Nahl Suresi 103. Ayet — Elfaz
Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık bir Arapça'dır.
1وَلَقَدْve leḳadve elbetteBağlaç+Lam-ı Te'kid+Kesinlik Edatı
2نَعْلَمُneǎ'lemubiliyoruzMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
3اَنَّهُمْennehumonlarınHarf-i Nasb+Zamir
4يَقُولُونَyeḳūlūnededikleriniMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
5اِنَّمَاinnemāmuhakkakHarf-i Nasb+Engel Eki
6يُعَلِّمُهُyuǎllimuhuona öğretiyorMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
9الَّذِيelleƶīşahsınİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10يُلْحِدُونَyulHidūnenisbet ettikleriMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıل ح دBir ceset için oyuk veya hazne, siper yapmak
11اِلَيْهِileyhionaHarf-i Cer+Zamir
12اَعْجَمِيٌّeǎ'cemiyyuna'cemi (yabancıdır)İsimع ج مÇiğnemek, ısırarak denemek. A'jama - anlaşılması güç (dil). A'jamiyyun - yerli olmayan, yabancı, konuşma engeli olan kişi. A'jamiyyan - yabancı dil.
13وَهٰذَاve hāƶābu iseHaliye Edatı+İşaret Zamiri
14لِسَانٌlisānunbir dildirİsimل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.
16مُبِينٌmubīnunapaçıkİsimب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin