Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

قَالَتْ فَذٰلِكُنَّ الَّذِي لُمْتُنَّنِي فِيهِ وَلَقَدْ رَاوَدْتُهُ عَنْ نَفْسِهِ فَاسْتَعْصَمَ وَلَئِنْ لَمْ يَفْعَلْ مَا اٰمُرُهُ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِنَ الصَّاغِرِينَ

ḳālet fe ƶālikunne elleƶī lumtunnenī fīhi ve leḳad rāvedtuhu ǎn nefsihi fe steǎ'Same ve le in lem yef'ǎl mā āmuruhu le yuscenenne ve le yekūnen mine S-Sāğirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَتْḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2فَذٰلِكُنَّfe ƶālikunneişte siz
3الَّذِيelleƶīki
4لُمْتُنَّنِيlumtunnenīل و مBirini bir şey için suçlamak, itham etmek.beni kınamıştınız
5فِيهِfīhibunun için
6وَلَقَدْve leḳadandolsun
7رَاوَدْتُهُrāvedtuhuر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).ben murad almak istedim
8عَنْǎn
9نَفْسِهِnefsihiن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendisinden
10فَاسْتَعْصَمَfe steǎ'Sameع ص مKorumak/savunmak/muhafaza etmek/sakınmak/kurtarmak, birini kötülükten güvende tutmak, engellemek/önlemek, sıkıca tutmak, resmi olarak sığınmak. İsmatun - savunma, vesayet, önleme, koruma, muhafaza, günahtan muafiyet, erdem, iffet.o reddetti
11وَلَئِنْve le inama
12لَمْlem
13يَفْعَلْyef'ǎlف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapmazsa
14مَاşeyi
15اٰمُرُهُāmuruhuا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemrettiğim
16لَيُسْجَنَنَّle yuscenenneس ج نHapsetmek, zindana atmak, hapse tıkmak, tutuklamak, mahpus etmekelbette zindana atılacaktır
17وَلَيَكُونًاve le yekūnenك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olacaktır
18مِنَmine
19الصَّاغِرِينَS-Sāğirīneص غ رKüçük/ufak olmak. saaghirun - küçük/ufak/boyun eğmiş/aşağılık veya itaat halinde olan kişi. saghiir - küçük. asghar - daha küçük. saghaar - alçaklık, aşağılama, küçük düşürme.alçalanlardan

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O da, işte dedi, hakkında beni kınayıp durduğunuz bu zat. Ondan murât almak istedim de o namusunu korudu, kötülük etmedi. Fakat yemîn ederim ki emredileni yapmazsa zindana attıracağım onu ve herhalde horluğa uğrayanlara katılacak.

Abdulkadir Gölpınarlı

O da, işte dedi, hakkında beni kınayıp durduğunuz bu zat. Ondan murât almak istedim de o namusunu korudu, kötülük etmedi. Fakat yemîn ederim ki emredileni yapmazsa zindana attıracağım onu ve herhalde horluğa uğrayanlara katılacak.

Adem Uğur

Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!

Ahmed Hulusi

(Aziyz'in karısı) dedi ki: "Kendisi yüzünden beni hor görüp yerdiğiniz işte bu! Andolsun ki Onu ayartmak istedim de, O, temiz kalmak istedi (sakındı)! Yemin ederim, eğer Ona emrettiğimi yapmazsa kesinlikle zindana atılacak ve aşağılanmışlar arasında olacak. "

Ahmet Tekin

Devletlü vezirin karısı: 'İşte bu gördüğünüz, kendisine ilgi duyduğum, beni kınadığınız şahıs. Ben ona yakınlık göstererek hile ile sahip olmaya kalkıştım. O namuslu davrandı, kendisini korudu. Yemin ederim ki, emirlerimi yerine getirmezse, kesinlikle zindana atılacak ve sürünenlerden olacaktır.' dedi.

Ahmet Varol

Kadın dedi ki: 'İşte hakkında beni kınadığınız kişi budur. Andolsun ben onun nefsine yaklaşmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakındı. Ama eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşürülenlerden olacak.'

Ali Bulaç

Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Ali Fikri Yavuz

Hanım, onlara şöyle dedi: “- İşte, kendisi hakkında beni ayıplamış olduğunuz adam budur. Yemin ederim ki, ben onun nefsine yaklaşmak istedim de, o iffet göstererek sakındı. Yine yemin ederim ki, eğer emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve elbette zelillerden olacaktır.”

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Hakkında beni kınadığınız kişi, işte Odur. Gerçek şu ki, Onu, elde etmek istedim; fakat kendisini geriye çekti. Buyruğumu yapmazsa, kesinlikle hapsedilecek ve aşağılanacaktır!"

Bayraktar Bayraklı

Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız. Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama, eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa, yemin ediyorum zindana tıkılacak ve horlananlardan olacaktır."

Bekir Sadak

Vezirin karisi: «Iste sozunu edip beni yerdiginiz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayi cekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tikilacak ve kahre ugrayanlardan olacak.»

Celal Yıldırım

Azizin karısı onlara : «İşte beni hakkında kınadığınız delikanlı bu ! Yemin ederim ki, ben ilişki kurmak için bunu kendime çağırdım, fakat o iffet gösterip çekindi. Ama benim kendisine emrettiğimi yapmıyacak olursa, elbette zindana atılacak, aşağılanıp perişanlığa sürüklenenlerden olacak» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kadın dedi ki: “İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onunla birlikte olmak istedim. Fakat o iffetini korudu. Andolsun, eğer kendisinden istediğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!”

Diyanet İşleri

Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak."

Diyanet İşleri (eski)

Vezirin karısı: 'İşte sözünü edip beni yerdiğiniz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayı çekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tıkılacak ve kahre uğrayanlardan olacak.'

Diyanet Vakfi

Kadın dedi ki: İşte hakkında beni kınadığınız şahıs budur. Ben onun nefsinden murat almak istedim. Fakat o, (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette sürünenlerden olacaktır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«İşte» dedi, «bu gördüğünüz, beni hakkında kınadığınız (gençtir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrandı. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve kesinlikle zelillerden olacaktır».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dedi ki: "İşte beni, hakkında kınadığınız, bu delikanlı! Yemin ederim ki, ben onunla birlikte olmak istedim de o, iffetini koruyup bana yanaşmadı. Yine yemin ederim ki, eğer emrimi yerine getirmezse mutlaka zindana atılacak ve mutlaka zillete uğrayanlardan olacaktır!"

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte dedi, bu gördüğünüz, hakkında beni levm ettiğiniz, yemin ederim ki ben bunun nefsinden murad istedim de o fikri ısmetle imtina' etti, yine yemin ederim eğer emrimi yapmazsa mutlak, muhakkak zindana atılacak ve mutlak, muhakkak zelillerden olacak.

Erhan Aktaş

Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.

Fizilal-il Kuran

Kadın dedi ki; «İşte siz beni bu delikanlı yüzünden kınadınız. Ben onu yatağıma çağırdım, fakat aşırı bir namusluluk tepkisi ile isteğimi reddetti. Ama kendisine emrettiğim işi yapmaz ise, kesinlikle hapse atılarak burnu yere sürtülecektir.»

Gültekin Onan

Kadın dedi ki: "Beni kendisiyle kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine buyurduğumu yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak."

Hamdi Döndüren

Aziz’in karısı dedi: “İşte kendisi hakkında beni kınadığınız genç budur! Andolsun ki ona karşı arzu duydum; ama o, iffetli davranarak beni reddetti. Eğer ona söyleyeceğimi yine de yapmazsa andolsun ki o mutlaka hapsedilecek ve aşağılanmış kimselerden olacaktır!”

Hasan Basri Çantay

(Kadın) dedi: "İşte beni kendisi hakkında ayıbladığınız şu gördüğünüz (zat) dir. Andederim, onun nefsinden ben murad istedim de o, namuskarlık göster (ib reddet) di. Yemin ederim, eğer o, kendisine emredeceğimi yapmazsa her halde zindana atılacak ve her halde zillete uğrayanlardan olacakdır"!

Hasib Asutay

(Kadın) dedi ki: 'İşte bu, hakkında beni kınadığınız kimsedir. Gerçekten ben onun nefsinden murad almak istedim fakat o (bundan) şiddetle sakındı. Andolsun, eğer o kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve elbette aşağılananlardan (sürünenlerden) olacaktır.'

Hayrat Neşriyat

(O kadın) dedi ki: 'İşte, hakkında beni kınadığınız kimse budur! Yemîn olsun ki(ben) onun nefsinden murâd almak istedim de o, iffetini muhâfaza etti (ve beni reddetti). Yine yemîn olsun ki, eğer ona emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşenlerden olacaktır.'

İbni Kesir

Kadın dedi ki: İşte beni, onun için ayıpladığınız budur. Onu kendime ram etmek istedim, ama o iffetinden çekindi. Eğer istediğimi yapmazsa; andolsun ki, zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacaktır.

Mehmet Okuyan

(Züleyha) şöyle demişti: “İşte hakkında beni kınadığınız (şahıs) budur. Yemin olsun ki ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istedim; o, masumdu. Şüphesiz ki kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka hapse atılacak ve elbette aşağılananlardan olacaktır!”

Muhammed Esed

(Kişizadenin karısı:) "İşte hakkında beni kınayıp yerdiğiniz kimse bu!" dedi, "Evet, gerçekten de o'nun gönlünü çelmek istedim, ama o kendini (bundan) sakındı. Ne var ki eğer bundan sonra da istediğim şeyi yapmazsa mutlaka hapsedilecek ve kendini aşağılanmış kimselerin arasında bulacak!"

Mustafa İslamoğlu

Kadın dedi ki: "Bakın, işte beni kendisinden dolayı kınadığınız kişi bu! Doğrusu ben onu baştan çıkarmaya çalıştım, ne ki o geçit vermedi. Ve eğer (bundan böyle de) arzumu yerine getirmezse, kesinlikle hapsi boylayacak ve sürüm sürüm sürünecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «İşte bu o kimsedir ki, bundan dolayı beni kınadınız. Yemin ederim ki, ben onun nefsinden muradımı istedim de o kaçındı (günaha girmek istemedi). Ve eğer benim O'na emrettiğimi yapmaz ise elbette zindana atılacaktır. Ve elbette zillete düşmüş olanlardan olacaktır.»

Ömer Öngüt

Kadın: “İşte sözünü edip beni ayıpladığınız genç budur. Ben kendisinden murad almak istedim. O ise iffetinden ötürü reddetti. Yemin ederim ki eğer emrimi yerine getirmezse elbette zindana atılacak ve kahra uğrayanlardan olacak. ” dedi.

Suat Yıldırım

Vezirin hanımı: "İşte, beni kınamanıza sebep olan genç! Yemin ederim ki ben ondan kâm almak istedim, ama o iffetli davrandı. Yine yemin ederim ki kendisine emredeceğim işi yapmaması halinde o mutlaka zindana atılacak, zelil ve perişan olacaktır!"

Süleyman Ateş

(Kadın) Dedi ki: "İşte siz, beni bunun için kınamıştınız! Andolsun ben kendisinden murad almak istedim de o, iffetinden ötürü reddetti. Ama kendisine emrettiğimi yapmazsa, elbette zindana atılacak ve alçalanlardan olacaktır!"

Süleymaniye Vakfı

Kadın dedi ki: "Kendisi yüzünden beni kınadığınız kişi işte bu! Ben onunla birlikte olmak istedim; ama o hep kendini korudu. Yine de ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse atılacak ve küçük düşenlerden olacak."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kadın dedi ki "Beni ayıpladığınız kişiyi görün işte. Onun benim olmasını gerçekten çok istedim ama o hep kendini korudu. Hele istediğimi yapmasın kesin hapse girer ve kendini itibarsız olanlar arasında bulur."

Şaban Piriş

-İşte hakkında beni kınadığınız budur. Arzuma uymasını istedim. Fakat O, kabul etmedi. Ona emrettiğim işi yine yapmazsa zindana atılıp, küçük düşenlerden olacak, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Kadın dedi ki: «Beni hakkında kınadığınız işte budur. Andolsun onun nefsinden ben murad istedim, o ise, (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa, mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşürülenlerden olacak.»

Ümit Şimşek

Kadın 'İşte, beni kınadığınız şey bu,' dedi. 'Ben ondan muradımı almak istedim, fakat o namuslu davrandı. Ama yemin olsun, dediğimi yapmazsa hapse girecek ve küçük düşecek.'

Yaşar Nuri Öztürk

Kadın dedi ki: "İşte budur o, hakkında beni kınadığınız. Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi. Ama, eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa yemin ediyorum hapse tıkılacak ve horlananlardan olacaktır."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Qadın dedi: “Barəsində məni qınadığınız oğlan bax budur! Mən onu yoldan çıxartmağa çalışdım, o isə imtina etdi. Əgər əmrimi yerinə yetirməsə, əlbəttə ki, zindana atılacaq və zəlillərdən olacaqdır”.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

ʺDies ist der, um dessentwillen ihr mir Vorwürfe gemacht habt. Ich habe ihn zu verführen versucht, aber er hat sich standhaft widersetzt. Wenn er nicht tut, was ich ihm befehle, werde ich veranlassen, daß er eingekerkert wird. Schmach wird er erleiden.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagte: ʺUnd dieser ist es, um dessentwillen ihr mich getadelt habt. Ich habe allerdings versucht, ihn gegen seinen Willen zu verführen, doch er bewährte sich. Wenn er nun nicht tut, was ich ihm befehle, so soll er unweigerlich ins Gefängnis geworfen werden und einer der Gedemütigten sein.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagte: ʺIhr (Frauen), dies ist derjenige, dessentwegen ihr mir Vorwürfe gemacht habt. Und gewiß, bereits suchte ich ihn gegen seine Neigung zu verführen, jedoch weigerte er sich. Doch sollte er nicht das tun, was ich von ihm verlange, wird er unweigerlich ins Gefängnis geschickt und gewiß zu den Verachteten gehören.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then, she said to them: "This is he on whose account you reproved me. " "I wanted him to fulfill my desire but he refused, and unless he submits to my command and does what I want, he shall be put in prison and be incensed with multiplied humiliations."

Abdul Haleem

She said, ‘This is the one you blamed me for. I tried to seduce him and he wanted to remain chaste, but if he does not do what I command now, he will be put in prison and degraded.’

Abdullah Yusuf Ali

She said: "There before you is the man about whom ye did blame me! I did seek to seduce him from his (true) self but he did firmly save himself guiltless!.... and now, if he doth not my bidding, he shall certainly be cast into prison, and (what is more) be of the company of the vilest!"

Abul A'la Maududi

She said: "So now you see! This is the one regarding whom you reproached me. Indeed I tried to tempt him to myself but he held back, although if he were not to follow my order, he would certainly be imprisoned and humiliated."

Aisha Bewley

She said, ‘You see! It’s him you blamed me for. I tried seducing him but he refused. If he does not do what I order him, he will be put in prison and brought low.’

Al-Hilali & Khan

She said: "This is he (the young man) about whom you did blame me, and I did seek to seduce him, but he refused. And now if he refuses to obey my order, he shall certainly be cast into prison, and will be one of those who are disgraced."

Ali Quli Qarai

She said, ‘He is the one on whose account you blamed me. Certainly I did solicit him, but he was continent, and if he does not do what I bid him, surely he shall be imprisoned and be among the abased.’

Amatul Rahman Omar

She said, `So (you have seen) this is he about whom you blamed me. I did seek to seduce him against his will, but he preserved himself (from sin), yet (I tell him aloud) if he do not what I bid him, he shall certainly be imprisoned, and he shall indeed be of the humiliated ones.'

Arthur John Arberry

'So now you see, she said. 'This is he you blamed me for. Yes, I solicited him, but he abstained. Yet if he will not do what I command him, he shall be imprisoned, and be one of the humbled.'

Bijan Moeinian

The governor’s wife said: "This is the man that you blame me of falling in love with. I have tried to seduce him, but so far he has refused me. If he continues to refuse me, I will send him to jail to be disgraced."

E. Henry Palmer

Said she, 'This is he concerning whom ye blamed me. I did desire him for his person, but he was too continent. But if he do not what I bid him he shall surely be imprisoned and shall surely be among the small!'

Edip-Layth

She said, "This is the one whom you blamed me for, and I have seduced him from himself but he refused. If he does not do as I command him, he will be imprisoned, and he will be one of those disgraced."

George Sale

And his mistress said, this is he, for whose sake ye blamed me: I asked him to lie with me, but he hath constantly refused. But if he do not perform that which I command him, he shall surely be cast into prison, and he shall be made one of the contemptible.

Hamid S. Aziz

And when she heard of their malicious talk, she sent for them, and prepared for them a banquet, and gave each of them a knife; and she said (to Joseph), "Come forth to them!" And when they saw him they exalted (admired) him and cut their hands exclaiming, "Allah preserve us! No mortal is this! This is none but a noble angel. "

Mahmoud Ghali

She said, "Then that is (the affair) you blamed me for; and indeed I readily solicited him, yet he safeguarded (his chastity); and indeed in case he does not (perform) what I command him, indeed he will definitely be imprisoned, and indeed he will (really) be of the ones belittled. "

Marmaduke Pickthall

She said: This is he on whose account ye blamed me. I asked of him an evil act, but he proved continent, but if he do not my behest he verily shall be imprisoned, and verily shall be of those brought low.

Mohamed Ahmed - Samira

She said: "This is the one you blamed me for. I did desire his person, but he preserved himself from sin. Yet in case he does not do my bidding he will be put into prison and disgraced."

Muhammad Asad

Said she: "This, then, is he about whom you have been blaming me! And, indeed, I did try to make him yield himself unto me, but he remained chaste. Now, however, if he does not do what I bid him, he shall most certainly be imprisoned, and shall most certainly find himself among the despised!

Mustafa Khattab

She said, "This is the one for whose love you criticized me! I did try to seduce him but he ˹firmly˺ refused. And if he does not do what I order him to, he will certainly be imprisoned and ˹fully˺ disgraced."[1] 

Progressive Muslims

She said: "This is the one whom you blamed me for, and I have seduced him from himself but he refused. And if he does not do as I command him, he will be imprisoned, and he will be one of those disgraced."

Sahih International

She said, "That is the one about whom you blamed me. And I certainly sought to seduce him, but he firmly refused; and if he will not do what I order him, he will surely be imprisoned and will be of those debased."

Sam Gerrans

She said: “This is he for whom you blamed me. And I indeed sought to lure him away from his soul, but he proved patient; but if he do not what I command him, he will be imprisoned and be of those brought low.”

Shabbir Ahmed

The lady of the house said, "This is he about whom you blamed me. I tried to seduce him but he preserved himself. Since he thinks he is an angel, and remains adamant against my command, he shall be imprisoned and brought low. (And, now we have the evidence against him with marks on your hands. We will humiliate him).

Syed Vickar Ahamed

She said: "Before you, there is the man about whom you blamed me! I wanted to seduce him from his (true) self but he refused (himself by being guiltless)! And now, if he does not act by my command, he will certainly be thrown into prison, and (he will) be from the lowliest!"

Taqi Usmani

She said, "This is the one about whom you reproached me. Yes, I seduced him, but he abstained. And should he not follow my command, he shall be imprisoned and will be disgraced."

The Monotheist Group

Shesaid: "This is the one whom you blamed me for, and I have seduced him from himself but he refused. And if he does not do as I command him, he will be imprisoned, and he will be one of those disgraced."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Elle dit: ʺVoilà donc celui à propos duquel vous me blâmiez. Jʹai essayé de le séduire mais il sʹen défendit fermement. Or, sʹil ne fait pas ce que je lui commande, il sera très certainement emprisonné et sera certes parmi les humiliésʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Dema pîreka Ezîz ev rewşa jinikan dît, ji wan re) Got: Ha ev e, ya ku der barê wî de we gazind ji min dikir. Belê min ew bi bal xwe ve daxwaz kir, lê wî xwe da paş (û qebûl nekir). Sond be, eger ew a ez jê dixwazim neke, teqez ew ê bê zîndankirin û ew ê rezîl û riswa bibe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zei: ʺEn dat is hij nu over wie jullie mij verwijten gemaakt hebben. Ik heb inderdaad geprobeerd hem te verleiden en hij heeft weerstand geboden. Maar als hij niet doet wat ik van hem verlang dan zal hij gevangengezet worden en een van de gekleineerden zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zijne meesteren zeide: Hij is het die mij uwen blaam heeft berokkend. Ik verzocht hem met mij te liggen; maar hij weigerde aanhoudend. Maar indien hij niet volbrengt wat ik hem gebied, zal hij zekerlijk in de gevangenis worden geworpen, en zal tot de ellendigsten behooren.

Hollandaca — Siregar

Zij zei: ʺDit is degene vanwege wie juille mij verwijten. En voorzeker, ik heb geprobeerd hem te verleiden tegen zijn wil, waarop hij weigerde. Maar als hij niet doet wat ik beveel, dan zal hij zeker gevangen gezet worden en zal hij zeker tot de vernederden behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Когда те женщины обрели рассудок и увидели, что сами себе порезали руки,) она [жена вельможи] сказала: «Вот вам тот (юноша), из-за которого вы меня осуждали (что я воспылала к нему любовью). Я его соблазняла [склоняла к совершению близости], но он остался тверд [устоял против греха]. Если он не сделает то, что я ему приказываю, (то) он будет заключен в темницу и будет в числе ничтожных [униженных]».

Rusça — Osmanov

[Жена того сановника] сказала: ʺПеред вами тот, из-за которого вы меня порицали. Правда, я пыталась его соблазнить, но он устоял. Однако если он не повинуется моему желанию, то будет заточен в темницу и окажется в числе ничтожныхʺ.