İsra Suresi 61. Ayet — Elfaz
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, "Hiç ben, çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?" demişti.
1وَاِذْve iƶbir zamanBağlaç+Zaman Zarfı
2قُلْنَاḳulnādemiştikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3لِلْمَلٰٓئِكَةِli l-melāiketimeleklereHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.
4اسْجُدُواscudūsecde edinEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek
5لِاٰدَمَli ādemeAdem'eHarf-i Cer+Özel İsim
6فَسَجَدُواfe secedūsecde ettilerİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek
7اِلَّٓاillādışındaHasr Edatı
8اِبْلِيسَiblīseİblisÖzel İsim
9قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
10ءَاَسْجُدُe escuduben mi secde edeceğim?Soru Eki+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Vahdeس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek
11لِمَنْli menkimseyeHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
12خَلَقْتَḣaleḳteyarattığınMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.