Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.

اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ

innā eǎ'Taynāke l-kevṧera

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki biziz sana kevseri veren.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki biziz sana kevseri veren.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser'i!

Ahmet Tekin

Biz Kevser’i, peygamberliği, Kur’ân’ı, hayrı ilke edinen bir ümmeti, dünya hâkimiyetini, âhiret saadetini, lütfumuz ve ihsanımızla sana verdik.

Ahmet Varol

Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.

Ali Bulaç

Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), gerçekten biz sana (cennetdeki Havz-ı) Kevseri = pek çok hayırları verdik.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, sana, Sayısız Nimetler verdik.

Bayraktar Bayraklı

Biz sana çok hayır/Kevser'i verdik.

Bekir Sadak

Dogrusu sana pek cok nimet vermisizdir.

Celal Yıldırım

ki biz sana Kevser'i verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.

Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir.

Diyanet Vakfi

(1-3) (Resûlüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik. Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Muhakkak biz sana Kevser'i verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Muhakkak Biz, sana Kevseri'i verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz verdik sana hakikatte kevser

Erhan Aktaş

Kuşkusuz Biz sana kevseri verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz Biz sana kevseri verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz Biz sana kevseri verdik.

Fizilal-il Kuran

Ey muhammed! Doğrusu biz sana pek çok nimet vermişizdir.

Gültekin Onan

Süphesiz, biz sana Kevser'i verdik.

Hamdi Döndüren

Kuşkusuz Biz sana Kevser’i verdik.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) hakikat, biz sana, Kevseri verdik.

Hasib Asutay

Şüphesiz biz sana Kevserʼi (1) verdik. (1. Cennetteki havuz veya çok nimet.)

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Şübhesiz ki biz sana Kevser’i verdik.

İbni Kesir

Gerçekten Biz; sana, Kevser'i verdik.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki sana Kevser’i (bol nimet) verdik.

Muhammed Esed

Bak, Biz sana bol nimet verdik:

Mustafa İslamoğlu

Gerçek şu ki, Biziz sana her hayrı cömertçe bahşeden:

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki, Biz sana Kevser'i verdik.

Ömer Öngüt

Resulüm! Gerçekten biz sana tükenmeyen pek çok nimet vermişizdir.

Suat Yıldırım

Biz gerçekten sana verdik kevser.

Süleyman Ateş

Biz sana Kevser'i (bol ni'met, ilim ve büyük şeref) verdik.

Süleymaniye Vakfı

Biz sana çok hayırlı olanı (Kur'an'ı) verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sana çok şey verdik.

Şaban Piriş

Biz sana sayısız nimetler verdik.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz, biz sana Kevser'i verdik.

Ümit Şimşek

Biz sana Kevser'i verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiç kuşkusuz, biz verdik sana Kevser'i/iyilik, bereket, mutluluk, güzellik, soy ve aydınlığın tükenmezini.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz Kovsəri sənə bağışladıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Həqiqətən, Biz sənə Kövsər (Cənnətdəki Kövsər irmağını və ya bol neʼmət, yaxud Qurʼan, peyğəmbərlik) bəxş etdik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben dir die Gabenfülle beschert.

Almanca — Der Edle Quran

Wir haben dir ja al-Kautar gegeben.

Almanca — M. A. Rassoul

Wir haben dir die Überfülle gegeben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR gaben dir Al-kauthar,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have bestowed on you O Muhammad AL-Kawther which is the abundance of good things. We favoured you with a good many blessings of magnificence and imposing magnitude here and Hereafter including knowledge, wisdom, distinction, followers, immunity, fame and insight.

Abdul Haleem

We have truly given abundance to you [Prophet]––

Abdullah Yusuf Ali

To thee have We granted the Fount (of Abundance).

Abul A'la Maududi

(O Prophet), We have surely bestowed upon you good in abundance.

Aisha Bewley

Truly We have given you the Great Abundance.

Al-Hilali & Khan

Verily, We have granted you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) Al-Kauthar (a river in Paradise).[1]

Ali Quli Qarai

Indeed We have given you abundance.

Amatul Rahman Omar

Verily, We have bestowed upon you (O Muhammad!) abundance of good (both of this life and of the Hereafter).

Arthur John Arberry

Surely We have given thee abundance;

Bijan Moeinian

Indeed you are destined to have the pleasure of enjoying the river named kusar in Paradise.

E. Henry Palmer

Verily, we have given thee El Kauthar;

Edip-Layth

We have given you plenty.

George Sale

Verily we have given thee al Cawthar.

Hamid S. Aziz

Verily, We have given you (Muhammad) El Kauthar (The Fountain of Abundance);

Mahmoud Ghali

Surely We have given you the Abundance;

Marmaduke Pickthall

Lo! We have given thee Abundance;

Mohamed Ahmed - Samira

HAVE SURELY given you pre-eminence (in numbers and following);

Muhammad Asad

BEHOLD, We have bestowed upon thee good in abundance:

Mustafa Khattab

Indeed, We have granted you ˹O Prophet˺ abundant goodness.[1]

Progressive Muslims

We have given you plenty.

Sahih International

Indeed, We have granted you, [O Muúammad], al-Kawthar.

Sam Gerrans

We have given thee abundance,

Shabbir Ahmed

Behold, We have bestowed upon you Abundant Good. (The ever flowing stream of Wisdom and Knowledge in this Qur'an (13:35), (14:24-25)).

Syed Vickar Ahamed

To you (O Prophet!) We have granted the Fountain (of Abundance),

Taqi Usmani

(O Prophet,) surely We have given to you Al-Kauthar.

The Monotheist Group

We have given you plenty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous tʹavons certes, accordé lʹAbondance.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min) Bi rastî me kewser (xêra pir) daye te.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij waren het die jou de overvloed gaven!

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, wij hebben u al Kauther gegeven.

Hollandaca — Siregar

Waarlijk, Wij hebben jou de overvloed geschonken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы даровали тебе (о, Пророк) (райскую реку) аль-Каусар [[Однажды пророк спросил у сподвижников: «Вы знаете, что такое аль-Каусар?» Они ответили: «Это лучше знает Аллах и затем Его посланник». Пророк сказал: «Это – река в Раю, которую мне подарил мой Господь. И эта река –очень большое благо. К ней будет возвращена моя община в Судный День. Количество ее сосудов для питья как число звезд на небе. И когда эти сосуды вдруг станут недоступными для раба Аллаха я скажу: «О, Господь! Он из моей общины». И затем будет сказано: «Ты даже не знаешь, что произошло после тебя». (от Анаса бин Малика, передали Ахмад и Муслим)]]!

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы даровали тебе [, Мухаммад,] изобилие.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

VI HAR sannerligen gett dig det goda i överflöd!