(49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

نَبِّئْ عِبَادِي اَنِّٓي اَنَا۬ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ وَاَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْاَلِيمُ

nebbi' ǐbādī ennī enā l-ğafūru r-raHīmu / ve enne ǎƶābī huve l-ǎƶābu l-elīmu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1نَبِّئْnebbi'ن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaber ver
2عِبَادِيǐbādīع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullarıma
3اَنِّٓيennīşüphesiz
4اَنَا۬enāben
5الْغَفُورُl-ğafūruغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemeküstünü örtenim
6الرَّحِيمُr-raHīmuر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.esirgeyenim
1وَاَنَّve ennefakat
2عَذَابِيǎƶābīع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12benim azabım
3هُوَhuveo
4الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azabdır
5الْاَلِيمُl-elīmuا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişçok acı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve şüphe yok ki azâbım da pek elemli bir azaptır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve şüphe yok ki azâbım da pek elemli bir azaptır.

Adem Uğur

Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki azabım (Ben'den ayrı düşmenin yaşatacağı azap), en acı azap odur!

Ahmet Tekin

Azâbım, işte o, çok can yakıcı, inletici, çok müthiştir.

Ahmet Varol

Şüphesiz azabım da pek acıklı azaptır.

Ali Bulaç

Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.

Ali Fikri Yavuz

Bununla beraber, azabım da çok acıklı bir azabdır.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, cezam da çok acıdır.

Bayraktar Bayraklı

Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir!

Bekir Sadak

(49-50) Kullarima Benim bagislayan, merhamet eden oldugumu, azabimin can yakici bir azap oldugunu haber ver.

Celal Yıldırım

(49-50) Kullarıma haber ver ki, gerçekten ben, evet ben, çok bağışlayan, çok merhamet edenim ve doğrusu azabım da çok elem verici bir azâbdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ama azabım da çok elem verici bir azaptır!

Diyanet İşleri

(49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.

Diyanet İşleri (eski)

(49-50) Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.

Diyanet Vakfi

Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bununla beraber azabım da çok acıklı bir azabdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

bununla birlikte azabım da acı bir azaptır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber azabım da azabı elim

Erhan Aktaş

Fakat azabım, elem verici bir azaptır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat azabım, elem verici bir azaptır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Azabım, elem verici bir azaptır.

Fizilal-il Kuran

Fakat azabım da son derece acıklı bir azaptır.

Gültekin Onan

Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.

Hamdi Döndüren

Ama azabımın da, gerçekten can yakıcı azaptır!

Hasan Basri Çantay

"(Bununla beraber) benim azabım da elbette en acıklı azabın ta kendisidir o".

Hasib Asutay

Şüphesiz benim azabım da pek acıklı bir azaptır.

Hayrat Neşriyat

Bununla berâber şübhesiz ki azâbım, o (pek) elemli azabdır!

İbni Kesir

Ve muhakkak ki azabım da elem verici bir azabtır.

Mehmet Okuyan

Kullarıma, benim çok bağışlayan, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem verici bir azap olduğunu bildir!

Muhammed Esed

en can yakıcı azabın da Benim azabım olduğunu!

Mustafa İslamoğlu

Ama unutma ki, en çok elem ve ıstırap veren azap da Benim azabım!

Ömer Nasuhi Bilmen

(49-50) Kullarıma haber ver, Ben, şüphe yok ki Ben, yarlığayıcıyım, ziyâdesiyle esirgeciyim. Muhakkak ki, Benim azabım da o pek acıklı bir azaptır.

Ömer Öngüt

Fakat benim azabım da çok acıklı bir azaptır.

Suat Yıldırım

(49-50) Kullarıma haber ver ki (günahları örten) gafur, (ihsanı bol olan) rahîm Ben’im. Bununla beraber azabım da elîm mi elîm!

Süleyman Ateş

Fakat benim azabım da çok acı bir azabdır.

Süleymaniye Vakfı

Azabım ise can yakıcı bir azaptır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Azabım da şiddetlidir, can yakan bir azaptır.

Şaban Piriş

Azabıma gelince o acı bir azaptır.

Tefhim-ul Kuran

Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.

Ümit Şimşek

Fakat azabım da acı mı acı bir azaptır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ama acıklı azabın ta kendisidir benim azabım.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əzabım isə ağrılı-acılı əzabdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Eyni zamanda da əzabım da çox şiddətli əzabdır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und daß Meine Strafe eine äußerst qualvolle Strafe ist.

Almanca — Der Edle Quran

und daß Meine Strafe die schmerzhafte Strafe ist.

Almanca — M. A. Rassoul

und daß Meine Strafe die schmerzliche Strafe ist.

Almanca — Muhammad Zaidan

und daß Meine Peinigung doch die qualvolle Peinigung ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

and also that My retributive punishment is indeed severe; it is the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

but My torment is the truly painful one.

Abdullah Yusuf Ali

And that My Penalty will be indeed the most grievous Penalty.

Abul A'la Maududi

At the same time, My chastisement is highly painful.

Aisha Bewley

but also that My punishment is the Painful Punishment.

Al-Hilali & Khan

And that My Torment is indeed the most painful torment.

Ali Quli Qarai

and that My punishment is a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

And (also tell them) that My punishment is a very grievous one.

Arthur John Arberry

and that My chastisement is the painful chastisement.

Bijan Moeinian

Also let them know that My punishment is the most painful.

E. Henry Palmer

and that my woe is the grievous woe.

Edip-Layth

That My punishment is a painful retribution.

George Sale

and that my punishment is a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

And that My doom is a grievous doom.

Mahmoud Ghali

And that My torment is the (most) painful torment.

Marmaduke Pickthall

And that My doom is the dolorous doom.

Mohamed Ahmed - Samira

But My punishment is surely a painful one.

Muhammad Asad

and [also, ] that the suffering which I shall impose [on sinners] will indeed be a suffering most grievous.

Mustafa Khattab

and that My torment is indeed the most painful.

Progressive Muslims

And that My punishment is a painful retribution.

Sahih International

And that it is My punishment which is the painful punishment.

Sam Gerrans

And that My punishment is the painful punishment.

Shabbir Ahmed

Yet, My Law of Requital dispenses a severe requital.

Syed Vickar Ahamed

And that My Penalty will (also) be indeed the most painful penalty.

Taqi Usmani

and that My punishment is the painful punishment,

The Monotheist Group

Andthat My punishment is a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et que Mon châtiment est certes le châtiment douloureux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Teqez ezabê min jî ezabê herî dijwar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En dat Mijn bestraffing de pijnlijke bestraffing is.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En dat mijne straf eene gestrenge straf is.

Hollandaca — Siregar

En dat Mijn bestraffing een pijnlijke bestraffing is.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и что наказание Мое – наказание мучительное!

Rusça — Osmanov

[но] что караю Я мучительным наказанием.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

men Mitt straff (när det drabbar, innebär) det svåraste lidande.