Hud Suresi 12. Ayet — Elfaz
(Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını göz ardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir.
1فَلَعَلَّكَfe leǎllekebelki deİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nasb+Zamir
2تَارِكٌtārikunbırakacaksınİsimت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.
4مَاmāİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
5يُوحٰٓىyūHāvahyedileninMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.
6اِلَيْكَileykesanaHarf-i Cer+Zamir
7وَضَائِقٌve Dāiḳunve daralacakBağlaç+İsimض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.
8بِهِbihionunlaHarf-i Cer+Zamir
9صَدْرُكَSadrukegöğsünİsim+Zamirص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.
10اَنْendolayıMasdar Harfi
11يَقُولُواyeḳūlūdemelerindenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
12لَوْلَاlevlādeğil miydi?Tahdid Edatı
13اُنْزِلَunzileindirilmeliMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
14عَلَيْهِǎleyhionaHarf-i Cer+Zamir
16اَوْevveyaBağlaç
17جَاءَcā'egelmeliMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
18مَعَهُmeǎhuberaberindeMekan Zarfı+Zamir
20اِنَّمَٓاinnemāancakHarf-i Nasb+Engel Eki
21اَنْتَentesenZamir
23وَاللّٰهُve(a)llahuAllah iseBağlaç+Lafza-i Celal
24عَلٰىǎlāüzerineHarf-i Cer
26شَيْءٍşey'inşeyİsimش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
27وَكِيلٌvekīlunvekildirİsimو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.