Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.

كَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذِينَ فَسَقُوا اَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

ke ƶālike Haḳḳat kelimetu rabbike ǎlā (e)lleƶīne feseḳū ennehum lā yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَذٰلِكَke ƶālikeböylece
2حَقَّتْHaḳḳatح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekgerçekleşmiş oldu
3كَلِمَتُkelimetuك ل مKonuşmak, ifade etmek.sözü
4رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
5عَلَىǎlāhakkındaki
6الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
7فَسَقُواfeseḳūف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkmış(lar)
8اَنَّهُمْennehumonlar
9لَا
10يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman etmezler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Buyruktan çıkanlar, Rabbinin şu sözünü haketmişlerdir: Onlar, inanmazlar.

Adem Uğur

İşte böylece Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki "Onlar inanmazlar" sözü gerçekleşmiş oldu.

Ahmed Hulusi

İşte böylece, Rabbinin inancı bozuk olanlar hakkında: "Onlar iman etmezler" sözü gerçekleşmiştir.

Ahmet Tekin

Onlar, imandan vazgeçirilip hak yoldan bâtıla döndürüldükleri gibi, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için, Rabbinin doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkan fâsıklar, âsiler, bozguncular hakkındaki: 'Onlar artık iman etmeyecekler' gerekçeli hükmü gerçekleşir.

Ahmet Varol

Böylece Rabbinin o yoldan çıkmışlar hakkındaki: 'Onlar iman etmezler' sözü gerçekleşmiş oldu.

Ali Bulaç

Böylece Rabbinin sözü o fasık kimseler üzerinde (şöyle) gerçekleşmiştir ki: "Onlar şüphesiz iman etmezler."

Ali Fikri Yavuz

Öyle büsbütün haktan çıkmış inatçı fâsıklara Rabbinin hükmü şöyle vâcib oldu: “- onlar, artık imana gelmezler.”

Ali Rıza Safa

İşte böylece, yoldan çıkanlar hakkındaki Efendinin Sözü gerçekleşmiştir: "Onlar, artık inanmazlar!"

Bayraktar Bayraklı

İşte böylece Rabbinin, yoldan çıkanlar hakkındaki "Onlar inanmazlar" sözü gerçekleşmiş oldu.

Bekir Sadak

Boylece, fasik olanlarin inanmayacaklarina dair Rabbinin soyledigi soz gerceklesti.

Celal Yıldırım

Bunun gibi, ilâhî sınırların ve O'na uzanan yolun dışına çıkanlara karşı Rabbin sözü gerçekleşti, ki onlar gerçekten imân etmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Böylece günahkârlık batağına saplananlarla ilgili olarak rabbinin verdiği, “Onlar artık iman etmeyecekler!” şeklindeki hüküm gerçekleşti.

Diyanet İşleri

Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar artık imana gelmezler" sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.

Diyanet İşleri (eski)

Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti.

Diyanet Vakfi

İşte böylece Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki «Onlar inanmazlar» sözü gerçekleşmiş oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hak dinden çıkmış fasıklara Rabbinin kelimesi şöyle gerçekleşti: Onlar artık imana gelmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Öyle büsbütün yoldan çıkmış fasıklara Rabbinin sözü şöyle gerçekleşti: "Onlar artık imana gelmezler!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle büsbütün haktan çıkmış fasıklara rabbının kelimesi şöyle hakk oldu: onlar artık iymana gelmezler

Erhan Aktaş

Böylece, Rabb'inin fasıklar hakkındaki kelimesi gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece, Rabb'inin fasıklar hakkındaki kelimesi gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece, Rabb'inin fasıklar hakkındaki kelimesi gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.

Fizilal-il Kuran

Böylece Rabbinin yoldan çıkmışlara ilişkin, onların iman etmeyecekleri şeklindeki sözü gerçekleşmiş oldu.

Gültekin Onan

Böylece rabbinin sözü o fasık kimseler üzerinde (şöyle) gerçekleşmiştir ki: "Onlar şüphesiz inanmazlar."

Hamdi Döndüren

Böylece, yoldan çıkanlar için, Rabbinin şu sözü gerçekleşmiş bulunmaktadır: “Onlar inanmayacaklardır!”

Hasan Basri Çantay

(Onlar imandan nice döndürüldülerse hakdan) çık (ıb sap) mış olanlara karşı Rabbinin (ezeldeki) şu sözü de öylece sabit olmuşdur: "Hakıykat onlar iman etmezler".

Hasib Asutay

Böylece Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki 'Onlar inanmazlar' sözü gerçekleşmiş oldu.

Hayrat Neşriyat

İşte böylece, Rabbinin isyân edenler hakkındaki, 'Şübhesiz ki onlar îmân etmezler!' sözü gerçekleşmiş oldu.

İbni Kesir

Böylece, fasık olanların iman etmeyeceklerine dair Rabbının sözü gerçekleşti.

Mehmet Okuyan

İşte böylece Rabbinin “Onlar inanmazlar” şeklinde yoldan çıkanlar hakkındaki sözü gerçekleşmiş oldu.

Muhammed Esed

Böylece günahkarca davranmaya eğilimli olanlar hakkında Rabbinin sözünün hak olduğu ortaya çıkmış oldu: "Onlar inanmayacaklar".

Mustafa İslamoğlu

İşte böylece, yoldan iyice sapmış olanlar için Rabbinin sözünün hakikat olduğu ortaya çıkmış oldu: "Onlar inanmayacaklar!"

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte fıska düşmüş olanların aleyhine Rabbinin kelimesi şöylece tahakkuk etmiştir ki, şüphe yok onlar imân etmezler.

Ömer Öngüt

Böylece hak dinden çıkmış fâsıklara Rabbinin kelimesi şöyle gerçekleşti: Onlar artık imana gelmezler.

Suat Yıldırım

Öyle büsbütün doğru yoldan çıkmış, isyanda ısrar eden o fâsıklara, imana gelmedikleri için, Rabbinin azap kararı kesinleşmiştir.

Süleyman Ateş

Böylece Rabbinin, yoldan çıkanlar için söylediği: "Onlar inanmazlar." sözü, gerçekleşti.

Süleymaniye Vakfı

Rabbinin yoldan çıkanlar hakkında söylediği "Onlar inanıp güvenmezler!" sözü işte bu şekilde gerçekleşir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yoldan çıkanlarla ilgili olarak Rabbinin söylediği şu söz böylece gerçekleşmiş oldu: "Onlar inanıp güvenmezler."

Şaban Piriş

Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin sözü gerçekleşti.

Tefhim-ul Kuran

Böylece Rabbinin sözü o fıska sapanlar üzerinde (şöyle) gerçekleşmiştir ki: «Onlar gerçekten iman etmezler.»

Ümit Şimşek

Yoldan çıkmış olanların artık iman etmeyeceklerine dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşmiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu, budur! Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, "Onlar iman etmezler!" sözü gerçekleşmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləliklə fasiqlərin iman gətirməyəcəyinə dair Rəbbinin Sözü doğru çıxdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Allahın itaətindən çıxmış) fasiqlərin iman gətirməyəcəkləri barədə Rəbbinin sözü (hökmü) belə kerçək oldu. (Və ya: fasiqlər iman gətirməyəcəkləri üçün Rəbbinin hökmü-cəzası onlara belə vacib oldu).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So erweist sich Gottes Wort im Urteil über die Frevler als wahr: sie glauben nicht an Gott.

Almanca — Der Edle Quran

So hat sich das Wort deines Herrn bewahrheitet gegen die, die freveln, weil sie nicht glauben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und so hat sich das Wort deines Herrn gegen die Empörer bewahrheitet, (nämlich,) daß sie nicht glauben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Derart bewahrheitete sich das Wort deines HERRN hinsichtlich derjenigen, die Fisq betrieben, daß sie den Iman nicht verinnerlichen werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus was the word of Allah verified and proved true against the wicked who just do not give credence to the truth nor do they accord Allah recognition.

Abdul Haleem

In this way, your Lord’s word about those who defy [the Truth] has been proved- they do not believe.

Abdullah Yusuf Ali

Thus is the word of thy Lord proved true against those who rebel: Verily they will not believe.

Abul A'la Maududi

Thus the word of your Lord is fulfilled concerning the transgressors that they shall not believe.

Aisha Bewley

In that way the Word of your Lord is realised against those who are deviators, in that they do not have iman.

Al-Hilali & Khan

Thus is the Word of your Lord justified against those who rebel (disobey Allâh) that they will not believe (in the Oneness of Allâh and in Muhammad صلى الله عليه وسلم as the Messenger of Allâh).

Ali Quli Qarai

Thus the word of your Lord became due against those who transgress that they shall not have faith.

Amatul Rahman Omar

Just as (He is your true Lord), the verdict of your Lord shall be confirmed against those who rebel, because they do not believe.

Arthur John Arberry

Thus the word of thy Lord is realized against the ungodly that they believe not.

Bijan Moeinian

These are the true words of your Lord to the corrupt people. What a shame that they do not choose to believe.

E. Henry Palmer

Thus is the word of thy Lord verified against those who commit abomination; verily, they will not believe.

Edip-Layth

It was thus that your Lord's command came against those who were wicked, for they do not acknowledge.

George Sale

Thus is the word of thy Lord verified upon them who do wickedly, that they believe not.

Hamid S. Aziz

Such, then, is Allah, your true Lord! What is there after the truth but error? How then can you turn away?

Mahmoud Ghali

Thus the Word of your Lord has come true against the ones who were immoral that they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Thus is the Word of thy Lord justified concerning those who do wrong: that they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus the word of your Lord about those who disobey comes true, that they do not believe.

Muhammad Asad

Thus is thy Sustainer's word proved true with regard to such as are bent on sinful doings: they will not believes

Mustafa Khattab

And so your Lord’s decree has been proven true against the rebellious—that they will never believe.

Progressive Muslims

It was thus that your Lord's command came against those who were wicked, for they do not believe.

Sahih International

Thus the word of your Lord has come into effect upon those who defiantly disobeyed - that they will not believe.

Sam Gerrans

Thus did the word of thy Lord become binding upon those who are perfidious, that they do not believe.

Shabbir Ahmed

The Word of your Lord is justified that those who drift away from Reason will not accept the Truth.

Syed Vickar Ahamed

It is (indeed) the Word of the Lord (always) proved true against those who rebel: Surely they will not believe.

Taqi Usmani

This is how the Word of your Lord has come true about the sinners that they will not believe.

The Monotheist Group

It was thus that the command of your Lord came against those who were wicked, for they did not believe.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest ainsi que sʹest réalisée la parole de ton Seigneur contre ceux qui sont pervers: ʺIls ne croiront pasʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha bi vî awayî fermana Xwedayê te (bi ezabê) li ser jirêderketiyan pêwîst bû, lewra ew baweriyê nayînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo heeft zich dit woord van God bij de boozen bewaarheid, dat zij nimmer zullen gelooven.

Hollandaca — Siregar

Zo werd het Woord van jouw Heer tegenover degenen die verdorven handelden bewaarheid. Voorwaar. zij geloven niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Как они держатся за многобожие) так же обязательно [неизменно] и слово Господа твоего в отношении тех, которые проявляли непокорность [упорствовали в ослушании Аллаха], что они не уверуют! [Аллах Всевышний обещал Иблису, что Он наполнит Ад Иблисом и его последователями. Поэтому это обещание Аллаха обязательно и неизменно.]

Rusça — Osmanov

Так подтвердилось предсказание Господа твоего о нечестивцах, о том, что они не уверуют.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Så går din Herres fördömande ord mot dem som trotsar Gud i uppfyllelse: de kommer inte att tro.