Helak emrimiz gelince, Hud'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.
وَلَمَّا جَاءَ اَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًا وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَهُ بِرَحْمَةٍ مِنَّا وَنَجَّيْنَاهُمْ مِنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ
ve lemmā cā'e emrunā necceynā hūden ve(e)lleƶīne āmenū meǎhu bi raHmetin minnā ve necceynāhum min ǎƶābin ğalīZin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Emrimiz gelince Hûd'u ve onunla berâber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Emrimiz gelince Hûdʼu ve onunla berâber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.
Adem Uğur
Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Ahmed Hulusi
Hükmümüz oluştuğunda Hud'u ve onunla beraber iman etmişleri rahmetimizle kurtardık. . . Onları ağır bir azaptan kurtardık.
Ahmet Tekin
Planımız, azâbımız gerçekleştirilirken, Hûd’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir cezadan kurtarmış olduk.
Ahmet Varol
Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Onları kaskatı bir azaptan koruduk.
Ali Bulaç
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.
Ali Fikri Yavuz
Helâk emrimiz gelince, bizden bir rahmet olarak Hûd’u ve beraberindeki müminleri kurtardık; hem onları çok ağır bir azabdan kurtardık.
Ali Rıza Safa
Buyruğumuz geldiği zaman, Hud'u ve Onunla birlikte inananları, Kendi katımızdan bir rahmetle kurtardık. Ve çok ağır bir cezadan onları kurtarmış olduk.
Bayraktar Bayraklı
Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Bekir Sadak
Buyrugumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananlari, rahmetimizle kurtardik. Onlari cetin bir azabdan koruduk.
Celal Yıldırım
Buyruğumu taşıyan hükmümüz gelince, kendi katımızdan bir rahmetle Hûd'u ve onunla birlikte olan mü'minleri kurtardık, onları oldukça ağır bir azâbdan selâmete erdirdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık, böylece onları ağır bir azaptan da kurtardık.
Diyanet İşleri
Helak emrimiz gelince, Hud'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.
Diyanet İşleri (eski)
Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.
Diyanet Vakfi
Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Fermanımız geldiğinde Hud'u ve beraberinde iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, hem onları ağır bir azaptan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vakta ki emrimiz geldi, Hudu ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galiz bir azabdan kurtardık
Erhan Aktaş
Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki İman Edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hükmümüz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.
Fizilal-il Kuran
Azaba ilişkin emrimiz geldiğinde Hud'u ve beraberindeki mü'minleri, rahmetimizin sonucu olarak, kurtardık; onları ağır azaptan koruduk.
Gültekin Onan
Buyruğumuz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve O'nunla birtikte inananları kurtardık. Onları şiddetli / ağır bir azabtan kurtardık.
Hamdi Döndüren
Buyruğumuz geldiğinde Hud’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Hasan Basri Çantay
Vaktaki (azab) emrimiz geldi. Hud'ü de, maiyyetindeki mü'minleri de, bizden bir rahmet olarak, selamete erdirdik, onları ağır azabdan kurtardık.
Hasib Asutay
Emrim gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. (Evet) onları ağır bir azaptan kurtardık. (16) (16. Allah onlara yakıcı bir azap göndermişti. Bu rüzgâr burunlarından giriyor, arkalarından çıkıyordu. Onları lime lime parçalamıştı.)
Hayrat Neşriyat
Nihâyet emrimiz gelince, Hûd’u ve berâberindeki îmân edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları şiddetli bir azabdan kurtardık.
İbni Kesir
Emrimiz gelince; Hud'u ve beraberindeki mü'minleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları katı bir azabtan kurtardık.
Mehmet Okuyan
(Azap) emrimiz gelince Hud’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle kurtarmıştık. Biz onları ağır bir azaptan kurtarmıştık.
Muhammed Esed
Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, Hud'u ve onunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) kurtardık.
Mustafa İslamoğlu
Ve (cezalandırma) talimatımız geldiğinde, Hud'u ve inançlarıyla onun yanında yer alanları katımızdan bir rahmetle kurtardık; dahası onların (ahiretin) ağır ve berbat azabından halas ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki emrimiz geldi. Hûd'u ve O'nunla beraber imân etmiş olanları Bizden bir rahmet ile kurtardık ve onları kaba bir azaptan da hâlâs ettik.
Ömer Öngüt
Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları çok çetin bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Suat Yıldırım
Azaba dair emrimiz gelince Hûd ve beraberinde olan müminleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek ağır bir azaptan selâmete çıkardık.
Süleyman Ateş
Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azabdan kurtardık.
Süleymaniye Vakfı
Emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Emrimiz gelince Hud'u ve onunla birlikte olan müminleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Evet, onları ağır bir azaptan kurtardık.
Şaban Piriş
Emrimiz gelince Hud'u ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.
Tefhim-ul Kuran
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hûd'u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli, ağır bir azabtan kurtardık.
Ümit Şimşek
Emrimiz geldiğinde, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları kıyamet gününde ağır bir azaptan da kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk
Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Hud tayfasının məhvi barəsində) əmrimiz gəldikdə Bizdən bir mərhəmət olaraq Hudu və onunla birlikdə iman gətirənləri xilas etdik və onları şiddətli əzabdan qurtardıq!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Als Unsere Entscheidung fiel, erretteten Wir durch Unsere Barmherzigkeit Hûd und die Gläubigen mit ihm und beschützten sie vor einer harten Strafe im Jenseits.
Almanca — Der Edle Quran
Als nun Unser Befehl kam, erretteten Wir Hud und diejenigen, die mit ihm glaubten, durch Barmherzigkeit von Uns; und Wir erretteten sie vor harter Strafe.
Almanca — M. A. Rassoul
Und als Unser Befehl kam, da erretteten Wir Hud und diejenigen, die mit ihm gläubig waren, durch Unsere Barmherzigkeit. Und Wir erretteten sie vor schwerer Strafe.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und als Unsere Bestimmung eintraf, erretteten WIR Hud und diejenigen, die mit ihm den Iman verinnerlicht haben - durch Gnade von Uns. UndWIR haben sie vor einer harten Peinigung errettet.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
When Our command came to pass, We rescued Hud together with those who gave credence to his Mission and acknowledged Allah's message, an act of mercy vouchsafed by us to save them from a condign punishment.
Abdul Haleem
And so, when Our judgement came to pass, by Our grace We saved Hud and his fellow believers. We saved them from a severe punishment.
Abdullah Yusuf Ali
So when Our decree issued, We saved Hud and those who believed with him, by (special) Grace from Ourselves: We saved them from a severe penalty.
Abul A'la Maududi
And when Our com-mand came to pass, We delivered Hud, together with those who shared his faith, out of special mercy from Us. We delivered them from a woeful chastisement.
Aisha Bewley
When Our command came, We rescued Hud and those who had iman along with him by a mercy from Us. We rescued them from a harsh punishment.
Al-Hilali & Khan
And when Our Commandment came, We saved Hûd and those who believed with him by a Mercy from Us, and We saved them from a severe torment.
Ali Quli Qarai
And when Our edict came, We delivered Hūd and the faithful who were with him, by a mercy from Us, and We delivered them from a harsh punishment.
Amatul Rahman Omar
And when Our command (about the punishment) came, We saved Hûd and those who believed with him by a special mercy from Us. And We delivered them from a severe torment.
Arthur John Arberry
And when Our command came, We delivered Hood and those who believed with him by a mercy from Us, and delivered them from a harsh chastisement.
Bijan Moeinian
When I decreed My Sentence, I saved Hood and those who joined him in belief. It was only in account of My Mercy that they escaped such an awful punishment."
E. Henry Palmer
And when our order came we saved Hud, and those who believed with him, by mercy from us; and we saved them from harsh torment.
Edip-Layth
When Our command came, We saved Hood and those who acknowledged with him by a mercy from Us, and We saved them from a harsh retribution.
George Sale
And when our sentence came to be put in execution, We delivered Hud, and those who had believed with him, through our mercy; and We delivered them from a grievous punishment.
Hamid S. Aziz
"But if you turn your backs, then I have conveyed to you that wherewith I was sent to you; and my Lord will replace you with another people. You cannot harm (frustrate) Him at all; verily, my Lord is Guardian over all things!"
Mahmoud Ghali
And as soon as Our Command came, We safely delivered H?d and the ones who believed with him by a mercy from Us, and We safely delivered them from a harsh torment.
Marmaduke Pickthall
And when Our commandment came to pass We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us; We saved them from a harsh doom.
Mohamed Ahmed - Samira
So, when Our command was issued We rescued Hud by Our grace, and those who believed, with him, and saved them from a dreadful doom.
Muhammad Asad
And so, when Our judgment came to pass, by Our grace We saved Hud and those who shared his faith; and We saved them [too] from suffering severe [in the life to come].
Mustafa Khattab
When Our command came, We rescued Hûd and those who believed with him by a mercy from Us, saving them from a harsh torment.
Progressive Muslims
And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.
Sahih International
And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him, by mercy from Us; and We saved them from a harsh punishment.
Sam Gerrans
And when Our command came, We delivered Hūd and those who heeded warning with him, by mercy from Us; and We saved them from a stern punishment.
Shabbir Ahmed
And so, when Our Command came to pass, We saved Hud and those who believed with him by a mercy from Us. We saved them from a harsh retribution that inflicted the rejecters.
Syed Vickar Ahamed
And when Our Commandment came forth, We saved Hud and those who believed with him, by (special) grace from Us (Allah): And We saved them from a severe Penalty.
Taqi Usmani
So, when came Our command, We saved Hūd and those who believed along with him, out of mercy from Us, and We did save them from a heavy punishment.
The Monotheist Group
And when Our command came, We saved Hud and those who had believed with him by a mercy from Us, and We saved them from a mighty retribution.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et quand vint Notre Ordre, Nous sauvâmes par une miséricorde de Notre part, Hûd et ceux qui avec lui avaient cru. Et Nous les sauvâmes dʹun terrible châtiment.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Çi dema fermana me (bi tunekirina kafiran) hat, me bi rehmetekê ji cem xwe Hûd û ew ên ku ligel wî ku wan pê bawerî anîbû rizgar kirin û me ew ji ezabekî dijwar û giran xelas kirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En toen Onze beschikking kwam redden Wij Hoed en hen die met hem geloofden door barmhartigheid van Ons; Wij redden hen van een harde bestraffing.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En toen onze straf kwam, om ten uitvoer gebracht te worden, bevrijdden wij Hoed, en zij die met hem hadden geloofd, door onze genade, en wij bevrijdden hen van eene strenge straf.
Hollandaca — Siregar
En toen Ons bevel was gekomen, redden Wij Hôed en degenen die met hem geloofden, door Genade van Ons, en Wij redden ten van een zwam bestraffing.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И когда пришло Наше повеление [наказание], спасли Мы Худа и тех, которые уверовали вместе с ним по Нашей милости, и спасли их от сурового наказания [губительного ветра
Rusça — Osmanov
Когда настала пора [осуществиться] Нашему велению, Мы милостиво спасли Худа и тех, кто уверовал вместе с ним. Мы избавили их от жестокого наказания.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och när Vår dom föll (över dem) räddade Vi i Vår nåd Hud och dem som följde honom i tron och Vi räddade dem från ett tungt straff (i livet efter detta).