Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
وَلَقَدْ جَاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْهُمْ فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُ وَهُمْ ظَالِمُونَ
ve leḳad cā'ehum rasūlun minhum fe keƶƶebūhu fe eḣaƶehumu l-ǎƶābu ve hum Zālimūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun ki onlara, kendi cinslerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar, onları helâk ediverdi azap ve onlardır zulmedenler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Andolsun ki onlara, kendi cinslerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar, onları helâk ediverdi azap ve onlardır zulmedenler.
Adem Uğur
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki onlara kendilerinden bir Rasul geldi de Onu yalanladılar! Zalimler oldukları halde, azap kendilerini yakaladı.
Ahmet Tekin
Andolsun ki, onlara kendilerinden bir Rasul geldi. Onu yalanladılar. Onlar baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerlerken, ceza ve felâket başlarına indi.
Ahmet Varol
Andolsun onlara kendi içlerinden bir peygamber geldi ama onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap kendilerini yakaladı.
Ali Bulaç
Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.
Ali Fikri Yavuz
Yemin olsun ki, Peygamberi inkâr eden o nankörlere içlerinden bir Rasûl geldi de onu yalanladılar. Zulüm yaparlarken azab da kendilerini yakalayıverdi. (Bu azab, müşriklerin Bedir felâketidir).
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, kendi aralarından onlara bir elçi de gelmişti. Fakat Onu yalanladılar. Böylece, haksızlıklarını sürdürdükleri sırada, ceza onları yakaladı.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de, onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Bekir Sadak
And olsun ki, aralarindan kendilerine bir peygamber gelmisti, onu yalanci saydilar. Haksizlik ederlerken azaba ugradilar.
Celal Yıldırım
And olsun ki, içlerinden onlara bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bu yüzden —onlar zâlimler iken— azâb kendilerini yakalayıverdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Oysa onlara kendi içlerinden bir peygamber de gelmişti. Ama onu yalancılıkla suçladılar, bu yüzden de haksızlıklarını sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
Diyanet İşleri
Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar.
Diyanet Vakfi
Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de ona yalan söylüyor, dediler. Azap da zulmederlerken kendilerini yakalayıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için, onlara içlerinden bir Resul geldi de ona yalan söyleyor dediler, zulmederlerken azab da kendilerini yakalayıverdi
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir Resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir resul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun ki, onlara, içlerinden bir rasul geldi. Fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Onlar zalimlerdir.
Fizilal-il Kuran
Gerçi onlara kendi ırklarından peygamber gelmişti, fakat onu yalanladılar. Bunun üzerine zalimlikleri yüzünden azap yakalarına yapıştı.
Gültekin Onan
Andolsun, onlara kendi içlerinden bir elçi gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.
Hamdi Döndüren
Andolsun, onlara kendilerinden bir elçi geldi de onu yalanladılar. Onlar zulümlerine devam ederken kendilerini azap yakalayıverdi.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki onlara kendilerinden bir peygamber de gelmişdir de onu tekzib etmişlerdir. Derken onlar zulümlerinde berdevam iken kendilerini azab yakalayıvermişdir.
Hasib Asutay
Andolsun ki, onlara kendilerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulmederlerken azap kendilerini yakalayıverdi.
Hayrat Neşriyat
Şânım hakkı için, onlara kendilerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulmedici kimseler oldukları bir hâlde iken azab onları yakalayıverdi!
İbni Kesir
Andolsun ki; onlara, kendilerinden bir peygamber gelmişti de onu yalanlamışlardı. Zulüm ederken kendilerini azab yakalayıvermişti.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki kendi içlerinden onlara elçi gelmişti de onu yalanlamışlardı. Onlar haksızlık ederlerken azap onları yakalamıştı.
Muhammed Esed
Kaldı ki, onlara aralarından bir elçi de gelmişti; ama onlar o'nu yalanladılar. Ve onlar böylece zulüm ve haksızlıklarına devam edip giderken azap kendilerini kıskıvrak yakaladı.
Mustafa İslamoğlu
Ve doğrusu onlara kendilerinden bir elçi gelmişti; fakat onu yalanladılar. Ne var ki onlar zulümlerini sürdürürken azap onları yakalayıverdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve andolsun ki, onlara kendilerinden bir peygamber geldi, onu hemen tekzîp ettiler, artık onlar zalimler oldukları halde kendilerini azap yakaladı.
Ömer Öngüt
Andolsun ki onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmişti de onu yalanladılar. Onlar zulümlerine devam ederlerken kendilerini azap yakalayıverdi.
Suat Yıldırım
Onlara, içlerinden bir peygamber geldi, onlar onu yalancı saydılar. Derken onlar zulümlerine devam ederken, çok geçmeden azap kendilerini kıskıvrak yakaladı.
Süleyman Ateş
Andolsun, onlara, kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Bunun üzerine onlar zulümlerine devam ederken azab onları yakalayıverdi.
Süleymaniye Vakfı
Onlara içlerinden bir elçi geldi ama onlar onu yalanladılar. Bu yüzden azap onları, yanlışlar içinde iken yakaladı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bunlara içlerinden mutlaka bir elçi gelir ve onu yalancı sayarlar. İşte o azap, yanlışlar içinde iken onları yakalar.
Şaban Piriş
Onlara içlerinden bir peygamber gelmişti. Ama onu yalanladılar. İşte o zaman, zalimlikleri içinde iken onları bir azap yakaladı.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun, onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmişti, fakat onu yalanladılar; böylece onlar, zulümlerine devam etmektelerken azab onları yakalayıverdi.
Ümit Şimşek
Halbuki onlara bir peygamber de gelmişti. Fakat onlar peygamberi yalanladılar; azap da onları zulümleri üzerinde yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun ki, onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulümlerine devam edip dururken azap kendilerini yakaladı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlara özlərindən bir elçi gəldi. Onlar isə onu yalançı saydılar. Buna görə də zülm etdikləri zaman əzab onları yaxaladı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlara özlərindən bir peyğəmbər gəlmişdi. Onlar onu yalançı saydılar, buna görə də əzab (Bədr müharibəsi) onları zülm edərkən (zülm etdikləri zaman) yaxaladı.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Zu diesen Menschen ist ein Gesandter aus ihrer Mitte gekommen. Doch sie bezichtigten ihn der Lüge. Da erfaßte sie Gottes peinvolle Strafe, weil sie ungerecht waren.
Almanca — Der Edle Quran
Ein Gesandter von ihnen kam doch zu ihnen, sie bezichtigten ihn aber der Lüge; so ergriff sie die Strafe, während sie Unrecht taten.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wahrlich, zu ihnen war ein Gesandter aus ihrer Mitte gekommen, sie aber verleugneten ihn; da ereilte sie die Strafe, weil sie Frevler waren.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
A Messenger who evolved in their midst was sent to them with the spirit of truth guiding into all truth, but they denied Our message and accused him of falsehood. In consequence, they came within the measure of Our wrath and were made to suffer for their perpetual iniquities.
Abdul Haleem
A messenger who was one of them came to them, but they called him a liar. So punishment overwhelmed them in the midst of their evildoing.
Abdullah Yusuf Ali
And there came to them a Messenger from among themselves, but they falsely rejected him; so the Wrath seized them even in the midst of their iniquities.
Abul A'la Maududi
Most certainly a Messenger came to them from among them; but they rejected him, calling him a liar. Therefore chastisement seized them while they engaged in wrong-doing.
Aisha Bewley
A Messenger from among them came to them but they denied him. So the punishment seized them and they were wrongdoers.
Al-Hilali & Khan
And verily, there had come unto them a Messenger (Muhammad صلى الله عليه و سلم) from among themselves, but they denied him, so the torment overtook them while they were Zâlimûn (polytheists and wrong-doers).
Ali Quli Qarai
There had certainly come to them an apostle from among themselves, but they impugned him, so the punishment seized them while they were wrongdoers.
Amatul Rahman Omar
And certainly there had come to them a (great) Messenger from among their own men, but they cried lies to him so the (promised) punishment overtook them while they were behaving transgressingly.
Arthur John Arberry
There came indeed to them a Messenger from amongst them, but they cried him lies; so they were seized by the chastisement while they were evildoers.
Bijan Moeinian
Then a Prophet, from among themselves, was appointed to them. Unfortunately (instead of listening to him) they treated him as an imposter (as mentioned in vs. 103.) At last, they were subjected to their doom in account of being so unjust.
E. Henry Palmer
And there came to them an apostle from amongst themselves, but they called him a liar, and the torment seized them, while yet they were unjust.
Edip-Layth
A messenger came to them from themselves, but they denied him. So, the punishment took them while they were wicked.
George Sale
And now is an apostle come unto the inhabitants of Mecca from among themselves; and they accuse him of imposture: Wherefore a punishment shall be inflicted on them, while they are acting unjustly.
Hamid S. Aziz
And there came to them a messenger from amongst themselves, but they called him a liar, so the torment seized them, while yet they were unjust.
Mahmoud Ghali
And indeed a Messenger from among them already came to them, then they cried him lies; so the torment took them (away) and they were unjust.
Marmaduke Pickthall
And verily there had come unto them a messenger from among them, but they had denied him, and so the torment seized them while they were wrong-doers.
Mohamed Ahmed - Samira
An apostle came to them who was one of them, but they called him a liar. Then they were seized by torment for they were sinners.
Muhammad Asad
And indeed, there had come unto them an apostle from among themselves -but they gave him the lie; and therefore suffering overwhelmed them while they were thus doing wrong [to themselves].
Mustafa Khattab
A messenger of their own actually did come to them, but they denied him. So the torment overtook them while they persisted in wrongdoing.
Progressive Muslims
And a messenger came to them from themselves, but they denied him, so the punishment took them while they were wicked.
Sahih International
And there had certainly come to them a Messenger from among themselves, but they denied him; so punishment overtook them while they were wrongdoers.
Sam Gerrans
And a messenger from among them had come to them, then they denied him; then the punishment took them while they were wrongdoers.
Shabbir Ahmed
A Messenger came to them from among themselves, but they denied him. And so the torment seized them since they used to wrong themselves by doing wrong to others.
Syed Vickar Ahamed
And there came to them a messenger from among themselves, but they falsely rejected him; So the Anger (of Allah) caught them even in the middle of their sins.
Taqi Usmani
And, of course, a messenger from among themselves had come to them, but they rejected him; so the punishment seized them when they were wrongdoers.
The Monotheist Group
And a messenger came to them from themselves, but they denied him, so the punishment took them while they were wicked.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
En effet, un Messager des leurs est venu à eux, mais ils lʹont traité de menteur. Le châtiment, donc, les saisit parce quʹils étaient injustes.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be, ji wan re pêxemberek ji nav wan hat, vêca wan bawerî pê neanî. Êdî ezab ew hingaftin û teqez ew sitemkar bûn.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En er kwam tot hen een gezant uit hun midden, maar zij betichtten hem van leugens. Dus greep de bestraffing hen terwijl zij onrecht pleegden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En thans is uit hun midden een gezant gekomen tot de bewoners van Mekka, en zij beschuldigen hem van bedrog; daarom zal hun eene straf worden opgelegd, naardien zij onrechtvaardig handelen.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, er kwam m Boodschapper vanuit hun midden tot hen, maar zij loochenden hem waarop de bestraffing hen trof, en zij waren onrechtvaardigen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И пришел к ним [к жителям Мекки] посланник [пророк Мухаммад] из них (самих же), и они обвинили его во лжи [не признали истинность того, с чем он к ним был послан] (хотя и знали о его правдивости, честности и происхождении). И постигло их наказание [голод, страх, гибель их предводителей при Бадре,...], и были они несправедливы (к самим себе) (совершая многобожие и удерживая людей от Его пути).
Rusça — Osmanov
К ним явился посланник из их числа, но они не признали его, и тогда поразила их кара, так как они были не правы.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Ett sändebud, (en man) ur deras egna led, kom till dem men de kallade honom lögnare och så drabbade dem straffet medan de framhärdade i (förnekelse och annan) synd.