balık sıyrılıp denizde bir yol tutmuştu bile.
Süleyman Ateş
İkisi (yürüdüler), iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular, (balık) sıyrılıp denizde yolunu tuttu.
Süleymaniye Vakfı
İki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Balık kayıp giderek denize doğru bir yol buldu.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. O da kayarak denize doğru yollandı.
Şaban Piriş
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde kaybolup gitti.
Tefhim-ul Kuran
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık da) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Ümit Şimşek
İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında ise balığı unuttular. Bu arada balık denizde bir yol tutup gitmişti.
Yaşar Nuri Öztürk
Bu ikisi, iki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bunun üzerine balık da denizde bir deliğe doğru yola koyuldu.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Hər ikisi o dənizlərin qovuşduğu yerə gəlib çatdıqda özləri ilə götürdükləri balığı unutdular. Balıq isə dənizdə suyun altı ilə yol alıb getdi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar iki dənizin qovuşduğu yerə gəlib çatdıqda (yeməyə götürdükləri) balığı unutmuşdular, balıq isə (dirilib suya atılmış) dənizdə bir yarğana tərəf üz tutmuşdu.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Als sie die Stelle erreicht hatten, wo sich die beiden Meere trafen, vergaßen sie den Wal, der seinen Weg ins Meer nahm und untertauchte.
Almanca — Der Edle Quran
Als sie die Stelle erreicht hatten, an der sie zusammenkommen, vergaßen sie ihren Fisch, so nahm er seinen Weg im Meer, (auf und davon) schwimmend.
Almanca — M. A. Rassoul
Doch als sie den Zusammenfluß der beiden (Meere) erreicht hatten, da vergaßen sie ihren Fisch; und dieser nahm seinen Weg und schwamm ins Meer hinaus.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und als sie die Vereinigung der 2 beiden (Meere) erreichten, vergaßen sie ihren Fisch, dann nahm er seinen Weg ins Meer durch einen Hohlraum.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And when they had reached the junction of the two waters they forgot that they had carried a fish for their meal –Mussa was probably ordered to carry a fish-. The fish in a supernatural way, had stealthily found its way to the sea where it disappeared.
Abdul Haleem
but when they reached the place where the two seas meet, they had forgotten all about their fish, which made its way into the sea and swam away.
Abdullah Yusuf Ali
But when they reached the Junction, they forgot (about) their Fish, which took its course through the sea (straight) as in a tunnel.
Abul A'la Maududi
But when they reached the point where the two rivers meet, they forgot their fish, and it took its way into the sea, as if through a tunnel.
Aisha Bewley
But when they reached their meeting-place, they forgot their fish which quickly burrowed its way into the sea.
Al-Hilali & Khan
But when they reached the junction of the two seas, they forgot their fish, and it took its way through the sea as in a tunnel.
Ali Quli Qarai
So when they reached the confluence between them, they forgot their fish, which found its way into the sea, sneaking away.
Amatul Rahman Omar
But when they reached the confluence (where the two rivers met) they forgot (all about) their fish (which they had brought with them) so that it took its way straight into the river burrowing (in to it).
Arthur John Arberry
Then, when they reached their meeting, they forgot their fish, and it took its way into the sea, burrowing.
Bijan Moeinian
When they reached the point [where they were supposed to meet the wise man, ] they totally forgot about the fish that they were carrying. The fish, thus jumped into the water and disappeared.
E. Henry Palmer
But when they reached the confluence of the two they forgot their fish, and it took its way in the sea with a free course.
Edip-Layth
But when they did reach the junction between, they forgot their fish, and it was able to make its way back to the sea in a stream.
George Sale
But when they were arrived at the meeting of the two seas, they forgot their fish, which they had taken with them; and the fish took its way freely in the sea.
Hamid S. Aziz
And when Moses said to his servant, "I will not cease until I reach the confluence of the two seas, though I go on for years. "
Mahmoud Ghali
Then, as soon as they reached the junction between the two (seas), they forgot their whale; (Or: large fish) so it took for itself its way into the sea, burrowing.
Marmaduke Pickthall
And when they reached the point where the two met, they forgot their fish, and it took its way into the waters, being free.
Mohamed Ahmed - Samira
When they reached the confluence they forgot the fish (they had brought as food) which swiftly made its way into the sea.
Muhammad Asad
But when they reached the junction between the two [seas], they forgot all about their fish, and it took its way into the sea and disappeared from sight.
Mustafa Khattab
But when they ˹finally˺ reached the point where the seas met, they forgot their ˹salted˺ fish, and it made its way into the sea, slipping away ˹wondrously˺.
Progressive Muslims
But when they did reach the junction between, they forgot their fish, and it was able to make its way back to the sea in a stream.
Sahih International
But when they reached the junction between them, they forgot their fish, and it took its course into the sea, slipping away.
Sam Gerrans
Then when they reached their meeting between them, they forgot their fish; and it took its path into the sea, tunnelling.
Shabbir Ahmed
But when Moses with his young friend reached the junction of the two streams, they forgot all about the fish, and it took its way into the sea and disappeared from sight. (Moses found himself caring little for the delicacies of life from then on).
Syed Vickar Ahamed
But when they reached the Junction of two seas, they forgot their Fish, which made its way through the sea (straight) as if (it was) in a tunnel.
Taqi Usmani
So, when they reached the meeting point of the two seas, they forgot their fish, and it made its way into the sea as in a tunnel.
The Monotheist Group
But when they reached the junction that was in-between, they forgot their fish, and it was able to make its way back to the sea in a stream.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Puis, lorsque tous deux eurent atteint le confluent, Ils oublièrent leur poisson qui prit alors librement son chemin dans la mer.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Çi dema herdu gihîştin wî cihê ku herdu derya digihan hev, wan masiyê xwe ji bîr kir. Masî, di behrê de ber bi qulekê ve rê girt û çû.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Maar toen zij aan de samenstrooming der beide zeeën waren gekomen, vergaten zij hunnen visch, die zij met zich hadden genomen, en de visch nam zijn weg vrijelijk in de zee
Hollandaca — Siregar
En toen zij de samenvloeiing van belde bereikten, vergaten zij hun vis, die zich vrijelijk zijn weg in de zee zocht.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А когда они (двое) дошли до места слияния их [двух морей] (и сидели у скалы), то (оказалось, что) они забыли о своей рыбе [[Аллах сообщил Мусе, что он встретится с Хадиром там, где исчезнет рыба, которую они возьмут с собой в путь, о чем забыли Муса и его слуга. Когда они достигли этого места Аллах оживил рыбу и она выпрыгнула из корзины и уплыла.]], (которую Муса взял для еды) (а она ожила, выпрыгнула из корзины) и взяла свой путь [поплыла] в море как по проходу [в воде образовалась подобие арки].
Rusça — Osmanov
Когда они прибыли к тому месту, где сливаются оба моря, то [оказалось], что они забыли свою рыбу. И вдруг она двинулась в путь по направлению к морю.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men när de nådde platsen där de två haven möts, glömde de sin fisk och den tog sig fram till havet.