"Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum."

ويَاقَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنِّي عَامِلٌ سَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَمَنْ هُوَ كَاذِبٌ وَارْتَقِبُوا اِنِّي مَعَكُمْ رَقِيبٌ

ve yā ḳavmi ǎ'melū ǎlā mekānetikum innī ǎāmilun sevfe teǎ'lemūne men ye'tīhi ǎƶābun yuḣzīhi ve men huve kāƶibun ve rteḳibū innī meǎkum raḳībun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ويَاقَوْمِve yā ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve EY/HEY/AH kavmim
2اعْمَلُواǎ'melūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapın
3عَلٰىǎlā
4مَكَانَتِكُمْmekānetikumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinimkanınızın elverdiğini
5اِنِّيinnīben de
6عَامِلٌǎāmilunع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyorum
7سَوْفَsevfeyakında
8تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceksiniz
9مَنْmenkime
10يَأْتِيهِye'tīhiا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgeleceğini
11عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabın
12يُخْزِيهِyuḣzīhiخ ز يAlçalmak/aşağılanmak/bayağılaşmak/değersizleşmek, sınav veya acı ve kötülüğe düşmek, çirkin davranışlar veya özellikler göstermek, onursuzluk nedeniyle kafası karışmak veya şaşkına dönmek, utanç duymak veya utançtan etkilenmek.aşağılatıcı
13وَمَنْve menve kimin
14هُوَhuveo
15كَاذِبٌkāƶibunك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalancı olduğunu
16وَارْتَقِبُواve rteḳibūر ق بKorumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü için anlaşma yapmış esir, bu nedenle firriqab ifadesi kölelerin veya esirlerin fidye ile serbest bırakılması anlamına gelir, tekili raqabah'tır. Murtaqib - gözetleyen, koruyan vb.gözetleyin
17اِنِّيinnīben de
18مَعَكُمْmeǎkumsizinle birlikte
19رَقِيبٌraḳībunر ق بKorumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü için anlaşma yapmış esir, bu nedenle firriqab ifadesi kölelerin veya esirlerin fidye ile serbest bırakılması anlamına gelir, tekili raqabah'tır. Murtaqib - gözetleyen, koruyan vb.gözetliyorum

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey kavmim, elinizden ne geliyorsa yapın, ben de yapmadayım elimden geleni. Kime, aşağılatıcı azap gelecek ve kim yalancıdır, yakında bilir, anlarsınız; gözetip durun, ben de gözlüyorum.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey kavmim, elinizden ne geliyorsa yapın, ben de yapmadayım elimden geleni. Kime, aşağılatıcı azap gelecek ve kim yalancıdır, yakında bilir, anlarsınız; gözetip durun, ben de gözlüyorum.

Adem Uğur

Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azabın geleceği şahsın ve yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim."

Ahmed Hulusi

"Ey halkım. . . Makamınız üzere işinize devam edin. Muhakkak ki ben de işimi yapıyorum. Aşağılayıcı azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu yakında göreceksiniz. . . Gözetleyin, muhakkak ki ben de sizinle beraber Rakıyb'ım. "

Ahmet Tekin

'Ey kavmim, terketmediğiniz hayat tarzınızı, iktidarınızı yaşamaya devam edin, bütün imkânlarınızla elinizden geleni yapın. Ben de bilinçli olarak görevimi, yapmaya devam edeceğim. O rezil rüsvay edecek azâbın, kime geleceğini, yalancının kim olduğunu yakında bilip anlayacaksınız. Siz asıl, davranışlarınızın nasıl bir sonla biteceğine bakın! Ben de sizinle beraber o günü gözlüyorum.' dedi.

Ahmet Varol

Ey kavmim! İmkanınızın elverdiğini yapın; ben de yapıyorum. Kime kendisini aşağılatıcı azabın geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözetleyin; ben de sizinle birlikte gözetliyorum.'

Ali Bulaç

"Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; şüphesiz, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim."

Ali Fikri Yavuz

Ey kavmim! Bütün imkânlarınızla yapacağınızı yapın. Ben de vazifemi yapacağım. Yakında, kendisini perişan edecek azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu bileceksiniz. O azabı gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetliyorum.”

Ali Rıza Safa

"Ey toplumum! Elinizden geleni yapın; kuşkusuz, ben de yapacağım. Alçaltıcı cezanın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında öğreneceksiniz!" "Ve gözleyin; aslında, sizinle birlikte ben de gözlüyorum!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azabın geleceği şahsın ve yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyiniz! Ben de sizinle beraber beklemekteyim."

Bekir Sadak

«Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdigini yapin, dogrusu ben de yapacagim. Kime rezil edici bir azabin gelecegini, kimin yalanci oldugunu bileceksiniz. Gozleyin, dogrusu ben de sizinle beraber gozluyorum.»

Celal Yıldırım

Ey kavmim, imkânınızı ortaya koyup elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (gerekeni) yapacağım. Rüsvay edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. (Gelecek azabı) gözleyin, ben de sizinle beraber gözleyip bekliyorum.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Kimin başına aşağılayıcı bir azap geleceğini ve (böylece) yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim” dedi.

Diyanet İşleri

"Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlüyorum.'

Diyanet Vakfi

Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azabın geleceği şahsın ve yalancının kim olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Ey kavmim! Var gücünüzle yapacağınız ne varsa yapın! Ben de görevimi yapmaya devam edeceğim. Perişan edecek azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ilerde anlayacaksınız. Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyeceğim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey kavmim, bütün gücünüzle yapacağınızı yapın, ben görevimi yapıyorum. İleride kendisini rüsvay edecek azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu anlayacaksınız! Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ey kavmim! Bütün kuvvetinizle yapacağınızı yapın, ben vazifemi yapıyorum ileride bileceksiniz: kimmiş o kendine rüsvay edecek azab gelecek? Ve kimmiş yalancı? Gözetin, ben de sizinle beraber gözetiyorum

Erhan Aktaş

"Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Yakında bileceksiniz, alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu. Gözetleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte gözetliyorum."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Yakında bileceksiniz, alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu. Gözetleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte gözetliyorum."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu ileride bileceksiniz. Gözetleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte gözetleyip bekliyorum." dedi.

Fizilal-il Kuran

Soydaşlarım, siz bildiğiniz gibi hareket ediniz, ben de bildiğim gibi hareket edeyim. Hangimizin perişan edici bir azaba uğrayacağını, hangimizin yalancı olduğunu yakında göreceksiniz. Bekleyiniz; ben de sizinle birlikte bekliyorum.

Gültekin Onan

"Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; şüphesiz, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim."

Hamdi Döndüren

“Ey kavmim! Öyleyse bana karşı elinizden ne geliyorsa yapın, ben de yapacağım! Siz yakında aşağılayıcı azabın kimin başına geleceğini ve kimin yalancı olduğunu bileceksiniz! O halde bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim!”

Hasan Basri Çantay

"Ey kavmim, elinizden geleni yapın. Ben de (vazifemi) yapıcıyım: Yakında bileceksiniz ki kendisini rüsvay edecek azab kime gelecekdir ve o yalancı kimdir? (O azabı) gözetleyin, ben de sizinle beraber (onu) gözetleyiciyim".

Hasib Asutay

Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Şüphesiz ben de (görevimi) yapacağım! Perişan edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında öğreneceksiniz! Bekleyin! Ben de sizinle birlikte beklemekteyim.'

Hayrat Neşriyat

'Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; şübhesiz ben de (yılmadan vazîfemi)yapıcıyım! Kendisini rezîl edecek azâbın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ileride bileceksiniz! Bekleyin, doğrusu ben de sizinle berâber (onu) bekleyiciyim!'

İbni Kesir

Ey kavmim; elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Kime rüsvay edecek bir azabın geleceğini ve kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözetletin, doğrusu ben de sizinle beraber gözetleyenlerdenim.

Mehmet Okuyan

Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım! Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu ileride öğreneceksiniz! Gözetleyin! Şüphesiz ki ben de sizinle birlikte gözetlemekteyim!”

Muhammed Esed

"Bunun içindir ki, ey kavmim, artık (bana karşı) gücünüz neye yetiyorsa onu yapın; çünkü, bilin ki, ben (Allah yolunda) eyleme devam edeceğim: zamanı gelince, alçaltıcı, rüsvay edici bir azabın (aramızdan) kimin payına düşeceğini ve (aramızdan) kimin yalancı olduğunu öğreneceksiniz! Gözleyin öyleyse, (olacak olanı); ve bilin ki, ben de sizinle birlikte gözlüyorum!"

Mustafa İslamoğlu

"Ve ey kavmim! Siz kendinize yakışanı yapınız; şunu iyi biliniz ki ben de (kendime yakışanı) yapmaktayım. Zamanı gelince, alçaltıcı cezaya kimin çarptırılacağını ve yalancının kim olduğunu öğreneceksiniz. Siz de gözetleyin, unutmayın ki ben sizinle birlikte zaten gözetlemekteyim."

Ömer Nasuhi Bilmen

«Ve ey kavmim! Bütün kuvvetinizle dilediğinizi yapınız. Şüphe yok ki, ben de yapıcıyım. Yakında bilirsiniz ki, kendisini rüsvay edecek azap kime gelecek ve yalancı olan kim imiş? Ve gözetiniz, muhakkak ki, ben de sizinle beraber gözeticiyim.»

Ömer Öngüt

“Ey kavmim! Elinizden geleni yapın, doğrusu ben de yapacağım. Yakında kime azabın gelip kendisini rezil edeceğini ve yalancının kim olduğunu bileceksiniz. Gözleyin! Doğrusu ben de sizinle beraber gözetmekteyim. ”

Suat Yıldırım

Ey milletim! Siz vargücünüzle elinizden geleni yapın, ben de vazifemi yapıyorum. Zelil ve perişan eden azabın kime geleceğini ve asıl yalancının kim olduğunu yakında bilip öğreneceksiniz. Gelecek azabı gözleyip bekleyin, ben de gözlüyorum!"

Süleyman Ateş

"Ey kavmim, olduğunuz yerde (yaptığınızı) yapın, ben de yapıyorum. Yakında kime azabın gelip kendisini rezil edeceğini ve kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözetin, ben de sizinle beraber gözetmekteyim!"

Süleymaniye Vakfı

Ey halkım! Elinizden ne geliyorsa yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edecek olan azap kime gelecekmiş, yalancı kimmiş ileride öğreneceksiniz! Olacakları gözleyin bakalım, sizinle beraber ben de gözlüyorum."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Ey halkım! Kendinize uygun olanı yapın. Ben de yapacağım. Alçaltıcı azap kime gelecekmiş, yalancı kimmiş, yakında öğrenirsiniz. Gözetleyin; sizinle birlikte ben de gözetlemekteyim."

Şaban Piriş

-Ey halkım, elinizden geleni yapın, ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Bekleyin, doğrusu ben de sizinle bekliyorum.

Tefhim-ul Kuran

«Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın; kuşku yok, ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, ben de sizlerle birlikte gözetleyeceğim.»

Ümit Şimşek

'Ey kavmim, elinizden geleni yapın; ben de yapacağım. Rezil eden bir azabın kime geleceğini de, yalancının kim olduğunu da yakında görürsünüz. Siz o günü gözleyedurun; sizinle beraber ben de gözlüyorum.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey toplumum! Elinizden geleni yapın, ben görevimi yapıyorum. Yakında bileceksiniz rezil edici bir azabın kime geleceğini, yalancının kim olduğunu! Gözetleyin, ben de sizinle beraber gözetliyorum."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey qövmüm! Əlinizdən gələni edin, mən də edəcəyəm. Rüsvayedici əzabın kimə gələcəyini və kimin yalançı olduğunu tezliklə biləcəksiniz. Gözləyin! Şübhəsiz ki, mən də sizinlə birlikdə gözləyirəm”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey qövmüm! Əlinizdən gələni edin. Mən də etdiyimi edəcəyəm. Rüsvayedici əzabın kimə gələcəyini və kimin yalançı olduğunu biləcəksiniz. (Əzabı) gözləyin. Doğrusu, mən də sizinlə birlikdə gözləyirəm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O mein Volk! Tut was immer ihr könnt! Ich handle anders als ihr und tue mein Bestes. Ihr werdet erfahren, wen eine entehrende Strafe ereilt und wer durch und durch Lügner ist. Wartet nur ab! Mit euch warte auch ich.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und, o mein Volk, handelt nach eurer Stellung! Ich werde (ebenfalls so) handeln. Ihr werdet (noch) erfahren, über wen eine Strafe kommen wird, die ihn in Schande stürzt, und wer ein Lügner ist. Und wartet (es) ab! Ich bin mit euch ein Beobachter.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

0 mein Volk, handelt eurem Standpunkt gemäß, auch ich handle (meinem Standpunkt gemäß) Bald werdet ihr erfahren, auf wen eine Strafe niederfallen wird, die ihn schändet, und wer ein Lügner ist. Und paßt nur auf; seht, ich passe mit euch auf.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Meine Leute! Handelt euren Standpunkten entsprechend, auch ich handle. Ihr werdet noch wissen, wen Peinigung überkommt, welche ihn erniedrigt, und wer Lügner ist. Wartet nur ab! Ich warte ebenfalls mit euch ab.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Shuaib continued: "My people, you may pursue what your minds and souls impel you to do, but I am steering my course of action by guiding indications set by Providence Who guides to all truth". "And you shall soon come to know who shall be befallen with a humiliating punishment and who it is that lies and intentionally asserts falsehood. You just be on the watch for the justice prepared above in heaven's realm and I will also be on the watch."

Abdul Haleem

My people, do whatever is within your power, and I will do likewise. Soon you will know who will receive a disgraceful punishment and who is a liar. Watch out, and so will I.’

Abdullah Yusuf Ali

"And O my people! Do whatever ye can: I will do (my part): Soon will ye know who it is on whom descends the penalty of ignominy; and who is a liar! and watch ye! for I too am watching with you!"

Abul A'la Maududi

My people! Go on working according to your way and I will keep working (according to mine). Soon you will come to know who will be afflicted by a humiliating chastisement, and who is proved a liar. And watch, I shall also watch with you.'

Aisha Bewley

My people! Do as you think best. That is what I am doing. You will certainly come to know who will receive a punishment to disgrace him, and who is a liar. So look out. I will be on the lookout with you.’

Al-Hilali & Khan

"And O my people! Act according to your ability and way, and I am acting (on my way). You will come to know who it is on whom descends the torment that will cover him with ignominy, and who is a liar! And watch you! Verily, I too am watching with you."

Ali Quli Qarai

O my people! Act according to your ability; I too am acting. Soon you will know who will be overtaken by a punishment that will disgrace him, and who is a liar. So be on the watch; I too will be watching along with you.’

Amatul Rahman Omar

`And my people! do your worst, I (too) am doing (my best). You will soon know who is overtaken by a punishment that will disgrace him, and who it is that is a liar. And be on watch, I shall be with you watching.'

Arthur John Arberry

O my people, act according to your station; I am acting; and certainly you will know to whom will come the chastisement degrading him, and who is a liar. And be upon the watch; I shall be with you, watching.'

Bijan Moeinian

"Well, do whatever you want and I will do whatever I believe to be proper. Pretty soon we will see which one of us will be subject to a humiliating torture and who the liar is. Wait if you will and I, too, will wait in anticipation along with you."

E. Henry Palmer

O my people! act according to your power; verily, I too will act, and ye at length shall know! To whomsoever torment comes it shall disgrace him, and him who is a liar. Watch then; verily, I with you am watching too!'

Edip-Layth

"My people, continue to act as you do, and I will act. You will then come to know to whom the humiliating retribution will come and who is the liar. Watch then, and I will watch with you."

George Sale

O my people, do ye work according to your condition; I will surely work according to my duty. And ye shall certainly know, on whom will be inflicted a punishment which shall cover him with shame, and who is a liar. Wait therefore the event; for I also will wait it with you.

Hamid S. Aziz

He said, "O my people! Are my family more esteemed by you than Allah? Or have you taken Him as something to cast behind your backs? Verily, my Lord, surrounds all you do.

Mahmoud Ghali

And, O my people, act (Literally: do according to your situation) according to your situation; surely I am (also) acting; eventually you will know to whom will come up the torment that will disgrace him, and who is a liar. And be on the watch; (Literally: watch for yourselves) surely I will be with you, constantly watching."

Marmaduke Pickthall

And, O my people! Act according to your power, lo! I (too) am acting. Ye will soon know on whom there cometh a doom that will abase him, and who it is that lieth. And watch! Lo! I am a watcher with you.

Mohamed Ahmed - Samira

Do on your part what you can, O people, I will do what I will. You will come to know who suffers the punishment that would put him to shame, and who is the liar. So watch; I am watching with you."

Muhammad Asad

Hence, O my people, do [to me] anything that may be within your power, [while] I, behold, shall labour [in God's way]; in time you will come to know which [of us] shall be visited by suffering that will cover him with ignominy, and which [of us] is a liar. Watch, then, [for what is coming:] behold, I shall watch with you!"

Mustafa Khattab

O  my people! Persist in your ways, for I ˹too˺ will persist in mine. You will soon come to know who will be visited by a humiliating torment and is a liar! And watch! I too am watching with you!"

Progressive Muslims

"And my people, continue to act as you do, and I will act. You will then come to know to whom the retribution will come to humiliate him and who is the liar. Watch then, and I will watch with you."

Sahih International

And O my people, work according to your position; indeed, I am working. You are going to know to whom will come a punishment that will disgrace him and who is a liar. So watch; indeed, I am with you a watcher, [awaiting the outcome]."

Sam Gerrans

And: “O my people: work according to your power — I am working; you will come to know to whom comes a punishment that disgraces him, and who is a liar. And watch — I am with you watching.”

Shabbir Ahmed

"O My people! Act what is in your power and I will work. Soon you will know upon whom comes a humiliating doom, and who is a liar. And watch! I am a watcher with you."

Syed Vickar Ahamed

"And O my people! Do what you are able to do, (but) I will do (my part): And soon you will know on whom comes down the penalty of shame (and dishonor), and who is a liar! And you watch; Verily, I am also watching with you!"

Taqi Usmani

O my people, do what you can, I am to do (what I can). Soon you will know the one whom the punishment will visit, putting him to disgrace, and the one who is false. And wait. I am, with you, waiting."

The Monotheist Group

"And my people, continue to act as you do, and I will act. You will then come to know to whom the retribution will come to humiliate him and who is the liar. Watch then, and I will watch with you."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O mon peuple, agissez autant que vous voulez. Moi aussi jʹagis. Bientôt, vous saurez sur qui tombera un châtiment qui le déshonorera, et qui de nous est lʹimposteur. Et attendez (la conséquence de vos actes)! Moi aussi jʹattends avec vousʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî miletê min! Çi ji we tê bikin, bi rastî ez ê jî (wezîfa xwe) bikim. Di nêz de hûn ê bizanin ka ezab ji bo kê tê ku wî riswa bike û ka kî ye yê derewîn. De haydê çavnêriyê (li encama karê xwe) bikin, ez jî di digel we çavnêriyê dikim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En, mijn volk, handelt naar jullie vermogen; ik doe dat ook. En dan zullen jullie wel weten tot wie de bestraffing komt die hem te schande maakt en wie er een leugenaar is. Wacht maar af; ik wacht met jullie af.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

O mijn volk! arbeid naar uwen aard, ik zal zekerlijk naar mijnen plicht arbeiden. En gij zult vernemen. Wien eene straf zal worden opgelegd, die hem met schaamte zal bedekken, en wie een leugenaar is. Wacht dus het uur; want ook ik zal met u wachten.

Hollandaca — Siregar

En: ʺO mijn volk, werkt volgens jullie vermogen, ook ik werk, later zullen jullie weten tot wie een bestraffing komt die hem vernedert, en wie een leugenaar is. En wacht af, voorwaar, ik ben met jullie een wachtende.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И о, народ мой! Действуйте (так, как вы считаете правильным) по своей возможности [насколько вы можете], (и) поистине я (тоже) буду действовать (как повелел мне мой Господь). И вскоре вы узнаете, к кому (из нас) придет наказание, унижающее его, и (также) кто является лжецом. И ждите! Поистине, я (тоже) буду вместе с вами ждать!»

Rusça — Osmanov

О мой народ! Делайте [со мной] то, что в ваших силах, а я буду делать [то, что я могу]. Вы скоро узнаете, кого постигнет унизительное наказание и кто [из нас] лжец. Ждите же, и я буду ждать вместе с вамиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Gör nu, mitt folk, vad som står i er makt (för att bekämpa tron); jag skall göra mitt (för att befästa och utbreda den)! Ni skall (tids nog) få veta vem (av oss) som kommer att drabbas av ett förnedrande straff och vem som är lögnare. Vänta alltså (på vad som skall komma)! Jag skall vänta med er!ʺ