Yunus Suresi 42. Ayet — Elfaz
Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?
1وَمِنْهُمْve minhumiçlerinde vardırBağlaç+Harf-i Cer+Zamir
2مَنْmenkimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يَسْتَمِعُونَyestemiǔnedinleyenlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
4اِلَيْكَileykeseniHarf-i Cer+Zamir
5اَفَاَنْتَe fe entesenSoru Eki+Zaid Harf+Zamir
6تُسْمِعُtusmiǔduyurabilecek misin?Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibe · İf'âl Bâbıس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
7الصُّمَّS-SummesağırlaraMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olması
8وَلَوْve levüstelikBağlaç+Şart Edatı
9كَانُواkānūMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
10لَاlāHarf-i Nefi
11يَعْقِلُونَyeǎ'ḳilūneakıl etmiyorlarsaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ق لBağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak.