Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاقِينَ
Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِرِينَ
Alemler içinde Nuh'a selam olsun!
سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı.
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
Sonra biz, diğerlerini suda boğduk.
ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَرِينَ
Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi.
وَاِنَّ مِنْ شِيعَتِهِ لَاِبْرٰهِيمَ
Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.
اِذْ جَاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"
اِذْ قَالَ لِاَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَاذَا تَعْبُدُونَ
"Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"
اَئِفْكًا اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُرِيدُونَ
"O halde, alemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"
فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
(88-89) İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِ فَقَالَ اِنِّي سَقِيمٌ
Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.
فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِرِينَ
İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"
فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَ
"Ne diye konuşmuyorsunuz?"
مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ
Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَمِينِ
Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.
فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ
İbrahim, şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"
قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ
"Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır."
وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.
قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَاَلْقُوهُ فِي الْجَحِيمِ
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.
فَاَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَلِينَ
İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."
وَقَالَ اِنِّي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبِّي سَيَهْدِينِ
"Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla."
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ
Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَابُنَيَّ اِنِّٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنِّٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰى قَالَ يَاأَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرِينَ