← Sureler

Mushaf — 374. Sayfa

‹
/ 604
›
26. Şuara Suresi

Lut'un kavmi de peygamberleri yalanladı.

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ

keƶƶebet ḳavmu lūTin l-murselīne

Hani kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَ

iƶ ḳāle lehum eḣūhum lūTun elā tetteḳūne

"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

اِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ اَمِينٌ

innī lekum rasūlun emīnun

"Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُونِ

fe tteḳū (a)llahe ve eTīǔni

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

وَمَا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمِينَ

ve mā eselukum ǎleyhi min ecrin in ecriye illā ǎlā rabbi l-ǎālemīne

(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."

اَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

e te'tūne ƶ-ƶukrāne mine l-ǎālemīne / ve teƶerūne mā ḣaleḳa lekum rabbukum min ezvācikum bel entum ḳavmun ǎādūne

Dediler ki: "Ey Lut! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!"

قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَالُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ

ḳālū le in lem tentehi yā lūTu le tekūnenne mine l-muḣracīne

Lut, şöyle dedi: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım."

قَالَ اِنِّي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالِينَ

ḳāle innī li ǎmelikum mine l-ḳālīne

"Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar."

رَبِّ نَجِّنِي وَاَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ

rabbi neccinī ve ehlī mimmā yeǎ'melūne

(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَعِينَ اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ

fe necceynāhu ve ehlehu ecmeǐyne / illā ǎcūzen fī l-ğābirīne

Sonra diğerlerini helak ettik.

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَرِينَ

ṧumme demmernā l-āḣarīne

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرِينَ

ve emTarnā ǎleyhim meTaran fe sā'e meTaru l-munƶerīne

Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

inne fī ƶālike le āyeten ve mā kāne ekṧeruhum mu'minīne

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

ve inne rabbeke le huve l-ǎzīzu r-raHīmu

Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

كَذَّبَ اَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِ الْمُرْسَلِينَ

keƶƶebe eSHābu l-eyketi l-murselīne

Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ اَلَا تَتَّقُونَ

iƶ ḳāle lehum şuǎybun elā tetteḳūne

"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

اِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ اَمِينٌ

innī lekum rasūlun emīnun

Artık, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُونِ

fe tteḳū (a)llahe ve eTīǔni

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

وَمَا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمِينَ

ve mā eselukum ǎleyhi min ecrin in ecriye illā ǎlā rabbi l-ǎālemīne

"Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."

اَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ

evfū l-keyle ve lā tekūnū mine l-muḣsirīne

"Doğru terazi ile tartın."

وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ

ve zinū bi l-ḳisTāsi l-musteḳīmi

"İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدِينَ

ve lā tebḣasū n-nāse eşyā'ehum ve lā teǎ'ṧev fī l-erDi mufsidīne