"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

اِرْجِعُٓوا اِلٰٓى اَبِيكُمْ فَقُولُوا يَاأَبَانَا اِنَّ ابْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَا اِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَافِظِينَ

irciǔ ilā ebīkum fe ḳūlū yā ebānā inne bneke seraḳa ve mā şehidnā illā bimā ǎlimnā ve mā kunnā li l-ğaybi HāfiZīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِرْجِعُٓواirciǔر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönün
2اِلٰٓىilā
3اَبِيكُمْebīkumا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabanıza
4فَقُولُواfe ḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledeyin ki
5يَاأَبَانَاyā ebānāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekEY/HEY/AH babamız
6اِنَّinneşüphesiz
7ابْنَكَbnekeب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğlun
8سَرَقَseraḳaس ر قÇalmak, hırsızlık yapmak, aşırmak, yürütmekhırsızlık etti
9وَمَاve mādeğiliz
10شَهِدْنَاşehidnāش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.biz şahid
11اِلَّاillādışındakine
12بِمَاbimāşeyin
13عَلِمْنَاǎlimnāع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebildiğimiz
14وَمَاve māve
15كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz değiliz
16لِلْغَيْبِli l-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigaybın
17حَافِظِينَHāfiZīneح ف ظBir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya almak), hatırlamak, savunmak, bir şeyin kaybolmasını engellemek, dikkatli veya uyanık olmak, bir şeye azimle/sürekli/sebatla kendini adamak, tetikte veya ihtiyatlı olmak, bir kişiyi kızdırmak veya kızmak.muhafızları

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Siz babanıza dönün de baba deyin, oğlun hırsızlık etti ve biz, ancak bildiğimizi söyleyerek tanıklıkta bulunduk, gizli olanıysa zâten bilemeyiz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Siz babanıza dönün de baba deyin, oğlun hırsızlık etti ve biz, ancak bildiğimizi söyleyerek tanıklıkta bulunduk, gizli olanıysa zâten bilemeyiz.

Adem Uğur

Babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz.

Ahmed Hulusi

"Babanıza dönün de deyin ki: Ey babamız. . . Muhakkak ki senin oğlun hırsızlık yaptı. . . Biz ancak gördüğümüze şehadet ettik. . . Göremediğimize (olaylara da) muhafızlık edemezdik. "

Ahmet Tekin

'Babanıza dönün ve ey babamız, oğlun hırsızlık yaptı. Biz çaldığını görmedik. Ancak, altın tasın yükünden çıkarıldığına şahidiz, gözümüzün önünde olmayan bir şeyden dolayı onu koruyamazdık, deyin.'

Ahmet Varol

Siz babanıza dönün ve deyin ki: 'Ey babamız! Oğlun hırsızlık etti. Biz bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Gaybın kollayıcıları da değildik.

Ali Bulaç

"Dönün babanıza ve deyin ki: '-Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz."

Ali Fikri Yavuz

Siz, babanıza dönün ve ona şöyle deyin: “- Ey babamız! İnan ki, oğlun hırsızlık etti. Biz ancak bildiğimize şâhidlik ediyoruz; yoksa gaybın bekçileri değiliz.

Ali Rıza Safa

"Babanıza dönün ve şunu söyleyin: ‘Ey babamız! Aslında, oğlun hırsızlık yaptı. Oysa biz, yalnızca bildiğimiz kadarına tanıklık ettik. Gizli yapılan bir şeyi önleyemezdik!' "

Bayraktar Bayraklı

"Siz babanıza dönüp deyiniz ki: Ey babamız! Doğrusu, oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şey görmedik. Gaybı da bilmeyiz."

Bekir Sadak

(80-82) Umidsizlige dusunce, konusmak uzere bir kenara cekildiler. Buyukleri soyle dedi: «Babanizin Allah'a karsi sizden bir soz aldigini, daha once Yusuf meselesinde de ileri gittiginizi bilmiyor musunuz? Artik babam bana izin verene veya Allah hakkimda hukum verene kadar ki O, hukmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrÙlmayacagÙm. Siz donun, babanÙza gidin ve deyin ki: «Ey BabamÙz! Senin oglun hÙrsÙzlÙk yaptÙ, bu bildigimizden baska bir sey gormedik; gorulmeyeni de bilmeyiz; bulundugumuz kasabanÙn halkÙna ve beraberinde oldugumuz kervana da sorabilirsin; biz suphesiz dogru soyluyoruz.»

Celal Yıldırım

Siz babanıza dönünüz ve ona deyiniz ki: «Ey babamız, şüphen olmasın ki, senin oğlun hırsızlık etti. Biz ancak bildiğimize göre şahit olduk ; gaybı bilen gözcüler değiliz.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Biz de ancak bilip gördüğümüze tanıklık ettik. (Koruma sözü verdik ama) bilgimiz dışında kalan olaylara karşı da onu koruyamazdık.

Diyanet İşleri

"Siz babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. (Sana söz verdiğimiz zaman) gaybı (oğlunun hırsızlık edeceğini) bilemezdik."

Diyanet İşleri (eski)

Yakup: 'Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi, artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir' dedi.

Diyanet Vakfi

Babanıza dönün ve deyin ki: «Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın bekçileri değiliz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. Yoksa gaybın bekçileri değiliz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz dönün de babanıza deyin ki: "Ey babamız, inan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz, yoksa gaybın bekçileri değiliz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz dönün babanıza da deyin ki ey bizim babamız, inan oğlun hırsızlık etti, biz ancak bildiğimize şehadet ediyoruz yoksa gaybin hafızları değiliz

Erhan Aktaş

"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Siz dönün! Babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki oğlun hırsızlık yaptı. Biz bildiğimizden başka bir şeye tanıklık etmedik; işin iç yüzünü de bilmiyoruz."

Fizilal-il Kuran

Varınız babanıza deyiniz ki; 'Ey babamız! Oğlun hırsızlık yaptı, biz sadece bildiklerimizi söylüyoruz, yoksa bilinmez sırlara ilişkin bir haberimiz yoktur!

Gültekin Onan

"Dönün babanıza ve deyin ki: "Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz."

Hamdi Döndüren

“Siz babanıza dönün ve deyin ki: ‘Ey babamız, oğlun (Bünyamin) hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiklerimize şahit olduk; gaybı bilemezdik!”

Hasan Basri Çantay

"Siz dönün, babanıza da deyin ki: — Ey pederimiz, oğlun, inan ki, (zaahiri emre nazaran) hırsızlık etdi. Biz bildiğimizden başkasına şahidlik yapmadık. Gaybın bekçileri de değildik".

Hasib Asutay

Babanıza dönün ve deyin ki: 'Ey babamız! Gerçekten oğlun hırsızlık etti. Biz bildiklerimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın bekçileri de değiliz.'

Hayrat Neşriyat

'(Siz) babanıza dönün de: 'Ey babamız! Gerçekten oğlun (Bünyâmin) hırsızlık etti. Hâlbuki (biz) ancak bildiğimize şâhidlik ettik; gaybın muhâfızları da değiliz, (sana söz verirken Bünyâmin’in hırsızlık edeceğini bilemedik)’ deyin!'

İbni Kesir

Siz, babanıza dönün de deyin ki: Ey babamız; doğrusu oğlun hırsızlık etti. Ve biz bildiğimizden başka bir şey görmedik. Hem biz gaybın bekçileri de değildik.

Mehmet Okuyan

Babanıza dönün ve deyin ki: “Ey babamız! Oğlun hırsızlık yapmış. Biz sadece bildiğimize şahitlik ettik. Biz bilinemeyenlerin bekçileri de değiliz.

Muhammed Esed

(Size gelince) siz babanıza dönüp gidin ve ona "Ey babamız!" deyin, "Oğlun hırsızlık yaptı; fakat biz bildiğimizden, gördüğümüzden başkasına şahit değiliz; ve (sana söz vermiş olsak da onu) bizim göremeyeceğimiz (gizli) (tehlikelere) karşı da koruyamazdık.

Mustafa İslamoğlu

Babanıza dönünüz ve "Ey babamız!" deyiniz, "Oğlun hırsızlık yaptı; ne ki biz sadece bilip gördüğümüzün şahidiyiz: Üstelik biz, bilip gördüğümüz dışında olup bitenlerin sorumlusu da değiliz!

Ömer Nasuhi Bilmen

«Babanıza dönün de deyiniz ki, Ey pederimiz! Şüphe yok ki, oğlun hırsızlıkta bulundu. Biz bildiğimiz şeyden başkasına şehâdet eder olmadık, ve biz gaybı (bilip onu) hıfzediciler değiliz.»

Ömer Öngüt

“Siz dönün, babanıza deyin ki: “Ey babamız! Oğlun inan ki hırsızlık etti. Biz bildiğimizden başka bir şey görmedik. Görülmeyeni de bilmeyiz. ”

Suat Yıldırım

"Siz dönün, babanıza deyin ki: "Sevgili babamız, bizler farkına varmadan oğlun inan ki hırsızlık etmiş. Biz ancak bildiğimize şahitlik ediyoruz. (Söz verdiğimiz zaman, bu durumun ortaya çıkacağını nereden bilebilirdik?)Gayb bize emanet edilmiş değil ki!"

Süleyman Ateş

"Babanıza dönün, deyin ki: "Ey babamız, oğlun hırsızlık etti! Biz ancak bildiğimize şahidlik ettik (tasın, onun yükünden çıktığını gördük, ötesini bilmiyoruz), Biz gizliyi bilenler değiliz.

Süleymaniye Vakfı

(Siz ise şimdi) Babanızın yanına dönün de şöyle deyin: Baba, oğlun hırsızlık yaptı! Biz sadece bildiğimize şahitlik ederiz. Biz (sana söz verirken) gaybı (bunun böyle olacağını) bilemezdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Babanızın yanına dönün de deyin ki "Babamız! Oğlun hırsızlık yaptı. Biz sadece bildiğimize şahitlik ederiz. İşin aslını kavrayacak durumda da değiliz.

Şaban Piriş

Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: -Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz.

Tefhim-ul Kuran

«Dönün babanıza ve deyin ki: 'Ey babamız, senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz.'»

Ümit Şimşek

'Babanıza dönün ve deyin ki: Baba, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimiz şeye şahitlik ediyoruz. Yoksa biz gaybın bekçisi değiliz.

Yaşar Nuri Öztürk

Babanıza dönüp şöyle deyin: "Ey babamız, oğlun hırsızlık etti. Biz sadece bildiğimize tanıklık ettik. Biz gaybı bilenler değiliz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Atanızın yanına qayıdın və deyin: “Ey atamız! Oğlun oğurluq etdi. Biz ancaq bildiyimiz şeyə şahidlik etdik. Biz qeybi bilənlər deyilik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Atanızın yanına qayıdıb deyin: ″Ata! Oğlun, həqiqətən, oğurluq etdi. Biz ancaq bildiyimiz şey barəsində şahidlik edirik. (Biz Bin Yaminin oğurluq etdiyini öz gözlərimizlə görməsək də, hər halda su qabı onun yükündən çıxdı). Biz qeybi mühafizə edən deyilik. (Bin Yamini sağ-salamat qaytarıb gətirəcəyimiz barədə sənə söz verdiyimiz zaman irəlidə bir oğurluq hadisəsinin baş verəcəyini və düzgün olub-olmasa da, onun qardaşımızın boynuna qoyulacağını haradan biləydik? Buna görə də bizi üzrlü hesab et).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Geht zu eurem Vater und sagt ihm: ʺDein Sohn hat gestohlen. Wir, als Zeugen, sagen dir nur das, was wir wissen. Wir können unmöglich für das Verborgene bürgen.

Almanca — Der Edle Quran

Kehrt zu eurem Vater zurück und sagt: ,O unser Vater, dein Sohn hat gestohlen, und wir bezeugen nur das, was wir wissen, und wir sind nicht Hüter über das Verborgene.

Almanca — M. A. Rassoul

Kehrt ihr zu eurem Vater zurück und sprecht: ʺ0 unser Vater, dein Sohn hat gestohlen; und wir haben nur ausgesagt, was wir wußten, und wir konnten keine Wächter des Verborgenen sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Kehrt zurück zu eurem Vater, dann sagt: ʺUnser Vater! Dein Sohn hat gestohlen, und wir haben nur das bezeugt, was wir wußten. Und wir hatten über das Verborgene keine Kenntnis.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Go back to your father", he added, and say to him: your son -Benjamin- has committed a theft and we were associated with the event and we only relate what we saw with our own eyes; and when we bound ourselves by the vow, we did not indulge in prophecy to foretell future events or realize the unseen.

Abdul Haleem

so go back to your father and say, "Your son stole. We can only tell you what we saw. How could we guard against the unforeseen?

Abdullah Yusuf Ali

"Turn ye back to your father, and say, 'O our father! behold! thy son committed theft! we bear witness only to what we know, and we could not well guard against the unseen!

Abul A'la Maududi

So go back to your father and tell him: "Father! Your son has certainly been guilty of stealing. We did not see him stealing but testify according to what we know, and obviously we had no power to keep watch over that what is altogether hidden from us.

Aisha Bewley

Return now to your father and say to him, "Your son stole, father. We can do no more than testify to what we know and we are not the guardians of the Unseen.

Al-Hilali & Khan

"Return to your father and say, ‘O our father! Verily, your son (Benjamin) has stolen, and we testify not except according to what we know, and we could not know the Unseen!

Ali Quli Qarai

Go back to your father, and say, ‘‘Father! Your son has indeed committed theft, and we testified only to what we knew, and we could not have forestalled the unseen.

Amatul Rahman Omar

`Return all of you to your father and say, "Our father! your son has committed the theft, and we say no more than what we know (and we did not witness him stealing), and we could not be guardians over what was unseen (by us).

Arthur John Arberry

Return you all to your father, and say, "Father, thy son stole; we do not testify except that we know; we were no guardians of the Unseen.

Bijan Moeinian

Go back to your father and explain how his son was caught red hand. Let him know that we guarded him against what we were able to see and that we could not have protected him against [the Satan’s temptation, his hidden theft, etc. which was happening in] the world of unseen.

E. Henry Palmer

'Return ye to your father and say, "O our father! verily, thy son has committed theft, and we bore testimony to naught but what we knew; for of the unforeseen we were not keepers!"

Edip-Layth

"Return to your father, and tell him: "Our father, your son has stolen, and we did not witness except what we learned, and we could not know the unseen!"

George Sale

Return ye to your father, and say, O father, verily thy son hath committed theft; we bear witness of no more than what we know, and we could not guard against what we did not foresee:

Hamid S. Aziz

And when they despaired of (moving) him they retired to consult privately. Said the eldest of them, "Remember you not how your father took an oath from you. In the name of Allah? And how before this you failed in your duty with Joseph? I will surely not quit the land until my father give me leave, or Allah judge for me, for He is the Best of Judges.

Mahmoud Ghali

Return to your father and so say, 'O our father, surely your son stole; and in no way do we testify except to what we know; and in no way were we preservers of the Unseen.

Marmaduke Pickthall

Return unto your father and say: O our father! Lo! thy son hath stolen. We testify only to that which we know; we are not guardians of the Unseen.

Mohamed Ahmed - Samira

So, go to your father and tell him: 'O father, your son has committed a theft. We bear witness to only what we know; we could not prevent the unknown.

Muhammad Asad

[And as for you others, ] return to your father and say: `O our father! Behold, thy son has stolen-but we [can] bear witness to no more than what has become known to us; and [although we gave you our pledge,] we could not guard against something that [lay hidden in the future and, hence,] was beyond the reach of our perception.

Mustafa Khattab

Return to your father and say, ‘O our father! Your son committed theft. We testify only to what we know. We could not guard against the unforeseen.[1]

Progressive Muslims

"Return to your father, and tell him: "Our father, your son has stolen, and we did not witness except what we learned, and we could not know the unseen!"

Sahih International

Return to your father and say, "O our father, indeed your son has stolen, and we did not testify except to what we knew. And we were not witnesses of the unseen,

Sam Gerrans

“Return to your father, and say: ‘O our father: thy son stole; and we bear not witness save to what we know; and we are not custodians of the Unseen.

Shabbir Ahmed

He told the rest of the nine brothers, "Return to your father and say, 'O Our father! Verily, your son has stolen. We know for sure, because we witnessed it. That was something beyond our knowledge and control.

Syed Vickar Ahamed

"You return back to your father, and say, ‘O our father! Verily! Your son has stolen, and we only bear witness to (and say) what we know, and we could not protect against the unseen!

Taqi Usmani

Go back to your father and say, ‘Our father, your son has committed theft, and we do not testify except what we know, and we could not guard against the unseen.

The Monotheist Group

"Return to your father, and tell him: "Our father, your son has stolen, and we did not witness except what we learned, and we could not know the unseen!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Retournez à votre père et dites: ʺO notre père, ton fils a volé. Et nous nʹattestons que ce que nous savons. Et nous nʹétions nullement au courant de lʹinconnu.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hûn vegerin cem bavê xwe û jê re bibêjin: Bavo! Kurê te dizî kiriye. Bes tişta me bi çavê xwe dîtiye em ji te re dibêjin. Em ya di pişt perdê de jî nizanin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Keert terug naar jullie vader en zegt: ʹO onze vader, jouw zoon heeft gestolen en wij geven alleen maar getuigenis van wat wij weten en over het verborgene waken wij niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Keert tot uwen vader terug, en zegt: O vader! waarlijk, uw zoon heeft een diefstal gepleegd; wij zijn van niets meer getuigen dan van hetgeen wij weten, en wij konden niet waken tegen hetgeen wij niet voorzagen.

Hollandaca — Siregar

Keert terug naar jullie vader en zegt hem: ʹO onze vader, voorwaar, uw zoon heeft gestolen en wij kunnen alleen getuigen zijn van wat wij weten. En wij zijn geen waker over het verborgene.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Возвращайтесь к вашему отцу (и расскажите ему, о том, что произошло) и скажите ему: «О, отец наш! Ведь сын твой [Биньямин] украл; мы свидетельствуем только то, что знаем [мы не видели, как это произошло, а стали свидетелями только того, что в его грузе обнаружили чашу]; мы не являемся хранителями сокровенного (знания) [В тот момент, когда мы давали тебе обещание, что непременно вернемся вместе с ним, мы не знали, что он совершит кражу. Ведь мы не знаем сокровенного].

Rusça — Osmanov

Возвращайтесь к отцу и скажите: ʺО отец наш! Воистину, твой сын совершил кражу, а мы свидетельствуем только о том, что знаем, и неведомо нам было сокровенное, [когда просили отпустить его с нами].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vänd nu tillbaka till vår fader och säg: ʺFader! Din son har stulit! Vi berättar bara vad vi fått veta. Vi kunde inte vara på vår vakt mot det oförutsebara!