Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.

لِيَحْمِلُوا اَوْزَارَهُمْ كَامِلَةً يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَمِنْ اَوْزَارِ الَّذِينَ يُضِلُّونَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ اَلَا سَاءَ مَا يَزِرُونَ

li yeHmilū evzārahum kāmileten yevme l-ḳiyāmeti ve min evzāri (e)lleƶīne yuDillūnehum bi ğayri ǐlmin elā sā'e mā yezirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِيَحْمِلُواli yeHmilūح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekyüklenmeleri için
2اَوْزَارَهُمْevzārahumو ز رBir yükü taşımak, bir yükü üstlenmek, (bir suç) işlemek.kendi günahlarını
3كَامِلَةًkāmiletenك م لTamamıyla, toplamda, hepsi, mükemmel şekilde başarılmış.tam olarak
4يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
5الْقِيٰمَةِl-ḳiyāmetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkıyamet
6وَمِنْve minve bir kısmını
7اَوْزَارِevzāriو ز رBir yükü taşımak, bir yükü üstlenmek, (bir suç) işlemek.günahlarının
8الَّذِينَ(e)lleƶīne
9يُضِلُّونَهُمْyuDillūnehumض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.saptırdıkları kimselerin
10بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
11عِلْمٍǐlminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgisizce
12اَلَاelābak
13سَاءَsā'eس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekne kötü
14مَاşey
15يَزِرُونَyezirūneو ز رBir yükü taşımak, bir yükü üstlenmek, (bir suç) işlemek.yükleniyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bu da, kıyâmet günü kendi günahlarını tamamıyla yüklendikten başka bilgisizlikle doğru yoldan çıkarıp saptırdıkları kişilerin suçlarının bir kısmını da yüklenmeleri içindir. Bilin ki yüklendikleri yük, ne de kötü yüktür.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bu da, kıyâmet günü kendi günahlarını tamamıyla yüklendikten başka bilgisizlikle doğru yoldan çıkarıp saptırdıkları kişilerin suçlarının bir kısmını da yüklenmeleri içindir. Bilin ki yüklendikleri yük, ne de kötü yüktür.

Adem Uğur

Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için (öyle derler). Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!

Ahmed Hulusi

Kıyamet günü hem kendi veballerini bütünüyle yüklenip taşımaları ve ilimsizce saptırdıkları kimselerin veballerinden de (bir kısmını) yüklenmeleri için (böyle söylerler). . . Kesinlikle bilin ki, yüklendikleri ne kötüdür!

Ahmet Tekin

Kıyamet gününde, kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve yüklenecekleri sorumluluğu, karşılaşacakları cezayı bilmedikleri için başlarına buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağladıkları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için öyle derler. Bakın, yüklenecekleri günahlar ne kötüdür.

Ahmet Varol

Kıyamet günü kendi yüklerini tam olarak ayrıca bilgisizce saptırdıklarının yüklerinden bir kısmını yüklenmeleri için (böyle derler). Dikkat edin yüklendikleri şeyler ne kadar kötüdür!

Ali Bulaç

Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.

Ali Fikri Yavuz

Bunu söylemelerinin sebebi şu : Kıyamet günü, kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, saptırdıkları bilgisiz (cahil) kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat et ki, ne fena yük (günah) yükleniyorlar!...

Ali Rıza Safa

Yeniden Yaratılış Günü'nde, hem kendi suçlarının tümünü hem de saptırdıkları bilgisiz kimselerin yükünün bir bölümünü yüklenirler. İyi bilin ki, yüklendikleri şey çok kötüdür.

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için öyle derler. Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!

Bekir Sadak

Boylece kiyamet gunu kendi gunahlarini tam olarak, bilmeden saptirdiklari kimselerin gunahlarini kismen yuklenirler. Dikkat edin, yuklendikleri yuk ne kotudur! *

Celal Yıldırım

(Bu tutum ve sözleriyle) Kıyamet günü, günah ve veballerini tastamam ve bir de bilgisizce saptırdıkları kişilerin günah ve veballerini yüklenecekler. Dikkat et, yüklendikleri yük ne kötüdür!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonuç olarak, kıyamet gününde kendi günahlarını eksiksiz yüklendikleri gibi bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından da yüklenmiş oldular. İşte görün, yüklendikleri şey ne kadar kötü!

Diyanet İşleri

Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.

Diyanet İşleri (eski)

Böylece kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür!

Diyanet Vakfi

Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için (öyle derler). Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunu söylemelerinin sebebi şu: Kıyamet günü, kendi günahlarını tam olarak yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin, yüklendikleri günah ne kötüdür!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şunun için ki kıyamet gününde kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, bilgisizlikleri yüzünden saptırdıkları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Bak, ne fena yük yükleniyorlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şunun için Kıyamet günü kendi veballerini kamilen yüklendikten başka ılimsizlikleri yüzünden ıdlal ettikleri kimselerin veballerinden bir kısmını da yüklenecekler, bak ne fena yük yükleniyorlar

Erhan Aktaş

Kıyamet Günü, kendi yüklerinin tamamını ve saptırdıkları cahillerin yüklerinden bir kısmını, yüklenmiş olurlar. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kıyamet Günü, kendi yüklerinin tamamını ve saptırdıkları cahillerin yüklerinden bir kısmını, yüklenmiş olurlar. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kıyamet Günü, kendi yüklerinin tamamını ve saptırdıkları cahillerin yüklerinden bir kısmını, yüklenmiş olurlar. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!

Fizilal-il Kuran

Böylece kıyamet günü hem kendi günahlarını tümü ile, hem de hiçbir bilgiye dayanmaksızın sapıklığa sürükledikleri kimselerin günahlarının bir bölümünü yüklenirler. Hey! Ne fena bir yükün altına giriyorlar!

Gültekin Onan

Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.

Hamdi Döndüren

Bu sözlerinin sonucu şudur: Onlar kıyamet gününde, kendi günahlarını tamamını, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler! Dikkat edin! Yüklendikleri günah ne kötüdür!

Hasan Basri Çantay

(Böyle söylemeleri ancak şu akıbete uğrayacakları içindir:) Çünkü onlar kıyamet gününde kendilerinin günah yüklerini kamilen taşıdıktan başka sapdırdıkları bilgisiz kimselerin veballerinden bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat et ki onların sırtlayacakları bu yükler ne kötüdür!

Hasib Asutay

Kıyamet gününde kendi günâhlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıkları kimselerin günâhlarının bir kısmını yüklenmeleri için (öyle derler). Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!

Hayrat Neşriyat

(Böyle derler) ki kıyâmet günü hem kendi günahlarını tamâmen yüklensinler, hem de kendilerini bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarından bir kısmını! Dikkat edin ki, yüklenecekleri şey ne kötüdür!

İbni Kesir

Bununla onlar; kıyamet günü kendilerinin bütün yüklerini taşıdıktan başka, bilgisizlikle baştan çıkardıklarının yüklerinden bir kısmını da sırtlarlar. Dikkat edin; yüklendikleri yük, ne kötüdür.

Mehmet Okuyan

Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşıyacak ve bilgisizce saptırmakta oldukları kişilerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat edin! Yüklenecekleri şey ne kötüdür!

Muhammed Esed

Böyle yapmakla, Kıyamet Günü'nde kendi günahlarının yükünü bütünüyle, yoldan çıkardıkları bilgisiz kimselerin yükünü de kısmen üzerlerine almış olurlar. Bir bilseniz, bu yüklendikleri ne kötü bir yüktür!

Mustafa İslamoğlu

Böylece Kıyamet Günü kendi günahlarının yükünü tamamen, bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıklarının vebalini ise kısmen yüklenmiş olurlar. Hele bir bakın şunlara, ne berbat bir yükü yükleniyorlar!

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar nihâyet Kıyamet günü kendi günahlarını kâmilen yüklenecekler ve bilgisizlikten dolayı sapıtmış oldukları kimselerin günahlarından bir kısmını da yükleneceklerdir. Dikkat et! Yüklenecekleri şey ne kadar fena!

Ömer Öngüt

Böylece onlar kıyamet gününde hem kendi günahlarını tam olarak yüklenirler, hem de bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının bir kısmını yüklenirler. Dikkat edin! Yüklendikleri yük ne kötüdür!

Suat Yıldırım

(24-25) Onlara: "Rabbiniz ne gönderdi?" denildiğinde "Öncekilerin masallarını!" derler. Böylece kıyamet günü kendi günahlarını tastamam yüklenmelerinden başka, bilgisizlikleri sebebiyle saptırdıkları kimselerin günahlarının epey bir kısmını da yüklenmeleri için böyle derler. Bak! Ne fena bir yük yükleniyorlar!

Süleyman Ateş

Ki kıyamet günü hem kendi veballerini tam olarak yüklensinler, hem de bilgisizce saptırdıkları kimselerin veballerinden bir kısmını. Bak, ne kötü şey yükleniyorlar!

Süleymaniye Vakfı

Böylece kıyamet /mezardan kalkış günü hem kendi günahlarının tamamını hem de bilgisizlikleri yüzünden saptırdıkları kimselerin günahlarından (bir kısmını) yüklenecekler. Bakın ne kötü yük yüklenecekler!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece (mezardan) kalkış günü hem kendi günahlarını hem de bilgisizlikleri yüzünden yoldan çıkardıkları kimselerin bazı günahlarını yüklenirler. Baksanıza ne kötü yük yükleniyorlar!

Şaban Piriş

Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak; saptırdıkları bilgisiz kimselerin günahlarından bir kısmını yüklensinler. Dikkat, ne kötü bir yük yükleniyorlar.

Tefhim-ul Kuran

Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar.

Ümit Şimşek

Sonunda, kıyamet gününde kendi günahlarını tamamen yüklendikleri gibi, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarına da ortak olurlar. Heyhat! Ne kötü birşeydir yüklendikleri!

Yaşar Nuri Öztürk

Şunun için ki onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qoy onlar Qiyamət günü öz günahlarının hamısını və nadanlıqları üzündən azdırdıqları kəslərin günahlarının bir qismini daşısınlar. Bax gör, daşıyacaqları yük necə də pisdir!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Qiyamət günü öz günahlarına tamamılə, nadanlıqları üzündən yoldan çıxartdıqları adamların günahlarına da qismən yüklənsinlər. Bir görün onların daşıyacaqları (yük) necə də pisdir!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

So werden sie am Jüngsten Tag die Bürde ihrer Untaten voll und ganz und einen Teil der Bürde derer tragen, die sie ohne Wissen irregeführt haben. Wie übel ist die Last, die sie sich aufgebürdet haben!

Almanca — Der Edle Quran

Deshalb sollen sie am Tag der Auferstehung ihre Lasten vollständig tragen, und (auch etwas) von den Lasten derjenigen, die sie ohne (richtiges) Wissen in die Irre führten. Wie böse ist das, was sie an Last auf sich nehmen!

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie werden gewiß ihre Verfehlungen, vollständig am Tag der Auferstehung auf sich nehmen sowie von den Verfehlungen derjenigen, die sie verleitet haben ohne Wissen. Ja! Erbärmlich ist es, was sie an Verfehlungen auf sich nehmen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Such is the disposition of those who shall bear their burdensome lot at Judgment and the burden of their wrongs in full, in addition to the wrongs of those unlearned whom they misled. Evil indeed is the fate of those who are burdened with wrongs and evil indeed are the wrongs they bear.

Abdul Haleem

On the Day of Resurrection they will bear the full weight of their own burden, as well as some of the burden of those they misled with no true knowledge. How terrible their burden will be!

Abdullah Yusuf Ali

Let them bear, on the Day of Judgment, their own burdens in full, and also (something) of the burdens of those without knowledge, whom they misled. Alas, how grievous the burdens they will bear!

Abul A'la Maududi

(They say so) that they may bear the full weight of their burdens on the Day of Resurrection and also of the burdens of those whom they misled on account of their ignorance. What a heavy burden are they undertaking to bear!

Aisha Bewley

So on the Day of Rising they will carry the full weight of their own burdens and some of the burdens of those they misguided without knowledge. What an evil load they bear!

Al-Hilali & Khan

They may bear their own burdens in full on the Day of Resurrection, and also of the burdens of those whom they misled without knowledge. Evil indeed is that which they shall bear!

Ali Quli Qarai

that they may bear their entire burdens on the Day of Resurrection, along with some of the burdens of those whom they lead astray without any knowledge. Look! Evil is what they bear!

Amatul Rahman Omar

(They say it) with the result that they will bear their own burdens in full on the Day of Resurrection and (also) a portion of the burdens of those (who are) without knowledge and whom they are leading astray (because of their ignorance). Look! how evil is the burden which they bear!

Arthur John Arberry

That they may bear their loads complete on the Day of Resurrection, and some of the loads of those that they lead astray without any knowledge. O evil the load they bear!

Bijan Moeinian

On the Day of Resurrection, they will be crushed by the weight of their own sins. Additionally, they have to carry the sins of those whom they misled in account of their ignorance. What a miserable load to carry.

E. Henry Palmer

Let them bear the burden of their sins entirely on the resurrection day, and some of the burdens of those whom they led astray without knowledge. - Aye! an ill burden shall they bear.

Edip-Layth

They will carry their burdens in full on the day of Resurrection, and also from the burdens of those whom they misguided without knowledge. Evil indeed is what they bear.

George Sale

Thus are they given up to error, that they may bear their own burdens without diminution on the day of resurrection, and also a part of the burdens of those whom they cause to err, without knowledge. Will it not be an evil burden which they shall bear?

Hamid S. Aziz

Let them bear the burden of their sins in full on the Day of Resurrection, and also some of the burdens of those whom they led astray without knowledge. Alas! How grievous is the burden they shall bear!

Mahmoud Ghali

That they may carry their encumbrances complete on the Day of the Resurrection and (some) of the encumbrances of the ones that they lead into error without (any) knowledge. Verily odious is that with which they encumber themselves!

Marmaduke Pickthall

That they may bear their burdens undiminished on the Day of Resurrection, with somewhat of the burdens of those whom they mislead without knowledge. Ah! evil is that which they bear!

Mohamed Ahmed - Samira

On the Day of Resurrection they will carry their own burden and some of the load of those they have led astray without any knowledge. Oh, how evil a burden they will carry!

Muhammad Asad

Hence, on Resurrection Day they shall bear the full weight of their own burdens, as well as some of the burdens of those ignorant ones whom they have led astray: oh, how evil the load with which they shall be burdened!

Mustafa Khattab

Let them bear their burdens in full on the Day of Judgment as well as some of the burdens of those they mislead without knowledge. Evil indeed is what they will bear!

Progressive Muslims

They will carry their burdens in full on the Day of Resurrection, and also from the burdens of those whom they misguided without knowledge. Evil indeed is what they bear.

Sahih International

That they may bear their own burdens in full on the Day of Resurrection and some of the burdens of those whom they misguide without knowledge. Unquestionably, evil is that which they bear.

Sam Gerrans

That they might bear their burdens in full on the Day of Resurrection, and some of the burdens of those whom they lead astray without knowledge. In truth, evil is what they will bear.

Shabbir Ahmed

They shall bear their burdens undiminished on the Resurrection Day, with part of the burdens of those whom they misled without this revealed Knowledge. Ah, evil is what they bear!

Syed Vickar Ahamed

On the Day of Judgment let them fully bear their own burdens, and also some of burdens of those that knew not, whom they misled. Alas, how painful (and heavy are) the burdens they will bear!

Taqi Usmani

Hence, they shall bear the full weight of their burdens on the Day of Judgment, and also some of the burdens of those whom they mislead without knowledge. Remember, evil is the burden they bear.

The Monotheist Group

They will carry their burdens in full on the Day of Resurrection, and also from the burdens of those whom they misguided without knowledge. Evil indeed is what they bear.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quʹils portent donc, au Jour de la Résurrection, tous les fardeaux de leurs propres œuvres ainsi quʹune partie des fardeaux de ceux quʹils égarent, sans le savoir; combien est mauvais (le fardeau) quʹils portent!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ew wisa dibêjin:) Da ku roja qiyametê gunehên xwe bi temamî û ji hin gunehên wan ên ku bêzanebûn ji rê xistine jî, hilgirin. Agahdar bin, a ku hildigirin çiqas pîs e!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat zij op de opstandingsdag hun volle lasten mogen dragen en ook nog iets van de lasten van hen die zij zonder kennis tot dwaling brengen. Is het niet slecht waarmee zij worden belast?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoozeer zijn zij aan dwaling overgegeven, dat zij hunne eigene lasten zonder verlichting op den dag der opstanding zullen dragen, en ook een deel der lasten van hen welke zij deden dwalen zonder kennis. Zal het geen zware last zijn dien zij zullen dragen?

Hollandaca — Siregar

Zodat zij op de Dag der Opstanding hun volledige lasten dragen en (ook een gedeelte) van de lasten van degenen zonder kennis die zij deden dwalen. Weet: slecht is het wat zij dragen!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И сказали они эту ложь), чтобы понести свои ноши [грехи] полностью [им не будет прощена ни одна часть их грехов] в День Воскресения и ноши [грехи] тех, которых они ввели в заблуждение [своих последователей] без (какого-либо) знания. О, как же скверно то, что они понесут!

Rusça — Osmanov

Пусть [гордецы] полностью несут груз своих [деяний] в Судный день, а также ношу тех, кого они свели с пути истины по невежеству. Как отвратительна их ноша!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Därför skall de på Uppståndelsens dag bära hela bördan av sin egen skuld och (därtill) en del av den börda de okunniga (bär) som de hade vilselett - det är sannerligen en tung börda som de måste bära!