Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.

وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍ بَخْسٍ دَرَاهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا فِيهِ مِنَ الزَّاهِدِينَ

ve şeravhu bi ṧemenin beḣsin derāhime meǎ'dūdetin ve kānū fīhi mine z-zāhidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَشَرَوْهُve şeravhuش ر يsatın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir şeye el koymakve onu sattılar
2بِثَمَنٍbi ṧemeninث م نHerhangi birinin mallarının sekizde birini almak, sekize bölmek, sekiz, on sekiz, seksen.bir pahaya
3بَخْسٍbeḣsinب خ سAzaltmak/hafifletmek, kusurlu/hatalı/arızalı yapmak, mahrum etmek/dolandırmak, haksız/adaletsiz davranmak.düşük
4دَرَاهِمَderāhimeد ر ه مBelli bir gümüş sikke, dinardan daha küçük bir para birimi.paraya
5مَعْدُودَةٍmeǎ'dūdetinع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.birkaç
6وَكَانُواve kānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve idiler
7فِيهِfīhiona karşı
8مِنَmine
9الزَّاهِدِينَz-zāhidīneز ه دOndan uzak durdu (tutkuları veya duyuları tatmin edecek bir şeyden), onu terk etti, bıraktı, ondan kaçındı veya sakındı, onu arzu etmedi, onun miktarını/ölçüsünü/boyutunu/hacmini/oranını/tutarını/toplamını/sayısını hesapladı veya tahminle miktarını/tutarını hesapladı, değersizlik/küçüklük nedeniyle istenmeyen hale geldi, onu az saydı, hor görmek, küçük miktar, az su alan dar vadi.isteksiz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onu değersiz bir kâr, sayılı birkaç kuruş karşılığında satmışlardı ve onu satarlarken paraya pek o kadar rağbetleri de yoktu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onu değersiz bir kâr, sayılı birkaç kuruş karşılığında satmışlardı ve onu satarlarken paraya pek o kadar rağbetleri de yoktu.

Adem Uğur

(Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.

Ahmed Hulusi

(Sonra Mısır'da) Onu yanlarında tutmak istemedikleri için az bir pahaya, birkaç dirheme sattılar.

Ahmet Tekin

Onu düşük bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Onlar da Yûsuf’u önemsemeyenlerdendi.

Ahmet Varol

Onu ucuz bir fiyata birkaç dirheme sattılar. Onlar onu pek önemsemiyorlardı.

Ali Bulaç

Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

Ali Fikri Yavuz

(Yûsuf’u takip eden kardeşleri işin farkına varınca, “bu bizim kaçak kölemizdir” diye) onu değersiz bir fiat ile, birkaç dirheme (kafileye) sattılar. (onu uzaklaştırmak için) hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı. (Yûsuf’a kıymet biçmiyorlardı.)

Ali Rıza Safa

Ucuz bir fiyata; birkaç kuruşa, Onu sattılar. Çünkü Ona, değer vermemişlerdi.

Bayraktar Bayraklı

Nihayet onu düşük bir fiyata sattılar. Onlar ona karşı isteksiz idiler.

Bekir Sadak

Onu yanlarinda alikoymak istemedikleri icin ucuz bir fiyata, birkac dirheme sattilar. *

Celal Yıldırım

Onlar (böylece) Yûsuf'u pek az bir fiatla, birkaç dirheme sattılar; onun hakkında isteksizlerden idiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Mısır’da) onu yok pahasına, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona pek değer vermemişlerdi.

Diyanet İşleri

Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Onu yanlarında alıkoymak istemedikleri için ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar.

Diyanet Vakfi

(Kafile Mısır'a vardığında) onu değersiz bir pahaya, sayılı birkaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona değer vermemişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve onu düşük bir değerle birkaç dirheme sattılar. Ona fazla önem vermemişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu ucuz bir fiyatla birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında tutmaya isteksiz bulunuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

değersiz bir baha ile onu bir kaç dirheme sattılar, hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı

Erhan Aktaş

Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu düşük bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Ona önem vermemişlerdi.

Fizilal-il Kuran

Yusuf'u ucuz bir fiyatla, birkaç paraya sattılar. Çünkü onu bir an önce ellerinden çıkarmak istiyorlardı.

Gültekin Onan

Onu ucuz bir fiyata sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

Hamdi Döndüren

Böylece onlar onu çok ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar. Çünkü onlar (Yusuf’u yanlarında alıkoymak konusunda) çok isteksiz idiler.

Hasan Basri Çantay

Onu değersiz bir bahaye, bir kaç dirheme satdılar. Onlar bunun hakkında rağbetsizdiler.

Hasib Asutay

(Kafile Mısır'a vardığında) onu ucuz bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. (8) Onlar (zaten) ona karşı isteksiz idiler. (8. Buluntu olduğu için ona değer vermediler, hemen onu ellerinden çıkarmak istediler.)

Hayrat Neşriyat

Onu az bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zâten (onlar), onun hakkında rağbetsiz(ona değer vermeyen) kimselerden idiler.

İbni Kesir

Onu, ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Onu yanlarında alıkoymak istemediler.

Mehmet Okuyan

(Kafile Mısır’a vardığında) onu basit bir değere, sayılı birkaç dirheme satmışlardı. (Çünkü) onlar ona değer vermeyenlerden idiler.

Muhammed Esed

Ve sonunda önemsiz bir paha -sadece birkaç gümüş dirhem- karşılığında o'nu sattılar; o kadar az değer biçmişlerdi o'na.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda onu düşük bir değere -sadece bir kaç gümüş paraya- sattılar; zaten onlar ondan kurtulmak istiyorlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve O'nu biraz bedel ile sayılmış birkaç dirhem ile satıverdiler ve onlar O'nun hakkında rağbetsizlerden olmuşlardı.

Ömer Öngüt

Onu değersiz bir fiyat ile bir kaç dirheme sattılar. Onlar zaten ona karşı rağbetsiz idiler.

Suat Yıldırım

Nihayet Mısır’a varınca, onu düşük bir fiyata, birkaç paraya sattılar. Zaten ona pek kıymet biçmiyorlardı.

Süleyman Ateş

Nihayet (Mısır'a varınca) onu düşük bir pahaya, birkaç paraya sattılar. Onlar, ona (Yusuf'a) karşı isteksiz idiler. (Buluntu olduğu için ona değer vermediler, hemen onu ellerinden çıkarmak istediler.)

Süleymaniye Vakfı

Yusuf'u ucuz bir fiyata, birkaç dirheme (gümüş paraya) sattılar, zaten ona değer veren kimseler değillerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yusuf'u pek ucuza, bir kaç dirheme, sattılar. Yanlarında değeri yokmuş gibi davrandılar.

Şaban Piriş

Onu düşük bir fiyatla bir kaç dirheme sattılar. Onu pek önemsemediler.

Tefhim-ul Kuran

Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar. Onlar onu pek önemsemediler.

Ümit Şimşek

Sonra onu birkaç dirhem gibi az bir fiyata sattılar. Zira ona pek değer vermiyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu basit bir karşılıkla, birkaç paraya sattılar. Ona fazla rağbet gösterenler değillerdi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onu dəyərsiz bir qiymətə – bir neçə dirhəmə satdılar. Onlar (Yusufun qardaşları) onu çox qiymətləndirmədilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Yusifi təʼqib edən qardaşları işin nə yerdə olduğunu bildikdə: ″Bu bizim qaçmış köləmizdir! – deyə) onu dəyərsiz bir qiymətə - bir neçə dirhəmə satdılar və (bu işdə pul qazanmaq deyil, yalnız Yusifdən xilas olmaq, onu atası Yəʼqubdan ayırmaq məqsədini güddükləri üçün qardaşlarını baha məbləğə satmağa) tamah göstərmədilər.

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Sie verkauften ihn zu einem schäbigen Preis, nur wenige Münzen bekamen sie, da sie ihn loswerden wollten.

Almanca — Der Edle Quran

Und sie verkauften ihn für einen zu niedrigen Preis, einige gezählte Dirhams. Und sie übten Verzicht in Bezug auf ihn.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They sold him to a slave-dealer for a small price amounting to a small number of silver coins, and they had no interest in him.

Abdul Haleem

and then sold him for a small price, for a few pieces of silver: so little did they value him.

Abdullah Yusuf Ali

The (Brethren) sold him for a miserable price, for a few dirhams counted out: in such low estimation did they hold him!

Abul A'la Maududi

Later they sold him for a paltry sum - just a few dirhams; they did not care to obtain a higher price.

Aisha Bewley

They sold him for a pittance, a few small coins, considering him to be of little worth.

Al-Hilali & Khan

And they sold him for a low price - for a few Dirhams (i.e. for a few silver coins). And they were of those who regarded him insignificant.

Ali Quli Qarai

And they sold him for a cheap price, a few dirhams, for they set small store by him.

Amatul Rahman Omar

And they (- the brothers of Joseph) sold him, (claiming him to be their slave, to the travellers) for a trifling price - a few dirhams (- silver coins), and they were not (even) desirous of it.

Arthur John Arberry

Then they sold him for a paltry price, a handful of counted dirhams; for they set small store by him.

Bijan Moeinian

Eventually they sold him for a cheap price as they did not have any need for him.

E. Henry Palmer

And they sold him for a mean price, - drachmae counted out,- and they parted with him cheaply.

Edip-Layth

They sold him for a low price, a few silver coins, and they regarded him as insignificant.

George Sale

And they sold him for a mean price, for a few pence, and valued him lightly.

Hamid S. Aziz

And a caravan of travellers came and sent their water-drawer. He let down his bucket into the pit. Said he, "What good luck! Here is a youth." So they concealed him, as a treasure, and Allah was Aware of what they did.

Mahmoud Ghali

And they bartered him for a paltry price, (some) numbered dirhams; and they esteemed him lightly (Literally: were of the ascetics, i. e., refused to have anything to do him)

Marmaduke Pickthall

And they sold him for a low price, a number of silver coins; and they attached no value to him.

Mohamed Ahmed - Samira

And they sold him as worthless for a few paltry dirham.

Muhammad Asad

And they sold him for a paltry price - a mere few silver coins: thus low did they value him.

Mustafa Khattab

They ˹later˺ sold him for a cheap price, just a few silver coins—only wanting to get rid of him.[1] 

Progressive Muslims

And they sold him for a low price, a few silver coins, and they regarded him as insignificant.

Sahih International

And they sold him for a reduced price - a few dirhams - and they were, concerning him, of those content with little.

Sam Gerrans

And they sold him for a low price — a few dirhams — and they were, concerning him, of those content with little.

Shabbir Ahmed

They sold him in the market for a low price, a few silver coins. His value they knew not.

Syed Vickar Ahamed

And the (travelers) sold him for a low price— For a few dirhams (that were) counted out: They were those who held him in such a low value!

Taqi Usmani

And they sold him for a paltry price, for a few silver-coins, and they had not much interest in him.

The Monotheist Group

Andthey sold him for a low price, a few coins of silver, and they regarded him as insignificant.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils le vendirent à vil prix: pour quelques dirhams comptés. Ils le considéraient comme indésirable.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Dema karwan gihişt Misrê) Wan Yûsuf bi nirxekî hindik, bi çend dirheman firot û dilê wan li serê jî nebû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij verkochten hem onder de prijs, voor een paar dirhams; zij hechtten niet veel belang aan hem.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij verkochten hem voor een lagen prijs: voor eenige stuivers en stelden weinig waarde in hem.

Hollandaca — Siregar

En zij verkochten hem voor een geringe prijs, een paar dirham, en zij wamn voor hem onverschilligen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И продали они его (в Египте) за мизерную цену, (за несколько) отсчитанных дирхемов, желая (просто) избавиться от него.

Rusça — Osmanov

И они продали его за ничтожную цену - за немногие дирхемы, желая избавиться от него.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de sålde honom för en obetydlig summa, några få silvermynt - så litet värde satte de på honom!