يَأْذَنَ kelimesinin geçtiği ayetler
Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden يأذن formunun kendisi aranıyor.
İlgili Ayetler (3)
Yusuf 12:80يَأْذَنَye'ƶeneizin verinceye
فَلَمَّا اسْتَيْـَٔسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ اَلَمْ تَعْلَمُوا اَنَّ اَبَاكُمْ قَدْ اَخَذَ عَلَيْكُمْ مَوْثِقًا مِنَ اللّٰهِ وَمِنْ قَبْلُ مَا فَرَّطْتُمْ فِي يُوسُفَ فَلَنْ اَبْرَحَ الْاَرْضَ حَتّٰى يَأْذَنَ لِي اَبِٓي اَوْ يَحْكُمَ اللّٰهُ لِي وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِمِينَ
fe lemmā steyesū minhu ḣaleSū neciyyen ḳāle kebīruhum e lem teǎ'lemū enne ebākum ḳad eḣaƶe ǎleykum mevṧiḳan mine (a)llahi ve min ḳablu mā ferraTtum fī yūsufe fe len ebraHa l-erDe Hattā ye'ƶene lī ebī ev yeHkume (a)llahu lī ve huve ḣayru l-Hākimīne
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır."
Şura 42:21يَأْذَنْye'ƶenizin vermediği
اَمْ لَهُمْ شُرَكٰٓؤُ۬ا شَرَعُوا لَهُمْ مِنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَنْ بِهِ اللّٰهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ
em lehum şurakā'u şeraǔ lehum mine d-dīni mā lem ye'ƶen bihi (a)llahu ve levlā kelimetu l-feSli le ḳuDiye beynehum ve inne Z-Zālimīne lehum ǎƶābun elīmun
Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer (cezaların ertelenmesine dair) kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zalimler için elem dolu bir azap vardır.
Necm 53:26يَأْذَنَye'ƶeneizin vermesinden
وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَرْضٰى
ve kem min melekin fī s-semāvāti lā tuğnī şefāǎtuhum şey'en illā min beǎ'di en ye'ƶene (a)llahu li men yeşā'u ve yerDā
Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.