Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.

مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِاٰبَٓائِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْ اِنْ يَقُولُونَ اِلَّا كَذِبًا

mā lehum bihi min ǐlmin ve lā li ābāihim keburat kelimeten teḣrucu min efvāhihim in yeḳūlūne illā keƶiben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَاyoktur
2لَهُمْlehumonların
3بِهِbihibu hususta
4مِنْminhiçbir
5عِلْمٍǐlminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgisi
6وَلَاve lāve yoktur
7لِاٰبَٓائِهِمْli ābāihimا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekatalarının
8كَبُرَتْkeburatك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.ne büyük (küstahça)
9كَلِمَةًkelimetenك ل مKonuşmak, ifade etmek.söz
10تَخْرُجُteḣrucuخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkıyor
11مِنْmin-ndan
12اَفْوَاهِهِمْefvāhihimف و هBir harfi veya kelimeyi telaffuz etmek, bir söylem. famun/fumun (çoğul: afwah) - ağız.ağızları-
13اِنْin
14يَقُولُونَyeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonlar söylemiyorlar
15اِلَّاillābaşka bir şey
16كَذِبًاkeƶibenك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalandan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ne onların bir bilgisi var, ne atalarının; ağızlarından çıkan söz, ne de büyük söz. Onlar, ancak yalan söylüyorlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ne onların bir bilgisi var, ne atalarının; ağızlarından çıkan söz, ne de büyük söz. Onlar, ancak yalan söylüyorlar.

Adem Uğur

Ne onların (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Ahmed Hulusi

O konuda ne onların ne de atalarının bir ilmi vardır! Ağızlarından çıkan, ne büyük laftır! (Dolayısıyla) onlar yalandan başka şey konuşmuyorlar!

Ahmet Tekin

Ne onların, Allah evlât edindi diyenlerin, ne de atalarının bu konuda doğru bir bilgileri var. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar kesinlikle yalan yanlış şeyler söylüyorlar.

Ahmet Varol

Bu konuda ne onların ne de atalarının bir bilgisi var. Ağızlarından çıkan söz ne kadar büyüktür! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Ali Bulaç

Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Allah çocuk edindiğine dair ne kendilerinin bir ilmi vardır, ne de (taklid ettikleri) babalarının. Ağızlarından çıkan o söz ne büyük!... Onlar, ancak yalan söylüyorlar.

Ali Rıza Safa

Ne onların ne de atalarının bu konuda bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz çok büyüktür; yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Bu hususta ne kendilerinin ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Bekir Sadak

Allah'in cocuk edindigine dair ne kendilerinin ve ne de babalarinin bir bilgisi vardir. Agizlarindan cikan soz ne buyuk iftiradir. Onlar yalniz ve yalniz yalan soylerler.

Celal Yıldırım

(Allah çocuk edindi) iddiasiyle ilgili ne kendilerinin, ne de babalarının bir bilgisi var. Ağızlarından çıkan söz ne büyük! Onlar yalandan başka bir şey söylemezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bu konuda ne onların ne de atalarının bir bilgisi var. Ağızlarından çıkan bu söz ne kadar çirkin! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Diyanet İşleri

Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın çocuk edindiğine dair ne kendilerinin ve ne de babalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından çıkan söz ne büyük iftiradır. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.

Diyanet Vakfi

Ne onların (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu hususta ne kendilerinin bir bilgisi vardır, ne de babalarının; o, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür; sadece yalan söylüyorlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna dair ne kendilerinin ılmi vardır ne de babalarının, o ne büyük bir kelime ki ağızlarından çıkıyor, sırf bir yalan söylüyorlar

Erhan Aktaş

Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın evlat edindiği konusunda ne onların ve ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Rastgele ağızlarından çıkan bu söz ne ağır bir iftiradır! Söyledikleri, yalandan başka bir şey değildir.

Gültekin Onan

Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.

Hamdi Döndüren

Bu konuda, ne “Allah çocuk edindi.” diyenlerin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Oysa ağızlarından çıkan bu söz ne kadar ağır bir sözdür! Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Hasan Basri Çantay

Ne onların, ne atalarının buna dair hiç bir ilgisi yokdur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük! Onlar yalandan başkasını söylemezler.

Hasib Asutay

Bu konuda ne kendilerinin ve ne de babalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük oldu! Onlar sadece yalan söylüyorlar.

Hayrat Neşriyat

Buna (Allah’a çocuk isnâdına) dâir ne kendilerinin bir ilmi vardır, ne de atalarının! Ağızlarından çıkan bir söz olarak (bu iddiâları) ne büyük (bir küfür) oldu! (Onlar)yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

İbni Kesir

Ne onların, ne de babalarının buna dair bilgileri vardır. O, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.

Mehmet Okuyan

Onların da babalarının (atalarının) da bu konuda hiçbir bilgisi yoktur! Ağızlarından çıkan söz ne de büyüktür (çirkindir)! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Muhammed Esed

(Oysa,) O'nun hakkında ne kendilerinin, ne de atalarının doğru bir bilgisi var: Ne ağır bir söz, bu ağızlarından çıkan! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar!

Mustafa İslamoğlu

(Kaldı ki) ne onlar ne de ataları, bu konuda (sahih) bir bilgiye sahip değildirler; ağızlarından öylesine çıkmış pek dehşet bir söz bu: onlar bunu demekle sadece yalan söylemiş oluyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Buna dair ne kendilerinin bir bilgisi vardır ve ne de babalarının. Ne büyük bir söz ki, ağızlarından çıkıyor. Onlar başka değil, ancak yalan söylüyorlar.

Ömer Öngüt

Bu hususta ne onların ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.

Suat Yıldırım

Bu hususta, ne kendilerinin ne de babalarının hiçbir bilgileri yoktur. Ağızlarından çıkan o söz ne dehşetli bir söz!Ama onların iddia ettikleri, sırf yalandan ibaret!

Süleyman Ateş

Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından ne büyük (küstahça) söz çıkıyor! Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Bu hususta onların da atalarının da elinde bir bilgi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne de büyük! Onlar sadece yalan söylüyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın çocuğu olduğuna dair onların elinde bir bilgi olmadığı gibi atalarının elinde de yoktur. Ağızlarından ne ağır sözler çıkıyor! Onlar sadece yalan söylüyorlar.

Şaban Piriş

Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz büyük bir günahtır. Çünkü söyledikleri yalandan başka bir şey değildir.

Tefhim-ul Kuran

Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.

Ümit Şimşek

Bu konuda ne onların bir bilgisi var, ne atalarının. Ağızlarından çıkan ise, pek büyük bir sözdür. Fakat söyledikleri yalandan başka birşey değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ona ilişkin ne kendilerinin bir ilmi vardır ne de atalarının. Söz olarak ne büyüktür ağızlarından çıkıveren! Onlar bir yalandan başka şey söylemiyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu haqda nə onların, nə də atalarının heç bir biliyi yoxdur. Ağızlarından çıxan söz necə də ağırdır. Onlar yalandan başqa bir şey danışmırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bu barədə nə onların özlərinin, nə də (təqlid etdikləri) atalarının heç bir biliyi yoxdur. Onlar çox böyük-böyük danışırlar. (Ağızlarından çıxan söz necə də böyük küfrdür). Onlar ancaq yalan deyirlər!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Darüber besitzen weder sie noch ihre Väter Wissen. Wie ungeheuer ist dieses Wort, das ihren Lippen entwichen ist! Sie sagen nichts anderes als Lügen.

Almanca — M. A. Rassoul

Sie haben keinerlei Kenntnis davon, noch hatten sie ihre Väter. Ungeheuerlich ist das Wort, das aus ihrem Munde kommt. Sie sprechen nichts als Lüge.

Almanca — Muhammad Zaidan

Weder sie verfügen über Wissen darüber, noch ihre Vorfahren. Es ist ein ungeheuerliches Wort, das aus ihren Mündern kommt. Sie sagen gewiß nur Lügenhaftes.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Neither they nor did their fathers have the true knowledge that is consistent with fact and reality nor do they have the knowledge implying firm belief of what is true on sufficient ground. How enormous, monstrous and atrocious is the word they project and to which they give a speaking tongue! Indeed, what they utter is nothing but falsehood, the product of morbid and deluded minds.

Abdul Haleem

They have no knowledge about this, nor did their forefathers––it is a monstrous assertion that comes out of their mouths: what they say is nothing but lies.

Abdullah Yusuf Ali

No knowledge have they of such a thing, nor had their fathers. It is a grievous thing that issues from their mouths as a saying what they say is nothing but falsehood!

Abul A'la Maududi

a thing about which they have no knowledge, neither they nor their ancestors. Dreadful is the word that comes out of their mouths. What they utter is merely a lie.

Aisha Bewley

They have no knowledge of this, neither they nor their fathers. It is a monstrous utterance which has issued from their mouths. What they say is nothing but a lie.

Al-Hilali & Khan

No knowledge have they of such a thing, nor had their fathers. Mighty is the word that comes out of their mouths [i.e. He begot sons and daughters]. They utter nothing but a lie[1].

Ali Quli Qarai

They do not have any knowledge of that, nor did their fathers. Monstrous is the utterance that comes out of their mouths, and they say nothing but a lie.

Amatul Rahman Omar

(This is absolutely wrong. ) They have no real knowledge of Him, nor (had) their fathers. Grievous is the word that comes out of their mouths. They speak naught but a lie.

Arthur John Arberry

they have no knowledge of it, they nor their fathers; a monstrous word it is, issuing out of their mouths; they say nothing but a lie.

Bijan Moeinian

Those who believe that God has begotten a son, nor they fathers who taught them such a none sense, do not know what they are talking about. They are simply putting a few words together to make a sentence. God hereby declares that: "Saying God has begotten a son is nothing but a lie."

E. Henry Palmer

They have no knowledge thereof, nor their fathers; a serious word it is that comes forth from their mouths! verily, they only speak a lie!

Edip-Layth

They have no knowledge of this, nor do their fathers. Horrendous indeed is the word coming out of their mouths. They are but saying a lie!

George Sale

of which matter they have no knowledge, neither had their fathers. A grievous saying it is, which proceedeth from their mouths: They speak no other than a lie.

Hamid S. Aziz

That they have no knowledge thereof, nor had their fathers. Dreadful is the word that comes forth from their mouths. Verily, they speak naught but a lie.

Mahmoud Ghali

In no way do they have any knowledge of it, (they) nor their fathers. An odious (Literally: great) word it is, coming out (Literally: going out) of their mouths; decidedly they say nothing except a lie.

Marmaduke Pickthall

(A thing) whereof they have no knowledge, nor (had) their fathers, Dreadful is the word that cometh out of their mouths. They speak naught but a lie.

Mohamed Ahmed - Samira

They have no knowledge of this, as their fathers did not have. How terrible are the words they utter! They speak nothing but lies.

Muhammad Asad

No knowledge whatever have they of Him, and neither had their forefathers: dreadful -is this saying that comes out of their mouths, [and] nothing but falsehood do they utter!

Mustafa Khattab

They have no knowledge of this, nor did their forefathers. What a terrible claim that comes out of their mouths! They say nothing but lies.

Progressive Muslims

They have no knowledge of this, nor do their fathers. Tremendous indeed is the word coming out of their mouths. They are but saying a lie!

Sahih International

They have no knowledge of it, nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths; they speak not except a lie.

Sam Gerrans

No knowledge have they thereof, and nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths; they speak only a lie.

Shabbir Ahmed

No knowledge whatsoever have they of Him, and neither did their forefathers. An outrageous statement it is that comes out of their mouths, and nothing but falsehood do they utter!

Syed Vickar Ahamed

They have no knowledge of such a thing, nor did their fathers. It is a serious (and painful) thing that comes from their mouths as a saying. What they say is nothing but lies!

Taqi Usmani

while they have no knowledge about it, nor had their fathers. Grave is the word that comes out of their mouths. They say nothing but lie.

The Monotheist Group

They have no knowledge of this, nor do their fathers. Tremendous indeed is the word coming out of their mouths. They are but saying a lie!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ni eux ni leurs ancêtres nʹen savent rien. Quelle monstrueuse parole que celle qui sort de leurs bouches! Ce quʹils disent nʹest que mensonge.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di vî warî de ne ji bo wan zanînek heye û ne jî ji bav û kalên wan re. Ev gotina ku ji devên wan derdikeve (bêbextîyeke) pir mezin e! Bêguman a ku dibêjin bes derewkarî ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hebben daar geen kennis over en hun vaderen ook niet. Het is een groot woord dat uit hun monden komt. Zij spreken slechts leugen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarvan hadden zij noch hunne vaderen kennis. Het woord dat uit hunnen mond komt, is eene grove zonde: zij zeggen niets anders dan leugen.

Hollandaca — Siregar

Zij hebben hier geen kennis over, noch hun vaderen. Slecht zijn de woorden die uit hun monden voortkomen: zij spreken slechts leugenachtig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Нет у них [у многобожников] об этом (никакого) знания и ни у их отцов [предков] (которым они слепо следуют) (не было такого знания). Велико это, как слово, выходящее из их уст! Они говорят только ложь!

Rusça — Osmanov

Ни они, ни их отцы ничего не ведают об этом. Великий грех это слово, произносимое их устами: то, что они изрекают, - сущая ложь.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Liksom sina förfäder har de ingen (verklig) kunskap om Honom. Det är ett oerhört påstående som går över deras läppar - deras tal är idel lögner!