Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِ رُسُلًا اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِهِ مِنْ قَبْلُ كَذٰلِكَ نَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِ الْمُعْتَدِينَ
ṧumme beǎṧnā min beǎ'dihi rusulen ilā ḳavmihim fe cā'ūhum bi l-beyyināti fe mā kānū li yu'minū bimā keƶƶebū bihi min ḳablu ke ƶālike neTbeǔ ǎlā ḳulūbi l-muǎ'tedīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ondan sonra da insan topluluklarına peygamberler gönderdik, apaçık delillerle geldikleri halde önceden yalanladıkları şeylere bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddini aşanların gönüllerini böyle mühürleriz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ondan sonra da insan topluluklarına peygamberler gönderdik, apaçık delillerle geldikleri halde önceden yalanladıkları şeylere bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddini aşanların gönüllerini böyle mühürleriz.
Adem Uğur
Sonra onun arkasından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Ahmed Hulusi
Ondan (Nuh'tan) sonra nice toplumlara, apaçık deliller (muhtevası özel Esma manaları) olan Rasuller ba'settik. . . Daha önceden yalanlamış oldukları şeye (gene) iman etmediler. . . İşte haddi aşanların kalpleri üzerine böyle mühür vururuz (şuurları kilitlenir)!
Ahmet Tekin
Sonra, Nûh’un ardından gelen kavimlere kendi içlerinden özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevli Rasuller gönderdik. Onlara ayan beyan mûcizelerle, delillerle geldiler. Onlar da, daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların, kural tanımayanların kalplerini, kafalarını biz böyle mühürleriz.
Ahmet Varol
Sonra onun ardından başka peygamberleri kavimlerine gönderdik. Bunlar onlara açık belgeler getirdiler. Ancak onlar daha önce yalanlamış oldukları şeylere bir türlü inanmak istemediler. İşte aşırı gidenlerin kalplerini böyle mühürleriz.
Ali Bulaç
Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) elçiler gönderdik; onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama daha önce onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Ali Fikri Yavuz
Sonra Nûh’un arkasından bir çok Peygamberleri kavimlerine gönderdik, onlara açık mûcizeler getirdiler. Fakat önceden yaptıkları tekzibden ötürü, bir türlü inanmak istemediler. İşte biz, hududu aşanların kalbleri üzerine böyle mühür basarız. (artık iman edemezler).
Ali Rıza Safa
Sonra, Onun ardından, toplumlarına elçiler gönderdik. Onlara açık kanıtlar getirdiler. Fakat daha önce yalanladıkları için inanmadılar. Sınırı aşanların yüreklerine, işte böyle damga vururuz.
Bayraktar Bayraklı
Sonra Nuh'un ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Bekir Sadak
Sonra onun ardindan milletlere peygamberler gonderdik, onlara belgeler getirdiler. Digerlerinin daha once yalan saymis olduklarina bunlar da inanmadilar. Asiri gidenlerin kalblerini iste boylece muhurleriz.
Celal Yıldırım
Ondan sonra kendi kavimlerine Peygamberler gönderdik. Onlar da kavimlerine açık belgelerle, mu'cizelerle geldiler. Daha önce yalan saydıklarına bakarak bir türlü imân eder olmadılar. İşte (ilâhî buyrukları dinlemeyip) haddi aşanların kalblerini böylece mühürleriz.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onun ardından da birçok peygamberi kendi topluluklarına gönderdik; onlara açık mucize getirdiler. Fakat onlar daha önce (atalarının da) yalan saydıklarına bir türlü inanmak istemediler. Sınırı aşanların kalplerini işte biz böyle mühürleriz.
Diyanet İşleri
Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz.
Diyanet İşleri (eski)
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.
Diyanet Vakfi
Sonra onun arkasından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik; onlara açık mucizelerle vardılar, fakat önce yalan dediklerine yine de bir türlü inanmak istemediler. İşte Biz sürekli haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onun arkasından bir çok Peygamberleri kavmlerine gönderdik, onlara açık mu'cizelerle vardılar, fakat önce yalan dediklerine bir türlü inanmak istemediler, işte biz tecavüzü ı'tiyad edenlerin kalblerini böyle tab'ederiz
Erhan Aktaş
Sonra onun arkasından, Resulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere iman etmek istemediler. İşte haddi aşanların kalplerini mühürleriz.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sonra onun arkasından, resulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere inanmak istemediler. İşte haddi aşanların kalplerini mühürleriz.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sonra onun arkasından, rasulleri halklarına gönderdik. Onlar, halklarına kanıt içeren açık belgelerle geldiler. Daha önce yalanladıkları şeylere inanmak istemediler. Haddi aşanların kalplerini mühürleriz.
Fizilal-il Kuran
Sonra Nuh'un ardından birçok peygamberi soydaşlarına gönderdik. Peygamberler soydaşlarına açık mesajlar getirdiler. Fakat soydaşları daha önce yalanladıkları gerçeklere inanmaya yanaşmadılar. Biz de, ölçüyü aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Gültekin Onan
Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) elçiler gönderdik; onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama daha önce onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. İşte biz haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Hamdi Döndüren
Nuh’tan sonra yine kavimlerine peygamberler gönderdik; onlara açık mucizeler getirdiler. Ama onlar, daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Biz, sınırı aşanların kalplerini, böyle mühürleriz.
Hasan Basri Çantay
Sonra onun arkasından kendi kavmlerine (bir çok) peygamberler gönderdik de bunlar, onlara (da'valarını isbat eden) apaçık mu'cizeler getirdiler. Fakat önceden (hakkı) yalan say (mıya alış) dıkları için, (kaabil değil) inanmadılar. İşte haddi aşanların gönülleri üzerine biz böyle mühür basarız!
Hasib Asutay
Sonra arkasından birçok peygamberi kendi kavimlerine gönderdik. Onlara mucizeler getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Hayrat Neşriyat
Sonra onun ardından nice peygamberleri kavimlerine gönderdik; derken onlara apaçık deliller getirdiler; fakat önceden yalanladıkları şeye (yine) îmân edecek değillerdi. İşte(biz), haddi aşanların kalblerini (küfürleri sebebiyle) böyle mühürleriz!
İbni Kesir
Sonra onun arkasından peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık ayetylerle geldiler. Fakat önceden yalanladıkları için inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.
Mehmet Okuyan
Sonra onun arkasından elçileri kendi toplumlarına göndermiştik. Onlara deliller getirmişlerdi. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.
Muhammed Esed
Ve sonra, o'nun ardından -her birini kendi toplumlarına olmak üzere- (başka) elçiler gönderdik; öyle ki onlar da hakkın apaçık delillerini ortaya koydular; fakat onlar bir kere yalanlamış bulundukları şeye (sonradan) bir türlü inanmak istemediler, haddi aşanların kalplerini biz işte böyle mühürleriz.
Mustafa İslamoğlu
Sonra onun izinden, her birini kendi toplumlarına olmak üzere (daha başka) elçiler de gönderdik. Ve onlar hakikatin apaçık belgeleriyle geldiler; fakat berikiler bir kez yalanlamış bulundukları hakikate inanmamakta sonuna kadar direndiler: İşte Biz, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz!
Ömer Nasuhi Bilmen
Sonra onu müteakip kavimlerine peygamberler gönderdik. Onlara beyyineler ile geldiler. Onlar ise evvelce tekzîp etmiş oldukları şeylere imân eder olmadılar. İşte haddi tecavüz edenlerin kalpleri üzerine böylece mühürleriz.
Ömer Öngüt
Sonra onun ardından kendi kavimlerine peygamberler gönderdik. Onlara apaçık deliller getirdiler. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına iman edecek değillerdi. Haddi aşanların kalplerini işte böyle mühürleriz.
Suat Yıldırım
Nuh’tan sonra, kendi halklarına resul olarak daha nice peygamberler gönderdik. Onlar kavimlerine âyetler, mûcizeler getirdiler; ama berikiler, önce yalan saydıkları şeye, bir türlü inanmadılar. İşte haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz!
Süleyman Ateş
Sonra onun ardından bir çok elçileri kavimlerine gönderdik; onlara; belgeler getirdiler. (Fakat onlar) önce yalanlamış oldukları şeye bir türlü inanmıyorlardı. İşte haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.
Süleymaniye Vakfı
Sonra Nuh'un ardından birçok elçiyi kendi halkına gönderdik. Onlara açık belgeler getirdiler. Ama önceden yalan saydıklarına inanmaya yanaşmadılar. Sınırları aşanların kalpleri üzerinde işte böyle bir yapı oluştururuz.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sonra Nuh'un ardından birçok elçiyi kendi halkına gönderdik. Bunlar onlara o açık belgeleri (mucizeleri)getirdiler. Ama başlangıçta elçiye karşı yalana sarılmaları sebebiyle daha sonra inanmaya yanaşmamışlardı. Aşırılık yapanların kalpleri üzerinde işte böyle bir yapı oluştururuz.
Şaban Piriş
O'ndan sonra da toplumlarına elçiler göndermiştik. (O toplumlara) elçiler belgelerle gelmişlerdi. Daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte, haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz.
Tefhim-ul Kuran
Sonra onun ardından kendi kavimlerine (başka) peygamberler gönderdik; onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Ama daha önce onu yalanlamaları nedeniyle inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle damgalarız.
Ümit Şimşek
Nuh'tan sonra Biz yine kendi milletlerine peygamberler gönderdik. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiler; ama onların, daha önce yalanlamış oldukları şeye inanmaya niyetleri yoktu. Hadlerini aşanların kalplerini Biz böyle mühürlüyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk
Nuh'un ardından birçok resulleri daha toplumlarına gönderdik. Onlara açık seçik kanıtlar getirdiler. Ama onlar daha önceden yalanladıkları şeye bir türlü inanmadılar. Azgınlığa sapanların kalplerini biz, işte böyle mühürleriz.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sonra onun arxasınca elçiləri öz ümmətlərinə göndərdik. Elçilər onlara açıq-aydın dəlillər gətirdilər. Onlar isə öncə yalan hesab etdiklərinə iman gətirmədilər. Biz həddi aşanların qəlblərini beləcə möhürləyirik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nuhun ardınca öz ümmətlərinə peyğəmbərlər göndərdik. Onlar (öz ümmətlərinə) açıq-aşkar möʼcüzələr gətirmişdilər. Bunlar isə öncə (peyğəmbər gəlməzdən əvvəl) yalan hesab etdikləri şeylərə iman gətirmədilər. Biz (küfr etməklə, günah işləməklə) həddi aşanların ürəklərini belə möhürləyirik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Nach Noah schickten wir andere Gesandte zu ihren Völkern, die ihnen klare Beweise vorlegten, aber sie wollten sich nicht besinnen und an das glauben, was sie einmal der Lüge bezichtigt hatten. So versiegeln Wir die Herzen der Frevler, die Gottes Vorschriften übertreten.
Almanca — Der Edle Quran
Hierauf schickten Wir nach ihm Gesandte zu ihrem (jeweiligen) Volk; sie kamen mit den klaren Beweisen zu ihnen. Aber sie waren nicht bereit, an das zu glauben, was sie zuvor für Lüge erklärt hatten. So versiegeln Wir die Herzen der Übertreter.
Almanca — M. A. Rassoul
Dann schickten Wir nach ihm Gesandte zu ihrem Volk, und sie brachten ihnen klare Beweise. Allein sie wollten unmöglich an das glauben, was sie zuvor verleugnet hatten. So versiegeln Wir die Herzen der Übertreter.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann entsandten WIR nach ihm Gesandte zu ihren Leuten. Sie kamen zu ihnen mit deutlichen Zeichen. Doch es lag ihnen nicht, den Iman an das zu verinnerlichen, was sie vorher abgeleugnet haben. Solcherart versiegeln WIR die Herzen der Übertretenden.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
In succession, We sent Messengers, each carrying a divine message to his people. They presented them with enough signs to guide them out of want of spiritual and intellectual sight into illumination and enlightenment. But they would not give credence to what they had rejected aforetime. Thus do We deafen the hearts' ears of those whose thoughts thrive on disobedience and transgression.
Abdul Haleem
Then, after him, We sent messengers to their peoples bringing them clear signs. But they would not believe in anything they had already rejected: in this way We seal the hearts of those who are full of hostility.
Abdullah Yusuf Ali
Then after him We sent (many) messengers to their peoples: they brought them Clear Signs, but they would not believe what they had already rejected beforehand. Thus do We seal the hearts of the transgressors.
Abul A'la Maududi
Then We sent forth after him other Messengers, each one to his people. They brought to them clear signs, but they were not such as to believe in what they had rejected earlier as false. Thus do We seal the hearts of those who transgress.
Aisha Bewley
Then after him We sent Messengers to their people, and they brought them the Clear Signs, but they were never going to have iman in something which they had previously denied. That is how We seal up the hearts of those who overstep the limits.
Al-Hilali & Khan
Then after him We sent Messengers to their people. They brought them clear proofs, but they would not believe what they had already rejected beforehand. Thus We seal the hearts of the transgressors (those who disbelieve in the Oneness of Allâh and disobey Him).
Ali Quli Qarai
Then after him We sent [other] apostles to their people. They brought them manifest proofs, but they would not believe something they had denied before. Thus do We seal the hearts of the transgressors.
Amatul Rahman Omar
Then We sent after him (-Noah, many) Messengers to their (respective) people and they brought them clear proofs; but they would not believe (in them), because they had already cried lies to them. In this way We seal the hearts of the transgressors (because of their own stubborn and unjustified refusal to listen).
Arthur John Arberry
Then We sent forth, after him, Messengers to their people, and they brought them the clear signs; but they were not men to believe in that they had cried lies to before. So We seal the hearts of the transgressors.
Bijan Moeinian
After Noah, I sent many prophets to his people. They presented undeniable miracles to them, but how can one believe in what he has decided to deny? Thus I seal the hearts of those who pass the limits.
E. Henry Palmer
Then we raised up after him apostles unto their people, and they came to them with manifest signs; but they would not believe in what they had called a lie before. Thus do we set a stamp upon the hearts of the transgressors.
Edip-Layth
Then, We sent messengers after him to their own people, so they came to them with proofs. But they did not want to acknowledge what they had already denied beforehand. It is such that We stamp on the hearts of the transgressors.
George Sale
Then did We send, after him, apostles unto their respective people, and they came unto them with evident demonstrations: Yet they were not disposed to believe in that which they had before rejected as false. Thus do We seal up the hearts of the transgressors.
Hamid S. Aziz
But they called him a liar; and We saved him, and those with him, in the ark; and We made them Vicegerents (successors, agents, inheritors), and drowned those who had denied Our revelations. See then the nature of the consequences for those who had been warned!
Mahmoud Ghali
Thereafter We sent forth even after him Messengers to their people. So they came to them with the Supreme evidences, yet in no way could they believe in what they had cried lies to earlier. Thus We stamp (i.e., set a stamp or seal) upon the hearts of the transgressors.
Marmaduke Pickthall
Then, after him, We sent messengers unto their folk, and they brought them clear proofs. But they were not ready to believe in that which they before denied. Thus print We on the hearts of the transgressors.
Mohamed Ahmed - Samira
Afterwards We sent many messengers who brought clear proofs to their peoples. But they were not prepared to believe what they had once denied. That is how We seal the hearts of the iniquitous.
Muhammad Asad
AND THEN, after him, We sent forth [other] apostles-each one unto his own people -and they brought them all evidence of the truth; but they would not believe in anything to which they had once given the lie: thus it is that We seal the hearts of such as [are wont to] transgress the bounds of what is right.
Mustafa Khattab
Then after him We sent ˹other˺ messengers to their ˹own˺ people and they came to them with clear proofs. But they would not believe in what they had rejected before. This is how We seal the hearts of the transgressors.
Progressive Muslims
Then, after him, We sent messengers to their own people, so they came to them with proofs. But they did not want to believe in what they had already denied beforehand. It is such that We stamp on the hearts of the transgressors.
Sahih International
Then We sent after him messengers to their peoples, and they came to them with clear proofs. But they were not to believe in that which they had denied before. Thus We seal over the hearts of the transgressors
Sam Gerrans
Then raised We up, after him, messengers to their people, and they came to them with clear signs; but they were not to believe in what they had denied before; thus do We seal the hearts of the transgressors.
Shabbir Ahmed
Then after him We sent many Messengers to their respective nations and they brought them clear evidence of the Truth. They preemptively refused to accept the Message. And they were not the kind of people who would rethink their decisions. Our Law puts a seal on the hearts of those who trespass the bounds of reason.
Syed Vickar Ahamed
Then after him, We sent messengers to their people: They (messengers) brought them clear proofs (of Allah), but they would not believe what they had already rejected before. Like this, We do close the hearts of those who transgress their limits.
Taqi Usmani
Then, after him, We sent messengers to their peoples, and they came to them with clear signs, but they were not to believe in what they had rejected earlier. This is how We seal the hearts of the transgressors.
The Monotheist Group
Then, after him, We sent messengers to their own people, so they came to them with proofs. But they did not want to believe in what they had already denied beforehand. Thus it is We stamp upon the hearts of the transgressors.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Puis Nous envoyâmes après lui des messagers à leurs peuples. Ils leur vinrent avec les preuves. Mais (les gens) étaient tels quʹils ne pouvaient croire à ce quʹauparavant ils avaient traité de mensonge. Ainsi scellons-Nous les cœurs des transgresseurs.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Piştre, li pey wî, me gelek pêxember ji gelên wan re şandin û pêxemberan ji bo wan mucîze anîn. Lê belê (ji ber tebîetê kufra ku di wan de heye) ew nebûn ku baweriyê bînin, bi ya ku wan berê bawerî pê neanîbû. Ha bi vî awayî em, morê li dilên tixûbbihêran dixin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen zonden Wij na hem gezanten naar hun volk; zij brachten hun de duidelijke bewijzen. Maar zij waren niet zo dat zij geloofden in wat zij eerder geloochend hadden. Zo verzegelen Wij de harten van hen die overtredingen begaan.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Wij zonden na hem gezanten tot de verschillende volkeren en deze kwamen tot hen met duidelijke teekenen, doch zij waren niet geneigd te gelooven in datgene, wat zij te voren als valsch hadden verworpen. Zoo verzegelen wij de harten der zondaren.
Hollandaca — Siregar
Daarna zonden Wij na hem Boodschappers tot hun volk zodat zij niet de duidelijke Bewijzen tot hen kwamen, zij wilden toen niet geloven vanwege wat zij voorheen hadden geloochend. Zo vergrendelden Wij de harten van dc overtreders.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Потом послали Мы после него [после пророка Нуха] посланников к их народам, и они [посланники] приходили к ним с ясными знамениями [очевидными доказательствами] (которые указывали на то, что они действительно посланы Аллахом, и что то, к чему они призывают, является истиной). Но они же [те народы] не были таковы, чтобы уверовать в то, что (народ Нуха) посчитал ложью раньше [ту Истину, с которой к ним явился их посланник]. Так [как Аллах поступил с теми неверующими] Мы запечатываем сердца преступающих [тех, кто преступают границы, которые установил Аллах]!
Rusça — Osmanov
Потом и после Нуха Мы направляли посланников к их народам. Они приходили к ним с ясными знамениями, но [эти народы] вовсе не были склонны уверовать в то, что отвергали [их предки]. Так Мы накладываем печать на сердца нечестивцев.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
EFTER HONOM sände Vi (flera) sändebud, (var och en) till hans (eget) folk, med klara bevis (om sanningen). Men (människorna) ville inte tro på det som de förut hade avfärdat som lögn. Så förseglar Gud syndarnas hjärtan.