Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

وَمَا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاءَ وَيُقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ

ve mā umirū illā li yeǎ'budū (a)llahe muḣliSīne lehu d-dīne Hunefā'e ve yuḳīmū S-Salāte ve yu'tū z-zekāte ve ƶālike dīnu l-ḳayyimeti

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māoysa
2اُمِرُٓواumirūا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemredilmedi
3اِلَّاillādışında (bir şey)
4لِيَعْبُدُواli yeǎ'budūع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk etmeleri
5اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
6مُخْلِصِينَmuḣliSīneخ ل صSaf/hakiki/karışımsız/berrak olmak, güvende/emniyette/utanç veya zorluk ya da yıkımdan uzak olmak, insanların yanından çekilmek/ayrılmak, gelmek/yaklaşmak/ulaşmak, bir şeyi berrak veya saf yapmak, açıklamak/izah etmek/yorumlamak, birisiyle karşılıklı saflıkla davranmak, saf ve samimi olmak, bir şeyi veya kişiyi tamamen kendine mal etmek, saf ve samimi şekilde inanmak (ikiyüzlülükten uzak).halis kılarak
7لَهُlehukendilerine
8الدِّينَd-dīneد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dini
9حُنَفَاءَHunefā'eح ن فBir yana eğilmek, meyletmek veya gerilemek, hatadan doğru yola dönmek, doğru dine meyletmek, bir tarafta sağlam durmak, yanlış dinden ayrılıp doğruya dönmek, İbrahim'in kanununa göre hareket etmek, put ibadetinden uzaklaşmak, dini hizmetlere kendini adamak veya uygulamak, doğru bir duruma veya eğilime sahip olmak veya meyletmek.birleyerek
10وَيُقِيمُواve yuḳīmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve -doğrulmaları
11الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
12وَيُؤْتُواve yu'tūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve vermeleri
13الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı
14وَذٰلِكَve ƶālikeve budur
15دِينُdīnuد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.-yargı/din
16الْقَيِّمَةِl-ḳayyimetiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhdoğrulacağın-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ancak özleri hâlis olarak ve onun gerçek dînine uyarak Allah'a kulluk etmeleri emredildi onlara, doğru olmaları emredildi ve namaz kılmaları ve zekât vermeleri ve işte budur hükümleri sâbit doğru kitaplardaki din de.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve ancak özleri hâlis olarak ve onun gerçek dînine uyarak Allahʼa kulluk etmeleri emredildi onlara, doğru olmaları emredildi ve namaz kılmaları ve zekât vermeleri ve işte budur hükümleri sâbit doğru kitaplardaki din de.

Adem Uğur

Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.

Ahmed Hulusi

Oysaki onlar, Hanifler olarak Dini O'na (yalnız Allah'a) halis kılarak; Allah'a kulluk yapmalarından, salatı ikame etmelerinden ve zekatı vermelerinden başka bir şeyle emir olunmadılar. . . İşte budur Din-i Kayyim (geçerli hak din - sistem)!

Ahmet Tekin

Halbuki, onların da, yalnız Hakka ve tevhide yönelerek, Allah’ın dinini ve düzenini içtenlikle benimseyerek samimiyetle toplumlarında uygulayıp, Allah’a kulluk ve ibâdet etmeleri, O’nun şeriatına bağlanmaları, O’na boyun eğmeleri, namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılmaları, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlıklı bir toplumun dini, insanlığı, insanî değerleri ayakta tutacak hak din, zamanla değişmeyen tabiî hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen, medeniyet budur.

Ahmet Varol

Oysa onlar dini yalnız O'na halis kılan hanifler olarak Allah'a kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı. İşte dosdoğru din de budur.

Ali Bulaç

Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.

Ali Fikri Yavuz

Halbuki onlar, ancak Allah’a, O’nun dininde ihlâs sahibleri olarak, diğer bâtıl dinlerden İslâm’a yönelerek ibadet etsinler, namazı gereği üzre kılsınlar ve zekâtı versinler diye emrolunmuşlardı. İşte bu emredildikleri şey, dosdoğru hak dindir.

Ali Rıza Safa

Üstelik onlara, dini yalnızca Allah'a içtenlikle özgüleyerek O'na hizmet etmek, namazı kılmak ve zekatı vermek dışında bir buyruk verilmemişti. Dinin kaynağı ve dayanağı, işte budur.

Bayraktar Bayraklı

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur.

Bekir Sadak

Oysa onlar, dogruya yonelerek, dini yalniz Allah'a has kilarak O'na kulluk etmek, namazi kilmak ve zekati vermekle emrolunmuslardi. Dosdogru olan din de budur.

Celal Yıldırım

Halbuki onlar ancak dini O'na (Allah'a) has kılmak, bâtıldan uzak, Hakk'a yönelerek Allah'a kulluk etmekle, namaz kılmakla, zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. İşte en âdil, en sağlam hükümler taşıyan din budur '

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Halbuki onlara, Allah’a kulluk etmeleri, Hanîfler olarak O’na yürekten inanıp boyun eğmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emredilmişti. Doğru din de işte budur.

Diyanet İşleri

Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Diyanet İşleri (eski)

Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.

Diyanet Vakfi

Halbuki onlara ancak, dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Halbuki onlar, dini sadece Allah'a tahsis ederek, Allah'ı birleyerek, ancak Allah'a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Oysa onlar, hakka tapan, Allah'ı birleyiciler olarak dini yalnızca Allah'a tahsis edip Allah'a ibadet etsinler, namazı dosdoğru kılsınlar ve zekatı versinler diye emrolunmuşlardı ancak. İşte odur dosdoğru din!

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki onlar ancak şununla emr olunmuşlardı: hakperest müvahhid (hanifler) olarak dini Allah için halis kılarak yalnız Allaha ıbadet etsinler ve namazı dürüst kılsınlar ve zekatı versinler ve odur "dini kayyime"

Erhan Aktaş

Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten, zekatı yapmaktan başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten, zekatı yapmaktan başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oysa Allah'a kulluktan ve dini hanifler olarak O'na has kılmaktan ve salatı ikame etmekten, zekatı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte doğru din budur.

Fizilal-il Kuran

Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.

Gültekin Onan

Oysa onlara, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler olarak sadece Tanrı'ya kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkası buyrulmadı. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.

Hamdi Döndüren

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah’a hâlis kılıp O’nu birleyerek Allah’a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte dosdoğru din budur.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onlar Allaha, Onun dininde ihlas (ve samimiyyet) erbabı ve muvahhidler olarak, ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekatı vermelerinden başkasıyle emr olunmamışlardı. En doğru din de bu idi.

Hasib Asutay

Oysa onlara, dini yalnız, ona has kılarak ve hanifler (2) olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları, zekât vermeleri emredilmişti. İşte doğru din budur. (2. Hanif, eğriliğe sapmaksızın doğru yoldan giden demektir. Terim olarak, Hz. İbrahim'in dini üzerine olan kişiye denir.)

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (onlara) ancak, dinde ihlâslı (samîmî) kimseler, hakka yönelmişler olarak O’nun (rızâsı) için yalnız Allah’a kulluk etmeleri, namazı hakkıyla edâ etmeleri ve zekât vermeleri emrolunmuştu. İşte bu ise, doğru dindir!

İbni Kesir

Halbuki onlar; doğruya yönelerek, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. En doğru din de işte budur.

Mehmet Okuyan

(Oysa) dini yalnız O’na özgü kılarak, hanîfler (Allah’ı birleyenler) olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri kendilerine özellikle emredilmişti. İşte sağlam din budur.

Muhammed Esed

Oysa kendilerine yalnızca Allah'a ibadet etmeleri, bütün içtenlikleriyle yalnız O'na iman ederek batıl olan her şeyden uzak durmaları; namazlarında dikkatli ve devamlı olmaları; ve karşılıksız harcamada bulunmaları emrolunmuştu çünkü bu, doğruluğu kesin ve açık olan bir ahlaki değerler sistemidir.

Mustafa İslamoğlu

Oysa kendileri yalnızca Allah'a kulluk etmek, din koyma yetkisinin sadece O'na mahsus olduğuna iman edip batıl olan her şeyden uzak durmak, ibadeti hakkıyla eda etmek, arınmak ve artmak için verilmesi gerekeni vermekle emrolunmuşlardı: İşte insanlığın ebedi değerler sistemi budur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, onlar emrolunmadılar, ancak dinde ihlas sahipleri, muvahhidler olarak ibadet etsinler ve namazı dosdoğru kılsınlar ve zekâtı versinler (diye emrolunmuşlardır). Ve işte en doğru din de budur.

Ömer Öngüt

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a has kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları, zekât vermeleri emredilmişti. Bu dimdik ayakta duran bir dindir.

Suat Yıldırım

Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah’a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifâ etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur.

Süleyman Ateş

Oysa kendilerine, dini yalnız Allah'a halis kılıp O'nu birleyerek Allah'a kulluk etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte doğru din oydu.

Süleymaniye Vakfı

Halbuki (tıpkı bu kitapta emredildiği gibi) onlara da Allah'ın dinine bir şey katmadan doğrudan doğruya O'na kulluk etmeleri, namazı düzgün ve sürekli kılmaları, zekatı vermeleri dışında bir şey emredilmemişti. İşte bu dosdoğru dindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara (resullerimiz tarafından) sadece şu emir verilmiştir: Allah'ın dinine bir şey katıştırmadan yalnız O'na kulluk edin; namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı da verin. İşte doğru din budur.

Şaban Piriş

Onlar, sadece dini/otoriteyi Allah'a has kılan hanifler olarak ona kulluk etmek, namazı kılmak, zekatı vermek ile emrolunmuşlardı. İşte dosdoğru din budur.

Tefhim-ul Kuran

Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekâtı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam olan) din budur.

Ümit Şimşek

Oysa onlar sadece bâtıl dinlerden uzaklaşarak saf bir inançla Allah'a kulluk etmek, namaz kılmak ve zekât vermekle emrolunmuşlardı ki, dosdoğru din de zaten budur.

Yaşar Nuri Öztürk

Oysa ki onlara, dini yalnız O'na özgüleyerek, dosdoğru yürüyen kişiler halinde sadece Allah'a ibadet etmeleri, namazı kılmaları, zekatı vermeleri emredilmişti. İşte budur doğru, eskimez ve aşınmaz din.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Halbuki onlara əmr edilmişdir ki, Allaha – dini yalnız Ona məxsus edərək, batildən haqqa (islama) dönərək – ibadət etsinlər, namaz qılıb zəkat versinlər. Doğru-düzgün din budur!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihnen wurde nur geboten, Gott allein aufrichtig zu dienen, die Irrlehren zu meiden, auf dem geraden Weg zu beharren, das Gebet zu verrichten und die Zakat-Abgaben zu entrichten. Das ist die Religion der rechtgeleiteten Gemeinschaft.

Almanca — Der Edle Quran

Und nichts anderes wurde ihnen befohlen, als nur Allah zu dienen und (dabei) Ihm gegenüber aufrichtig in der Religion (zu sein), als Anhänger des rechten Glaubens, und das Gebet zu verrichten und die Abgabe zu entrichten; das ist die Religion des rechten Verhaltens.

Almanca — M. A. Rassoul

Und doch war ihnen nichts anderes befohlen worden, als Allah treu in lauterem Glauben zu dienen und das Gebet zu verrichten und die Zakah zu entrichten. Und das ist die Religion der Geradlinigkeit.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ihnen wurde nicht geboten außer, daß sie ALLAH dienen - aufrichtig im Din Ihm gegenüber als Hanif - das rituelle Gebet ordnungsgemäß verrichten und die Zakat entrichten. Und dies ist der Din der Geradlinigkeit .

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet they have been commanded to worship no one but Allah and Him alone to revere, and to be true exclusively to the Faith and renounce idolatry, to impel themselves to freedom from dissimulation and to be sincere and to observe prayers and pay alms- Such is the religion approved by Allah and its path leads mankind to wisdom and piety, and induces them to discharge the duties naturally owed to Him-

Abdul Haleem

though all they are ordered to do is worship God alone, sincerely devoting their religion to Him as people of true faith, keep up the prayer, and pay the prescribed alms, for that is the true religion.

Abdullah Yusuf Ali

And they have been commanded no more than this: To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith); to establish regular prayer; and to practise regular charity; and that is the Religion Right and Straight.

Abul A'la Maududi

Yet all that they had been commanded was that they serve Allah, with utter sincerity, devoting themselves exclusively to Him, and that they establish Prayer and pay Zakah. That is the Right Faith.

Aisha Bewley

They were only ordered to worship Allah, making their deen sincerely His as people of pure natural belief, and to establish salat and pay zakat – that is the deen of the correct.

Al-Hilali & Khan

And they were commanded not, but that they should worship Allâh, and worship none but Him Alone (abstaining from ascribing partners to Him), and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât) and give Zakât, and that is the right religion.

Ali Quli Qarai

Yet they were not commanded except to worship Allah, dedicating their faith to Him as men of pure faith, and to maintain the prayer and pay the zakāt. That is the upright religion.

Amatul Rahman Omar

(They have done it) though (in Islam) they were enjoined nothing more than to serve Allâh, bearing true faith in Him, (and) being upright, and to observe Prayer and to keep on presenting the Zakât. That is the true and firm conduct of faith.

Arthur John Arberry

They were commanded only to serve God, making the religion His sincerely, men of pure faith, and to perform the prayer, and pay the alms -- that is the religion of the True.

Bijan Moeinian

All was asked from them was to serve God, being sincere to him in obedience, Worship God on regular basis, engage in charitable actions; This is what the true religion is.

E. Henry Palmer

But they were not bidden aught but to worship God, being sincere in religion unto Him as Hanifs, and to be steadfast in prayer, and to give alms: for that is the standard religion.

Edip-Layth

They were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheism, and hold the contact prayer and contribute towards betterment. Such is the valuable system.

George Sale

And they were commanded no other in the scriptures than to worship God, exhibiting unto him the pure religion, and being orthodox; and to be constant at prayer, and to give alms: And this is the right religion.

Hamid S. Aziz

But they were bidden nothing but to worship Allah, being sincere in religion unto Him as 'Hanifs', and to be steadfast in prayer, and to give alms: for that is the true religion.

Mahmoud Ghali

And in no way were they commanded anything except to worship Allah, making the religion His faithfully (and) unswerving, and to keep up prayer, and bring the Zakat; (i. e., pay the poor-dues) and that is the Religion most upright.

Marmaduke Pickthall

And they are ordered naught else than to serve Allah, keeping religion pure for Him, as men by nature upright, and to establish worship and to pay the poor-due. That is true religion.

Mohamed Ahmed - Samira

They were commanded only to serve God with all-exclusive faith in Him, to be upright, and to fulfil their devotional obligations, and to give zakat; for this is the even way.

Muhammad Asad

And withal, they were not enjoined aught but that they should worship God, sincere in their faith in Him alone, turning away from all that is false; and that they should be constant in prayer; and that they should spend in charity: for this is a moral law endowed with ever-true soundness and clarity.

Mustafa Khattab

even though they were only commanded to worship Allah ˹alone˺ with sincere devotion to Him in all uprightness, establish prayer, and pay alms-tax. That is the upright Way.

Progressive Muslims

And they were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheists, and hold the contact-method and contribute towards betterment. Such is the valuable system.

Sahih International

And they were not commanded except to worship Allah, [being] sincere to Him in religion, inclining to truth, and to establish prayer and to give zakah. And that is the correct religion.

Sam Gerrans

And they were commanded only to serve God, sincere to Him in doctrine, inclining to truth; and to uphold the duty, and to render the purity — and that is the doctrine of the upright.

Shabbir Ahmed

And they were commanded no more than to serve Allah, keeping religion pure for Him - turning away from all that is false, as men of reason upright. And to establish the Divine System, and set up the Just Economic Order of Zakat. For, that is the Perfect System of Life.

Syed Vickar Ahamed

And they have been commanded no more than this: To worship Allah, offering Him sincere devotion, being true (in faith); To establish regular prayer; And to practice regular charity: And that is the religion right and straight.

Taqi Usmani

while they were not ordered but to worship Allah, making their submission exclusive for him with no deviation, and to establish Salāh and pay Zakāh. That is the way of the straight religion.

The Monotheist Group

And they were not commanded except to serve God and be loyal to His system, monotheists, and hold the contact prayer and contribute towards purification. Such is the valuable system.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew bes hatibûn fermankirin ku ew îbadetê Xwedê bikin, di dînê Xwedê de dilbaş û dilsoj bin, berê xwe ji her baweriya pûç vegerînin û berê xwe bidin riya Xwedê, bi awayê pêdivî nimêj bikin û zekata malê xwe bidin. Ha ev e dînê rast û durist.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hun werd slechts bevolen God te dienen en daarbij als aanhangers van het zuivere geloof de godsdienst geheel aan Hem te wijden en de salaat te verrichten en de zakaat te geven. Dat is de juiste godsdienst.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En in de schriften werd hun niets anders bevolen dan God te aanbidden, Hem den zuiveren godsdienst te wijden en vroom te zijn, en standvastig in het gebed te wezen en aalmoezen te geven; en dit is de ware godsdienst.

Hollandaca — Siregar

Zij werden niets anders bevolen dan Allah met zuivere aanbidding te aanbidden, als Hoenafâ. En (ook) de shalât te verrichten en de zakât te geven en dat is de rechte godsdienst.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Они разделились по своей злобе и зависти), а (хотя) было повелено им только служить Аллаху, делая исключительным для Него Веру [поклонение и служение] как ханифы [доисламские единобожники], совершать молитву (так, как повелел Аллах), давать обязательную милостыню [закят]. Это [признание поклонения и служения только Аллаху, своевременное исполнение молитв, выплата обязательной милостыни нуждающимся рабам Аллаха] – вера прямоты [Истинная Вера и Закон Аллаха]!

Rusça — Osmanov

Им было велено лишь одно - поклоняться Аллаху, в искренней вере и будучи ханифами, совершать обрядовую молитву, раздавать закат. Это и есть истинная вера.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men inga andra påbud gavs dem än att dyrka Gud med ren och uppriktig tro liksom de som i gångna tider sökte sanningen, och att förrätta bönen och att hjälpa de behövande. Detta är den sanna, i människans natur nedlagda religionens klara och evigt giltiga (påbud).