Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ
ve mā ḣaleḳnā s-semāvāti ve l-erDe ve mā beynehumā illā bi l-Haḳḳi ve inne s-sāǎte le ātiyetun fe SfeHi S-SafHa l-cemīle
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyâmet, mutlaka gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vazgeç onlardan şimdilik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyâmet, mutlaka gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vazgeç onlardan şimdilik.
Adem Uğur
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
Ahmed Hulusi
Biz, semaları ve arzı ve ikisi arasındakileri Hak olarak yarattık! Kesinlikle o Saat (ölüm) gelecektir. . . O halde, hoşgörü ve Hakkani görüş ile davran.
Ahmet Tekin
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları ve imkânları, ancak, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı, hesaplı bir düzen içinde yarattık. Kıyametin kopacağı an mutlaka gelecek, sana ve dinine karşı, hesaplı, planlı düşmanlık edenleri Allah dünyada mutlaka cezalandıracaktır. Şimdi sen onlara, azarlamadan, kınamadan yumuşak davran ve güzel muamele et.
Ahmet Varol
Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri ancak hak ile yarattık. Şüphesiz o (kıyamet) saat(i) de gelecektir. Şimdi sen güzel bir hoşgörü göster.
Ali Bulaç
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Ali Fikri Yavuz
Biz göklerle Arzı ve aralarındaki şeyleri ancak hak ve hikmetle yarattık. (boşuna değil)... Elbetteki kıyamet gelecektir. Şimdi sen onlardan yüz çevir veya güzel muamelede bulun (Allah cezalarını verecektir.) Not: Bu âyeti kerime Kıtal âyeti ile nesh edilmiştir.
Ali Rıza Safa
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri, yalnızca gerçek olarak yarattık. Kuşkusuz, evrenlerin sonu kesinlikle gelecektir. Artık, onlardan, güzelce yüz çevir.
Bayraktar Bayraklı
Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanlarıbir amaç içinyarattık. O saat de mutlaka gelecektir. Şimdi sen onlara karşı iyice tedbirli ol!
Bekir Sadak
Biz, gokleri, yeri ve her ikisi arasinda bulunanlari geregince yarattik. Kiyamet gunu suphesiz gelecektir. O halde yumusak ve iyi davran.
Celal Yıldırım
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasındaki şeyleri ancak Hak ile yarattık. Kıyamet mutlaka gelecektir. O halde onları bağışla da güzel-tatlı davranmaya devam et.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları ancak ve ancak hak ve adalet temelinde yarattık. Kıyamet de mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel olan hoşgörü yolunu tut.
Diyanet İşleri
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel bir şekilde hoşgörü ile muamele et.
Diyanet İşleri (eski)
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.
Diyanet Vakfi
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri, ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık ve şüphesiz o saat mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara iyi davran.
Elmalılı Hamdi Yazır
Öyle ya biz Samavat-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!
Erhan Aktaş
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini Hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o Sa'at mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakilerini hakk ile yarattık. Elbette ki o saat mutlaka gelecektir. O halde, sen onlara aldırış etme ve güzelce yüz çevir.
Fizilal-il Kuran
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındaki varlıkları bir gerekçeye dayalı olarak yarattık, boşuna yaratmadık. Kıyamet anı kesinlikle gelecektir. O halde onların küstahlıklarını soylu bir umursamazlıkla karşıla.
Gültekin Onan
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Hamdi Döndüren
Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunanları, ancak gerçekle yarattık. O saat da mutlaka gelecektir. Şimdi sen, güzel bir hoşgörü ile hareket et!
Hasan Basri Çantay
Gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri biz hak (ve hikmete uygun) olmayarak (şer ve fesadın devam etmesi için) yaratmadık. Elbette o saat gelecekdir. Şimdilik sen aldırış etme, (onlara karşı) güzel (ve tatlı muaamelede) bulun.
Hasib Asutay
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet) mutlaka gelecektir. Öyle ise (onlarla) güzel bir hoşgörü ile hareket et.
Hayrat Neşriyat
(Biz) gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları da ancak hak ile (gerektiği şekilde) yarattık. Şübhesiz kıyâmet ise mutlaka gelicidir; (ey Resûlüm!) O hâlde (onlara şimdilik) güzel muâmele ederek aldırma!
İbni Kesir
Gökleri, yeri ve aralarındakini ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü, muhakkak gelecektir. O halde sen yumuşak ve iyi davran.
Mehmet Okuyan
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak ve ancak bir amaç ile yarattık. O (Son) Saat de mutlaka gelecektir. Onlara güzel bir şekilde hoşgörülü davran!
Muhammed Esed
İmdi, (unutma ki,) Biz gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan her şeyi, onları (içsel) bir gerçekliğe bağlı kılmadan yaratmadık; (Bu gerçeğin bütünüyle apaçık ortaya çıkacağı) Saat mutlaka gelecektir. Bunun içindir ki, (insanların kusurlarını) güzel, katıksız bir olgunlukla karşıla!
Mustafa İslamoğlu
İmdi Biz, gökleri, yeri ve o ikisi arasındakileri başka değil, sadece mutlak hakikate atıf olsunlar için yarattık. Şu da bir gerçek ki, Son Saat kesinlikle gelecektir. Şu halde (onlara) hoşgörüyle karşılık ver:
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve semaları ve yeri ve aralarında olanları yaratmadık, ancak hak ile yarattık ve Kıyamet anı da elbette gelecektir. Artık sen güzel bir kaçınmakla kaçın. Onlardan yüz çevir.
Ömer Öngüt
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O kıyamet saati mutlaka gelecektir. Güzel bir hoşgörü ile muamele et.
Suat Yıldırım
Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve bu ikisinin aralarında bulunan varlıkları elbette boşuna değil, gerçek bir gaye ve hikmetle yarattık. Hiç şüphe yok ki o kıyamet saati gelip çatacaktır. Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara.
Süleyman Ateş
Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.
Süleymaniye Vakfı
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları, o gerçek için (sizleri imtihan için) yarattık. O saat /tekrar dirilip kalkış saati mutlaka gelecektir. Öyleyse sen de bunlara güzel, yeni bir sayfa aç.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil sadece gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse onlara hoş görülü ve güzel davran.
Şaban Piriş
Biz, gökleri, yeri ve arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet elbette gelecektir. Öyleyse (kavminden) güzel bir ayrılışla ayrıl.
Tefhim-ul Kuran
Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
Ümit Şimşek
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile yarattık. Kıyamet günü de mutlaka gelecektir; onun için sen hoşgörülü ol ve onları bağışla.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz gökleri, yeri ve bunların arasındakileri hak olarak yarattık. O saat elbette gelecektir. Şimdi sen, uzanan elleri tut, güzel davran.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz göyləri, yeri və onların arasında olanları yalnız haqq olaraq yaratdıq. O Saat mütləq gələcəkdir. Odur ki, Sən onları gözəl tərzdə bağışla.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz göyləri, yeri və onlar arasında olan hər şeyi yalnız haqq-ədalətlə (hər şeyi yerli-yerində, bir-birinə uyğun şəkildə) yaratdıq. O saat (qiyamət saatı) mütləq gələcəkdir. Sən (müşriklərdən) yaxşıca üz döndər (və ya onları alicənablıqla bağışla. Allah onsuz da onların cəzasını verəcəkdir!).
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben die Himmel und die Erde und, was zwischen beiden ist, nur der Wahrheit nach geschaffen. Die Stunde des Jüngsten Tages wird ganz gewiß kommen. Sei deshalb in diesem Leben nachsichtig mit ihnen!
Almanca — Der Edle Quran
Wir haben die Himmel und die Erde und was dazwischen ist nur in Wahrheit erschaffen. Gewiß, die Stunde wird sicher eintreffen. So übe schöne Nachsicht.
Almanca — M. A. Rassoul
Wir erschufen die Himmel und die Erde und das, was zwischen beiden ist, nicht anders als in gerechter Weise; und die Stunde kommt gewiß. Darum übe Vergebung in schöner Weise.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Nor did We create the heavens and the earth and all that lies between them but in accordance with reason and truth and for just ends. And the Final predetermined Hour is inevitably coming, therefore, forgive O Muhammad your opponent's human instability with gracious intent.
Abdul Haleem
We did not create the heavens and the earth and everything between them without a true purpose: the Hour will certainly come, so [Prophet] bear with them graciously.
Abdullah Yusuf Ali
We created not the heavens, the earth, and all between them, but for just ends. And the Hour is surely coming (when this will be manifest). So overlook (any human faults) with gracious forgiveness.
Abul A'la Maududi
We have not created the heavens and the earth and all that is in between them except with Truth. Surely the Hour will come. So, (O Muhammad), do graciously overlook them (despite their misdeeds).
Aisha Bewley
We did not create the heavens and earth and everything between them, except with truth. The Hour is certainly coming, so turn away graciously.
Al-Hilali & Khan
And We created not the heavens and the earth and all that is between them except with truth, and the Hour is surely coming, so overlook (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) their faults with gracious forgiveness. [This was before the ordainment of Jihâd - holy fighting in Allâh’s cause].
Ali Quli Qarai
We did not create the heavens and the earth and whatever is between them except with reason, and indeed the Hour is bound to come. So forbear with a graceful forbearance.
Amatul Rahman Omar
And We have not created the heavens and the earth and all that is between the two but to suit the requirements of truth and wisdom. And the (threatened) Hour (of punishment) is sure to come. So turn away from them with goodly grace.
Arthur John Arberry
We created not the heavens and the earth, and all that is between them, save in truth. Surely the Hour is coming; so pardon thou, with a gracious pardoning.
Bijan Moeinian
I have created the heavens, the earth, and whatever is between not for fun. Know that the end of the world will come. Therefore, graciously forgive their ignorance (and continue spreading the word.)
E. Henry Palmer
We did not create the heavens and the earth and all that is between them both, save in truth. And, verily, the Hour is surely coming; then do thou pardon with a fair pardon.
Edip-Layth
We did not create the heavens and the earth and what is in between except with the truth. The moment is coming, so overlook their faults gracefully.
George Sale
We have not created the heavens and the earth, and whatever is contained between them, otherwise than in justice: And the hour of judgment shall surely come. Wherefore, O Mohammed, forgive thy people with a gracious forgiveness.
Hamid S. Aziz
We created not the heavens and the earth and all that is between them both, save with truth. And, verily, the Hour is surely coming; then do you forgive with a gracious forgiveness.
Mahmoud Ghali
And in no way did We create the heavens and the earth and whatever is between them except with the Truth; and surely the Hour is indeed coming up, so pardon, with becoming pardoning.
Marmaduke Pickthall
We created not the heavens and the earth and all that is between them save with truth, and lo! the Hour is surely coming. So forgive, (O Muhammad), with a gracious forgiveness.
Mohamed Ahmed - Samira
We have not created but with reason the heavens and the earth and all that lies within them. The Hour (of the great change) is certain to come. So turn away (from them) with a grace.
Muhammad Asad
AND [remember:] We have not created the heavens and the earth and all that is between them without [an inner] truth; but, behold, the Hour [when this will become clear to all] is indeed yet to come. Hence, forgive [men's failings] with fair forbearance:
Mustafa Khattab
We have not created the heavens and the earth and everything in between except for a purpose. And the Hour is certain to come, so forgive graciously.
Progressive Muslims
And We have not created the heavens and the Earth and what is in between except with the truth. And the Hour is coming, so overlook their faults gracefully.
Sahih International
And We have not created the heavens and earth and that between them except in truth. And indeed, the Hour is coming; so forgive with gracious forgiveness.
Sam Gerrans
And We created not the heavens and the earth and what is between them but in truth. And the Hour is coming; so forbear thou with comely forbearance.
Shabbir Ahmed
Remember, We have not created the heavens and the earth and all that is between them, without Purpose. (Nations that do not fit themselves in the Divine Plan get wiped out. So shall happen to your people, (O Prophet), if they do not mend their ways). Behold, the Hour is surely coming (when you shall be victorious). So overlook their faults, and forgive them graciously. (73:10).
Syed Vickar Ahamed
And We did not create the heavens and the earth, and all between them, except for just ends and the (final) Hour is surely coming. So, overlook (their faults) with kind forgiveness.
Taqi Usmani
We did not create the heavens and the earth and all that is in between them without a truthful purpose. The Hour is sure to come. Therefore, overlook (their evil behavior) in a gracious manner.
The Monotheist Group
AndWe have not created the heavens and the earth and what is in between except with the truth. And the Hour is coming, so overlook their faults gracefully.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous nʹavons créé les cieux et la terre, et ce qui est entre eux, que pour une juste raison. Et lʹHeure (sans aucun doute) arrivera! Pardonne-(leur) donc dʹun beau pardon.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wij hebben de hemelen en de aarde en wat er tussen beide is slechts in waarheid geschapen. En het uur komt zeker; weest dus op een vriendelijke manier toegevend.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij hebben de hemelen en de aarde, en wat zich daartusschen bevindt, niet dan in onrechtvaardigheid en niet te vergeefs geschapen, en het uur des oordeels zal zekerlijk komen. Vergeef dus uw volk, o Mahomet! met eene barmhartige vergiffenis.
Hollandaca — Siregar
En Wij hebben de hemelen en de aarde en wat er tussen is niet geschapen behalve met de Waarheid. En voorwaar, het Uur zal zeker komen, geeft daarom em passende kwijtschelding.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И ведь сотворили Мы небеса и землю и то, что между ними, только по истине [в совершенном виде, по Своей мудрости, с определенной целью], и поистине, Час непременно придет [День Суда наступит] (и тогда те, кто не уверовал в Слово Аллаха и не признал Его Посланника получат полное наказание). (Поэтому) отвернись [[До ниспослания аятов, в которых Аллах Всевышний предписал Пророку сражаться против многобожников, Он повелевал ему проявлять терпение.]] же (о, Пророк) (от многобожников) красивым оборотом. [Не желай скорого наказания неверующим и прощай им.]
Rusça — Osmanov
Мы сотворили небеса, землю и то, что между ними, только в истине. И, воистину. Судный день непременно настанет, так прости же [, Мухаммад,] великодушно.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
VI HAR inte skapat himlarna och jorden och allt däremellan utan en plan och ett syfte. Och Stunden skall komma (med räkenskap och dom). Förlåt dem därför (Muhammad) och överse med (deras fel och brister);