MEÂLİ:
160- Lût kavmi de peygamberleri yalanladı.
161- Hani kardeşleri Lût onlara dedi ki: «Artık (putlara tapmaktan, Hakk’ı inkârdan, hayasızca davranmaktan) sakınmaz mısınız?
162- Şüpheniz olmasın ki ben size gönderilen güvenilir bir peygamberim.
163- O halde Allahʹtan artık korkun ve bana uyun.
164- Bu (hizmete) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim hizmetimin karşılığı ancak âlemlerin Rabbına aittir.
165- 166- Rabbınızın sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da âlemler içinde (kala kala) erkeklere mi (şehvetle) gidiyorsunuz?! Hayır, siz haddi aşan bir milletsiniz. »
167- Onlar dediler ki: «Ey Lût! Eğer (bu tür uyarılardan) vazgeçmezsen herhalde (yurdundan) çıkarılanlardan olursun. »
168- Lût, «şüpheniz olmasın ki ben sizin yaptıklarınıza iyice içerlenenlerdenim» dedi.
169- «Rabbim! beni ve âilemi bunların işleyegeldiği (iğrençliğin günah ve azâb)ından kurtar» (diyerek duâ etti).
170- 171- Biz de geride kalanlar arasında yaşlı bir kadın (Lûtʹun eşi) dışında onu ve bütün âilesini kurtardık.
172- Sonra da diğerlerini yerle bir edip yok ettik.
173- Ve üzerlerine (taştan topraktan bir felâket) yağmuru yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne de kötü!
174- Şüphesiz ki bunda bir ibret ve öğüt vardır; ama onların çoğu imân edenler olmadı.
175- Ve elbette Rabbin yegâne üstündür, güçlüdür ve çok merhametlidir.
LÛT PEYGAMBER VE SODOMLULAR
«Lût Kavmi de peygamberleri yalanladılar.. »
Lût Peygamber (A. S. ), diğer bölümlerde de açıkladığımız gibi, İbrahim Peygamber’in ya yeğeni, ya da amcasının oğludur. Müfessirlerden çoğuna göre, Lût Peygamber (A. S. ) Sodomlu değildir. Çünkü İbrahim Peygamber’in Sodom’la bir hısımlık bağlantısı söz konusu olamaz. Ancak Kur’ân-ı Kerîm’in kullandığı «kardeşleri Lût» sözü, bize bu konuda bir ip ucu vermektedir. Şöyle ki, Lût Peygamber önceleri gelip Sodom’a yerleşip oranın bir bakıma yerlisi olmuştur veya onlara komşu bir memlekettendir ki aralarında birtakım yakınlıklar söz konusudur.
Bilindiği gibi, Sodom, Kudüsʹe yakın bir şehirdir. Tevratʹta da Lût Peygamber’in (A. S. ) Sodomluʹlara gönderildiği yazılıdır.
Lût Peygamber de diğer peygamberlerin izlediği teblîğ ve irşat yolunu seçip uygulamıştır. Ancak Sodomluʹlar sadece putperest değil, aynı zamanda çok ahlâksız bir milletti. Seksüel sapıklıkların en çirkini olan homoseksüel idiler.
Bütün uyarılara rağmen Sodomlu’lar doğru yola gelmediler. Kötü arzu ve davranışlarına engel olmak isteyen Lût Peygamber’i (A. S. ) ülkelerinden dışarı çıkarmayı plânladılar. Nitekim Lût Peygamber’e kendi yakınları dışında imân eden olmadı. Yaptığı her uyarı onların sadece küfür ve ahlâksızlığını artırdı, yani yapılan uyarılara büsbütün öfkelenen bu sapık kavim hem inkârlarını, hem de ahlâksızlıklarını artırdılar. Lût Peygamber’in yaşlı sayılan eşi de sapıklardan yana idi. Uyarı ve irşat yolları kapanıp aksi tesir uyandırınca, ülkenin altını üstüne getirmek üzere insan suretine girmiş iki melek gönderildi. Onlar Lût Peygamberʹe (A. S. ) konuk oldular. Sodomlu’lar gelen bu iki yabancıya seksüel temasta bulunma çarelerini araştırdılar. Derken İlâhî hükmün inme zamanı geldi. Sebepler zincirinin son halkası da tamamlandı. Kurʹânʹın deyimiyle üzerlerine (taştan, topraktan bir) felâket yağmuru yağdırıldı. Tevrat’ın deyimiyle, üzerlerine kükürt ve ateş yağdırıldı. Böylece lâvların püskürükleri kısa zamanda şehri belirsiz hale getirdi. Geride yıkıntılar birer ibret levhaları olarak kaldı.
Mekkeliʹler de kendilerini hakka, doğruya, güzel ahlâka, fazîlet ve adâlete davet eden Hz. Muhammed’i (A. S. ) öz yurdundan sürüp çıkarmayı veya vücudunu ortadan kaldırmayı plânlıyorlardı. Kurʹân, belirtilen yok etme sebeplerinden birinin de peygamberi yurdundan çıkarmaya azmetmek olduğuna dikkatleri çekerek, Lût Kavmi’nin başına gelen felâketin bir benzerinin Mekkeliʹlerin de başına gelebileceğini işâret yoluyla hatırlatmakta; Hakk’a karşı gelmekten vazgeçmelerini dolaylı şekilde ihtar etmektedir.
Lût Peygamber (A. S. ) kıssasıyla ilgili Tevrat’ta birçok asılsız ve ölçüsüz bilgilere yer verilmiş ve konu asıl mecrasından saptırılmıştır. Özellikle Lût Peygamberʹle kızlarının aynı yatakta yattıkları belirtilir ki, bu sözlerin İlâhî olmadığı kesinlikle anlaşılır. O bakımdan da Kurʹân kıssanın gerçek yüzünü anlatarak hem doğru bilgi verir, hem de insan sözünün karıştırılmasıyla aslından uzaklaştırılan Tevratʹın bu ve benzeri yerlerini tashîh eder. (Bilgi için bak: Tevrat-Tekvîn: 19-1-35)
Nitekim 1670’de filozof Baruch Spinoza -ki bu bir yahudi idi-, adını vermeden yayınladığı «Tractatus theologico-politicus» adlı kitabında şöyle demiştir:
«Kutsal kitap (Tevrat ve İncil)ın, olduğu gibi, bir insana gökten inen Tanrı mektubu olduğuna inanan kişi, hiç şüphesiz beni, Kutsal Ruha karşı günah işlemekle suçlandıracaktır; çünkü ben burada Tanrı kelâmının yanlışlarla dolu, birçok yerleri kesilmiş, değiştirilmiş ve birçok yerlerinde kendi kendisiyle çelişir hale gelmiş olduğunu ileri sürmekteyim. Ama eğer onlar da düşünecek olurlarsa hiç şüphesiz bağırmaktan vazgeçeceklerdir. » (Hayrullah Örs/Musa ve Yahudilik - Remzi Kitabevi: 4)
Şüphesiz Allahʹtan indirilen kitaplar da, gönderilen peygamberler de her türlü yanlış, ölçüsüz, tutarsız sözlerden pak ve temizdirler. Özellikle peygamberlerin «ismet» sıfatı söz konusudur ki, onlar bu sıfatla her türlü günahlardan korunmuşlardır.
İşte böylece hak ile bâtıl mücadelesi sürüp gitmekte; kendini imân ciddiyeti ve samimiyetiyle hakka verenlerin galibiyetiyle noktalanmaktadır. Çünkü âlemlerin Rabbi olan Allah çok üstündür, çok kudretlidir ve çok merhametlidir. Her işi hikmetle, adaletledir. O, zulmü hem kendisine, hem de bizim aramızda haram kılmıştır. Asıl haksızlık yapan insanlardır.
OLAYIN TARİHÎ YÖNÜ
Gerek İbrahim Peygamber (A. S. ), gerekse Lût Peygamber (A. S. ) hakkında tarihçiler farklı tesbitlerde bulunmuşlardır. Ama Lût Gölüʹnün deniz seviyesinden 392 metre aşağıda olduğunu dikkate alan ilim adamlarının ciddi araştırmaları bazı ip uçlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Müfessir Merâğîʹnin nakline göre, Ürdün Nehriʹnin uzandığı vadide Sodom ve Amureʹde yapılan kazılarda birtakım tarihî kalıntılara rastlanmıştır. İbrahim ve Lût Peygamberlerin M. Ö. yaklaşık 2000 yıllarında yaşadıkları da bu yörede elde edilen bazı belgelerden anlaşılmıştır. Böylece şehrin önemli bir kısmının çökmesi neticesinde Lût gölünün oluştuğu sanılmaktadır. Allah daha iyisini bilir.
Kurʹân-ı Kerîmʹde Lût kıssasına da geniş yer verilmiş ve yaklaşık yirmi yedi yerde anılmıştır. Ancak her defasında ayrı bir öğüt, değişik bir safha ve ibretli bir bölümü nakledilmek suretiyle olaya karşı hem idrâkler uyanık tutulmuş, hem de hafızalarda yer eden izlerin derinleşmesi sağlanmıştır. (Bilgi için bak: A’raf Sûresi: 80, Hud Sûresi: 70-89, Hicr Sûresi: 59-61, Hac Sûresi: 43, Nemi Sûresi: 56, Ankebut Sûresi: 26, Enbiyâ Sûresi: 71-74. âyetlerin tefsiri)
LÛT KISSASINDAN MESAJLAR
Bu kıssa ile diğerlerinin baş kısmında verilen mesajların bir benzeri ve fazla olarak da mü’minlere şu mesajlar verilmektedir:
1- Kadınlarla meşru evlenmeyi ve teması bırakıp erkeğin erkeğe şehvetle meyletmesi; iyice insanlık, din, ahlâk, edep, terbiye, iffet ve namus sınırlarını aşmaktır.
2- Böylece meşru sınırları aşan sapıkları doğru yola irşat etmek, hakkın sesini onlara duyurmak çok zordur. Çünkü öylelerinin nefis ve şehveti akıl ve idrâklerinin önünde yürümektedir.
3- Allah’a dosdoğru imân eden mü’minin, ailesinden birinin inkârcı, sapık, ahlâksız ve iffetsiz çıkması, o müʹmin hakkında bir değerlendirme ölçüsü sayılmaz. Şu şartla ki, müʹmin Hakk’ın sesini onlara duyurmak için gereken dinî öğretim ve eğitim imkânını kullanmışsa..
O bakımdan Âdem Peygamber, oğlu Kabil ile; Nuh Peygamber, inkâr üzere kalıp tufanda boğulan oğlu ile, İbrahim Peygamber, babası Azer ile; Lût Peygamber, ahlâksızlardan yana olan eşiyle kınanamaz.
4- İnkâr, azgınlık ve cinsel sapıklığın yaygınlaştığı her ülke, yıkılıp yok olmanın eşiğine gelmiş sayılır.
Günümüzde homoseksüellerin özellikle Batı ülkelerinde her geçen gün çoğalması ve cinsel sapıklığın iyice yayılması, o toplumu kemiren bir kanser halini almıştır. O kadar ki, başta İngiltere olmak üzere bazı ülkeler bu cinsel sapıklara yasal haklar tanımak sûretiyle çirkin fiillerine meşruluk kazandırmışlardır.
Bu, medenî geçinen ve ekonomik kalkınmayı tek amaç seçip dünya ile âhiret arasında ciddi hiçbir irtibat ve köprü kurmayan, yani yetişmekte olan genç kuşaklara bu konuda ciddi bir eğitim vermeyen o milletlerin, -eğer dönüş yapıp ciddi tedbir almazlarsa- yakın gelecekte baş aşağı geleceklerinin en açık belirtisi sayılır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıda geçen âyetlerle cinsel sapıklığın en çirkinini kendi aralarında yaygınlaştıran ve peygamber öğüdüne kulak vermeyen Sodomluʹların inkâr ve ahlâksızlığı konu edildi ve içine düştükleri ahlâksızlığın onları İlâhî gazaba çarptırarak yeryüzünden silip belirsiz hale getirdiği anlatıldı. Böylece Mekke’de Allahʹa inananlara her türlü zulüm ve sataşmayı mubah sayan müşriklerin de günlerinin sayılı olduğuna işâret edildi.
Aşağıdaki âyetlerle, yine Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz ve arkadaşları teselli edilerek bir diğer tarihî olay konu ediliyor: Şuayb Peygamberʹle Eykeliʹler, yani ormanlık bölgede yaşayan Medyen halkı arasında geçen mücadele misal veriliyor. Hem Allahʹı ve âhireti inkâr eden, hem de insan haklarına tecavüzü sanat haline getiren o milletin de, -Peygamber teblîğ ve irşadına kulak vermedikleri için- İlâhî hışma uğradıkları açıklanıyor. Aynı zamanda Mekkeli azgın müşrikler uyarılıyor.