Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُوا اِذًا مُنْظَرِينَ

mā nunezzilu l-melāikete illā bi l-Haḳḳi ve mā kānū iƶen munZerīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2نُنَزِّلُnunezziluن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.biz indirmeyiz
3الْمَلٰٓئِكَةَl-melāiketeم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekleri
4اِلَّاillāolmaksızın
5بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak ile
6وَمَاve māve olmaz
7كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonların
8اِذًاiƶeno zaman da
9مُنْظَرِينَmunZerīneن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakmühletleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kâfirlere.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kâfirlere.

Adem Uğur

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Ahmed Hulusi

Biz melekleri bil-Hak (Hak olarak) inzal ederiz. . . O vakit de onlara zaten göz açtırılmaz!

Ahmet Tekin

Biz melekleri, ancak hakkın icrası göreviyle, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı olarak indiririz. O zaman onlara göz açtırılmaz, mühlet de verilmez.

Ahmet Varol

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

Ali Bulaç

Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

Ali Fikri Yavuz

Biz, o melekleri, ancak hikmet üzere indiririz ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) göz açtırılmaz.

Ali Rıza Safa

Melekleri, ancak gerçek olarak indiririz. Zaten o zaman, onlara göz açtırılmaz.

Bayraktar Bayraklı

Biz melekleri ancak bir amaç için indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Bekir Sadak

Biz melekleri ancak gerekince inidiririz. O takdirde de ceza gorecekler asla geri birakilmazlar.

Celal Yıldırım

Melekleri ancak hak'ka dayalı bir hikmet) ile indiririz ve o zaman da (inkarcılara) mühlet verilmez, göz açtırılmaz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Biz melekleri ancak açık gerçekle indiririz, o zaman da onlara artık süre tanınmaz.

Diyanet İşleri

Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.

Diyanet İşleri (eski)

Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.

Diyanet Vakfi

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, o melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman, onlara göz açtırılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o Melaikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz

Erhan Aktaş

Biz, melekleri ancak Hakk ile indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz, melekleri ancak Hakk ile indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz, melekleri ancak Hakk ile indiririz. O zaman da işleri bitirilmiş olur.

Fizilal-il Kuran

Oysa biz melekleri ancak gerektiğinde indiririz, o zaman da onlara artık mühlet tanınmaz.»

Gültekin Onan

Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

Hamdi Döndüren

Biz melekleri ancak gerçekle indiririz. O zaman da kendilerine göz açtırılmaz.

Hasan Basri Çantay

Biz o melekleri hak (kın, hikmet ve kaderin bir iktizası) olmadan indirmeyiz. O zaman da kendilerine (ne) mühlet, (ne aman) verilmez.

Hasib Asutay

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine mühlet verilmez.

Hayrat Neşriyat

(Hâlbuki) melekleri (onların üzerine) ancak hak (ettikleri azâb) ile indiririz ve o vakit(o kâfirler kendilerine) mühlet verilmiş kimseler de olmazlar.

İbni Kesir

Biz, melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da kendilerine mühlet verilmez.

Mehmet Okuyan

Biz, melekleri ancak ve ancak bir amaç ile indiririz. O zaman da onlara zaman tanınmaz.

Muhammed Esed

(Oysa,) Biz melekleri ancak hakk(ın iktizası) olarak indiririz; ve o zaman da artık (ilahi mesajı reddetmeleri yüzünden cezayı hak edenler) asla geri bırakılmazlar!

Mustafa İslamoğlu

Biz, melekleri ancak ve ancak hakikatin gerçekleşmesi için indiririz; eğer (dedikleri olsaydı), o zaman da onlar için asla erteleme olmazdı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz melekleri ancak hak ile indiririz ve o zaman (münkirlerin) kendilerine bir mühlet verilmiş olmazlar.

Ömer Öngüt

Biz melekleri ancak hak ile indiririz. İşte o zaman onlara mühlet verilmez.

Suat Yıldırım

Biz o melekleri ancak hikmet gereğince göndeririz. Ama o zaman da, kendilerine hiç mühlet verilmez, derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler.

Süleyman Ateş

Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler).

Süleymaniye Vakfı

(Halbuki) Biz melekleri sadece gerçek bir görevle indiririz. O zaman da onlara süre tanınmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz melekleri sadece gerçek bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz.

Şaban Piriş

Melekleri haksız yere indirmeyiz, indirince de onlara süre verilmez.

Tefhim-ul Kuran

Hak olmaksızın biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

Ümit Şimşek

Oysa melekler ancak hak ile inerler; o zaman da kendilerine göz açtırılmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz o melekleri ancak ve ancak hak üzere, hak bir yolla indiririz. Ve o zaman inkarcılara göz açtırılmaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz mələkləri ancaq haqqı bərqərar etmək üçün endiririk. O zaman kafirlərə möhlət verilməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allah onların cavabında buyurdu:) ″Biz mələkləri yalnız haqq olaraq (peyğəmbərlərə vəhy gətirmək, kafirlərə əzab vermək üçün) endiririk. O zaman onlara (kafirlərə) heç bir möhlət verilməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir senden aber die Engel nur mit der endgültigen Meldung der unwiderlegbaren Wahrheit herab, der die vernichtende Strafe unverzüglich folgt.

Almanca — Der Edle Quran

Wir senden die Engel nur mit der Wahrheit hinab. Dann wird ihnen kein Aufschub gewährt.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Wir senden keine Engel hinab, außer aus triftigem Grunde, und dann wird ihnen kein Aufschub gewährt.

Almanca — Muhammad Zaidan

WIR lassen die Engel nicht herabsteigen, es sei denn in Gesetzmäßigkeit . Und dann wird ihnen keine Zeit mehr gewährt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They do not realize that We do not send down the angels to satisfy a curiosity. We only send them down for a valid reason and a just cause -to execute Allah's decrees-, and if We do send them down, the infidels shall be annihilated on the spot and no hope shall there be for respite.

Abdul Haleem

But We send down the angels only to bring justice and then these people will not be reprieved.

Abdullah Yusuf Ali

We send not the angels down except for just cause: if they came (to the ungodly), behold! no respite would they have!

Abul A'la Maududi

We do not send down the angels (in frivolity); and when We do send them down, We do so with Truth; then people are granted no respite.

Aisha Bewley

The angels only descend with the truth and then they would be granted no reprieve.

Al-Hilali & Khan

We send not the angels down except with the truth (i.e. for torment), and in that case, they (the disbelievers) would have no respite!

Ali Quli Qarai

We do not send down the angels except with due reason, and then they will not be granted any respite.

Amatul Rahman Omar

We send no angels until (the punishment becomes) rightly due and (when once We do send them) these (disbelievers) will not be the respited ones.

Arthur John Arberry

We send not down the angels, save with truth;

Bijan Moeinian

I (God) do not send the Angles for the entertainment of people. When I send my Angles down to establish My Will, there will be no time for you silly people to repent.

E. Henry Palmer

We sent not down the angels save by right nor even then would these be respited.

Edip-Layth

We do not send down the controllers except with truth, and then they would have no more respite.

George Sale

Answer, we send not down the angels, unless on a just occasion; nor should they be then respited any longer.

Hamid S. Aziz

We sent not down the angels save as a Fact (for a just or right cause, effect or reason); but then (if We did) they would have no respite.

Mahmoud Ghali

In no way do We send down the Angels except with the Truth; and lo, in no way would they (The disbelievers) be respited.

Marmaduke Pickthall

We send not down the angels save with the Fact, and in that case (the disbelievers) would not be tolerated.

Mohamed Ahmed - Samira

But then We never send the angels down save with the purpose (of enforcing their doom), after which they will not be given more respite.

Muhammad Asad

[Yet] We never send down angels otherwise than in accordance with the [demands of] truth; and [were the angels to appear now, ] lo! they [who reject this divine writ] would have no further respite!

Mustafa Khattab

We do not send the angels down except for a just cause, and then ˹the end of˺ the disbelievers will not be delayed.

Progressive Muslims

We do not send down the Angels except with truth, and then they would have no more delay.

Sahih International

We do not send down the angels except with truth; and the disbelievers would not then be reprieved.

Sam Gerrans

We send down the angels only with justice, and then are they not granted respite.

Shabbir Ahmed

We do not send down the angels except when the period of respite is over. And in that case the rejecters get no further reprieve.

Syed Vickar Ahamed

We do not send down the angels except with truth (for a valid cause): If they came (to the ungodly), look! No chance will they (the disbeliveers) have!

Taqi Usmani

We do not send down the angels except with truth, and then they shall be given no respite.

The Monotheist Group

Wedo not send down the angels except with the truth, and then they would have no more delay.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous ne faisons descendre les Anges quʹavec la vérité; et alors, il ne leur sera pas accordé de répit (à ces impies).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em firîşteyan her bi heqî dişînin, (eger me firîşte bişandana) wê çaxê ji bo wan muhlet nedihate dayîn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij zenden de engelen slechts met de waarheid neer. Dan wordt hun geen uitstel meer verleend.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Antwoord: Wij zenden geene engelen neder, dan bij eene voegzame gelegenheid. Dan zullen de ongeloovigen niet meer worden uitgesteld.

Hollandaca — Siregar

Wij sturen de Engelen niet, behalve met de Waarheid. En zij zouden dan geen uitstel (van hun bestraffing) hebben gekregen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не низводим Мы ангелов, кроме как только с истиной [с наказанием для тех, кого Мы желаем погубить], и тогда [когда сойдут ангелы] не будет дана им отсрочка.

Rusça — Osmanov

[Но] Мы ниспосылаем ангелов только с истиной, и уж тогда никому не будет дано отсрочки.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi sänder inte änglarna annat än med den slutliga Sanningen, och (tvivlarna) får då ingen (ytterligare) frist.