Yusuf Suresi 10. Ayet — Elfaz
Onlardan bir sözcü, "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın" dedi.
1قَالَḳāledediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2قَائِلٌḳāilunbir sözcüİsimق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
3مِنْهُمْminhumiçlerindenHarf-i Cer+Zamir
4لَاlāNehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
5تَقْتُلُواteḳtulūöldürmeyinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmak
6يُوسُفَyūsufeYusuf'uÖzel İsim
7وَاَلْقُوهُve elḳūhuonu atınBağlaç+Emir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
8فِيfīHarf-i Cer
10الْجُبِّl-cubbikuyununMarife (Belirlilik Takısı)+İsimج ب بBir kuyu, bol su içeren bir kuyu, derin/geniş bir kuyu, çekildi/geri çekildi/kaçındı/uzaklaştı, kaçma eylemi. Yağmur suyunun toplandığı bir dağdaki oyuk.
11يَلْتَقِطْهُyelteḳiThuonu (görüp) alsınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıل ق طToplamak, seçmek, almak, kaldırmak, bir araya getirmek, ayıklamak, derlemek, edinmek, dağınık olan herhangi bir şeyi toplamak
13السَّيَّارَةِs-seyyāratikervanlardanMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesi
14اِنْineğerŞart Edatı
15كُنْتُمْkuntumisenizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin