İsra Suresi 110. Ayet — Elfaz
De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut.
1قُلِḳulide kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2ادْعُواd'ǔçağırEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
3اللّٰهَ(a)llaheAllahaLafza-i Celal
4اَوِeviveyaBağlaç
5ادْعُواd'ǔçağırEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
6الرَّحْمٰنَr-raHmāneRahmanaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.
7اَيًّاeyyenseninİsim
8مَاmā-şeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9تَدْعُواted'ǔçağırdın-Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
10فَلَهُfe lehuZira onlar/onlarsaİsti'nafiye Edatı+Harf-i Cer+Zamir
11الْاَسْمَٓاءُl-esmā'unitelikler/esmalarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)
12الْحُسْنٰىl-HusnāgüzelMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.
13وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
14تَجْهَرْtecherabartmaMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabج ه رBelirgin olmak/açık olmak/görünür olmak/halka açık olmak/yüksek sesli olmak/keşfedilmek, büyük/hacimli olmak, hoşa giden/iyi görünümlü olmak, neredeyse/tamamen temizlemek, üstün gelmeye/geçmeye çalışmak
15بِصَلَاتِكَbi SalātikeSaLâTını/desteğiniHarf-i Cer+İsim+Zamirص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükran
16وَلَاve lāveBağlaç+Harf-i Nefi
17تُخَافِتْtuḣāfithafifleştirmeMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · Mufâ'ale Bâbıخ ف تSessiz veya hareketsiz olmak, alçak/yumuşak/nazik olmak, şiddetli açlıktan dolayı zayıf olmak, sefil olmak, susturmak veya öldürmek (kılıç veya benzeri ile vurmak), iyi veya güzel olmak, dikkate değer olmak.
18بِهَاbihāonunlaHarf-i Cer+Zamir
19وَابْتَغِve bteği-bulBağlaç+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak
20بَيْنَbeynearalarını-Mekan Zarfıب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin
21ذٰلِكَƶālikeBudurİşaret Zamiri
22سَبِيلًاsebīlenyolunİsimس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep