Meryem Suresi 26-36. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

فَكُلِي وَاشْرَبِي وَقَرِّي عَيْنًا فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَدًا فَقُولِي اِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْمًا فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِيًّا فَاَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَامَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا يَاأُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِيًّا فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا قَالَ اِنِّي عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا اَيْنَ مَا كُنْتُ وَاَوْصَانِي بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَيًّا وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا ذٰلِكَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذِي فِيهِ يَمْتَرُونَ مَا كَانَ لِلّٰهِ اَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍ سُبْحَانَهُ اِذَا قَضٰٓى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ وَاِنَّ اللّٰهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ

31.

"Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahman'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de.

Diyanet İşleri

27.

Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"

28.

"Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi."

29.

Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.

30.

Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı."

31.

"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."

32.

"Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı."

33.

"Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selam (esenlik verilmiştir)."

34.

Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.

35.

Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.

36.

Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

26- Ye, iç; (doğuracağın oğlunla) gözün aydın olsun. İnsanlardan bi­rini görürsen de ki: «Doğrusu ben Rahmânʹa oruç (susup konuşmamayı) adadım; o bakımdan bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım. »

27- Onu alıp kavmine getirdi. Dediler ki: «A Meryem! and olsun ki çok şaşılacak bir şey getirdin!

28- Ey Hârun’un kız kardeşi! senin baban fena bir kişi değildi, anan da iffetsiz ve hayâsız bir kadın değildi. »

29- Bunun üzerine Meryem çocuğa işâret ederek onu gösterdi. On­lar: «Henüz beşikteki bir çocukla nasıl konuşalım? » dediler.

30- İsâ, «şüphesiz ki ben Allahʹın kuluyum, O bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı;

31- Ve nerede olursam olayım beni mübârek eyledi. Yaşadığım sü­rece bana namaz kılmamı ve zekât vermemi tavsiye etti.

32- Anama iyilikte bulunmamı emretti; O beni bedbaht bir zorba yapmadı.

33- Doğduğum gün de, öleceğim gün de, dirilip kaldırılacağım gün de selâm (esenlik ve mutluluk) bana olsun! » dedi.

34- İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsâ, gerçek (ya­nıyla ve yönüyle) budur. (Veya O, hakkın kelimesidir, kün emriyle vücut bulmuştur).

35- Allahʹın çocuk edinmesi olur şey değildir. O, (bu gibi beşerî sı­fatlardan) çok yüce ve münezzehtir. O, bir şeyin olup yerine gelmesini irâ­de edince, ona ancak «ol! » der, o da oluverir.

36- Ve doğrusu Allah, benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir; ar­tık Oʹna ibâdet ediniz. Dosdoğru yol budur!

İLGİLİ HADÎSLER

«Şüphesiz ki Allahʹın Meryemʹe: «Rabbin senin altında seriy meydana getirdi» buyurdu. Seriy, Meryem’in (doğum esnasında) su içmesi (ve ge­rekli temizliği yapması) için Allahʹın ortaya çıkardığı bir ırmaktır. » (Taberânî: İbn Ömer (R. A. )dan (Hadîs gariptir).)

«Hatânıza hurma ile ikramda bulunun. Çünkü gerçekten o, Âdemʹin çamurundan arta kalanından yaratılmıştır. Allah yanında İmran kızı Mer­yemʹin, altında doğum yaptığı ağaçtan daha mükerrem bir ağaç yoktur. O bakımdan doğum yapmakta olan kadınlarınıza taze hurma yedirin. Ta­ze olmadığı takdirde, kuru hurma yedirin. » (Müsned-i Ebû Yaʹlâ - Feyzü’l-Kadîr: 2/94 - 1432 nolu hadîs. Süyûtî ve Münavî bu hadîsin zayıf olduğunu tesbit etmişlerdir.)

«Ben herkesten daha çok Meryem’in oğluna yakınım ve dostum. Çün­kü benimle onun arasında peygamber yoktur. » (Buharî/enbiyâ: 48- Müslim/fezâil: 143, 144- Ebû Dâvud/sünnet: 13 Ahmed: 2/319, 427, 463, 482, 541)

Ashab-ı Kirâmʹdan Muğîre b. Şu’be (R. A. ) anlatıyor:

«Peygamber (A. S. ) Efendimiz beni, Necrân kabilesine gönderdi. On­lar bana: «Siz Meryem için Ey Harunʹun kız kardeşi, diye söylüyorsunuz. Oysa Musa Peygamber, İsa Peygamberʹden çok öncedir. » dediler. Bunun üzerine döndüğümde duyduklarımı Peygamber (A. S. ) Efendimizʹe anlat­tım. Bana şöyle buyurdu: «Deseydin ya, onların da kendilerini, kendile­rinden önceki peygamber ve sâlihlere nisbet ettiklerini.. » (Müslim - Nesâî - Tirmizî: Hadîs sahihtir.)

DOĞUM YAPAN KADININ HURMA VEYA TATLI YEMESİ

«Ye, iç; (doğuracağın oğlunla) gözün aydın olsun. »

İlgili âyetle koruyucu hekimliğe dikkatler çekiliyor. Şöyle ki: Doğum yapan kadına taze hurma, yoksa kuru hurma, bu da yoksa tatlı bir mad­de verilmesi, kendini toparlıyabilmesi bakımından uygun olur. Nitekim gü­nümüzde gelişen koruyucu hekimlikte de buna yer verilmekte ve birtakım tavsiyeler önerilmektedir. Doğum sırasında büyük bir güç harcamış, ter­lemiş, yorulmuş olan anneye, çoğunlukla doğumdan hemen sonra, kuv­vetli bir titreme gelir, bazan ateşinin bile yükseldiği görülür. İlk tedbir ola­rak anne rahat bir yatağa alınarak üzeri iyice örtülür. Arkasından şekerli sıcak çay, ıhlamur gibi sıvılar; muhallebi, komposto gibi yumuşak tatlı ye­mekler verilir.

Güzel âdetlerimizden biri de, loğusa şerbetinin hazırlanmasıdır. Ger­çi bu eski yaygınlığını kaybetmişse de Anadolumuzun bazı bölgelerinde hâ­lâ uygulanmaktadır. Şöyle ki, loğusa evine gözaydına gelenlere de hoş kokulu, sıcak bir şerbet verilirdi. Aynı zamanda doğum yapan anneye bu şerbetten içirilirdi.

Kurʹân-ı Kerîmʹde, loğusa durumuna gelen Hz. Meryem’e Cenâb-ı Hakkʹın taze hurma sunması elbetteki çok anlamlıdır ve üzerinde uzmanların dikkatle duracakları bir olaydır. Aynı zamanda Resûlüllâh (A. S. ) Efen­dimizin de bununla ilgili birtakım tavsiyeleri olmuştur.

BEŞİKTEKİ ÇOCUĞUN KONUŞMASI

«Bunun üzerine Meryem ço­cuğa işâret ederek onu gösterdi. Onlar: «Henüz beşikteki bir çocukla na­sıl konuşalım? » dediler. »

Hz. Meryem’in iffeti, Allah’ın kudreti, dedikodunun kesilmesi, İsa’nın da (A. S. ) ileride peygamber olacağının haber verilmesi tam anlamıyla teza­hür ve tecelli etsin diye, şüphecilere karşı Meryem’in susup cevap verme­mesi, sorulanlara beşikteki (kundaktaki) İsa’nın cevap vermesi, Allahʹın hazırladığı kusursuz bir plân olarak ortaya konmuştur.

Nitekim Meryem doğurduğu İsaʹyı kundağa sarıp kucağına alarak kendi kavmine gelince, birtakım yerli-yersiz sorularla karşılaşıyor ve kun­daktaki İsa (A. S. ) bir muʹcize veya kerâmet olarak konuşmaya başlıyor. Daha çok İsrâil oğulları’nın öteden beri terkettikleri dört önemli hususu açıklıyor:

1- Peygamberler de Allahʹın kullarıdır.

Aynı zamanda İsa (A. S. ), ileride kendisini ilâhlaştıranlara ve «Allahʹın biricik oğlu» diyen şaşkınlara susturucu bir cevap vermiş oluyor.

2- Namaz her peygambere farz kılınmıştır..

3- Zekât da her peygambere ve ümmetlerine farz kılınmıştır.

4- Anne-babaya iyilikte bulunmak da farzdır.

Sonra da Hz. İsa (A. S. ) Yahudilerin kabalıktan vaz geçmelerini ima ederek Cenâb-ı Hakk’ın onu mübarek kılıp bedbaht bir zorba yapmadığı­na dikkatleri çekiyor.

Birinci madde, babasız dünyaya geldiğine bakılarak ilâhlaştırılmamasını hatırlatmaya ve bunun sadece İlâhî kudretin bir tezahürü olduğunu hatırdan çıkarmamaya,

İkinci madde, namazsız, niyazsız bir hak din olamıyacağını açıklamaya,

Üçüncü madde, müʹminler arasında yardımlaşma ve dayanışmanın mayasını teşkil eden zekâtın da her peygambere ve ümmetlerine farz kı­lındığına,

Dördüncü madde, her dinde ana-babaya iyiliğin önemli bir yer tuttu­ğunu bildirmeye yöneliktir.

İşte İsa Peygamber budur. Onun hakkında söylenen, onu gerçek yö­nüyle ve hüviyetiyle tanıtan en doğru ve hakka en uygun söz bunlardır. Gerisi zan ve tahmindir.

Kur’ân-ı Kerîm bu açıklamasıyla hem İncilʹdeki yanlışları tashîh ediyor, hem de Hıristiyanların çok yanlış «teslis akidesi»ni düzeltiyor.

KISSANIN TEKRARI

Meryem ile İsa olayı Kurʹânʹın daha çok üç yerinde anılmıştır. İlk na­zarda tekrar gibi görünmekteyse de, gerçek anlamda bir tekrar söz konu­su değildir. Olayın hafızalarda bırakacağı izin derinleşmesi önemlidir. O bakımdan kıssanın birçok safhaları ve taşıdığı mesajlar, hükümler üçe bölünerek üç ayrı sûreye serpiştirilmiştir. Bunlar arasındaki farkı kısaca belirtmemizde yarar vardır.

Âl-i İmrân Sûresinde :

1- İsa Peygamber’in Allahʹın bir kelimesi olduğu,

2- Dünya ve âhirette şerefli kılındığı,

3- Hem beşikte iken, hem de yetişkin çağında (Hakk’ın emirlerini teblîğ için) konuşacağı,

4- İyi ve yararlı kişilerden olduğu,

5- Kendisine okuma-yazma, ilim ve hikmet, Tevrat ve İncil öğretil­diği konu edilir.

Sonra da Meryemʹin durumuna değinilerek şu safhalar anlatılır:

1- Meryem’in hiçbir erkekle evlenmediği halde nasıl çocuğunun ola­bileceğine hayret ettiği konu edilmekte,

2- Ona: Öyle de olsa Allah’ın dilediğinin mutlaka yerine geleceği hatırlatılmakta,

3- Allahʹın bir şeyi yaratmayı, vücuda getirmeyi dilediğinde sadece ona «ol» demesinin yeterli olduğu anlatılmaktadır.

Sonra da İsa Peygamber’in (A. S. ) özellikleri şöyle sıralanmaktadır:

a) O, İsrâil oğullarına peygamber olarak gönderilmiştir.

b) Allahʹtan bir mu’cizeyle gelmiştir: Çamurdan kuş yapıp üfleyince Allahʹın izniyle canlanıp uçacağı; körleri ve alatenlileri iyileştireceği, ge­rekirse ölüleri diriltebileceği, insanların evlerinin kilerlerinde neler bulun­durduklarını haber verebileceği açıklanmıştır.

c) İsa Peygamber kendisine suikast hazırlandığını hissedince, «Allah yolunda yardımcılarım kim? » diye sorduğu belirtilmiştir.

Meryem Sûresinde:

1- Meryemʹin kendi ailesinden ayrılıp doğu cihetine çekilmesi,

2- Melek Cebrâilʹin insan suretine girip ona görünmesi,

3- Meryemʹin ondan endişe etmesi ve Allahʹa sığınması,

4- Melek Cebrailʹin kendini ona tanıtması ve bir erkek çocuğu ba­ğışlamaya geldiğini açıklaması,

5- Meryem’in bir erkekle evlenmemişken nasıl hamile kalabileceğini belirtmesi,

6- Melek Cebrâil’in bunun Allahʹa göre pek kolay olduğunu ve İlâhî takdir ile belirlendiğini haber vermesi,

7- O sebeple Meryem’in gebe kaldığı için halktan uzak bir yere çe­kilmesi,

8- Sonra da doğum yapması ve üzerinde taze hurma bitirilmesi, al­tından su akıtılması,

9- Kendisinden bu hususta soru soranlara cevap vermemesi; ku­cağındaki İsa’yı göstererek ne sorulacaksa ondan sorulmasını belirtmesi,

10- Kundakta bulunan İsa Peygamberʹin altı önemli hususa değine­rek gerekli açıklamada bulunması..

Böylece aynı konu ve olay değişik yanları ve safhalarıyla iki sûrede işlenir.

Enbiya Sûresinde:

1- Hz. Meryemʹin iffet ve namus timsali olduğu anlatılır.

2- Allahʹın kendi ruhundan, yani büyük ruh olan Melek Cebrâilʹin ona mânevî bir nefh (üfleme)de bulunduğuna dikkatler çekilir.

3- Hem Hz. Meryem’in, hem de oğlu İsaʹnın (A. S. ) insanlar için -Al­lahʹın kudretinin yüceliğine ve sınırsızlığına- delâlet eden birer âyet ve mu’cize kılındıkları açıklanarak konu noktalanır.

Böylece gerek Âl-i İmrân Sûresi 59. âyet, gerekse Enbiya Sûresi 91. âyet, hem Âl-i İmrân Sûresi 45-52. âyetlerle, hem de Meryem Sûresi 16-32. âyetlerle açıklanmaktadır.

Görüldüğü gibi, tekrar gibi sanılan aynı konu değişik bilgiler, farklı hükümler, başka başka mesajlar taşımakta ve biri diğerini açıklamaktadır.

MERYEM VE İSA (A. S. ) KISSASINDAN ALINACAK ÖĞÜTLER

Kur’ân-ı Kerîmʹde izlenen İlâhî metot gereği, anlatılan her konu ve kıssada mutlaka müʹminleri teselli eden birçok mesajlar vardır. Ayrıca geç­mişten ders alarak geleceği ona göre hazırlama uyarısı söz konusudur. O bakımdan Meryem ile İsa (A. S. ) kıssasında bizlere yönlendirici, düşünce ufkumuzu genişletici, Hakkʹın kuvvet ve kudretini daha iyi anlamamızı sağ­layıcı birtakım safhalar vardır. Onları şöyle sıralayabiliriz:

1- Hıristiyanların doğu cihetine yönelip ibâdet etmelerinin sebeple­rinden biri, belki de başta geleni, Hz. Meryemʹin ailesinden ayrılıp doğu cihetine çekilerek İsa Peygamber’e gebe kalmasıdır.

2- Allahʹtan saygı ile korkup fenalıklardan sakınan kimseden zarar gelmez. Kötülüklerin temelinde imansızlık, Allah ve âhiret korkusuzluğu yatmaktadır.

3- Büyük ruh ve hayat kaynağı olan Melek Cebrâilʹin bir insana hi­tap etmesi gerekirse, herhalde insan sûretine girmesi gerekir. Çünkü o ru­hun ve kudretin kendi hüviyetiyle ve mahiyetiyle seslenmesine, peygamber­ler dışında başkalarının tahammül etmesi çok zor, hatta mümkün değildir.

4- Her peygamber, peygamber adayı olarak, her velî de velî adayı olarak doğar. Bu Levh-i Mahfuzʹda yazılıp neticeye bağlanmış bir hüküm­dür. Sonra aile, çevre ve mürşitlerin birtakım olumlu veya olumsuz katkı­ları olabilir; ama bu, peygamber veya velî olarak doğan zatta pek olum­suz neticeler doğurmaz.

5- Her şeye rağmen Meryem, yüksek ahlâkına, lekesiz iffetine rağ­men babasız bir çocuk doğurmak istememişti. Bu takvâ derecesinde ken­dini Allah’a veren bir kadının terbiye ve iffetinin ölçüsünü simgeler.

6- Cenâb-ı Hak, insan gücünün yettiğini insana bırakır. Bu İlâhî sün­netlerden biridir, pek az istisnası olabilir.

7- İrsî kusurlar nesilden nesile geçebilir. Bu genel bir kural olma­makla beraber, genetik bir olaydır. Meryemʹin babasının fena bir adam, anasının da hayasız ve iffetsiz olmadığının belirtilmesi buna işârettir. Zi­ra soylu ağaç tatlı meyva verir. Diken tohumundan da ancak diken yeşe­rir.

O halde dosdoğru inanan kişilerin evlenmek için seçecekleri kızların birtakım vasıfları ve özellikleri yanında daha çok ana ve babalarının ka­rakter ve ahlâklarına dikkat etmeleri de gerekir.

8- Doğum sonrası, sindirimi kolay tatlı besin maddesine ihtiyaç var­dır. Hurma da hem sindirimi kolay, hem besleyici özelliktedir.

9- Her insanın çok muhtaç olduğu üç selâmet dönemi söz konusu­dur: Doğduğu gün, öleceği gün ve dirilip kalkacağı gün.. Bu dönemlerde Allahʹın selâm sıfatından tecelli edecek selâmete lâyık olmanın yol ve çarelerini önceden düşünüp ona göre hazırlanmak, hem aileye, hem de kişilerin kendilerine vâciptir.

Anne ne kadar dindar, Allahʹına bağlı olursa, o nisbette ailesini aydın­latan bir lamba olabilir. Aynı zamanda doğuracağı çocuk o oranda İlâhî selâmete erişme şansını elde edebilir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, Meryem ve İsa Peygamber (A. S. ) kıssasından önemli birkaç safha anlatılarak İlâhî kudretin eşsizliğine dikkatler çekildi. Aynı zamanda İsa Peygamberi Allahʹın biricik oğlu diye tanıtmaya çalışan Hıristiyan din adamları hem uyarıldı, hem de aydınlatıldı.

Aşağıdaki âyetlerle, İsa Peygamberʹin gerçek kişiliğini anlamayıp o ko­nuda görüş ayrılığına düşenler, gerçeklerin ortaya konacağı, hiçbir şeyin gizli, kapalı kalmayacağı âhiret günüyle uyarılıyorlar. Ölüm olayı meyda­na gelmeden daldıkları gafletten uyanmaları istenilerek dünyadaki her şe­yin yine dünyada kalacağı, onların gerçek vârisinin ancak Allah olduğu hatırlatılıyor. Böylece hem müʹminlere hayatlarını en sağlam, en doğru inanç düzeyinde değerlendirmeleri ilhâm ediliyor, hem de dünya ile âhiret arasında esaslı ilgi kuramayanlar uyarılıyor.