Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.

اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يَكُونُوا مُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُ مَا كَانُوا يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُوا يُبْصِرُونَ

ulāike lem yekūnū muǎ'cizīne fī l-erDi ve mā kāne lehum min dūni (a)llahi min evliyā'e yuDāǎfu lehumu l-ǎƶābu mā kānū yesteTīǔne s-sem'ǎ ve mā kānū yubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اُو۬لٰٓئِكَulāikeonlar
2لَمْlem
3يَكُونُواyekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğillerdir
4مُعْجِزِينَmuǎ'cizīneع ج زGeride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu bulmak. Mu'ajiz - şaşırtan kişi. Ajzun (çoğulu a'jazun) - gövdenin üst kısmının altında kalan bölümü.aciz bırakacak
5فِي
6الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
7وَمَاve māyoktur
8كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9لَهُمْlehumonların
10مِنْmin
11دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabaşka
12اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan
13مِنْmin
14اَوْلِيَٓاءَevliyā'eو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdostları
15يُضَاعَفُyuDāǎfuض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.kat kat artırılır
16لَهُمُlehumuonlar için
17الْعَذَابُl-ǎƶābuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
18مَا
19كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
20يَسْتَطِيعُونَyesteTīǔneط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.güç yetiremezlerdi
21السَّمْعَs-sem'ǎس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitmeye
22وَمَاve māve
23كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
24يُبْصِرُونَyubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgöremezlerdi

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, ne yeryüzünde azaptan kaçıp kurtulabilirler, ne de Allah'tan başka bir yardımcıları vardır. Azapları da kat kat arttırılır. Çünkü onların işitmeye tahammülleri yoktu, görmezlerdi de.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlar, ne yeryüzünde azaptan kaçıp kurtulabilirler, ne de Allahʼtan başka bir yardımcıları vardır. Azapları da kat kat arttırılır. Çünkü onların işitmeye tahammülleri yoktu, görmezlerdi de.

Adem Uğur

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir; onların Allah'tan başka (yardım isteyecekleri) dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) ne görebiliyorlar ne de kulak veriyorlardı.

Ahmed Hulusi

Onlar arzda aciz bırakıcılar olmadılar (Sünnetulah'ı geçersiz kılamazlar; herkes yaptığının sonucunu kesinlikle yaşayacaktır). . . Onların Allah dununda velileri de yoktur. . . Onlara azap kat kat olur. . . (Zira onlar) algılayamadılar ve basiretleriyle değerlendiremediler.

Ahmet Tekin

İşte bunlar, yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamazlar, koyduğu kanunların dışına çıkarak, yakayı kurtaramazlar. Onların Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden yardım isteyecekleri dostları, koruyucuları da yoktur. Onların cezası katlandıkça katlanır. Onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlar. Zaten hakikati görmüyorlar, anlamıyorlar.

Ahmet Varol

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Azab onlar için kat kat artırılır. Çünkü onlar (hakkı) işitmeye güç yetiremezlerdi ve göremezlerdi de.

Ali Bulaç

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.

Ali Fikri Yavuz

Bunlar, Allah dünyada kendilerine azab etmek istediği zaman, onu âciz bırakacak değillerdir. Kendilerini azabdan kurtaracak, Allah’dan başka hiç bir yardımcıları da yoktur. Onlara kat kat azab edilir. Çünkü dünyada, hakkı işitmeğe tahammül etmezler ve gerçeği göremezlerdi.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde güçsüz bırakamazlar. Onlar için, Allah'tan başka bir de ayrıca edindikleri dostlar da yoktur. Ceza, katlanarak artırılır; duyamadılar ve göremediler.

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamazlar. Onların Allah'tan başka yakın dostları da yoktur. Onlara azap kat kat olacaktır. Çünkü, onlar gerçekleri duymaya dayanamaz ve göremezlerdi.

Bekir Sadak

Bunlar yeryuzunde Allah'i aciz birakamazlar. Allah'dan baska kendilerini kurtaracak dostlari da yoktur. Azap onlara kat kat verilir; isitemezler ve goremezlerdi.

Celal Yıldırım

Bunlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakıcı da değillerdir ve Allah' tan başka kendilerine dostluk elini uzatacak (kendilerine sahip çıkacak) kimseleri de yoktur. Onlara azâb kat kat olup katmerleşecek. Aslında onlar ne (hakk'ın sesini) işitmeye güc getirebilmişlerdi, ne de (gerçeği) görebilmişlerdi.

Diyanet İşleri

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de görmüyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.

Diyanet Vakfi

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacak değillerdir; onların Allah'tan başka (yardım isteyecekleri) dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) ne görebiliyorlar ne de kulak veriyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar yeryüzünde (herkesi) yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah'dan başka kimseleri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de görmüyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allah'tan kurtaracak bir kayırıcıları da yoktur. Onlara azap katlanacaktır. Onlar hem işitmeye tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlar Arzda aciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allahdan kurtaracak bir hamileri de yoktur, onlara azab katlanacaktır, hem işitmeğe tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı

Erhan Aktaş

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Bunların, Allah'ın yapacaklarına engel olmaları sözkonusu değildir. Allah dışında dayanakları, destekçileri de yoktur. Azapları katlanır. Ne işitebilirler ve ne de görebilirler.

Gültekin Onan

Bunlar, yeryüzünde (Tanrı'yı) aciz bırakacak değildir ve bunların Tanrı'dan başka velileri yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.

Hamdi Döndüren

Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacak değildirler. Allah’tan başka onların işlerini görecek yoktur. Onların azapları kat kat olur. Çünkü onlar (gerçeği) ne işitebiliyorlar ne de görebiliyorlardı!

Hasan Basri Çantay

Onlar yer yüzünde (Allahı) aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini Allahdan (kurtaracak) hiç bir haamileri de yokdur. Onların azabı kat kat olacakdır. (Çünkü) onlar (hakkı) işitmiye tehammül edemezlerdi, (onu) görmezlerdi de.

Hasib Asutay

Onlar yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değillerdir ve onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Onlar için azap kat kat olacaktır. Onlar (hakkı) işitmeye güç yetiremezlerdi ve görmezlerdi de.

Hayrat Neşriyat

Onlar yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakıcı kimseler değillerdir ve onların Allah’dan başka, (kendilerini kurtarabilecek) hiçbir dostları yoktur. (Âhirette) onlara azab kat kat artırılır. Çünki (kendilerine anlatılan hakikatleri) ne (tahammül ederek) dinleyebiliyorlardı, ne de görebiliyorlardı.

İbni Kesir

Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak olanlar değillerdir. Allah'a karşı duracak yardımcıları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Onlar, işitmeye tahammül edemez ve göremezlerdi de.

Mehmet Okuyan

Onlar yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değillerdir; onların Allah’tan başka dostları da yoktur. Azap onlar için katlanacaktır. (Çünkü) onlar (gerçekleri) duymaya güç yetirmez ve (onları) görmezler.

Muhammed Esed

Böyleleri, yeryüzünde (yaptıkları yanlarına kalsa bile, nihai hesaptan) yakalarını kurtaramayacak, kendilerini Allaha karşı koruyacak bir dost da bulamayacaklar. (Hakkı) işitme yetilerini kullanmadıklarından ve görmek, fark etmek istemediklerinden ötürü (öte dünyada) azap kat kat artırılacaktır onlar için.

Mustafa İslamoğlu

Bu tipler yeryüzünden (cezayı atlatsalar da, ahirette) yakalarını asla sıyıramayacaklar; Allah dışında onlara yardım edecek bir evliya da olmayacak; onların azabı katlandıkça katlanacak: (değil mi ki) onlar hakikati işitmeye tahammül edemiyorlardı ve gerçeği görmemekte direniyorlardı?

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar yerde aciz bırakır kimseler olmamışlardır. Ve onlar için Allah Teâlâ'nın gayrı yardımcılarından da yoktur. Onlar için azap, kat kat olacaktır. Onlar işitmeğe tahammül eder olmamışlardı ve görür kimseler de olmamışlardı.

Ömer Öngüt

Onlar yeryüzünde Allah'ı âciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Çünkü onlar (gerçekleri) ne görebiliyorlar ne kulak veriyorlardı.

Suat Yıldırım

Allah onları azaba uğratmak isterse, onlar dünyadan kaçıp Allah’ın hükmünden kurtulamazlar. Allah’tan başka kendilerini koruyacak hâmiler de bulamazlar. Onların azabı kat kat olur.Çünkü hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı. Hem de gerçeği görmüyorlardı.

Süleyman Ateş

Onlar dünyada Allah'ı aciz bırakacak değillerdir. Ve onların Allah'tan başka dostları da yoktur. Onlar için azab kat kat yapılır. Çünkü (gerçeği) işitmeğe tahammül edemezlerdi ve (onu) görmezlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Onlar yeryüzünde yakayı kurtaracak değillerdir. Onların Allah ile aralarına girecek bir velileri /savunucuları olmayacaktır. O azap onlar için ikiye katlanacaktır. Onlar dinlemeye tahammül edemezler. Gerçekleri de görecek halde değillerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar yeryüzünde kimseyi çaresiz bırakacak değillerdir. Allah ile kendi aralarına girecek bir dostları da olmaz. O azap onlar için ikiye katlanacaktır. Onlar seni dinlemeye dahi tahammül edemezler; görebilecek durumda da değillerdir.

Şaban Piriş

Bunlar, yeryüzünde aciz bırakacak değillerdir. Onların Allah'tan başka bir velisi de yoktur. Onlara kat kat azap vardır. Çünkü onlar, işitemezler, göremezlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Bunlar, yeryüzünde (Allah'ı) aciz bırakacak değildir ve bunların Allah'tan başka velileri de yoktur. Azab onlar için kat kat arttırılır. Bunlar (hakkı) işitmeye güç yetirmezlerdi ve görmezlerdi de.

Ümit Şimşek

Onlar yeryüzünde Allah'ı âciz bırakamaz, kendilerine Allah'tan başka yardımcı da bulamazlar. Azapları ise kat kat olur. Çünkü işitmeye tahammülleri yoktu; görmemekte de ısrar ediyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunlar yeryüzünde kimseyi aciz bırakamazlar. Allah'tan başka hiçbir dostları da yoktur. Onlara azap kat kat verilecektir. Hem işitmeye güçleri yetmiyordu hem de göremiyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar yer üzündə Allahdan yaxa qurtara bilməyəcəklər. Onların Allahdan başqa himayədarları da yoxdur. Onların əzabı qat-qat artırılar. Çünki onlar haqqı eşidə bilmirdilər və görmürdülər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar yer üzündə (Allahı) aciz qoya (Allahın əzabından qaçıb canlarını qurtara) bilməzlər. Allahdan başqa onların köməyinə çata bilən də (əzabdan xilas etməyə qadir olan da) yoxdur. Onları ikiqat əzab gözləyir. Onlar (haqqı) eşidə bilməz və (onu) görməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diese sind nicht schwer zu belangen auf Erden. Beschützer außer Gott haben sie ja nicht. Die qualvolle Strafe wird für sie verdoppelt werden, weil sie nicht hören und nicht sehen wollen.

Almanca — Der Edle Quran

Jene werden sich (Allah) auf der Erde nicht entziehen können, und sie werden außer Allah keine Schutzherren haben. Die Strafe wird ihnen vervielfacht. Sie konnten nicht hören, und sie pflegten nicht zu sehen.

Almanca — M. A. Rassoul

sie vermögen nimmermehr im Lande zu siegen, noch haben sie irgendeinen Beschützer vor Allah. Verdoppelt soll ihnen die Strafe werden! Sie konnten weder hören noch konnten sie sehen.

Almanca — Muhammad Zaidan

diese machten ALLAH auf Erden nicht zu schaffen und hatten anstelle von ALLAH keine Wali. Ihnen wird die Peinigung verzweifacht. Sie pflegten nicht zuzuhören und sie pflegten nicht einzublicken.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These infidels and such persons are not in a position ever to overpower Allah nor escape-His retributive punishment. Nor do they have besides Him tutelary protectors to defend them. Their punishment shall be doubled in the train of their obstinacy against divine laws, their adherence to their opinions with their usual struggle to assert falsehood and obstruct the way to Allah's path of righteousness and of their persistence in closing their hearts' ears and their minds' eyes to Allah's discourse.

Abdul Haleem

They will not escape on earth, and there will be no one other than God to protect them. Their punishment will be doubled. They could not hear, and they did not see.

Abdullah Yusuf Ali

They will in no wise frustrate (His design) on earth, nor have they protectors besides Allah! Their penalty will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see!

Abul A'la Maududi

They had no power to frustrate Allah's design in the earth, nor did they have any protectors against Allah. Their chastisement will be doubled. They were unable to hear, nor could they see.

Aisha Bewley

They were not able to thwart Allah on earth, and had no protectors besides Allah. The punishment will be doubled for them. They were unable to hear and could not see.

Al-Hilali & Khan

By no means will they escape (from Allâh’s Torment) on earth, nor have they protectors besides Allâh! Their torment will be doubled! They could not bear to hear (the preachers of the truth) and they used not to see (the truth because of their severe aversion, in spite of the fact that they had the sense of hearing and sight).

Ali Quli Qarai

They cannot thwart [Allah] on the earth, nor do they have besides Allah any guardian. For them the punishment shall be doubled, for they could neither listen, nor did they use to see.

Amatul Rahman Omar

Such cannot frustrate (God's designs) in the land nor is there any protecting friend for them apart from Allâh. They shall have their punishment doubled. They could neither bear to hear (the truth) nor did they see (it).

Arthur John Arberry

they are unable to frustrate Him on earth and they have no protectors, apart from God. For them the chastisement shall be doubled; they could not hear, neither did they see.

Bijan Moeinian

The unjust people will fail to overcome the Lord on the earth and will find that there is none to protect them from the Lord in the Hereafter. Their punishment will be doubled for the simple reason that they failed to hear and to see.

E. Henry Palmer

They cannot make Him helpless in the earth, nor have they other than God for patrons. Doubled for them is the torment. They could not hear, nor did they see!

Edip-Layth

These are the ones who will not escape on earth, nor do they have besides God any allies. The retribution will be doubled for them. They were not able to hear, nor could they see.

George Sale

These were not able to prevail against God on earth, so as to escape punishment; neither had they any protectors besides God: Their punishment shall be doubled unto them. They could not hear, neither did they see.

Hamid S. Aziz

Who turn men away from the path of Allah, and crave to make it crooked, and disbelieve in the Hereafter.

Mahmoud Ghali

Those are not to be defiant to (Him) in the earth, and in no way do they have any patrons apart from Allah. For them the torment will be doubled; in no way could they hear and in no way did they behold.

Marmaduke Pickthall

Such will not escape in the earth, nor have they any protecting friends beside Allah. For them the torment will be double. They could not bear to hear, and they used not to see.

Mohamed Ahmed - Samira

They shall not weaken (the power of) God on earth, nor find any other protector but God. Their punishment will be doubled, for they could neither hear nor see.

Muhammad Asad

Never can they elude [their final reckoning, even if they remain unscathed] on earth: never will they find anyone who could protect them from God. [In the life to come] double suffering will be imposed on them for having lost the ability to hear [the truth] and having failed to see [it].

Mustafa Khattab

They will never frustrate Allah on earth, and they will have no protector besides Allah. Their punishment will be multiplied, for they failed to hear or see ˹the truth˺.

Progressive Muslims

These are the ones who will not escape on Earth, nor do they have besides God any allies. The retribution will be doubled for them. They were not able to hear, nor could they see.

Sahih International

Those were not causing failure [to Allah ] on earth, nor did they have besides Allah any protectors. For them the punishment will be multiplied. They were not able to hear, nor did they see.

Sam Gerrans

Those will not escape in the earth, and they have not, besides God, any allies. Doubled for them is the punishment; they could not hear, neither did they see;

Shabbir Ahmed

They cannot escape Allah's Law of Requital even if they run to and fro in the earth, unscathed. Never will they find anyone to protect them from Allah. Double suffering will be imposed on them since they could not bear to hear the Truth nor could see it.

Syed Vickar Ahamed

In no way, will they escape (His design) on earth, and they have no protectors besides Allah! Their penalty will be doubled! They lost the power to hear, and they did not see (the truth)!

Taqi Usmani

They were unable to frustrate (Allah’s plan) on the earth, and they had no supporters besides Allah. Punishment will be doubled for them. They were not able to hear, nor would they see.

The Monotheist Group

These are the ones who will not escape on the earth, nor do they have besides God any allies. The retribution will be doubled for them. They were not able to hear, nor could they see.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ev (zalim) nikarin Xwedê li ser erdê bêçare bihêlin da ku wan nede cezadan û ji bilî Xwedê ji bo wan çi dost û arîkarek nîn e ku ezabê li ser wan bide paş. Ezabê wan dê qat bi qat zêde bibe. Wan nekariye (dengê heqiyê) bibihîzin û wan heqî jî nedidîtin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij kunnen er op de aarde niets tegen doen en zij hebben buiten God geen beschermers. De bestraffing zal voor hen verdubbeld worden. Zij konden niet horen en zij zagen niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij waren niet in staat om op aarde Gods macht tegen te gaan, noch om zijne straf te ontduiken; nimmer hadden zij eenigen schuts buiten God: hunne straf zal verdubbeld worden. Zij kunnen hooren noch zien.

Hollandaca — Siregar

Zij zijn degenen die niet in staat zijm (om de bestraffing) in deze wereld te ontvluchten. En er zijn voor hen geen beschermers, en de bestraffing wordt voor hen vermeerderd. Zij waren niet in staat om te horen en zij waren niet in staat om te zien.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Такие (неверующие) не в силах ослабить (наказание Аллаха) на земле (убежав от Него), и нет у них вместо Аллаха сторонников (которые бы удержали Его наказание). Умножено будет им наказание; и они не могли слышать (Коран) (получая пользу от него) и не могли видеть (доказательства Аллаха) (так как они упорно пребывали в неверии)!

Rusça — Osmanov

Они не смогут избежать [наказания Аллаха] на земле, и нет у них защитников от Аллаха. Воздается им наказание вдвойне - ведь они не сумели услышать [о пути Аллаха] и не замечали [его].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Om de än skonas) på jorden kan de inte uppresa sig mot (Guds dom) och de skall inte finna någon annan beskyddare än Gud; deras straff skall fördubblas, eftersom de inte kunde lyssna (till sanningen) och inte kunde urskilja (vägen).