← Sureler

Mushaf — 365. Sayfa

‹
/ 604
›
25. Furkan Suresi

Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

ve mā erselnāke illā mubeşşiran ve neƶīran

De ki: "Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum."

قُلْ مَا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّهِ سَبِيلًا

ḳul mā eselukum ǎleyhi min ecrin illā men şā'e en yetteḣiƶe ilā rabbihi sebīlen

Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak O yeter!

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفٰى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا

ve tevekkel ǎlā l-Hayyi elleƶī lā yemūtu ve sebbiH bi Hamdihi ve kefā bihi bi ƶunūbi ǐbādihi ḣabīran

Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulan Rahman'dır. Sen bunu haberdar olana sor!

اَلَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِهِ خَبِيرًا

elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe ve mā beynehumā fī sitteti eyyāmin ṧumme stevā ǎlā l-ǎrşi r-raHmānu fe sel bihi ḣabīran

Onlara, "Rahman'a secdeye kapanın denildiğinde "Rahman da nedir? Senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve bu onların nefretini artırır.

وَاِذَا قِيلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُورًا

ve iƶā ḳīle lehumu scudū li r-raHmāni ḳālū ve mā r-raHmānu e nescudu li mā te'murunā ve zādehum nufūran

Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.

تَبَارَكَ الَّذِي جَعَلَ فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُنِيرًا

tebārake elleƶī ceǎle fī s-semāi burūcen ve ceǎle fīhā sirācen ve ḳameran munīran

O, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.

وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يَذَّكَّرَ اَوْ اَرَادَ شُكُورًا

ve huve elleƶī ceǎle l-leyle ve n-nehāra ḣilfeten li men erāde en yeƶƶekkera ev erāde şukūran

Rahman'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, "selam!" der (geçer)ler.

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

ve ǐbādu r-raHmāni (e)lleƶīne yemşūne ǎlā l-erDi hevnen ve iƶā ḣāTabehumu l-cāhilūne ḳālū selāmen

Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.

وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا

ve(e)lleƶīne yebītūne li rabbihim succeden ve ḳiyāmen

Onlar, şöyle diyenlerdir: "Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!"

وَالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا

ve(e)lleƶīne yeḳūlūne rabbenā Srif ǎnnā ǎƶābe cehenneme inne ǎƶābehā kāne ğarāmen

"Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası."

اِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا

innehā sā'et musteḳarran ve muḳāmen

Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.

وَالَّذِينَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا

ve(e)lleƶīne iƶā enfeḳū lem yusrifū ve lem yeḳturū ve kāne beyne ƶālike ḳavāmen