Yunus Suresi 81. Ayet — Elfaz
Sihirbazlar atacaklarını atınca, Musa dedi ki: "Sizin bu yaptığınız sihirdir. Allah, onu elbette boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzeltmez.
1فَلَمَّاfe lemmāzamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2اَلْقَوْاelḳavattıklarıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
3قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4مُوسٰىmūsāMusaÖzel İsim
5مَاmāşeylerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
6جِئْتُمْci'tumsizin getirdiğinizMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
7بِهِbihi(onunla)Harf-i Cer+Zamir
8السِّحْرُs-siHrusihirdirMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vakti
9اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
10اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
11سَيُبْطِلُهُse yubTiluhuonu boşa çıkaracaktırGelecek Zaman Eki+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıب ط لBoş olmak, geçersiz olmak, batıl olmak, yok olmak, işe yaramaz hale gelmek, hükümsüz kalmak, cesur olmak, kahraman olmak, kahramanlık yapmak
12اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
13اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
14لَاlāHarf-i Nefi
15يُصْلِحُyuSliHudüzeltmezMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.
17الْمُفْسِدِينَl-mufsidīnebozguncularınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.