Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُ

ve mā teferraḳa (e)lleƶīne ūtū l-kitābe illā min beǎ'di mā cā'ethumu l-beyyinetu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2تَفَرَّقَteferraḳaف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.ayrılığa düşmediler
3الَّذِينَ(e)lleƶīneolanlar
4اُو۫تُواūtūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekverilmiş
5الْكِتَابَl-kitābeك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitap
6اِلَّاillāancak (düştüler)
7مِنْmin
8بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme(ondan) sonra
9مَاne ki
10جَاءَتْهُمُcā'ethumuج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakkendilerine geldi
11الْبَيِّنَةُl-beyyinetuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık kanıt

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ancak kendilerine apaçık kesin bir delil geldikten sonradır ki aykırılığa düştüler, kendilerine kitap verilmiş olanlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve ancak kendilerine apaçık kesin bir delil geldikten sonradır ki aykırılığa düştüler, kendilerine kitap verilmiş olanlar.

Adem Uğur

Kendilerine kitap verilenler ancak o açık delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Ahmed Hulusi

Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine o beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Ahmet Tekin

İşte bundan sonra, müjdelenen peygamberin, kendi içlerinden görevlendirilmeyip, âdil önder Muhammed’in hak delil Kuran ile tebliğe başlamasından sonra, kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlar ihtilâf çıkardılar, ayrı baş çektiler, düşman oldular.

Ahmet Varol

Kendilerine kitap verilenler, ancak onlara apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Ali Bulaç

Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.

Ali Fikri Yavuz

Böyle iken, kendilerine kitab verilenler, ancak kendilerine o hüccet (Peygamber, yahud Kur’an) geldikten sonra tefrikaya düştüler. (Kimi peygambere iman etti, kimi inkâr etti, kimi de şübhe içinde bocaladı durdu.)

Ali Rıza Safa

Oysa kitap verilenler, kendilerine Açık Kanıt geldikten sonra ayrılığa sürüklendiler.

Bayraktar Bayraklı

Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Bekir Sadak

Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apacik belge geldikten sonra ayriliga dustuler.

Celal Yıldırım

Kitap (Tevrat ve İncil) verilenler ise, kendilerine ancak bu açık kesin delil geldikten sonra bölünüp ayrıldılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ehl-i kitap ancak kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Diyanet İşleri

Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Diyanet İşleri (eski)

Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Diyanet Vakfi

Kendilerine kitap verilenler ancak o açık delil (Peygamber) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böyle iken o kitap verilmiş olanlar ancak, kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle iken o kitab verilmiş olanlar ancak geldikten sonra ayrıldılar kendilerine o beyyine

Erhan Aktaş

Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Fizilal-il Kuran

Ama, kendilerine kitab verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Gültekin Onan

Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.

Hamdi Döndüren

Ancak, kendilerine kitap verilenler, kendilerine o açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Hasan Basri Çantay

Böyle iken kitab verilmiş olan bunlar, ayrılmadı (lar, ayrılmadılar) da ancak kendilerine o apaşikar hüccet geldikden sonra (ayrıldılar).

Hasib Asutay

Kendilerine kitap verilenler, ancak o açık delil (1) kendilerine geldikten sonra ihtilafa düştüler. (1. Peygamber veya ona bir mucize olarak verilen Kur'an.)

Hayrat Neşriyat

Böyleyken o kitab verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştü.

İbni Kesir

Ama kitab verilmiş olanlar, kendilerine apaçık huccetler geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Mehmet Okuyan

Kendilerine kitap verilenler ancak o beyyine (apaçık bir elçi) kendilerine geldikten sonra ayrılığa düşmüşlerdi.

Muhammed Esed

Ama kendilerine daha önce vahiy verilenler, hakikatin böyle bir kanıtı geldikten sonra (inanç) birlikteliklerini bozdular.

Mustafa İslamoğlu

Ama önceki vahiylerin mensupları durdular durdular da, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Halbuki, kitap verilmiş olanlar; ayrılmış olmadılar, kendilerine o hüccet geldikten sonra tefrikaya düştüler.

Ömer Öngüt

Kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Suat Yıldırım

Ehl-i kitap mensupları, o kesin delil gelinceye kadar bu konuda ihtilaf etmemişlerdi.

Süleyman Ateş

Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine kitap verilenler, ancak onlara o beyyine/ açık delil geldikten sonra bölünüp parçalandılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine kitap verilenler, kendilerine o beyyine (elçi) gelinceye kadar bölünüp parçalanmaz.

Şaban Piriş

Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ayrılığa düştüler.

Tefhim-ul Kuran

Kitap ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.

Ümit Şimşek

Ama kendilerine kitap verilenler, onlara delil geldikten sonra anlaşmazlığa düştüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine/açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kitab verilənlər onlara yalnız aydın bir dəlil gəldikdən sonra firqələrə bölündülər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kitab əhli yalnız özlərinə açıq-aydın dəlil (Peyğəmbər və Qurʼan) gəldikdən sonra (dində) ayrılığa düşdülər (onlardan kimisi Peyğəmbərə iman gətirdi, kimisi onu inkar etdi, kimisi də şəkk-şübhə içində qaldı).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Schriftbesitzer schlugen erst verschiedene Wege ein, nachdem das klare Beweiszeichen zu ihnen gekommen war.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, denen die Schrift gegeben wurde, haben sich nicht eher gespalten, als bis der klare Beweis zu ihnen gekommen ist.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die, denen die Schrift gegeben wurde, waren nicht eher gespalten, alsbis der deutliche Beweis zu ihnen gekommen war.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, denen die Schrift zuteil wurde, wurden nicht uneins außer, nachdem zu ihnen die Deutlichkeit gekommen war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But Ahl AL-Kitab only became divided after they had received this clear divine evidence-

Abdul Haleem

[Yet] those who were given the Scripture became divided only after they were sent [such] clear evi-dence

Abdullah Yusuf Ali

Nor did the People of the Book make schisms, until after there came to them Clear Evidence.

Abul A'la Maududi

Nor did those to whom the Book had been given split up until after the Proof (of the Right Way) had come to them.

Aisha Bewley

Those who were given the Book did not divide into sects until after the Clear Sign came to them.

Al-Hilali & Khan

And the people of the Scripture (Jews and Christians) differed not until after there came to them clear evidence (i.e. Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم and whatever was revealed to him).

Ali Quli Qarai

And those who were given the Book did not divide, except after the proof had come to them.

Amatul Rahman Omar

Those to whom the Scripture was given became divided only after the manifest proof had come to them.

Arthur John Arberry

And they scattered not, those that were given the Book, excepting after the Clear Sign came to them.

Bijan Moeinian

As a matter of fact, those who received the older scriptures did not dispute about the message when it was revealed to them (it happened later when they started to tamper with the scriptures).

E. Henry Palmer

Nor did those who were given the Book divide into sects until after there came to them the manifest sign.

Edip-Layth

Those who had previously received the book did not divide except after the proof came to them.

George Sale

Neither were they unto whom the scriptures were given divided among themselves, until after the clear evidence had come unto them.

Hamid S. Aziz

Nor did those who were given the Book divide into sects until after there came to them the Manifest Sign.

Mahmoud Ghali

And in no way did the ones to whom the Book was brought (become) disunited, except ever after the Supreme Evidence came up to them.

Marmaduke Pickthall

Nor were the People of the Scripture divided until after the clear proof came unto them.

Mohamed Ahmed - Samira

The people of the Book were not divided among themselves till after the clear proof had come to them.

Muhammad Asad

Now those who have been vouchsafed revelation aforetime did break up their unity [of faith] after such an evidence of the truth had come to them.

Mustafa Khattab

It was not until this clear proof came to the People of the Book that they became divided ˹about his prophethood˺—

Progressive Muslims

And those who had previously received the Scripture did not divide except after the proof came to them.

Sahih International

Nor did those who were given the Scripture become divided until after there had come to them clear evidence.

Sam Gerrans

And those given the Writ were divided only after the clear evidence had come to them.

Shabbir Ahmed

Now the People of the Scripture had divided among themselves even when the Evidence of Truth had already come to them.

Syed Vickar Ahamed

The People of the Book did not make religious split until after there came to them Clear Evidence,

Taqi Usmani

And those who were given the Book did not disagree but after the clear proof came to them,

The Monotheist Group

And those who had previously received the Book did not divide except after the proof came to them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux à qui le Livre a été donné ne se sont divisés quʹaprès que la preuve leur fut venue.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku ehlikitêb in, bes piştî ku delîla aşkera ji wan re hat, ketin îxtilafê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij aan wie het boek gegeven is hebben zich pas nadat het duidelijke bewijs tot hen gekomen was opgesplitst.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Nimmer waren zij, aan welke de schriften werden gegeven, onder elkander verdeeld, dan nadat het duidelijke teeken tot hen was gekomen.

Hollandaca — Siregar

En degenen aan wie het Boek is gegeven splitsten zich pas op nadat het duidelijke bewijs tot hen gekomen was.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И разделились [разошлись во мнениях] те, которым было дано Писание [иудеи и христиане] (относительно признания Мухаммада пророком), только после того, как пришло к ним [людям Писания] ясное знамение [после того, как стало ясной Истина].

Rusça — Osmanov

Те, которым было даровано писание, разошлись [относительно миссии Мухаммада] только после того, как к ним явилось ясное знамение.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som i äldre tid fick ta emot uppenbarelser söndrades (i tron) först sedan de nåtts av detta klara vittnesbörd.