فَاِنِّي kelimesinin geçtiği ayetler

Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden فاني formunun kendisi aranıyor.

İlgili Ayetler (6)

Bakara 2:186فَاِنِّيfe innīşüphesiz ben

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَاِنِّي قَرِيبٌ اُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

ve iƶā seeleke ǐbādī ǎnnī fe innī ḳarībun ucību deǎ'vete d-dāǐ iƶā deǎāni fe l yestecībū lī ve l yu'minū bī leǎllehum yerşudūne

Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

Maide 5:115فَاِنِّٓيfe innīben

قَالَ اللّٰهُ اِنِّي مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْ فَمَنْ يَكْفُرْ بَعْدُ مِنْكُمْ فَاِنِّٓي اُعَذِّبُهُ عَذَابًا لَا اُعَذِّبُهُٓ اَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ

ḳāle (a)llahu innī munezziluhā ǎleykum fe men yekfur beǎ'du minkum fe innī uǎƶƶibuhu ǎƶāben lā uǎƶƶibuhu eHaden mine l-ǎālemīne

Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse, artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti.

Hud 11:3فَاِنِّٓيfe innīgerçekten ben

وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا اِلَيْهِ يُمَتِّعْكُمْ مَتَاعًا حَسَنًا اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى وَيُؤْتِ كُلَّ ذِي فَضْلٍ فَضْلَهُ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنِّٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ كَبِيرٍ

ve eni steğfirū rabbekum ṧumme tūbū ileyhi yumettiǎ'kum metāǎn Hasenen ilā ecelin musemmen ve yu'ti kulle ƶī feDlin feDlehu ve in tevellev fe innī eḣāfu ǎleykum ǎƶābe yevmin kebīrin

Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O'na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum.

Kehf 18:63فَاِنِّيfe innīgerçekten ben

قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنِّي نَسِيتُ الْحُوتَ وَمَا اَنْسَانِيهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ اَنْ اَذْكُرَهُ وَاتَّخَذَ سَبِيلَهُ فِي الْبَحْرِ عَجَبًا

ḳāle e raeyte iƶ eveynā ilā S-Saḣrati fe innī nesītu l-Hūte ve mā ensānīhu illā ş-şeyTānu en eƶkurahu ve tteḣaƶe sebīlehu fī l-baHri ǎceben

Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.

Neml 27:11فَاِنِّيfe innīşüphesiz ben

اِلَّا مَنْ ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًا بَعْدَ سُوءٍ فَاِنِّي غَفُورٌ رَحِيمٌ

illā men Zeleme ṧumme beddele Husnen beǎ'de sū'in fe innī ğafūrun raHīmun

"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."

Tur 52:31فَاِنِّيfe innīelbette ben de

قُلْ تَرَبَّصُوا فَاِنِّي مَعَكُمْ مِنَ الْمُتَرَبِّصِينَ

ḳul terabbeSū fe innī meǎkum mine l-muterabbiSīne

Onlara de ki: "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."